GÜNDEM - 28 Ocak 2026 Çarşamba 10:28

Eksi 10 derecede onlarca metre yükseklikte zorlu mesai

A
A
A
Eksi 10 derecede onlarca metre yükseklikte zorlu mesai

Eskişehir’de 35 metre yukarıda kule vinç operatörlüğü yapan Ramazan Kılıç, kış aylarında eksi 10 derecede, saatte 45 kilometre hızına sahip rüzgâra rağmen çalışmanın zorluklarından bahsetti. Ortalama 80 ile 90 bin TL maaş getirisinden dolayı hevesli olan gençlerin işin zorluklarını gördükten sonra vazgeçtiğini söyleyen, "Çok heves edenler var, ama belgeyi alıp da hiç makineyi kullanamadan bu işi sonlandıranlar da var" dedi.


Eskişehir’de kule vinç operatörlüğü yapana 32 yaşındaki Ramazan Kılıç, mesleğinin zorluklarından bahsederken, kışın işin meşakkatinin daha da arttığına değindi. 35 metre yükseklikte çalışan Kılıç, havanın yukarıda eksi 10 dereceye kadar düştüğünden dolayı yukarıda yapılan işler zorlaşıyor. Şiddetli rüzgârlı havalarda sallanan kule vinçte oldukça korkutucu olurken, tonlarca ağırlığındaki yükleri aşağıdaki işçilere zarar veremeden ince bir hassasiyetle hedefe ulaştırmak, ustalık gerektiriyor. Daha önce İstanbul’da 130 metre yükseklikte de çalıştığını belirte Kılıç, her şeye rağmen işini çok sevdiğini belirtti.


120 bin TL getirisi var lafına inanıp heves edenler merdivenlerin yarısından geri dönüyor


Aylık 90 bin TL kazandığını belirten usta operatör, özellikle gençlerin aylık getirisinde dolayı işe olan ilgilerinin yoğun olduğuna değinirken, bu işe başlamak isteyenlerin yukarı çıkarken, merdivenleri yarısını çıktıktan sonra geri döndüklerini söyledi. Piyasada dolaşan, ‘Kule vinç operatörleri 120 bin TL ve üzeri kazanıyor’ dedikodunu da yalanlayan operatör Ramazan Kılıç, bu işi yapacakların öncelikle yüksekten korkmamaları sonra ise çok dikkatli kişiler olduğuna dikkat çekti.


"Yukarısı eksi 10’dan fazla olur; rüzgâr da varsa daha da düşüyor"


İşe abisinin tavsiyesi ile başlayan Ramazan Kılıç, "Abimin tavsiyesiyle başladım. O da bu işi yapıyor, o 15 yıldır yapıyor. Onun yanına giderek böyle heveslendim. Ben de bu işe adım atmaya karar verdim. Öylece 3 yıldır bu mesleği yapıyorum. Şimdilik bir sıkıntı yok, gayet iyi. Zorlukları; rüzgârda çalışması çok zor. Aşağıdaki insanları da düşünmemiz gerekiyor. 45 kilometreyi aşınca rüzgâr hızı, çalışmayı durduruyoruz. İçinde ölçer var, bilgisayarımız var. Orada kilometre hızını, yüksekliği, şaryonun ileri geri ne kadar olduğunu gösteriyor. Onlara bakarak işin verimliliğine göre sağlıklı, olabildiğince çalışmaya çalışıyoruz. Tabii soğuk havalar biraz zorluyor. Soğuk havaların dışında kör noktalardan malzeme almak çok zor. Onlar bizi biraz daha çok yoruyor. Yukarısı eksi 10’dan fazla olur; rüzgâr da varsa bu daha da çoğalıyor tabii. Kış şartlarında aşağıdan yukarı çıkarken o andaki soğukluk sadece biraz bizi yoruyor. Diğer türlü kabinin içindeyken bir sıkıntımız yok. Eğer öğlen mesaisi olursa yemeğimizi yukarıya alıyoruz vinçle beraber. Diğer türlü eğer mesaimiz yoksa öğlen iniyorum. Ondan sonra öğleden sonra tekrar çıkıp akşam iniyorum. Molalarımız bizim orada, çayımız falan orada" dedi.


"Yeni başlayan arkadaşlar hemen bırakabiliyorlar"


Gençlerin maaş getirisinden dolayı işe hevesli olduğunu söyleyen Kılıç şöyle devam etti:


"Şu an 35 metrede çalışıyorum. Tabii bundan daha yükseklerinde de çalıştığım oldu. En yüksek 135 metrede çalıştım. Tabii ilk başlarda insan illaki korkuyor. Ondan sonra bu işin olurunu bildiğinde ki bu işin oluru bu ona göre artık alışıyor insan. İnsan her şeye alışıyor. Gençlerin çok hevesi var. Şu an ben burada çalışırken bile bana ’Abi bize de öğretir misin bu işi?’ diyenler oldu. Tabii çok heves edenler var, bu işi yapmak isteyenler var. Ama belgeyi alıp da hiç makineyi kullanamadan bu işi sonlandıranlar da var. Görüldüğü gibi değil; ağır tonajlarda makine çok sallanıyor. Makine sallandığı için yeni başlayan arkadaşlar hemen bırakabiliyorlar. Maaş aralığı 80-90 bin civarı gidiyor. Kamerası yok, tamamen telsizlerle iletişim; bir de aşağıdaki sapancının yönlendirmesiyle öyle yürütüyoruz. Diğer türlü zaten yükün ağırlığına göre ’çift donanım’, ’tek donanım’ diye bir şey var; onu devreye sokuyoruz. Eğer kaldırmazsa zaten vinçlerde switch var; o kesiyor. Yani ’Ben bu yükü kaldıramıyorum.’ diyor."


