KÜLTÜR SANAT - 16 Nisan 2025 Çarşamba 14:11

Güzel Sanatlar Fakültesi 40. yılında "Uluslararası Cam Sanatı" etkinliğine ev sahipliği yapıyor

A
A
A
Güzel Sanatlar Fakültesi 40. yılında "Uluslararası Cam Sanatı" etkinliğine ev sahipliği yapıyor

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, kuruluşunun 40. yılı kapsamında düzenlediği etkinlikler çerçevesinde, uluslararası cam sanatı çalıştayına ev sahipliği yaptı. Hollanda’daki Gerrit Rietveld Academie ile Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam Bölümü öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, çalıştay sürecinde üretilen eserlerin yer aldığı bir sergi de açıldı.


"Kesişimler: Masada Bir Diyalog" başlığıyla düzenlenen uluslararası etkinlik, cam sanatı aracılığıyla Türkiye ve Hollanda’nın mutfak kültürlerini inceleyerek yemeğin kültürel kimlik, alışkanlık ve gelenekleri nasıl şekillendirdiğine odaklandı. Etkinlikte, paylaşılan ritüeller, malzemeler ve yemek estetiği üzerinden iki kültür arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, cam sanatıyla ifade edilmeye çalışıldı.


Etkinliğin küratörlüğünü, Hollanda Gerrit Rietveld Academie Cam Bölüm Başkanı Jens Pfeifer ile Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ağatekin üstlendi. Güzel Sanatlar Fakültesi Cam Bölümü stüdyolarında gerçekleştirilen çalıştaya, 23’ü Gerrit Rietveld Academie’den, 32’si ise Anadolu Üniversitesinden olmak üzere toplam 55 öğrenci katıldı.



"Ortak bir sofrada buluşmak fikri, bu projenin kalbini oluşturdu"


Etkinliğin küratörlerinden Prof. Dr. Mustafa Ağatekin, projenin çıkış noktasını şu sözlerle anlattı: "Bu projede, Hollanda’daki Gerrit Rietveld Academie ile iletişime geçtik. Gerrit Rietveld Academie, daha önce cam sanatı çevresinde birlikte yer aldığımız bir kurumdu. Bu ilişkiden yola çıkarak ortak bir çalıştay fikri geliştirdik. Öğrencilerimizin bir araya gelerek hem tasarım hem de uygulama sürecinde birbirlerine destek olabilecekleri bir ortam oluşturmak istedik. Yaklaşık beş-altı ay süren hazırlık sürecinde, akademisyenlerle çevrim içi toplantılar yaparak etkinliğin içeriğini belirledik." Ağatekin, projenin "Masada Bir Diyalog" adını almasının da bilinçli bir tercih olduğunu belirterek; "İnsanlar, dostlukları pekiştirmek, konuşmak, paylaşmak ve bazen barışmak için sofrada bir araya gelir. Sofra yalnızca yemek yemek için değil; aynı zamanda kültürel etkileşimin de bir simgesidir. Bu kapsamda öğrencilerimizden, bu temayı cam sanatı aracılığıyla yorumlamalarını ve kendi sofralarını kurgulamalarını istedik." ifadelerini kullandı.



"Yemek, kültürler arasında ortak bir dil oluşturuyor"


Etkinliğin diğer küratörü Jens Pfeifer ise projeye dair görüşleri hakkında şunları söyledi:


"Sanat ve tasarımda kültürlerarası iletişim büyük önem taşıyor. Gerçekleştirdiğimiz etkinlikte öğrencilerimiz farklı diller konuşmalarına rağmen hızla kaynaştılar. Bu da sanatın evrensel bir dil olduğunu bir kez daha gösterdi. Atölyede ortak bir tema belirlemek gerekiyordu. Biz de herkesin hayatında yer alan, tanıdık ve bağ kurabileceği güçlü bir öğe olan yemek konusunu tema olarak belirledik. Farklı kültürlerin yemek alışkanlıkları, bireyin geçmişi ve tercihleri hakkında çok şey anlatır. Bu atölyeden çıkan işlerde bu izleri göreceğimize inanıyorum."


Etkinlik, hem kültürlerarası diyaloğu teşvik eden yapısıyla hem de cam sanatının imkanlarını kullanan öğrencilerin katkılarıyla dikkat çekici bir birlikteliğe sahne oldu. Çalıştay süresince öğrenciler, kültürel motifleri kendi yorumlarıyla işleyerek cam eserler üretti. Bu eserlerden oluşan seçki, 18 Nisan Cuma günü Güzel Sanatlar Fakültesi Faruk Atalayer Sergi Salonunda sanatseverlerle açılacak. Sergi, 30 Nisan’a kadar ziyarete açık olacak.



