GÜNDEM - 07 Ağustos 2025 Perşembe 10:01

Çi börek standartlara göre üretiliyor mu, denetleniyor mu ?

A
A
A
Çi börek standartlara göre üretiliyor mu, denetleniyor mu ?

Çi börek ustası Necati Aslan, Eskişehir’in bu ünlü lezzeti hakkında zaman zaman sosyal medyaya da yansıyan beğenilmemesi yönündeki olumsuz eleştirilerin önüne, belirlenen standartlara uygun üretimle geçilebileceğini anlattı. Aslan, çi böreğe olan ön yargının kalifiyeli elaman eksikliğinden ve yapılan işi gönülden yapmamaktan dolayı olduğunu söyledi.


Çi börek ustası Necati Aslan, Eskişehir’in coğrafi işaret tescilli ürünü olan çi böreğin bazı vatandaşlarda ön yargıyla karşılanmasının sebeplerinden bahsetti. Kalitenin ancak tecrübe ve sevgiyle birleştiğinde ortaya çıkabileceğini vurguladı. Bu işin en önemli yönünün birikim ve tecrübe olduğunu dile getirdi. Aslan, kalitesiz yapılan ürünlerin çi böreğe olan önyargıyı doğurduğuna dikkat çekerek "Herkes bu işi yapıyor, ama layığıyla bu sektörde hizmet veren çi böreği yapan bir elin beş parmağını geçmediğinden dolayı her yerde çi börek yenmez. Bazı vatandaşların çi böreğe olan önyargısını buna bağlıyorum" ifadelerini kullandı.



"İşini sevgiyle yapmadığın zaman müşteriyi memnun edemezsin"


İşi sevgiyle yapmayan birinin müşteriyi memnun edemeyeceğini vurgulayan Aslan, "İşini sevgiyle yapmadığın zaman müşteriyi memnun etmek zordur. Her işletme bu işi layığıyla yapmıyor. Kaliteli ürün için kalifiye eleman şarttır. Müşteriye kaliteli ürün verebilmek için işini iyi yapan eleman gereklidir, çünkü işi yapan tecrübeliyse, tüketici üründen bir o kadar memnun kalır demektir" şeklinde konuştu.


İşletmelerin sorumluluk bilinciyle çalışması gerektiğini belirten Aslan, "Müşteriye kaliteli damak tadını verebilmek ve masadan memnun kalkmasını sağlamak için işletme sorumluluk bilinciyle çalışmalı" dedi.



"Kaliteli çi börek için iyi usta iyi malzeme şart"


Ürün kalitesinin iyi olması için malzemenin kalitesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Aslan, "Ürün kalitesinin öne çıkması için iyi usta, iyi malzeme şart. Eskiden büyüklerimizin yaptığı ekmeklerin tadını başka yerde bulamayışımızın sebebi, eski insanlarımızın o işi sevgiyle yapması ve gönülden yapmasından dolayıdır Bir işi layıkıyla yapmazsan o işten başarı gelmesini beklemek mümkün değil" ifadelerini kullandı.



"El alışkanlığınızın olması lazım çünkü bunun sonucunda ustalık ortaya çıkıyor"


Sektörün zorluğuna da değinen Necati Aslan, ustalık için yılların verilmesi gerektiğini, el alışkanlığının bu süreçte kazanıldığını ifade etti. "Zor bir sektör olduğundan dolayı el alışkanlığınızın olması lazım çünkü bunun sonucunda ustalık ortaya çıkıyor" dedi.



Ustalık belgesi denetimi eleştirisi


Ustalık belgesi denetimlerinin olmamasını da eleştiren Necati Aslan, "Ustalık belgesi denetimi olmadığından herkes bu işi yapabiliyor. Coğrafi işaret almış olan çi börek için işi bilen eleman ve ustalarla çalışılmalı, denetimler yapılmadığı zaman müşteri kaliteli ürünle buluşamıyor" dedi.



"Müşteri bizim için en büyük reklamdır"


Müşteri memnuniyetinin sektördeki en güçlü reklam aracı olduğunu vurgulayan Aslan, "Müşteriye güzel ürün sunulduğunda, gittiği yerlerde bunu anlattığından dolayı müşteri bizim için en büyük reklamdır, bu kartopu gibi büyüyecektir" ifadelerini kullandı.



