KÜLTÜR SANAT - 31 Aralık 2025 Çarşamba 11:12

Duyguların ortak rengi: İki akademisyen yazardan şiirin "Bam teli" üzerine

A
A
A
Duyguların ortak rengi: İki akademisyen yazardan şiirin "Bam teli" üzerine

 Eskişehir'in edebiyat dünyasında aktif rol alan, akademik kariyerleri ile yazın hayatını başarıyla sürdüren iki ismi Efnan Ezenel ve Gülşah Demirci, şiirin modern dünyadaki yerini ve yeni eserlerini değerlendirdi.

Edebiyatist dergisinin şiir kurulunda birlikte görev yapan ve her ikisi de Eskişehir Toplum ve Sanat Derneği üyesi olan yazarlar, şiiri bireysel bir dökümden öte, toplumsal bir yüzleşme ve başkaldırı alanı olarak görüyor. Dr. Efnan Ezenel ile İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu öğretim görevlisi Gülşah Demirci; yeni kitapları "Martı Çıkmazı" ve "S'övgü Tanığı" üzerinden şiirin insan ruhundaki sarsıcı etkisini ve çağın gerçek sesini nasıl yansıttığını paylaştı.

Duyguların ortak rengi: İki akademisyen yazardan şiirin

"Şiir, yaşamın tam ortasında durandır"

Şiirin insanın kendisiyle yüzleşme biçimi olduğunu söyleyen, Süleyman Demirel Üniversitesi Turist Rehberliği ile Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümleri mezunu olan Efnan Ezenel, "Şiir; yaşamın tam ortasında duran bir gerçekliğin sancılı ifadesi, çıkmazın içinde bir yol ve bu yolda bir yüzleşmenin, gürültülü bir sessizliğin biçimidir. Şiirim; imgelerin içtenliğimizi örtmeyecek kadar yer aldığı, duyguların açığa çıktığı bir alandır; çünkü o duygular, her birimizin hayatında farklı olayların yansıması olsa dahi aynı renk ağıtlardır. Bireyin duygularını yazıyor olmak toplumdan kopmuş bir ruhsal döküm değil; duyguların estetik yapı ile toplumla da çarpıştığı yerde biçimlenmesidir. Çağ gürültülü, şiir ise bu gürültünün içinde bir başkaldırıdır. Susturulmuş bir çağda, çıkmazda bizi kucaklayan tek ve güçlü sesleniştir şiir; her çağ kendini şiirlerde ele verir ve şairler de çağın gerçek sesidir" şeklinde konuştu.

Duyguların ortak rengi: İki akademisyen yazardan şiirin

"Şiir, sözden tasarruf ederken sesi çoğaltandır"

Anadolu Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulunda öğretim görevlisi olan Gülşah Demirci ise şiirle ilgili olarak şunları söyledi:

"Edebiyatın bam teli, insanın kendine bile yabancılaştığı bir dünyada kendi iç sesini yine insana duyuran, insan kalabilmenin en ince hâlidir şiir. Düzenin üstünü örttüğü çatlaklardan sızan ışık, karanlık zamanlarda yolu aydınlatandır. Şiiri; bir direniş biçimi, estetiği ıskalamadan görünenin ardındaki derinlik arayışı olarak yorumluyorum. Karanlık zamanlardan geçtiğimiz şu sıralarda şiirin yaralarımızı deştiği gibi şifasını da barındırdığına inanıyorum; çağın sesi bu yüzden şiir! Zehri de panzehri de içinde tutuyor; şiiri insandan, toplumdan ve çağdan ayrı tutamazsınız. Tüm yaşananların sesi şiirle çoğalır ve zamana silinmez bir yankı bırakır."

Duyguların ortak rengi: İki akademisyen yazardan şiirin

"Martı, özgürlüğün klişeleşmiş bir sembolü olarak algılanıyor"

Martı Çıkmazı şiir kitabıyla ilgili bilgi veren, Fransızca ve İngilizce dillerinde yeminli tercüman ve proje uzmanı olan Efnan Ezenel, "‘Martı Çıkmazı' bana dayatılmış bir isim değil; kendi ismini kitap kendi seçti aslında. Çünkü martı özgürlüğün klişeleşmiş bir sembolü olarak algılanıyor; oysa benim şiirimdeki martı, özgürlükle ilgili olmasının yanı sıra yön duygusunu kaybetmişlik ile ilgili de. ‘Martı Çıkmazı', yerle gök arasında sıkışmış olma hâli; ne tamamen yeryüzüne ait olabilmek ne de göğe karışabilmek Çıkmaz, martıya ait değil, insana ait. Çünkü insan yere ait, göğe özlemli ve çoğu zaman kendi içinde sıkışmış bir varlık; martıya bakıp kendi yerinde kalışını fark eden bir insanın hâli" diye konuştu.

