SAĞLIK - 07 Ekim 2025 Salı 12:48

Genel Cerrahi Uzmanı Tolga Hüner: "20 yaş üstündeki her kadın kendi meme muayenesini yapmalı"

A
A
A
Genel Cerrahi Uzmanı Tolga Hüner: "20 yaş üstündeki her kadın kendi meme muayenesini yapmalı"

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri hakkında önemli uyarılarda bulunan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tolga Hüner, "Genç kadınlar, bana bir şey olmaz diye düşünüyor ama maalesef bu kanser, gençlerde de görülüyor. O yüzden 20 yaşından itibaren ayda bir kez, özellikle adet bitiminden sonraki dönemde meme dokusunu kontrol etmesi önerilir" dedi.


Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan meme kanseri hakkında önemli bilgiler veren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tolga Hüner, nadir de olsa erkeklerde de görülebilen meme kanserinin genellikle süt kanalları veya süt bezlerinden köken aldığını, iyi huylu kitlelerden farklı olarak, hızla büyüyerek çevre dokulara zarar verebildiğini ve ileri evrelerde diğer organlara da yayılabileceğini ifade etti. Bu nedenle, erken evrede teşhisinin önemini vurgulayan Dr. Hüner, erken evrede çoğu zaman belirti vermeyebileceği için düzenli tarama programlarının hayat kurtarıcı olduğunu söyledi.


Erken tanı yöntemleri arasında ilk sırayı kendi kendine meme muayenesinin aldığını dile getiren Dr. Hüner, "Her kadının 20 yaşından itibaren ayda bir kez, özellikle adet bitiminden sonraki dönemde meme dokusunu kontrol etmesi önerilir. Ele gelen sertlik veya kitle, meme başında çekilme ya da şekil bozukluğu, akıntı, ciltte çukurlaşma veya renk değişikliği fark edildiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" dedi. Bunun yanında klinik muayenenin önemine de değinerek 20-40 yaş arasındaki kadınların 2-3 yılda bir, 40 yaş ve sonrasında ise yılda bir kez doktor kontrolünden geçmesini, ancak ailesinde meme kanseri öyküsü olanların ise doktorunun yönlendirmesiyle gerekli tetkikleri yaptırmasını tavsiye etti.



"40 yaşından sonra yılda bir mamografi gerekir"


Taramanın en önemli yöntemlerinden birinin mamografi olduğunu söyleyen Dr. Hüner, 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez mamografi yaptırmasını; eğer ailede meme kanseri öyküsü varsa, özellikle anne, kız kardeş veya teyze gibi birinci derece yakınlarda bu hastalık bulunuyorsa, taramalara daha erken yaşta başlamak gerektiğini anlattı. Yoğun meme dokusuna sahip genç kadınlarda ultrason daha uygun bir yöntem olurken, yüksek risk grubunda yer alan kişilerde meme MR’ı ile detaylı inceleme yapılabileceğini ifade etti.


Meme kanseri gelişiminde birçok risk faktörünün rol oynadığını belirten Dr. Hüner, "Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlarının varlığı, erken yaşta adet görmek, geç menopoza girmek, hiç çocuk sahibi olmamak ya da ileri yaşta doğum yapmak, uzun süre östrojen maruziyeti, obezite, hareketsiz yaşam tarzı ve alkol kullanımı önemli risk faktörleri arasında sayılmaktadır" dedi. Bunların dışında sağlıksız beslenme, stres ve düzensiz yaşam alışkanlıklarının da hastalığın gelişiminde etkili olabileceğini sözlerine ekledi.



"En güçlü silahlarımız farkındalık ve takip"


Meme kanserinin erken tanı ile tedavi edilebilme şansı en yüksek kanserlerden biri olduğunun altını çizen Dr. Hüner şunları dile getirdi:


"Düzenli olarak kendi kendine muayene yapmak, doktor kontrollerini aksatmamak ve zamanında mamografi taramalarını gerçekleştirmek, hastalığın erken dönemde yakalanmasını ve tedavinin başarıyla uygulanmasını sağlar. Erken evrede tespit edilen meme kanseri, çoğu zaman cerrahi, ilaç tedavisi veya radyoterapi gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilir ve hastalar sağlıklı yaşamlarına geri dönebilirler. Bu nedenle, farkındalık ve düzenli takip, meme kanseri ile mücadelede en büyük gücümüzdür."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Marble İzmir’de mermer sanata dönüşüyor Marble İzmir-31. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım sürerken, fuarın önemli etkinliklerinden biri olan Heykel Çalıştayı’nda üretim süreci başladı. Çalıştay kapsamında altı heykeltıraşın, 8 Nisan 2026’ya kadar Fuar İzmir’de üretecekleri heykeller, Marble İzmir süresince D Holü’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Eserler fuarın ardından İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda kalıcı olarak sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Heykel Çalıştayı ile mermerin fuar alanının dışına taşarak kentle buluşması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle hayata geçirilen çalıştayda heykeltıraşlar, canlı üretim modeliyle mermer blokları işlemeye başladı. Üretim süreçleri ziyaretçilere açık olacak; sanatseverler doğal taşın sanat eserine dönüşümünü yerinde izleyebilecek. Küratörlüğünü heykeltıraş Ekin Erman’ın yürüttüğü Heykel Çalıştayı’nda, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen değerli sanatçılar Bahadır Hızol, Çağdaş Erçelik, Dilşad Akçayöz, Orhan Gazi Keskin, Özkan Arslan ve Tonguç Sercan mermer bloklar üzerinde üretimlerini sürdürüyor. Küratör Ekin Erman, organizasyonun çıkış noktasına değinerek, "Cemil Başkanımızın fikriyle böyle bir çalışma tasarlandı. Bu çalıştay ile Marble İzmir’in etkisi fuar alanının dışına taşacak. Üretilen heykellerin kentle buluşması çok önemli" dedi. Mermerin doğadaki uzun oluşum sürecine dikkat çeken Erman, bu malzemenin sanatla buluştuğunda kalıcılığının daha da arttığını belirterek, "Milyonlarca yılda oluşmuş bir malzemeden söz ediyoruz. Günümüzde pek çok şey hızla tüketilip atılıyor. Oysa mermer heykel bir meydana konduğunda yüzyıllarca yaşayabiliyor. Binlerce yıldır ayakta duran mermer heykeller var ve biz hâlâ onlara hayranlıkla bakıyoruz. Biz de bu zincirin bir parçası olacağız. Bu nedenle süreç bizim için çok keyifli" diye konuştu. Heykeller kentin belleğine taşınacak Yaklaşık 25 gün boyunca devam edecek üretim sürecinin, yoğun bir tempoda ilerlediğini ifade eden Erman, mermeri iyi tanıyan deneyimli sanatçıların kısa sürede eskizlerini tamamlayarak çalışmalara başladığını söyledi. Heykel sanatının izleyiciyle kurduğu doğrudan ilişkiye de değinen Erman, "Heykel diğer sanatlardan biraz daha farklı. Dokunabiliyorsunuz, yanında oturabiliyorsunuz, onunla birebir bağ kurabiliyorsunuz. Bu nedenle kent yaşamında yer almasını çok önemli ve değerli buluyorum" ifadelerini kullandı. Çalıştay’da ortaya çıkan eserler, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Marble İzmir Fuarı süresince Fuar İzmir D Hol’de sergilenecek. Heykeller, fuarın ardından ise İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kalıcı olarak yerlerini alacak.