EĞİTİM - 23 Ocak 2026 Cuma 12:12

Dijital öfke ekonomisinin yansıması: "Rage Bait/Öfke Yemi"

A
A
A
Dijital öfke ekonomisinin yansıması: "Rage Bait/Öfke Yemi"

Yıl boyunca toplumun ruh halini, gündemini ve teknolojiyle kurduğu ilişkiyi dil üzerinden okuyabilen kelimeleri öne çıkarmayı hedefleyen Oxford University Press, 2025’in kelimesi olarak dijital çağın dikkat ekonomisini yakından resmeden rage bait (öfke yemi) terimini seçti.


Rage bait, "öfkeyi yem olarak kullanan içerik" biçiminde özetlenebilecek bir internet terimi olarak öne çıkıyor. Oxford’un tanımına göre bu, kullanıcıların öfke, tepki veya tahrik edilmiş duygularla yanıt vermesini amaçlayan; sinir bozucu, provokatif ya da saldırgan şekilde tasarlanmış çevrimiçi içerik türünü ifade ediyor. Bu içerikler genellikle trafik ve etkileşim oluşturmak için üretiliyor. Kavram, "rage" (şiddetli öfke) ve "bait" (yem) kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor; benzer bir yapıdaki clickbait terimine yakın olsa da rage bait daha özel olarak öfkeyi tetiklemeye odaklanıyor.



Algoritmalar, öfke ve kutuplaşmayı besleyen içerikleri yükseltiyor


Anadolu Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Duygu Tosunay Gencelli rage bait kavramıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu:


"Sosyal medya platformlarının algoritmaları genellikle yüksek etkileşime dayalı çalışır. Yani içerik ne kadar çok paylaşılır, yorum alır veya tıklanırsa o kadar görünür hale gelir. Bu yapı, rage bait gibi duygusal tetikleyiciler içeren içeriklerin organik olarak daha geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlanmasına neden olur. Algoritmalar, öfke ve kutuplaşmayı besleyen içerikleri yükselterek bu tip içeriklerin yayılmasına katkı sağlıyor. Bu sebeple bugün dijital platformlarda sadece bilgi veya eğlence paylaşımı değil, duygu tetikleme stratejileri de dijital ekonomi içinde rol oynuyor. Tıklanma başına gelir odaklı reklam modelleriyle birleştiğinde bu durum, öfke gibi güçlü duyguların oluşmasına dayalı içerik stratejilerinin ortaya çıkmasına yol açıyor."



Dijital kamusal alanda yaşanan gerilimleri gösteren bir ayna


Kavramın kültürel ve toplumsal etkileri üzerine değerlendirmede bulunan Tosunay Gencelli şunları ekledi: "Rage bait sadece bir çevrimiçi içerik stratejisini tanımlamakla kalmıyor; aynı zamanda toplumun dijital kamusal alanında yaşadığı gerilimleri gösteren bir aynaya dönüşüyor. Kullanıcıların gündelik akışlarında provoke edici içeriklere maruz kalması, duygu yorgunluğu, kutuplaşma ve toplumsal söylemde sertleşme gibi etkileri beraberinde getirebiliyor. Özellikle politik tartışmalarda, toplumsal sorunlarda ve haber paylaşımında bu tür içerikler, kamuoyunun duygusal tepkilerini tetikleme eğiliminde oluyor. Bu kavramla birlikte medya okuryazarlığının önemi de bir kez daha öne çıkıyor. Okurların dijital içeriklerin arka plan motivasyonlarını sorgulaması, tepkisel paylaşımlara karşı daha bilinçli bir duruş geliştirmesi gerekiyor."



