GÜNDEM - 14 Aralık 2025 Pazar 10:33

Eczacıdan bağışıklık sistemini güçlendirmek için tavsiyeler

A
A
A
Eczacıdan bağışıklık sistemini güçlendirmek için tavsiyeler

Eskişehir’de Eczacı Necmi Yılmaz, kış aylarında artan viral enfeksiyonlara karşı bağışıklığı güçlendirmenin önemine dikkat çekerken, sınav dönemindeki öğrencilere odaklanma ve hafıza için takviye önerilerinde bulundu.


Mevsim geçişleri ve kış aylarının gelmesiyle birlikte viral enfeksiyon vakalarında artış yaşanırken, uzmanlar bağışıklık sisteminin korunması konusunda vatandaşları uyardı. Özellikle güneş ışığından yeterince yararlanılamayan bu dönemde vitamin takviyelerinin önemi bir kez daha ön plana çıkıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Eczacı Necmi Yılmaz, hem hastalıklardan korunma yollarını anlattı hem de yaklaşan sınav dönemi öncesi öğrencilere kritik tavsiyeler verdi.



"Enfeksiyonlardan korunmak için bağışıklığımızı güçlendirmemiz gerekiyor"


Eczacı Necmi Yılmaz, bağışıklık sistemini destekleyen vitaminlerin kullanımına değinerek şunları söyledi:


"Bu aylarda özellikle viral enfeksiyon durumlarından kendimizi korumamız, bunun için de bağışıklığımızı kuvvetlendirmemiz gerekiyor. Bağışıklık için ne kullanabiliriz dersek; C vitamini, çinko, D vitamini, karamürver ya da beta glükan içeren vitamin ürünleri var. Bu ürünleri kullanarak bağışıklığımızı güçlendirebiliriz. Türkiye’de genel olarak D vitamini düşüklüğü mevcut, güneş ışınlarından yeterince alamıyoruz. Özellikle D vitamini takviyesi alınması, bağışıklığımızı kuvvetlendirmek için önem arz ediyor. D3 vitamini, K2 vitamini ile birlikte alınırsa emilimi daha yüksek olur. Bunun için genelde dilaltı damla ya da sprey formlarını öneriyoruz."



"Mevsimsel yorgunluk için multi vitamin kullanmalıyız"


Kapalı havaların insan psikolojisi ve enerjisi üzerindeki etkilerine de değinen Yılmaz, "Bu aylarda mevsim geçişlerinden, havaların kapalı olmasından ve duygusal durumlardan kaynaklı yorgunluklarımız da artıyor. Bunun için multi vitamin kullanmalıyız. Enerji içeren ürünlerimiz var; herhangi bir kalp rahatsızlığı yoksa bu ürünler de tercih edilebilir" ifadelerini kullandı.



"Omega 3 ve sitikolin kazanılmış bilgiyi geri çağırmada faydalı oluyor"


Sınav dönemine hazırlanan öğrenciler için dikkat ve hafıza güçlendirici takviyelerin önemine vurgu yapan Yılmaz, şu tavsiyelerde bulundu:


"Sınav dönemleri yaklaşıyor, bu öğrenciler için çok önemli bir durum. Herkes iyi şartlar altında yaşamak, belli yerlere ve mesleklere ulaşabilmek için bu sınavlara çokça çalışıyor. Öğrencilere Omega-3 balık yağı ve sitikolin etken maddesini içeren ürünleri tavsiye edebilirim. Bu ürünler kazanılmış bilgiyi geri çağırmada, aynı zamanda dikkat ve algıyı toparlamada faydalı oluyor. Özellikle sınav dönemlerinde bu ürünlerin kullanılmasını öneriyorum."



"Kan tahlili sonuçlarına göre destek oluyoruz"


Unutkanlık sorunu yaşayanlara B12 vitaminini işaret eden ve vitamin kullanımının bilinçli yapılması gerektiğini hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:


"Sıkça unutkanlık durumu yaşanıyorsa bunun için de B12 takviyesi alınmalı. Vitamin değerlerimizi öğrenmek için en yakın sağlık kuruluşuna, aile hekimlerine ya da hastanelere gidip kan tahlili verebiliriz. Tahlil sonuçlarında hangi değerlerin düşük olduğu zaten belli oluyor. Biz de o tahlili değerlendirerek, vitamin takviyeleri ile değerlerin normal düzeyin üzerine çıkması için yardımcı oluyoruz."



