SPOR - 20 Ağustos 2024 Salı 12:03

Eskişehir’de düzenlenen sazan yakalama yarışması nefes kesti

A
A
A
Eskişehir’de düzenlenen sazan yakalama yarışması nefes kesti

Eskişehir’de düzenlenen sportif amaçlı düzenlenen sazan yakalama yarışması kıyasıya rekabete sahne oldu.


Eskişehir Amatör Olta Balıkçılığı ve Doğal Hayatı Koruma Derneği (ESABDER) tarafından Sarısungur Göleti’nde düzenlenen sportif amaçlı ESABDER Sarısungur 2024 Carp AIM sazan balığı yakalama yarışmasına 9 farklı ilden toplam 16 takımın katıldı. 6 gün süren yarışmada limitler dahilinde toplamda 122 adet olmak üzere toplamda 325 kilo 260 gram pullu sazan balığı yakalanıp, hemen suya salındı.


En büyük balık yakalama kategorisinde 5 kilo 815 gram ile Optimum Baıts 2 takımı, en çok balık yakalama kategorilerinde ise Gönen Carp Team takımı toplam 31 balık ve 94 kilo110 gram, birinci oldu.


ESABDER Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Başaran katkıda bulunan yetkili, katılımcı ve sponsorlara teşekkür etti.