(BT-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Oya Tekin’in eşi Celal Tekin: "Eşime yönelik tehdit nedeniyle Aziz İhsan Aktaş ile buluştum" Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında, görevinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in eşi tutuklu sanık Celal Tekin savunma yaptı. Aziz İhsan Aktaş ile görüşme sebebine dair sanık Tekin, "Eşime yönelik tehdit nedeniyle Aziz İhsan Aktaş ile buluştum. Ben eşimi tehditten korumak için bu şekilde hareket ettim. Erkeksi duygularım ile hareket ederek Aziz İhsan Aktaş ile yüz yüze geldim" dedi. Aziz İhsan Aktaş ifadesinde, 19 Temmuz 2024 günü Oya Tekin’in eşi Celal Tekin ve CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut ile Ankara’da bir araya geldiklerini belirterek, "Hak ediş alacaklarımın ödenmesi karşılığında 1 milyon dolar para talep ettiler. Parayı almadan hak ediş ödemesinin yapılmayacağını belirttiler. Bunun üzerine Ankara’da aynı gün 3 farklı şubeden çekilen toplam 1 milyon doları Celal Tekin’e Ankara İncek Kızılcaşar’da bulunan Atılım Üniversitesi’nin yakınında teslim ettim. Para teslim edilince belediye aynı gün 75 milyon lira hak ediş ödemesi yaptı. Celal Tekin’e teslim edilen 1 milyon dolar Burhanettin Bulut ile Celal Tekin arasında paylaşıldı" demişti. Oya Tekin’in eşi tutuklu sanık Celal Tekin ise, savunmasında "Ben 35 yıllık hukukçuyum. Eşim 2024 yılında belediye başkanı seçildi. Benim belediyede bir görevim var mı, hayır. Zaten vakit olarak da belediye işleri ile ilgilenemem. Birbirimizin alanlarına hiç müdahale etmedik. İddianamede benim eşimin talimatı ile Ankara’ya gittiğim söyleniyor. Bu doğru değildir" dedi. Aziz İhsan Aktaş’la tanıştığını ifade eden Tekin, "Kendisi belediyede alacaklarının olduğunu, alamadığını belirtti. Sonra tekrar tekrar arayarak alacakları konusunda ısrarda bulundu. Ben sürekli Oya Hanım’ın şahsi borcu olmadığını, ödemenin belediyeden alınması gerektiğini söyledim. Onlarca kez belediyeye geldiğini, görüşemeyince olay çıkardığını, ödeme yapılmaması halinde kötü şeyler olacağını belirtmiştir. Bu işin farklı boyuta geldiğini gördüğümden görüşme teklifini kabul ettim. Ailemi korumak benim görevim. Başka işlerim de olduğundan Ankara’ya gidecektim. Aziz İhsan Aktaş ile kendi belirlediği yerde görüştük. Bana ödeme alamadıklarını, şirketlerinin batma noktasına geldiğini söyledi. Ben de elemanının sürekli olay çıkardığını bunu engellemesini ve yasal alacağı varsa alacağını söyledim. Belediye kasasında para olmadığı için ödeme yapılamadı. Delillerimiz toplanmamıştır. Olayın eşime karşı işlenen bir hak ihlali, benim de hak ihlaline karşı verdiğim bir tepki olarak değerlendirilmesi gerekirken, bunlar dışarda bırakılmıştır. Tutuklanmamız kabul edilemez. Birileri bir sabah uyanmış ve kötülük yapmaya karar vermişler" ifadelerini kullandı. Avukatların kendisine yönelttiği "Sizi tehdit eden biri ile bir villada mı buluşursunuz yoksa insan kalabalığı olan yerde mi?" sorusuna sanık Tekin, "Eşime yönelik tehdit nedeniyle Aziz İhsan Aktaş ile buluştum. Ben Ankara’yı ayrıntılı olarak bilmiyorum. Kendisinin attığı konuma gittim. Ben eşimi tehditten korumak için bu şekilde hareket ettim. Erkeksi duygularım ile hareket ederek Aziz İhsan Aktaş ile yüz yüze geldim. Eğer çok korksaydım polise başvururdum" diye konuştu. Sanık Aziz İhsan Aktaş’ın "Benim kendisiyle görüşmek için aracıları araya koyduğumu söyledi, bu aracılar kimdir?" sorusuna sanık Tekin "Eşime ulaşamayınca araya siyasiler koydular" dedi. Duruşma diğer sanıkların savunmaları ile sürüyor.