SPOR - 24 Mart 2026 Salı 09:52

Eskişehirli milli atlet Edanur Tulum, Balkan Şampiyonası’nda 30 yıl sonra gelen altının gururunu yaşıyor

A
A
A
Eskişehirli milli atlet Edanur Tulum, Balkan Şampiyonası’nda 30 yıl sonra gelen altının gururunu yaşıyor

Sırbistan’da düzenlenen Büyükler Balkan Şampiyonası’nda 54.17’lik derecesiyle altın madalya kazanan Eskişehirli milli atlet Edanur Tulum, 30 yıl aradan sonra bu başarıyı tekrar Türkiye’ye getirmenin gururunu yaşıyor. Hedefinin olimpiyatlar olduğunu belirten Tulum, "30 yıldan sonra tekrar altın madalya almak benim için ekstra onur ve gurur vericiydi" dedi.


Eskişehir’in atletizmdeki yükselen yıldızı Edanur Tulum, başarılarına bir yenisini daha ekledi. Belgrad’da düzenlenen Büyükler Balkan Şampiyonası’nda kürsünün zirvesine çıkan genç sporcu, hemen ardından İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye Büyükler Şampiyonası’nda da üst üste dördüncü kez altın madalyaya uzanarak adeta tarih yazdı. Antrenörü Gökhan Dede ile birlikte çalışmalarını sürdüren Tulum, gözünü Akdeniz Oyunları ve olimpiyat kotasına dikti.



"30 yıl sonra gelen altın madalya onur verici"


Yarışma sürecini ve hedeflerini anlatan milli sporcu Edanur Tulum, "Yarışlar Sırbistan Belgrad’daydı. Büyükler Balkan Şampiyonası’nda 54.17’lik dereceyle birinci olduk. Beklediğimiz bir sonuçtu. 30 yıldan sonra tekrar altın madalya almak benim için ekstra onur ve gurur vericiydi. Balkan Şampiyonası ana hedef yarışımız değildi, programımız nasılsa öyle devam ettirdik ve ekstra bir çalışma yapmadan bu sonucu aldık. Diğer yarışım İstanbul’daydı; Türkiye Büyükler Şampiyonası. Orada da dört yıl üst üste altın madalya alarak tarih yazdım. Bu yıl hedefim Akdeniz Oyunları’nda kürsüye çıkmak. Uzun vadede ise 2028 ve 2032 olimpiyatlarına katılmak istiyorum" diye konuştu.



"Başarı bir masanın dört ayağı gibidir"


Başarının tesadüf olmadığını ve kolektif bir çabanın ürünü olduğunu vurgulayan Antrenör Gökhan Dede, "Bu işteki başarımızın sırrı; karşılıklı güven ve disiplinle çalışmak. Bu sürecin içerisinde sadece Eda ile ikimiz değil; aile var, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz var, İl Müdürümüz Hasan Kalın’ın destekleri var. Bunlarla birlikte bir masanın dört ayağı gibi ortaklaşa çalışarak dengeyi sağlıyoruz ve bu da bize başarıyı getiriyor" ifadelerini kullandı.



"Olimpiyatlar için puan topluyoruz"


Gelecek vizyonuna dair planlamaları paylaşan Dede, şunları söyledi:


"Eda bu sene yaş olarak ilk kez büyükler kategorisinde yarışmaya başladı, aynı zamanda U23 kategorisinde. Bu sene Akdeniz Oyunları’nda yarışarak sezonu bitirmek istiyoruz. 2027 yılında U23 Avrupa Şampiyonası, 2028 yılında ise olimpiyatlar var. Şu anda ranking (sıralama) sistemi içerisinde puanlarımızı toplayarak gidebildiğimiz en üst kademe yarışmalara katılıp kendimizi olimpiyatlara hazırlamak istiyoruz."