Güzel Sanatlar Fakültesi 40. yılında "Uluslararası Cam Sanatı" etkinliğine ev sahipliği yapıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır "Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor" Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İhsan Solmaz, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Obezitenin, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. İhsan Solmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücut kitle indeksine göre sınıflandırdığını ifade etti. Vücut kitle indeksinin, kilonun metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını belirten Solmaz, 25 ile 30 arasındaki değerlerin fazla kilolu, 30’un üzerindeki değerlerin ise obez olarak değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’de fazla kilolu ve obez birey sayısının giderek arttığına dikkat çeken Solmaz, obezitenin birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti. Solmaz, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile uyku apnesi gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini, ayrıca boyun ve bel fıtığı ile diz kireçlenmesi gibi kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Obezitenin bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Solmaz, tedavide en önemli adımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin obeziteyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Solmaz, özellikle yüksek kalorili un ve hamur işi ürünlerin azaltılması gerektiğini ifade etti. Haftada en az dört gün 45 dakika ya da haftanın her günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini dile getiren Solmaz, hastanın vücut kitle indeksine göre gerekli durumlarda medikal tedavi seçeneklerinin de uygulanabildiğini kaydetti. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Asiltürk ise obezitenin kalp sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekerek, fazla kilonun kalbin iş yükünü artırdığını ve bu durumun zamanla hipertansiyon, damar sertliği ve kalp krizi riskini yükseltebildiğini belirtti. Asiltürk, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin hem obeziteyi önlemede hem de kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguladı.
Van Gürpınar Devlet Hastanesi hemodiyaliz ünitesi hizmete başladı VAN (İHA) – Van’daki Gürpınar Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan hemodiyaliz ünitesi hasta kabulüne başladı. Kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalar için hayati önem taşıyan hemodiyaliz tedavisi, genellikle haftada iki ya da üç gün düzenli olarak uygulanıyor. Ulaşım imkânının sınırlı olduğu kırsal ilçelerde ise bu süreç, hastalar açısından hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorluklara yol açabiliyor. Özellikle kış aylarında ağırlaşan hava şartları, tedaviye erişimi daha da güçleştiriyor. İlçede uzun süredir ihtiyaç olarak dile getirilen hemodiyaliz ünitesinin hizmete alınmasıyla birlikte diyaliz hastaları il merkezine gitmek zorunda kalmadan tedavilerini yaşadıkları ilçede sürdürebilecek. Hastane Başhekimi Dr. İshak Peynirci, daha önce hastane bünyesinde diyaliz ünitesinin bulunmadığı için hastaların il merkezine veya başka ilçelere gitmek zorunda kaldıklarını ifade ederek, "Bölgemizde kış şartlarının zaman zaman ağır seyretmesi nedeniyle ulaşımda ciddi sıkıntılar yaşanabiliyordu. Özellikle yatalak bir hastamız için bu gidiş gelişler daha da zorlayıcı oluyordu. İnşallah ünitenin hizmete açılmasıyla birlikte bu sıkıntıları büyük ölçüde aşacağız. Hastalarımız artık daha rahat bir şekilde gelip, diyalizlerini yaptırarak evlerine dönebilecek. Şu an 5 hastamızı takip ediyoruz. Yaz aylarında hasta sayısının artmasını bekliyoruz. İl dışında ikamet eden bazı hastalarımız kışın farklı illerde kalıp, yazın bölgemize dönüyor. Bu nedenle yaz döneminde hasta sayısının 13-14’e çıkabileceğini öngörüyoruz" dedi. Organ naklinin önemine de dikkat çeken Peynirci, "Organ nakli ise hemodiyalize kıyasla hem hasta konforu hem de maliyet açısından daha avantajlı bir tedavi yöntemi. Ancak ülkemizde organ nakli sayıları istenilen düzeyde değil. Dünya genelinde kadavradan nakil daha yaygınken, ülkemizde canlı vericiden yapılan nakiller kadavradan yapılan nakillerin önünde yer alıyor. Bu durum, toplumda organ bağışı bilincinin yeterince gelişmediğini gösteriyor. Sağlık Bakanlığı da organ bağışının artırılması ve vatandaşların bu konuda teşvik edilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüyor" diye konuştu. "Evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum" 6 yıllık diyaliz hastası Vehbi Güngör (60), daha önce yaşadıkları ulaşım zorluklarına dikkat çekerek, "Gelip giderken elbette zorluk yaşıyorduk. Allah, buranın açılmasına vesile olanlardan binlerce kez razı olsun. Şimdi evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum. Seans bittikten 5 dakika sonra da servisle evime dönüyorum. Artık yorulmuyorum. Daha önce gidiş gelişler bizi çok yıpratıyordu. Sürekli yolu düşünüyorduk, diyalizi değil" diye konuştu. "Kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu" Özellikle kış aylarında ulaşımın kendileri için oldukça zorlayıcı olduğunu dile getiren 2 yıllık diyaliz hastası Adem Koç (35) da, "Daha önce Van merkezine giderken hem yol hem de hava şartları nedeniyle ciddi zorluklar yaşadık. Özellikle kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu. İlçemize böyle bir hizmetin kazandırılması bizim için iyi oldu. Gerçekten çok güzel bir hizmet. Her hasta aynı imkânlara sahip olamıyor. Yağmur, kar, kış demeden yollara düşüyorduk ve zaman zaman zor durumda kalıyorduk. Hava şartları çoğu zaman elverişli olmuyordu. Elbette kimse diyaliz hastası olmak istemez, ancak bu tedavi bizim için bir zorunluluk. Bu nedenle ünitenin ilçemizde açılması büyük bir ihtiyaçtı. İlçemiz adına çok önemli ve değerli bir hizmet oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.