GÜNDEM - 22 Ocak 2026 Perşembe 09:35

Dondurucu soğuklar ve kar yağışı oto yıkama taleplerini düşürdü

A
A
A
Dondurucu soğuklar ve kar yağışı oto yıkama taleplerini düşürdü

Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte zor günler geçiren oto yıkama esnafı, bir yandan dondurucu soğuklar nedeniyle tesisatın donmaması için önlem alırken bir yandan da araçların altındaki gizli tehlike olan ’tuz kalıntılarına’ karşı uyarılarda bulunuyor.


Eskişehir’de kış aylarının etkisini iyice hissettirmesiyle birlikte birçok sektörde olduğu gibi oto yıkama sektöründe de işler yavaşladı. Gece saatlerinde sıfırın altına düşen sıcaklıklar nedeniyle ekipmanlarının donmaması için yoğun çaba sarf eden esnaf, zorlu şartlar altında hizmet vermeye devam ediyor. Gün boyu suyla temas halinde olan çalışanlar, soğuk havanın getirdiği fiziksel zorluklara rağmen araçları kışın yıpratıcı etkisinden kurtarmak için mesai harcıyor.



"Tesisatı akşamdan boşaltıyoruz"


Soğuk havanın işlerini doğrudan etkilediğini belirten esnaf Fahri Toğrul, "Malum havaların soğumasıyla birlikte işlerimizde bir düşüş oldu. Hem iş olarak zorlanıyoruz hem de soğukların etkisiyle malzemelerimizi muhafaza etmemiz gerekiyor. Makineleri dondurmamamız lazım. Bunun için öncelikle akşamleyin tesisatımızı boşaltıyoruz. İçinde su kalmadığı zaman donma yaşanmıyor. Malzemelerimizi kapalı yerde tutuyor, gerekirse orayı da ısıtıyoruz" dedi.



"Yerimiz buz tutuyor, ellerimiz donuyor"


Kışın araç bakımının ihmal edildiğine dikkat çeken Toğrul, fiyatları makul seviyede tuttuklarını ifade ederek şunları söyledi: "İnsanların aklına araç temizliği 6 ayda bir geliyor. Bir araba bize senede bazen sadece 2 sefer geliyor; geldiğinde de çok pis halde oluyor. Bir kişi bir arabayı temizlemek için yaklaşık 1 saat uğraşıyor. 1 saatte yapılan diğer işlerle kıyasladığınızda bizim fiyatlarımız aslında gayet makul. Yerlerimiz buz tutuyor, kaymamaya çalışıyoruz. Ellerimiz, ayaklarımız donuyor; bel ağrıları çekiyoruz ama hizmete devam ediyoruz."



Araç sahiplerine ’Tuz’ uyarısı


Yollara dökülen tuzun araç kaportasına ve şaselerine zarar verdiğini vurgulayan Fahri Toğrul, "Gelen arabaların neredeyse hepsi tuzlu ve buzlu halde geliyor. Arabaya baktığınızda o gri tuz kalıntısını hissedebiliyorsunuz. Bu tuzlar araç üzerinde beklediği zaman ciddi zararlar verir. Araçların bu kalıntılardan arındırılması kış bakımı için çok önemli" şeklinde konuştu.