Çi böreğin tescil edilen tanımı ve olması gereken bazı özellikleri


Türk Patent Kurumu tarafından 2012 yılında ’Coğrafi İşaret Tescili’ yapılan çi böreğin tanımı ve ayırt edici bazı özellikleri ise kısaca şöyle;


"Çiğbörek genel olarak un, su ve tuzdan oluşan hamurun dinlendirilip açıldıktan sonra; kıyma, soğan, tuz, su ve karabiber ile hazırlanan iç malzemesinin konularak kızgın yağda pişirilmesi ile elde edilen bir börek çeşididir. Çiğbörek hamurunda yüzde 70 oranında böreklik ve yüzde 30 oranında ekmeklik un karıştırılarak kullanılır. Dinlendirilen hamurlar merdane ile 20 cm çapında ve bir milimetre kalınlığında açılır. Beş kg. yağsız kıyma, 5 tatlı kaşığı karabiber, 5 tatlı kaşığı tuz, 2000 gr. haşlanmış soğan ve 500 gr. su ile karıştırılarak iç malzemesi hazırlanır. Çiğbörek hamur topaklarının her biri 50 gramdan oluşmaktadır ve 20 cm çapında açılan çiğbörek yufkalarının içine 25 gram iç malzemesi konmaktadır. Hazırlanan iç malzeme, daire şeklinde açılmış olan hamurun yarısına ince bir tabaka halinde bir çorba kaşığı (25 gram) kadar konulur. Hamurun diğer kısmı iç malzeme sürülen tarafın üstüne kapatılır. Harcın dışarı akmaması için kenarları kapatma tırtılı ile kesilerek kapatılır. Kenarları kesilen börek yarım ay şeklinde görünmektedir. Hazırlanan çiğbörekler çelik tencerede 160-170 santigrat derece kızdırılmış derin yağda pişirilir. Ayçiçek yağı kullanılır. Kızdırılmış derin yağda, çiğböreklerin çevrilerek her iki tarafı da sararıncaya kadar kızartılır. Bu süre her bir çiğbörek için 25-30 saniye kadardır. Kızartılan çiğböreklerin fazla yağı süzdürülerek çelik tencereden çıkartılır. Çiğbörekler porsiyonlar halinde sıcak olarak kayık tabaklarda servis edilir. Bir porsiyonda 5 adet, 1,5 porsiyonda 8 adet çiğbörek bulunur. Çiğbörek servisinde çatal-bıçak kullanılmaz ve çiğbörek elle yenir."



Denetleme görevi kime ait ve yapılıyor mu?


Coğrafi İşaret Sicil Belgesi’nde, denetleme görevinin Eskişehir Ticaret Odasının koordinatörlüğünde yapılacağı belirtilerek, "Eskişehir Ticaret Odası Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek bir kişi, Eskişehir Ticaret Odası Tabldot, Kantin ve İçecek Sunum Hizmetleri Meslek Komitesinden bir uzman kişi ve Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden bir uzman kişi olmak üzere toplam 3 kişilik bir denetim mercii ile denetim işlemleri yürütülecektir. Komisyon, Eskişehir Çiğböreğinin belirtilen standartlara uygun olarak üretilip üretilmediği konusundaki denetimlerini yılda en az bir defa yapar. Şikâyet üzerine veya gerekli görülen hallerde de her zaman denetim yapılabilir" denildi.



Çi börek standartlara göre üretiliyor mu, denetleniyor mu ?