Oxford University Press’in 2025’in kelimesi olarak rage bait’i seçmesi, çevrimiçi kültürde öfke tetikleyen içeriklerin nasıl yaygınlaştığını dil üzerinden tanımlaması açısından uzmanlar tarafından önemli görüldü.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de kitap fuarı kapılarını açıyor Akdeniz’in kültür ve edebiyat merkezi Kepez, 27 Mart-5 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek Kitap Fuarı ile kitapseverleri buluşturuyor. Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuar, on gün boyunca dolu dolu etkinliklere ev sahipliği yapacak. Kepez Belediyesi, Antalya’yı "UNESCO Dünya Kitap Başkenti" yapma hedefi doğrultusunda kültür ve edebiyat çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Bu kapsamda "İnsan Okur" mottosuyla düzenlenen Kepez Kitap Fuarı, 27 Mart’ta kapılarını açıyor. Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuar; yayınevleri, yazarlar, imza günleri ve söyleşilerle kitapseverleri bir araya getirecek. On gün boyunca edebiyat, bilim, psikoloji ve güncel konuların ele alınacağı etkinliklerle Kepez, kültür ve edebiyatın buluşma noktası olacak. Fuar, her yaştan ziyaretçiye hitap eden programıyla şehrin kültürel yaşamına önemli katkı sunacak. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, 27 Mart – 5 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek fuara tüm Antalyalıları davet ederek, "Kitapların birleştirici gücünü birlikte yaşayalım, kültürle büyüyen bir şehir idealini hep birlikte güçlendirelim" dedi. Antalya’nın kültür ve edebiyat alanındaki gelişimine vurgu yapan Başkan Kocagöz, "Antalya’nın kültürünü, edebiyatını, hafızasını ve yarınlarını birlikte inşa edeceğiz. Bu yolculuğun kalbi Kepez’de atacak. Amacımız net; Antalya’yı UNESCO Dünya Kitap Başkenti yapmak. Kepez’in öncülüğünde kültürel üretimin güçlü bir merkezini oluşturmak, okuma alışkanlığını her yaşta yeniden canlandırmak, dijital çağın sunduğu imkanları kültürel üretimle buluşturmak ve yeni yazarların önünü açmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kepez’de kitap günlük yaşamın bir parçası oluyor Başkan Kocagöz, Türkiye’de ilk kez hayata geçirilecek bir projeye de değinerek, otobüs durakları, hastaneler ve çeşitli bekleme alanlarına yerleştirilecek karekod sistemi sayesinde vatandaşların kitap özetlerine kolayca ulaşabileceğini belirtti. Bu sistemle isteyenlerin kitapları okuyabileceğini ya da kulaklık aracılığıyla dinleyebileceğini ifade eden Kocagöz, uygulamanın okuma alışkanlığını günlük yaşamın bir parçası haline getirmeyi amaçladığını söyledi.
Siirt Araç yangınlarında ’yakıt ve yağ kaçağı’ detayı Siirt’te otomobil ustaları, son dönemlerde sıkça rastlanan seyir halindeki araçların alev almasına yakıt kaçakları, yağ kaçakları ve dışarıdan gelen hayvanların izolasyon malzemelerini parçalamalarının neden olabileceğini belirtti. Her yıl onlarca araç seyir halinde veya park halindeyken yanabiliyor. Bazı araçlarda yangınların çıkış nedeni belirlenemiyor. Otomotiv sektöründe 32 yıldır bulunan Hacı Ulusal, bazı yangınların yakıt kaçakları, yağ kaçakları ve dışarıdan gelen hayvanların izolasyon malzemelerini parçalamaları nedeniyle oluşabileceğine dikkat çekti. Hacı Ulusal, uzun yıllardır otomotiv sektöründe hizmet verdiğini 2019’dan bu yana Siirt’te olduğunu söyledi. Ulusal, ’’Bu mesleğe 1994 yılında, küçük yaşlarda başladım. Öncelikle araç sahiplerinin kaputun altını sürekli kontrol etmeleri gerekiyor. Aracın altında oluşan yağ akıntılarını dikkate almaları gerekir. Araç yangınları, yakıt kaçakları, yağ kaçakları ve dışarıdan gelen hayvanların izolasyon malzemelerini parçalamaları nedeniyle oluşabilir. Araç yanmaya başladığı zaman kolay kolay sönmez. Olası bir yangın durumunda ilk müdahalenin yangın tüpüyle yapılması gerekir, tabii araçta yangın tüpü varsa. Bizim sürekli söylediğimiz bir söz vardır ’’Bakımsız araç, intikamını yolda alır.’ Araç olduğu yerde genellikle arıza vermez" dedi. Ufacık bir yağ damlasının bile ciddi zararlara yol açabileceğini anlatan Ulusal, "Bu mutlaka yangın olacak anlamına gelmez. Araçların aksamında su hortumları vardır ve bunlar su bazlıdır. Bu hortumlara yakıt ya da yağ değdiğinde deforme olur ve patlayarak maddi zararlara yol açabilir. Araç sahipleri aslında yarı ustadır. Kaputu açıp elle ve gözle yapılacak basit bir kontrol, büyük bir faciayı önleyebilir. Kontrol amacıyla gelen müşterilerimizden ücret almıyoruz. Geçtiğimiz bir ay içerisinde sadece şehrimizde 4-5 araç yangını oldu. Gördüğüm ve şahit olduğum kadarıyla ilk müdahale oldukça zayıf; yani nasıl müdahale edileceği pek bilinmiyor" diye konuştu. Öncelikle yanan aracın kaputu birden açılmaması gerektiğini aktaran Ulusal, "İyi bir yanma için oksijen gerekir. Kaput altında hapsolan gaz, alev ve oksijen birden buluştuğunda yangın büyür ve söndürülmesi çok zor hale gelir. Böyle durumlarda aracın kaputu önce soğutulmalı, ardından kaput çok hafif aralanarak araya varsa yangın tüpüyle gaz püskürtülmelidir. Eğer yangın tüpü yoksa kaputun arasından su sıkılmalıdır. Yangında her şeyden önce panik yapmamak gerekir. Soğukkanlı olmak çok önemlidir. Benzinli bir araçsa patlama ihtimali olabilir; ancak dizel araçlarda patlama ihtimali oldukça düşüktür. Bu yüzden panik yapılmamalıdır. Araçların çoğu bakımsızlıktan yanıyor. İnsanlar 3-5 bin liralık bakım masrafından kaçıp yıllık periyodik bakımlarını geciktirdiklerinde, kendilerini kar etmiş sanıyorlar. Oysa bakımını uzun süre yaptırmadıklarında çok daha ciddi zararlarla karşılaşabiliyorlar" şeklinde konuştu.