Dondurucu soğuklar ve kar yağışı oto yıkama taleplerini düşürdü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi sinema etkinliğinde buluştu Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi tarafından düzenlenen sinema etkinliğinde, Filistin’de yaşanan insanlık dramını anlatan ‘Hind Rajab’ın Sesi’ filmi izlendi. Filistin için vicdani farkındalık oluşturulması amaçlanan etkinlikte Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, "Bu etkinlikle amacımız zulmü görmezden gelmeyen ortak bir vicdanı diri tutmaktır" dedi. Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, üyeleri ve ailelerine yönelik düzenlediği sinema etkinliğinde "Hind Rajab’ın Sesi" filmini iki ayrı salonda gösterime sundu. Organizasyona yüzlerce sendika üyesi ile yakınları katıldı. Gösterimin ardından etkinlik katılımcıları filmde yer alan insanlık dramı karşısında gözyaşlarına boğuldu. Etkinlik sonrası açıklamalarda bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, filmin İsrail işgal güçlerinin uygulamalarını çarpıcı ve sarsıcı biçimde gözler önüne serdiğini vurgulayarak, "Film bir kez daha bizlere gösterdi ki; İsrail terör rejimi küçücük bir kızı, suçsuz bir aileyi, hatta sağlık görevlilerini bile canice katledebiliyor. Bu insanlık dışı vahşete beyaz perde de şahitlik ettik ancak bunların hala yaşanıyor olması hepimizi derinden yaralamaya devam ediyor" dedi. Gösterime aileleriyle katılan üyelerine teşekkür eden ve etkinliğin yalnızca bir kültür-sanat faaliyeti olmaktan öte, vicdani bir duruş sergileme imkanı sunduğunu belirten Sarıgeçili, "Bu etkinlikle amacımız zulmü görmezden gelmeyen ortak bir vicdanı diri tutmaktır. Zulümle abad olunmaz. İnanıyoruz ki bu zulüm kısa bir süre sonra sona erecek ve onurla direnen Gazzeli mazlumlar bu savaşı kazanacaktır" ifadelerini kullandı. Başkan Sarıgeçili, son bir hafta içinde düzenledikleri masa tenisi turnuvası, kitap okuma etkinlikleri, umre turu ve sinema gösterimleriyle sendikacılık faaliyetlerinin yanında sosyal ve kültürel faaliyetlerin de çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Benzer kültür, sanat ve dayanışma odaklı etkinliklerin önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini vurgulayan Sarıgeçili açıklamalarını etkinlikte görev alan gönüllülere ve organizasyona destek veren birimlere teşekkür ederek tamamladı.
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek ve özellikle gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecek" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ gündemiyle ATO Congresium’da gerçekleştirilen 14. Çalışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, dijitalleşmenin iş dünyasındaki üretim süreçlerinde ve mesleklerde değişim ve dönüşüme yol açtığını dile getirerek, "Dünya Ekonomik Forumu’nun bu konuda çalışmaları var. Çok sayıda insanın bu süreçlerin sonunda işini kaybedebileceği söyleniyor. Bir taraftan da 2030 yılına kadar bu dijital imkanlarla 170 milyon kişiye yeni iş imkanı oluşabileceği ifade ediliyor. Geçerliliğini kaybeden meslekler ve yeni istihdam imkanlarının ötesinde bütün mesleklerin yapılış biçimleri değişiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü ile Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün ortak raporuna göre küresel istihdamın yüzde 25’i üretken yapay zekâdan etkilenecek ve özellikle gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 35’lere kadar çıkabilecek. Özellikle ofis ve büro işleri ile medya, yazılım ve finans gibi mesleklerde de yapay zekânın etkisi giderek artıyor. Bu süreç, çalışma biçimlerinin, sosyal güvenlik sistemlerinin ve istihdam politikalarının yeniden tasarlanmasını zorunlu kılan yapısal bir değişimi beraberinde getirmektedir. Bu gelişmeler karşısında doğru tutum, teknolojiyi, insan emeğini dışlayan bir unsur olarak değil, dijital becerilerle güçlendiren bir fırsat olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımda yatmaktadır" ifadelerini kullandı. "Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiği zayıflatabiliriz" Dijital Türkiye vizyonunun temel unsurlarından birinin kamu politikalarının, yasal ve idari düzenlemelerin dijital dönüşüme uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması olduğunu söyleyen Yılmaz, "Teknolojinin dinamik yapısını dikkate alarak, bu süreci çerçeve düzenlemeler ile yönetmenin daha anlamlı olduğuna inanıyoruz. Bu