Eczacıdan bağışıklık sistemini güçlendirmek için tavsiyeler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hürmüz krizi yerli kaynakların önemini yeniden hatırlattı İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla küresel enerji piyasalarında sert dalgalanma yaşanırken, petrol fiyatları hızla yükseldi. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik hattaki kesinti, enerji arz güvenliğinin önemini yeniden ortaya koydu. YEKÜD Başkanı Fatma Elif Yağlı, "Yaşanan olağandışı gelişmeler, yerli kömür kullanımının teşvikiyle üretimde süreklilik sağlamanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi" dedi. Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim sonrası İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji piyasalarında arz şoku oluşturdu. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik geçiş hattında yaşanan aksama, petrol fiyatlarının kısa sürede sert şekilde yükselmesine neden oldu. Uzmanlara göre, tanker trafiğinin durmasıyla birlikte günlük milyonlarca varillik petrol akışı kesintiye uğrarken, piyasalarda belirsizlik ve fiyat baskısı hızla arttı. Yaşanan gelişmeler, enerji arz güvenliğinin sağlanabilmesi için yerli kaynakların maksimum kapasitede kullanılabilmesinin; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel enerji sistemi alarm veriyor Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı, yaşanan gelişmelerin enerji politikalarına dair önemli bir gerçekliği net şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Yağlı, sözlerine şöyle devam etti: "Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar, enerji arz güvenliğinin teorik bir kavram olmadığını; küresel ölçekte anlık krizlerle doğrudan sınanan bir gerçeklik olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bir hattın devre dışı kalması, tüm ülkeler için ciddi bir kırılganlık oluşturuyor." "Yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil, zorunluluk" Özellikle enerji tarafında iş birliği yaptığımız ülkelerin savaşta olduğu dikkate alındığında, ülkemiz açısından en kritik başlığın yerli ve sürekli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi olduğunu vurgulayan Yağlı, "Bugün geldiğimiz noktada, yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil, açık bir zorunluluk. Dışa bağımlı enerji yapısı, ne kadar süreceği belli olmayan bu tür krizlerde maliyet artışı ve arz riski olarak doğrudan karşımıza çıkıyor. Yerli kömürden elektrik üretimi, bu anlamda Türkiye’nin enerji sisteminde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güvence işlevi görüyor. Son 6 ay içerisinde Enerji Bakanlığı tarafından bu alana verilen teşviklerin katkısı stratejik bir hamle oldu" diye konuştu. Baz yük olmadan sistem ayakta kalamaz Enerji sistemlerinin sürekliliği açısından baz yük kapasitesinin kritik rolüne dikkat çeken Yağlı, "Enerji sistemleri yalnızca üretim kapasitesiyle değil, süreklilik ve denge ile ayakta kalır. Baz yük santralleri; yani kesintisiz ve öngörülebilir üretim olmadan, sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sadece yenilenebilir kaynaklara dayalı bir yapı, mevcut teknolojik koşullarda arz güvenliğini tek başına sağlayamaz. Bu nedenle baz yük kapasitesinin korunması, enerji politikalarının temel unsurlarından biri olmalıdır. Son dönemde, yerli kömür santrallerinin tuttuğu kapasite karşılığında ödenen bedelin kaldırılmasına ilişkin getirilen yeni düzenlemenin gözden geçirilmesinde fayda görüyoruz" açıklamasında bulundu. "Enerji dönüşümü dengeli ve gerçekçi olmalı" Yağlı, enerji dönüşümünün ancak dengeli bir modelle ilerleyebileceğini vurguladı: "Enerji dönüşümünü bir ‘ya hep ya hiç’ yaklaşımıyla değil, dengeli ve gerçekçi bir geçiş süreci olarak ele almak gerekiyor. Bu süreçte baz yük tesislerimizi korurken; yenilenebilir enerji yatırımlarını da kararlılıkla artırmak zorundayız. Rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere tüm alternatif kaynaklar, sistemin tamamlayıcı unsurları olarak büyümeye devam etmeli." "Krizler, doğru politikaların testidir" Türkiye’nin enerji geleceğinin, yerli kaynaklar ile yenilenebilir yatırımların birlikte ve dengeli şekilde ilerlediği bir model üzerine kurulması gerektiğini hatırlatan Yağlı, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, aslında tüm ülkeler için bir stres testi niteliğinde. Böyle dönemlerde ayakta kalan sistemler, yerli kaynaklarını etkin kullanan, dengeli üretim yapısına sahip ve arz güvenliğini önceliklendiren sistemlerdir" ifadelerini kullandı.
Erzurum Kızılay’dan üniversite öğrencilerine "Anne Eli" iftar sofrası Erzurum’da Kızılay Kadın Kolları tarafından üniversite öğrencilerine yönelik anlamlı bir iftar programı düzenlendi. "Anne Eli İftar Programı" kapsamında Erzurum’da öğrenim gören üniversite öğrencileri, Kızılay ailesinin sıcaklığıyla bir araya geldi. Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, yönetim kurulu üyeleri ve gönüllülerle birlikte hazırlanan iftar programında, öğrencilere adeta anne eli değmiş lezzetler sunuldu. Öğrenciler için hazırlanan iftar menüsü, yalnızca bir yemek buluşması değil; sevginin, şefkatin ve dayanışmanın paylaşıldığı anlamlı bir sofraya dönüştü. Anne eli değmiş bir iftar sofrası Programla ilgili açıklama yapan Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, Erzurum’da eğitim gören gençlerin kendilerini yalnız hissetmemeleri için böyle bir program düzenlediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Üniversite öğrencilerimiz ailelerinden uzakta eğitim hayatlarını sürdürüyor. Biz de Kızılay ailesi olarak onlara anne eli değmiş bir iftar sofrası hazırlamak istedik. Amacımız sadece soframızı değil, sevgimizi ve şefkatimizi de paylaşmak; onların burada yalnız olmadıklarını hissettirmek." "Ramazan paylaşmak demektir" Türk Kızılay Erzurum İl Başkanı Hüseyin Bekmez ise yaptığı açıklamada Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma ayıdır. Erzurum Kızılay ailesi olarak öğrencilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Bu tür etkinliklerle gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeyi ve Ramazan’ın bereketini birlikte yaşamayı amaçlıyoruz." Samimi bir atmosferde gerçekleşen iftar programında öğrenciler, kendileri için hazırlanan sofrada hem iftarlarını açtı hem de Kızılay gönüllüleriyle sohbet ederek sıcak bir aile ortamı yaşadı.