Eskişehir’de düzenlenen sazan yakalama yarışması nefes kesti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi’nde konuştu. Yılmaz, Türk Kızılay’ın devletle milleti aynı hedefte buluşturan önemli bir değer olduğunu belirterek, "Bizleri bugün bir araya getiren bu zirvenin ‘gençliğin aynasında aile, sosyal gözlemden stratejik değerlendirmeye’ teması ile düzenlenmesi içinde bulunduğumuz dönemin gerçekliğine uygun bununla örtüşen bir yaklaşım" ifadelerini kullandı. Yılmaz, tek kişinin yaşadığı hane oranının 2024 itibarıyla yüzde 20’ye geldiğini, ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,11 olduğunu, hanelerde kalabalık ailelerin kalmadığını aktararak, "TÜİK verileri tek kişilik hane halkı oranının arttığını, buna karşın çekirdek ve geleneksel aile oranının ise azaldığını gösteriyor. Kuşaklar arası ilişkilerden bakım yüküne, ekonomik dayanışmadan sosyal destek mekanizmalarına kadar çok boyutlu bir yeniden yapılanmayı bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. TÜİK verilerine göre 2015 yılında tek kişinin yaşadığı hane halkı, toplam hane halkının yüzde 14’ünü oluştururken bugün bu oran yüzde 20’ye yükselmiş durumda. 10 yıl önce yaklaşık 3,1 milyon kişi tek başına bir evde yaşarken, günümüzde tek başına yaşayanların sayısı 5,5 milyonu bulmuş durumda. Türk toplumunda en yaygın aile türü olan çekirdek ailenin oranı 2015 yılında yüzde 67 iken, 2025 yılında yüzde 63’e, geniş aile oranı ise yüzde 17’den yüzde 13’e düşmüş durumda. Boşanma sayılarındaki artış da maalesef aile dinamiklerini etkileyen diğer bir unsur" açıklamasında bulundu. "Genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz" Gençlerin nüfus yapısının da üzerinde durulması gereken bir konu olduğunun altını çizen Yılmaz, "15-24 yaş arası gençlerin 2015 yılında toplam nüfus içindeki oranı yüzde 16 iken 2025’te bu oran yüzde 15’e geriledi ve giderek de azalıyor. Bu eğilim devam ederse maalesef 2040’lı yıllara geldiğimizde bu yüzde 12’ye ye 2045’te yüzde 10’a kadar gerileyecek. Dolayısıyla genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bununla birlikte evlilik yaşı yükseliyor. Çok daha geç yaşlarda evlenmeye başladı gençlerimiz. Ve bu da çocuk sayısını azaltıyor. Nüfus niye azalıyor diye baktığımızda en önemli sebep belki bu. İnsanlar daha geç evlendiği için daha geç yaşta evlenenler geçmişte de çok fazla sayıya sayıda çocuk sahibi olamıyorlardı. Bugün de bu evlilik yaşının yükselmesi nüfusun azalmasında çocuk sayısının azalmasında en temel belirleyici" şeklinde konuştu. "Nüfusumuz hala gençken müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım" Bir toplumun yaşlanmadan zenginleşmesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Gelecekte bu gençlerin enerjisini iyi değerlendirirse ileride daha farklı bir toplum haline gelir. Ama bir toplum hem yaşlı hem yoksulsa bu tam bir felaket. İşte bu duruma bir toplumun düşmemesi lazım. Yaşlanmadan zenginleşmemiz lazım. Nüfusumuz hala gençken, hala dinamikken bizim bu kalkınma süreçlerini, gelişme süreçlerini tamamlayıp, güçlü çok müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım" dedi. "Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değerin varlığını koruduğunu memnuniyetle görüyoruz" Araştırma sonucundaki bulguları değerlendiren Yılmaz, bu çerçevede çok yönlü politikaları hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değerin varlığını koruduğunu memnuniyetle görüyoruz. Ancak bu değerin hayata geçirilmesinin yeni şartlara bağlı hale geldiğini de görüyoruz. Gençler için evlilik artık kendiliğinden ilerleyen bir süreç değil güvenli bir gelecek, istikrarlı bir gelir ve sağlıklı bir yaşam zemini üzerine inşa edilmesi gereken bir tercih olarak görülüyor. Aile yapısındaki değişimler yalnızca sosyal yaşam alışkanlıklarıyla sınırlı kalmamakta bireyselleşmenin artması, aile, evlilik kurumu ve değerlerde aşınma gibi unsurlarla toplumsal yapıyı da etkiliyor" diye konuştu. "Özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak" Yılmaz, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla sosyal medya ve sanal ortamlarda yeni risk alanları oluştuğuna işaret ederek, "15 yaş altına sosyal medya sınırlaması geldi. Diğer birçok boyutuyla birlikte bu çok çok kıymetli ve oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak. Çocukların dijital dünyadaki mahremiyet hakları, açık rıza ilkesi ve unutulma hakkıyla yasal güvence altına alınması gibi hususlar yine burada karara bağlanmış durumda" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, kamu ve özel sektörde çalışan anneler için doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarıldığını, çalışan annelerin doğum süreçlerinde çocuklarıyla daha fazla ilgilenme imkanına kavuştuğunu, babalık izninin de 5 günden 10 güne çıkarıldığını aktardı. Yılmaz, "Annelerimiz, artık çalışan annelerimiz özellikle çok daha rahat bir şekilde bu doğum süreçlerinde çocuklarıyla ilgilenme imkanına kavuşmuş olacaklar. Bu çok büyük bir fedakarlık, hakikaten çok önemli. OECD ülkeleri arasında da ilk 10 ülkeye girmiş durumdayız. Bu alınan kararla ailelerimiz için, annelerimiz için özellikle tabii ki annelerin şefkatini daha fazla görecek için görecek olan yavrularımız için hayırlı olsun diyorum" açıklamasında bulundu. "Aile hayatıyla iş hayatını birlikte sürdürmeye imkan veren modeller üzerinde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz" Kadınların hem ev hem iş hayatını aynı anda sürdürebilmeleri adına çalışmalarını sürdürdüklerine değinen Yılmaz, "Bu çerçevede bu bakım hizmetlerini, kreşleri arttırdığımız gibi yeni çalışma modelleri üzerinde de duruyoruz. Orada da Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte daha esnek çalışma modelleri, aile hayatıyla iş hayatını birlikte sürdürmeye imkan veren modeller üzerinde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz" dedi. "Bu hadiseleri yaşamak istemiyorsak güvenlik tedbirleri elbette önemli" Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okullara yönelik saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Bu hadiseleri yaşamak istemiyorsak güvenlik tedbirleri elbette önemli, onları da en üst düzeyde yapıyoruz, çalışıyoruz ama en önemlisi dirençli bir toplum olmak, sosyal bir bütünlük içinde bu sorunları çözmek. Çünkü görüyoruz ki bu olayları incelediğimizde mesele sadece belli alanlarla sınırlı değil, sosyal medyadan başlayıp daha geniş sosyal atmosfere varıncaya kadar bütün bu çok katmanlı bir mesele ile karşı karşıyayız. Çözümün de çok katmanlı, çok boyutlu, bütüncül bir çözüm olması gerekiyor. Biz de bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