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Ruh ve sinir hastalarına masal ile tedavi Trabzon Ataköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, alışılagelmiş tedavi yöntemlerinin ötesine geçen, ruhun derinliklerine hitap eden anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Başhekim Ahmet Faruk’un öncülüğünde düzenlenen programda, hikaye anlatıcısı Merve Genel, hastalar ve personelle bir araya gelerek masalların iyileştirici gücünü hastane koridorlarına taşıdı. Etkinlik, sadece bir dinleti olmanın ötesinde, katılımcıların aktif yer aldığı bir farkındalık yolculuğuna dönüştü. Anlatıcı Merve Genel’in rehberliğinde gerçekleştirilen etkinlikte elden ele gezen bir yumağın sembolize ettiği "bağ kurma" teması işlendi. Mindfulness (bilinçli farkındalık) teknikleriyle desteklenen girişte, katılımcılar o anın ve bir arada olmanın huzurunu deneyimledi. Etkinlikte modern psikiyatride sanatın ve anlatıcılığın rehabilitasyon sürecindeki önemine dikkat çekilirken, hastane yönetimi, bu tür sosyal ve kültürel faaliyetlerin hastaların motivasyonunu artırdığını ve tedavi sürecine pozitif katkı sağladığını belirtti. Etkinlik sonrası bir açıklama yapan hikaye anlatıcısı Merve Genel, "Masallar sadece çocuklar için değil, içindeki umudu tazelemek isteyen her ruh içindir. Ataköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde kurduğumuz bu masal çemberi, bizlere kelimelerin ve paylaşılan bir hikayenin en büyük ilaç olduğunu gösterdi. Bu kıymetli buluşmaya öncülük eden hastane yönetimine teşekkür ederim" dedi.
Denizli Denizli Fatih İlkokulu zeka oyunlarında tarih yazdı DENİZLİ (İHA) – Ankara’da gerçekleştirilen 6. Türkiye Oyuncu Beyinler Turnuvasında 9 öğrencisini derece kürsüsüne taşıyan Denizli Merkezefendi Fatih İlkokulu, turnuvanın en başarılı okulu olarak dikkat çekti. Türkiye’nin dört bir yanından öğrencilerin katıldığı 6. Türkiye Oyuncu Beyinler Turnuvası, Ankara’da büyük heyecana sahne oldu. Akıl ve zekâ oyunlarına ilgi duyan öğrencilerin kıyasıya mücadele ettiği organizasyonda Denizli Merkezefendi Fatih İlkokulu, elde ettiği derecelerle adından söz ettirdi. Turnuvanın Junior kategorisinde bin 739, ilkokul kategorisinde ise 2 bin 259 öğrenci yarıştı. Ön eleme süreçlerinin ardından Ankara’da düzenlenen yüz yüze finallere Junior kategorisinde 199, ilkokul kategorisinde ise 216 öğrenci katılmaya hak kazandı. Finallerde gösterdiği üstün performansla dikkat çeken Fatih İlkokulu, tam 9 öğrencisini Türkiye derecesine taşıyarak organizasyonun en başarılı okulu unvanını elde etti. İlkokul kategorisinde yarışan öğrencilerden Semiha Sare Kaplan Türkiye 2’ncisi olurken, Azra Abay Türkiye 4’üncüsü, Yağız Şentürk Türkiye 5’incisi, Hüseyin Efe Ulukaya Türkiye 7’ncisi, Kamil Selim Özlüsöz Türkiye 8’incisi, Nevriye Elif Akdemir Türkiye 9’uncusu ve Yunus Emre Sağdıç Türkiye 10’uncusu olarak büyük gurur yaşattı. Junior kategorisinde ise Toprak Uruk Türkiye 4’üncülüğünü elde ederken, Deniz Çelik de Türkiye 7’cisi olmayı başardı. Turnuvada ilk 10’a girerek kürsüye çıkan Denizlili öğrenciler; başarı belgesi, madalya, kupa ve para ödülü kazandı. Elde edilen sonuçlar hem okul yönetimi hem de veliler tarafından büyük sevinçle karşılandı. Başarıda emeği bulunan danışman öğretmen İlyas Erel’in özverili çalışmaları da takdir topladı. Öğrencilerinin gelişimi için yoğun emek harcayan Erel, turnuva sürecinde gösterdiği rehberlikle önemli pay sahibi oldu.
Ağrı Bir çocuk gelinin sessiz çığlığı: Gazeteci-yazar Hüseyin Arslan’ın "Doğunun kızı" adlı romanı çıktı Gazeteci, yazar Hüseyin Arslan toplumun kanayan yarası olan çocuk gelinler ve yoksulluk gerçeğini iliklerine kadar hissettirecek merakla beklenen yeni romanı "Doğunun Kızı" okurlarıyla buluştu. Yıllardır bölgenin nabzını tutan, halkın sesi olan Arslan, bu kez edebiyatın gücünü kullanarak; coğrafyanın kaderine, geleneğin ağırlığına ve bir genç kızın yok edilmeye çalışılan kimliğine ışık tutuyor. Hüseyin Arslan önsözünde yer alan "Öyle fakirdi ki çocukluğum, ecel gelse götürecek bir şey bulamazdı" sözleriyle okuru daha ilk sayfadan derin bir sorgulamanın içine çeken Arslan, sadece bir hayat hikayesi anlatmıyor; aynı zamanda bir dönemin ve bir bölgenin sosyolojik röntgenini çekiyor. Ağrı’nın