alanlarda dünyada da henüz çok oturmuş, standart diyebileceğimiz düzenlemeler yok. Dolayısıyla yol yürürken yeni yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. Çok detaylı katı düzenlemeler yaparsak gelişimin önüne geçip dinamiğini zayıflatabiliriz. Bizim dijital düzenlemelerle ilgili temel yaklaşımımız çerçeve düzenlemeler yapıp, gelişmelere göre bu düzenlemelerimizin uyum sağlayacağı bir süreç yönetimi yapmaktır" diye konuştu. "Yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır" Orta Vadeli Program’da ve çeşitli dokümanlarda bu alana ilişkin politikaların ana çerçeve itibarıyla ortaya konulduğunu aktaran Yılmaz, "Bu süreçte uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil modellerle kadın-erkek fırsat eşitliği ve iş-özel yaşam dengesi önceliklerimiz arasındadır. Geçtiğimiz yıl Ekonomi Koordinasyon Kurulumuzda da yeni nesil çalışma modellerine ilişkin sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde yürütülen mevzuat hazırlıklarında gelinen son noktayı değerlendirmiştik. Kadınların iş ve aile yaşamını dengeli bir şekilde sürdürebileceği yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi, Nüfus Politikaları Kurulumuzda da detaylı bir şekilde ele aldığımız hususların başında gelmektedir. Biz şunu istiyoruz; kadınlar ev hayatı ile iş hayatı arasında tercih yapmaya zorlanmasın. İsteyen ikisini de birlikte yürütebilsin. Bu genel kalkınma modelimiz ve nüfus politikalarımız anlamında da çok stratejik bir mesele. Bunu mutlaka başarmak durumundayız. Bunu yaparken çalışma hayatımızdaki genel ilkeleri de zedelemeden başarmak durumundayız" ifadelerine yer verdi. İşçi ve işveren sendikalarının dijital dönüşüm sürecinde çalışma hayatının temel denge unsuru olarak sosyal diyaloğun güçlenmesi ve katılımcı yönetişimin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bu süreçte sendikalar, dijital platformlarda çalışanların statüsü, yeni nesil çalışma modelleri, algoritmik yönetim uygulamaları ve veri koruma gibi konularda çözüm üreten ve politika süreçlerine katkı sunan en önemli paydaşlar arasında yer almaktadır. Genç kuşak çalışanların esnek, hibrit ve dijital odaklı çalışma tercihleri ise sendikal yapılara örgütlenme stratejilerini yenileme ve yeni iletişim kanalları geliştirme yönünde önemli fırsatlar sunmaktadır. Türkiye’nin köklü sendikal geleneğinden güç alan sendikalarımızın dijital çağın gerektirdiği yenilikçi, kapsayıcı ve diyaloga açık bir sendikal vizyon geliştirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu husus hem çalışanlarımızın haklarının korunması hem de çalışma hayatının geleceğine yön verilmesi anlamında değerlidir."
Muğla Muğla UMKE’ye tam donanımlı lojistik araç Sağlık Bakanlığı tarafından Muğla’ya tahsis edilen UMKE Lojistik Aracı, afet ve acil durumlarda tıbbi ekipmanların olay bölgesine hızla ulaştırılmasını sağlayarak operasyonel kabiliyeti en üst seviyeye çıkaracak. Sağlık Bakanlığı, afetler ve olağandışı durumlarda Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’nin (UMKE) müdahale hızını ve etkinliğini artırmak amacıyla Muğla’ya 1 adet tam donanımlı UMKE Lojistik Aracı tahsis etti. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda kente kazandırılan araç, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinin kalitesini bir üst basamağa taşıyacak. Yeni tahsis edilen araç; afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik tıbbi malzemelerin, teknik ekipmanların ve lojistik destek unsurlarının olay yerine güvenli ve zamanında ulaştırılmasında kilit rol oynayacak. Bu sayede UMKE ekiplerinin sahadaki organizasyon yeteneği güçlenirken, medikal kurtarma hizmetlerinin hiçbir aksama yaşanmadan, kesintisiz bir şekilde sunulması hedefleniyor. Muğla’nın zorlu coğrafi yapısı, yüksek turizm potansiyeli ve mevsimsel nüfus artışından kaynaklanan ihtiyaçlar, bu yatırımı daha da önemli kılıyor. İl genelindeki afet hazırlık kapasitesini güçlendiren bu lojistik takviye ile Hızlı Müdahale, Koordinasyon, Hizmet Kalitesi oluşturuluyor. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmede, yeni lojistik aracın UMKE ekiplerinin operasyonel gücüne büyük katkı sağlayacağı vurgulandı. Özellikle doğal afetlerde ve büyük çaplı kazalarda, sahadaki sağlık neferlerinin ihtiyaç duyduğu her türlü materyalin bu araç vasıtasıyla hızla mobilize edilmesi, hayat kurtarma sürecinde zaman kazandıracak.