Eskişehirli milli atlet Edanur Tulum, Balkan Şampiyonası’nda 30 yıl sonra gelen altının gururunu yaşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Yaşlılar Haftası Muğla’da keyifli bir geziyle kutlandı Muğla Büyükşehir Belediyesi, 18-24 Mart Yaşlılar Haftası kapsamında Hasan Özcan Yaşamevi ve Nilüfer Caner 100 Yaş Evi sakinleri için gezi programı düzenleyerek, yaş almış vatandaşları kentin tarihi ve kültürel değerleriyle buluşturdu. Muğla Büyükşehir Belediyesi yaş almış vatandaşların sosyal yaşamla bağlarını güçlendirmek ve kentin kültürel değerlerini yerinde tanımalarını sağlamak amacıyla özel bir gezi programı düzenledi. Program kapsamında Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan Hasan Özcan Yaşamevi ile Nilüfer Caner 100 Yaş Evi sakinleri keyifli ve öğretici bir gün geçirdi. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından organize edilen gezide, katılımcılar rehber eşliğinde Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ‘Gladyatörler Kenti’ olarak da bilinen Stratonikeia Antik Kenti’ni ziyaret etti. Antik kentin tarihi yapıları hakkında detaylı bilgiler alan yaş almış vatandaşlar, bölgenin binlerce yıllık geçmişine tanıklık etmenin mutluluğunu yaşadı. Gezi programının bir diğer durağı ise Türk halk müziğinin unutulmaz eserlerinden biri olan ‘Ormancı Türküsü’ne ilham veren olayın yaşandığı Belen Kahvesi oldu. Tarihi atmosferiyle dikkat çeken Belen Kahvesi’nde yapılan ziyaret, katılımcılar için nostaljik bir deneyime dönüştü. 100 Yaş Evi üyesi Nilgün Yayla, yaklaşık on yıldır merkezin faaliyetlerine katıldığını belirterek şunları söyledi: "Her türlü etkinliklerine katılıyoruz. Sinemalarımız, tiyatrolarımız, gezilerimiz bize terapi gibi geldi. Çok güzel yerler görüyoruz, hem hatıralarımızı tazeliyoruz, hem farklı arkadaşlarla birlikte oluyoruz. Bize böyle bir imkan sağladığı için, Ahmet Aras’ı, çok teşekkür ederim" Emekli öğretmen İbrahim Kara da gezinin kendileri için oldukça faydalı olduğunu yıllar sonra bu tarihi alanları yeniden görme fırsatı verildiğini belirterek, "Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu bu gezi bizim için çok faydalı oldu. Stratonika bölgesini gezdik. Rehberimiz bize görmemiz gereken yerleri anlattı. Biz de memnun olduk. Ahmet Başkanımıza çok çok teşekkür ederim" dedi Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesinde Ergoterapist olarak çalışan Hilal Kocabıçak, "Bugün burada Muğla Büyükşehir Belediyi olarak, Yaşlılar Haftasını kutlamak amacıyla Nilüfer Caner 100 yaş evi üyeleri ve Hasan Özcan sakinleri ile birlikte Stratonika ve Gevenes bölgesine bir gezi düzenledik. Buradaki seyahatimizin amacı yaşlıların sosyal katılımını arttırmak ve aktif olarak hareket etmelerini sağlamak" dedi. Yaş almış vatandaşların sadece Yaşlılar Haftası kapsamında hatırlanmadığının altını çizen Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran büyüklerin hayatın içinde aktif ve mutlu olmalarının çok önemli olduğunu, onların sosyal yaşamdan kopmadan, keyifle vakit geçirebilecekleri ortamlar oluşturmayı önemsediklerini açıkladı.
Aydın Nazilli Devlet Hastanesi’nde ’Diyabet Okulu’ eğitimleri sürüyor Aydın’ın Nazilli ilçesinde Nazilli Devlet Hastanesi tarafından diyabet hastalarına yönelik düzenlenen ’Diyabet Okulu’ eğitim programı yoğun katılımla devam ediyor. Diyabet hastalarının hastalıklarını daha iyi tanımaları, doğru yönetmeleri ve yaşam kalitelerini artırmaları amacıyla düzenlenen eğitimlerde, alanında uzman sağlık personellerinin katılımcılara kapsamlı bilgiler aktarılıyor. Eğitim programı kapsamında Endokrinoloji Uzmanı Neslihan Soysal Atile tarafından diyabetin oluşumu, türleri, tedavi yöntemleri ve düzenli takibin önemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Diyabetin kontrol altına alınmasının uzun vadeli sağlık açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi. Programda ayrıca diyabet hemşiresi tarafından insülin kullanımı, doğru enjeksiyon teknikleri ve diyabetik ayak bakımı konuları ele alınırken, hastaların günlük yaşamda dikkat etmeleri gereken hususlar detaylı şekilde anlatıldı. Diyetisyen tarafından gerçekleştirilen eğitimde ise diyabet hastalarına yönelik beslenme ilkeleri, ara öğün düzeni ve tüketilmemesi gereken gıdalar hakkında bilgiler paylaşıldı. Dengeli ve düzenli beslenmenin hastalık yönetimindeki rolü vurgulandı. Fizyoterapist eşliğinde yapılan bilgilendirmede de fiziksel aktivitenin diyabet üzerindeki olumlu etkileri, uygun egzersizler ve egzersiz sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar aktarıldı. Düzenli hareketin kan şekeri kontrolüne katkısına dikkat çekildi. Hastane yönetimi, düzenlenen eğitim programları ile katılımcıların diyabet konusunda bilinçlenmesinin ve hastalık yönetiminde daha aktif rol almalarının amaçlandığını belirterek, bu tür eğitimlerin belirli aralıklarla devam edeceğini ifade etti.
Kütahya Bu tarihi çeşme 156 yıldır durmadan akıyor Kütahya’nın Gediz ilçesine bağlı Yunuslar Köyü’nde, 1870’li yıllardan bu yana hiç durmadan akan tarihi Ayvaz Çeşmesi, asırlık hikâyesi ve yaz kış eksilmeyen buz gibi suyuyla hem köylülerin hem de çevre bölgelerden gelen vatandaşların uğrak noktası olmaya devam ediyor. 1970 ve 1980’li yıllarda köyün en önemli su kaynağı olan üç oluklu bu çeşme, günümüzde de modern imkânlara rağmen popülerliğini koruyor. Aslen Yunuslar Köyü’nden olan Araştırmacı-Tarihçi Yazar Hüseyin Göksal, yerel tarih üzerine yaptığı titiz çalışmalar neticesinde çeşmenin kökenine ışık tuttu. Köyde kendiliğinden akan yaklaşık 20 çeşme bulunduğunu ancak en eskisinin Ayvaz Çeşmesi olduğunu belirten Göksal, "Nüfus defterlerini incelediğimde, köyümüzde artık devam etmeyen ’Ayvazoğulları’ sülalesinin varlığını keşfettim. Çeşmenin isminin buradan geldiğini ve bu sülaleden bir hayırsever tarafından yaptırıldığını tahmin ediyoruz. Köyümüzün eski yerleşim yerinde 1870’li yıllarda yaşanan bir göçük hadisesi sonrası köylüler şimdiki konuma taşınmış ve bu çeşme de o dönemde, yani yaklaşık 1875-1876 yıllarında inşa edilmiştir" dedi. Göksal, "Çeşmenin mimari yapısında bulunan üç ayrı oluk, köy sakinleri için sadece bir su kaynağı değil, aynı zamanda kültürel bir simge. Hüseyin Göksal, çocukluk yıllarına dair gülümseten bir inancı da paylaştı: "Biz çocukken bu üç oluğu; yılan, kurbağa ve balık olarak adlandırırdık. İnancımıza göre en temiz ve güzeli ’balık’ dediğimiz oluktu, suyu mümkün olduğunca ondan içmeye çalışırdık" şeklinde konuştu. Ayvaz Çeşmesinin, özellikle teknolojinin henüz yaygınlaşmadığı dönemlerde stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Göksal, "Dere yatağında bulunduğu için zaman zaman sel ve benzeri doğa olayları nedeniyle hasar görse de, Kemal Özdoğan ve son olarak 2023 yılında yapılan kapsamlı tadilatlarla ayakta tutuldu. Harman yerinin hemen yakınında bulunan çeşme, 1970’li ve 80’li yıllarda tarlada çalışan köylülerin bir numaralı su kaynağıydı. Göksal, çeşmenin sosyal hafızadaki yerini şu sözlerle özetledi: "Ramazan aylarının sıcak yaz günlerine denk geldiği yıllarda, henüz evlerde buzdolabı yokken köylüler iftara yakın buraya akın ederdi. İftar sofraları için buradan doldurulan buz gibi sular, en büyük zenginliğimizdi" ifadelerini kullandı. Gediz’in kültürel mirasının canlı bir kanıtı olan Ayvaz Çeşmesi, asırlardır olduğu gibi bugün de Yunuslar Köyü’nde doğanın cömertliğini ve tarihin derinliğini yansıtmaya devam ediyor.