"Şiirimle ‘ben'den başlayıp ‘biz'e varmayı hedefliyorum"

2021 Yunus Emre Edebiyat Armağanı Şiir Yarışması'nda birincilik kazanan Öğr. Gör. Gülşah Demirci, konuşmasını şöyle sonlandırdı:

"‘S'övgü Tanığı', yaşadığımız çağa tanıklık ediyor; aslında öfkeyle karışık bir hüzün bu çağın tanıklığı, insan olmanın sancısı... Tanıklığı, duygu ve zihin sistemimizi yeniden hizalayan bir bilinç hâli olarak ifade edebiliriz. S'övgü ise içinde övgüyü de barındıran bir kelime; zıtlıkların el ele verdiği bu dualite dünyasında sövgüyü hak eden şeyler de var, övgüyü de Şiirin bir övgü olduğu gerçeğinin yanı sıra, şiir en güzel sövgüdür aslında, anlayana Benim sövgüm küfürlü değil, şiirli Şiiri sustuklarımıza, susturulduklarımıza, boğazımıza saplananlara tanık kılmaktır niyetim. ‘S'övgü Tanığı' hem bireysel hem toplumsal, eleştirel yaklaşımı yüksek ama aynı zamanda övülecek şeyleri görmemiz gerektiğinin altını çizen bir kitap oldu."
Adalar'daki bir kitap kafede okurlarıyla imza günü etkinliğinde buluşan akademisyen şairler, son olarak herkese şiirle dolu bir yıl diledi.

Yağızalp Yatıcı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Bayraktar’dan CHP Genel Başkanı Özel’e cevap Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına cevap verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Özgür Özel’in bugün Grup Toplantıları esnasında bakanlığımızı ve madencilik sektörümüzü ilgilendiren konularla ilgili yaptığı talihsiz açıklamalarını gerçek dışı ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Gerçeklerden kopuk bu iddialarınızın hangisini düzeltelim. Zira her cümleniz ayrı bir çarpıtma, her iddianız ayrı bir istismar konusu. 2002 öncesi verilen maden ruhsatı sayısı iddia ettiğiniz gibi bin 186 değil, 52 bin 686’dır. Hükümetlerimiz dönemi ve önceki dönemlerde verilen ruhsatlardan şu an 13 bin 157’si yürürlüktedir. Üstelik fiilen madencilik faaliyetine konu alan, ülkemiz yüzölçümünün sadece yüzde 0,18’i düzeyindedir. İlgili Holding’in ise 12 arama, 184 işletme ruhsatı yürürlüktedir; ancak tüm izin süreçleri tamamlanmış ve fiilen üretim yapılabilen ruhsat sayısı 92’dir. Bu şirketle ilgili bakanlığımızın bugüne kadar uyguladığı yaptırımlar ve aldığı tedbirler de kamuoyunun malumudur" ifadelerine yer verdi. Bakan Bayraktar CHP’li belediyeler üzerinden Özel’i eleştirdiği paylaşımında, "Gerçekler bu kadar açıkken, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu çabaların tek bir izahı vardır: Siyasi manipülasyon. Çünkü sizler, kendi yönetiminizdeki CHP’li belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarına cevap veremezken; iftirayı, çarpıtmayı ve karalamayı siyaset zannediyorsunuz. Gabar’da petrol bulunmasını ‘hikaye’ diyerek küçümseyen, Karadeniz gazını ‘yok sayan’, Mavi Vatan vizyonuna ‘masal’ diyen, Akkuyu Nükleer Santrali’nin iptal edilmesini savunan bir anlayışın bugün bize ders vermeye kalkması ibretliktir. Türkiye’nin stratejik kazanımlarını itibarsızlaştırmaya çalışan bu yaklaşımın derdi ne emekçidir ne de ülke menfaati. Biz ise dün olduğu gibi bugün de işçimizin, emekçimizin hakkını korumaya, ülkemizin kaynaklarını milletimizin menfaatine kullanmaya ve gerçekleri her platformda ifade etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.