Eskişehir Milletvekili Hatipoğlu, kumbarasını Eskişehirspor’a bağışlayan minik Buğra’yı takdir etti AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, su tabancası almak için para biriktirdiği kumbarasını Eskişehirspor’a bağışlayan 5 yaşındaki Hüseyin Buğra Er ile ilgili olarak, "Helal olsun sana Buğra, helal olsun seni böyle yetiştiren aileye. Sen hiç merak etme, Nebi amcan sana su tabancalarının kralını alacak" dedi. Fanatik Eskişehirspor taraftarı Osman ve Betül Er çiftinin 5 yaşındaki oğulları Hüseyin Buğra Er, play-off mücadeleleri öncesi kulübe destek olmak amacıyla kumbarasındaki parayı takıma bağışlamıştı. Yaz tatilinde su tabancası almak için kumbarasında biriktirdiği parayı kulübe bağışlama kararı alan minik Hüseyin Buğra’nın bu anlamlı hareketi, sosyal medyada viral olmuştu. Minik Buğra’yı takdir eden Eskişehirspor’un eski kulüp başkanı AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu, konuyla ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. "Helal olsun seni böyle yetiştiren aileye" Hatipoğlu’nun paylaşımında, "Su tabancası almak için kuruş kuruş biriktirdiği harçlıklarını, Eskişehirspor’umuz için başlattığımız prim kampanyamıza hiç düşünmeden bağışlayan 5 yaşındaki Hüseyin Buğra Er yavrumuzu görüyorsunuz. Eskişehir’in kalbinde büyüyen, daha şimdiden bu şehre yürekten bağlanmış minik bir hemşehrimiz. Buğra diyor ki, ’Bu parayı Es-Es için harcadım. Normalde yazın su tabancası almak için biriktiriyordum. Ama bunu şampiyonluk yolunda harcamak istedim.’ Helal olsun sana Buğra, helal olsun seni böyle yetiştiren aileye. Sen hiç merak etme, Nebi Amcan sana su tabancalarının kralını alacak. Ama şunu da bil ki: bugün senin o küçücük elinle yaptığın bu büyük jest, Eskişehir’in hafızasına çoktan kazındı. Sen böyle vatanına, milletine, şehrine sahip çık yeter; bu şehir de seni hep bağrına basacak" ifadeleri yer aldı.
Kilis Oylum Höyük’te "Lebeniye Günü" buluşması gerçekleşti Kilis’te yaklaşık 4 bin 500 yıllık geçmişe sahip Oylum Höyük’te düzenlenen "Lebeniye Günü" etkinliği, vatandaşların yoğun katılımıyla yapıldı. Programda konuşan Kilis Valisi Ömer Kalaylı, kökleri binlerce yıl öncesine uzanan bir geleneğin etrafında bir araya gelindiğini belirterek, Oylum Höyük’ün bu toprakların hafızasını taşıyan en önemli değerlerden biri olduğunu ifade etti. Yaklaşık 4 bin 500 yıllık geçmişiyle bölgedeki yaşamın izlerini günümüze taşıyan höyüğün, insanların tarih boyunca birlikte yaşama, üretme ve paylaşma kültürünü ortaya koyduğunu dile getiren Vali Kalaylı, yapılan arkeolojik çalışmaların bölgede güçlü ve köklü bir yaşamın varlığını gösterdiğini söyledi. Bu topraklarda hayatın her zaman birlikte kurulduğunu, emeğin birlikte verilip bereketin paylaşıldığını vurgulayan Kalaylı, Lebeniye Günü’nün de bu anlayışın günümüze ulaşan önemli örneklerinden biri olduğunu kaydetti. Lebeniye Günü’nün insanları aynı sofrada buluşturan, birlik duygusunu güçlendiren önemli bir gelenek olduğunu ifade eden Kalaylı, yıllardır aynı heyecanla sürdürülmesinin kültürel bağların gücünü ortaya koyduğunu belirtti. Etkinlikte kurulan sofraların geçmişten gelen dayanışma anlayışının devam ettiğini gösterdiğini aktaran Kalaylı, bu mirasın sahiplenilerek geleceğe taşınmasının önemine dikkat çekti. Programda, etkinliğin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür edilerek, Lebeniye Günü’nün birlik, beraberlik ve bereket getirmesi temennisinde bulunuldu. Ayrıca programa kent protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. (MYP-LO-Y)
Manisa Dev tencereden 5 bin kişiye çorba Bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Mesir Macunu Festivali kapsamında gerçekleştirilen "Manisa Gastronomi Panayırı" etkinliğinde, dev tencereden 5 bin kişiye ücretsiz çorba dağıtıldı. 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali etkinlikleri çerçevesinde Ulupark içerisinde düzenlenen ve yöresel ve tescilli ürünlerin tanıtıldığı "Manisa Gastronomi Panayırı" Manisa’nın zengin mutfak kültürünü ve yerel üreticileri bir araya getirerek, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Önceki gün açılışı yapılan ve her gün değişik lezzetler konulu oturum ve söyleşilerin yapıldığı Manisa Gastronomi Panayırında, bugün Gastronomi Arenası Mutfak Şovu olarak, dev tencerede yapılan ve yaklaşık 5 bin kişilik tarhana çorbası vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtıldı. Çorbayı yapan Manisa’da restoran işletmecisi aşçı Sadık Koçan, yaklaşık 4 saat içerisinde pişirilen çorbayı 4 kişilik ekiple hazırladıklarını söyledi. Aşçı Koçan, "Bugün halkımıza dağıtılmak üzere yaklaşık 5 bin kişilik tarhana çorbası yaptık. Tarhana çorbası bizim çorbamız, Manisa’nın çorbası, emekçi çorbası. Bugün 2 usta ve 2 çırağıyla toplam 4 kişilik ekibimizle yaptık. Elle yapılan, orijinal tarhana, makine üretimi değil, bütün köylerden geldi." diye konuşarak amaçlarının önümüzdeki sene 10 bin kişilik çorba hazırlamak olduğunu söyledi. Dev tencere içinde yapılan çorbanın dağıtımını ise soğumaması ve uzun kuyruk oluşmaması amacıyla Manisa Gastronomi Panayırında standı bulunan işyerlerinden birer temsilcinin katılıyla izdiham yaşanmadan gerçekleştirildi.