Karlı Köylerinden Yozgat’ın Yalnızlığına Roman, çocukluğunu Doğu’nun sert kışında, tandır dumanı ve yoksulluk içinde geçiren Sarey’in, henüz çocuk yaşta "içeri"ye (Batı’ya) gelin olarak verilmesini konu alıyor. Sarey’in isminin, dilinin ve hayallerinin elinden alınışını sarsıcı bir dille aktaran yazar; şiddet, baskı ve aidiyetsizlik içinde bir kadının nasıl "hissiz bir et ve kan parçasına" dönüştüğünü, ardından küllerinden doğuşunu lirik bir üslupla işliyor. Hem Bir Hikaye Hem Bir Toplumsal Rapor "Doğunun Kızı", edebi derinliğinin yanı sıra arka planında barındırdığı istatistiksel veriler ve toplumsal gerçekliklerle bir belge niteliği de taşıyor. Arslan, çocuk yaşta para karşılığı batı illerine verilen kız çocuklarının sadece birer sayıdan ibaret olmadığını, her birinin ardında parçalanmış hayatlar ve yarım kalmış hayaller olduğunu hatırlatıyor. Hüseyin Arslan, bu eseriyle edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı hedefliyor. Yazarın kendi gözlemleri ve bölge gerçeklerinden süzerek kaleme aldığı "Doğunun Kızı", tüm seçkin kitapçılarda ve dijital platformlarda okurlarını bekliyor.
Denizli İncilipınar Ortaokulu, Dünya şampiyonu oldu Denizli İncilipınar Şehit Burhan Acar İmam Hatip Ortaokulunun çevre ve su bilinci üzerine hazırladığı "Shore Blue Guards" projesi uluslararası arenada büyük başarı elde ederek dünya birincisi seçildi. Okul, bu başarısıyla "Ocean & Water Ambassador" unvanını kazanırken, çevre duyarlılığı alanında örnek gösterilen eğitim kurumları arasına adını yazdırdı. Denizli’de eğitim alanında önemli projelere imza atan İncilipınar Şehit Burhan Acar İmam Hatip Ortaokulu, uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. Öğrenci ve öğretmenlerin yoğun emekleriyle hazırlanan "Shore Blue Guards" projesi, dünya genelinde gerçekleştirilen değerlendirmelerde birincilik elde ederek büyük gurur yaşattı. Doğayı, su kaynaklarını ve çevre bilincini merkeze alan proje sayesinde okul, "Ocean & Water Ambassador" yani "Okyanus ve Su Elçisi" unvanını almaya hak kazandı. Elde edilen başarı, hem okul camiasında hem de Denizli’de büyük sevinçle karşılandı. Okul Müdürü Hüseyin Karademir, öğrencilerin çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesinin önemine dikkat çekerek, bu başarının uzun soluklu bir emeğin sonucu olduğunu ifade etti. Karademir, "Öğrencilerimizin doğaya ve su kaynaklarına karşı bilinçli bireyler olarak yetişmesi için yürüttüğümüz çalışmaların dünya çapında karşılık bulması bizleri son derece mutlu etti. Bu başarı sadece okulumuzun değil, aynı zamanda çevreye duyarlı nesiller yetiştirme hedefimizin de bir göstergesidir" dedi. Uluslararası platformda elde edilen dünya birinciliğiyle birlikte okul önemli kazanımlar da elde etti. Proje kapsamında okula özel ödül belgesi verilirken, uluslararası alanda kullanılan "Ocean & Water Ambassador" logosunu kullanma hakkı da kazanıldı. Bunun yanı sıra okul yönetimi ve proje ekibiyle yapılacak özel röportajın SHORE’un resmi YouTube kanalında yayınlanacağı belirtildi. Böylece okulun başarı hikâyesi dünya genelinde geniş kitlelere ulaştırılacak. Projeyle ilgili detaylı bir haber makalesinin Shore’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında yayımlanacak olması da okulun uluslararası görünürlüğünü artıracak önemli gelişmeler arasında yer aldı. Dünya birinciliği ödülü kapsamında okula sağlanacak destekler ise dikkat çekti. SHORE tarafından okul bünyesinde bir "Okyanus ve Su Okuryazarlığı Laboratuvarı" kurulması için sponsorluk desteği verileceği açıklandı. Ayrıca çevre bilincini artırmak amacıyla dikime hazır 300 zeytin fidanı okul yönetimine teslim edilecek. Okul öğrencileri ayrıca okyanus okuryazarlığı konusunda özel mentorluk ve atölye çalışmalarına katılma fırsatı da elde edecek. Eğitim uzmanları tarafından gerçekleştirilecek bu çalışmalar sayesinde öğrencilerin çevre farkındalığı ve sürdürülebilir yaşam konularındaki bilgi düzeylerinin artırılması hedefleniyor. Okul Müdürü Hüseyin Karademir, başarıda emeği geçen tüm öğretmenlere, öğrencilere ve velilere teşekkür ederek, "Bu başarı ekip ruhunun, inancın ve özverili çalışmanın eseridir. Öğrencilerimizin dünya çapında ses getiren projelere imza atması bizler için büyük gurur kaynağıdır" dedi.