MAGAZİN - 13 Aralık 2023 Çarşamba 10:13

Hababam Sınıfı’nın Dilaver’i depremde ağır hasar alan evinden kurtarabildiği hatıralarıyla hayata yeniden başladı

A
A
A
Hababam Sınıfı’nın Dilaver’i depremde ağır hasar alan evinden kurtarabildiği hatıralarıyla hayata yeniden başladı

Malatya’da yaşadığı 6 Şubat depremlerinin ardından Eskişehir’e yerleşen Hababam Sınıfı oyuncularından Dilaver Gür, hayat hikayesini anlattı.

Hababam Sınıfı serisinin ilk 3 filminde rol alan Dilaver Gür, memleketi Malatya’da 6 Şubat depremlerine yakalandı. Depremlerde evi ağır hasar alan ve ardından Eskişehir’de öğretmen olarak görev yapan oğlunun yanına gelen Dilaver Gür, enkazdan kurtarabildiği eşyaları ile kendisine yeni bir hayat kurdu. Gözü gibi sakındığı Hababam Sınıfı’nın çekildiği yıllara ait fotoğrafları ve filmin ardından düzenlenen etkinliklerde aldıkları ödülleri evinin başköşesinde sergileyen Gür, Türk sinema tarihinde başyapıt niteliğindeki eserde birlikte rol aldığı arkadaşlarının depremin ardından kendisine maddi ve manevi anlamda büyük destek gösterdiğini söyledi. Zaman zaman gözyaşlarını tutmakta güçlük çeken Dilaver Gür, 48 yıl önce çekilen Hababam Sınıfı filmini torununun dahi hala izlediğini belirterek, “Hababam Sınıfı’nın yönetmeni filmin 50 yıl izleneceğini söylemişti” dedi.

Hababam Sınıfı’nın Dilaver’i depremde ağır hasar alan evinden kurtarabildiği hatıralarıyla hayata yeniden başladı

“6 Şubat’ta İki depremi bir arada yaşadık”

Kahramanmaraş merkezli depremleri Malatya’da yaşayan Dilaver Gür, “6 Şubat bizim için bir dönüm noktası oldu. İki depremi bir arada yaşadık. O iki deprem sonrası eşimin de ayağı kırıldı. Malatya’da ki eksi 15 derece soğukta dışarıda kaldık. Okula sığınmıştık. Daha sonra 8 kişilik aile ve akrabalarımızla kendi imkanlarımızla Ankara’ya gittik. Hanımın tedavisi için hastaneye geçtik. İki ay tedavisi sürdü. Oğlum Eskişehir’de öğretmen olarak görev yapıyor. Onun vasıtasıyla burada kendimize bir yer arayışına girdik ve de geldik bulunduğumuz eve yerleştik. Eskişehir hiç hayalimiz de yoktu. İşte oğlumun burada olması bizi buralara getirdi. Güzel de oldu. Eskişehir’i beğeniyorum. Burası hem büyükşehir hem küçük şehir” dedi.

Hababam Sınıfı’nın Dilaver’i depremde ağır hasar alan evinden kurtarabildiği hatıralarıyla hayata yeniden başladı

“Hababam Sınıfı’nın yönetmeni filmin 50 yıl izleneceğini söylemişti”

İstanbul’da üniversite okuduğu yıllarda gördüğü bir ilanla Hababam Sınıfı kadrosuna katılan Gür, “1975 yılında ben İstanbul’da mühendislik fakültesinde okuyordum. Bir ilan görmüştüm. Hababam Sınıfı filmi çekileceği ve de öğrenci rolünde oynayabilecek kişiler aranıyordu. Başvuru yapayım dedim. İstiklal Caddesi’nde Arzu Film’in mekanına gittim. Orada baktım yüzlerce kişi film için müracaata gelmiş. Bir ara dönmek istedim ama dedim ya bu kadar gelmişken şansımızı deneyelim. Sıram geldi içeri girdim. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ertem Eğilmez, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Tarık Akan, Kemal Sunal, filmin senaristi Sadık Şendil, sekiz kişilik bir jüri var. Soru soruyorlar, sen ona cevap veriyorsun. Dışarı adresini bırakırsan sana dönüş yapılır dediler. Ben de adresimi verdim. 15 gün sonra bir mektup geldi. Filmde oynamanız kararlaştırılmıştır diyordu. Film setine 15 gün gittik, geldik. Hiç çekim yapılmadı. Yönetmen Ertem Eğilmez, 15 gün üst kadroyla bizleri kaynaştırmak için sete getirmiş. Yaklaşık 20 kişilik bir öğrenci grubu vardı. Geri kalan da üst kadro ve öğretmenlerdi. 15 gün sonra Ertem Eğilmez, motor diyerek nasıl bir filmin olacağını orada söyledi, “Öyle bir film çekeceğiz ki 50 yıl sonra yine bu film seyredilecek” dedi” ifadelerini kullandı.

Hababam Sınıfı’nın Dilaver’i depremde ağır hasar alan evinden kurtarabildiği hatıralarıyla hayata yeniden başladı

“Deprem sonrası bütün Hababam Sınıfı ekibi maddi ve manevi destek oldu”

Hababam Sınıfı kadrosundan hayatta olan oyuncularla neredeyse her gün irtibat kurduklarını belirten Dilaver Gür, depremin ardından rol arkadaşlarının kendisine maddi ve manevi destek sağladığını söyledi. Gözyaşlarını tutmakta güçlük çekerek yaşadıklarını anlatan Gür, “İlk defa da Hababam Sınıfı ekibi olarak 38 yıl sonra Malatya Uluslararası Üçüncü Film Festivali’nde 2012 yılında bir araya geldik. Hababam Sınıfı bizim için bir miras gibi. Bize babadan, anadan bir veya farklı şey kalır. Bu da bana kalan ve çocuklarıma bırakacağım en güzel bir miras diye düşünüyorum. Hababam Sınıfı’nda bizim bir sloganımız vardı. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için derdik. Ben bunu yaşadım. Gerçekten ben onu unutamam. Deprem sonrası bütün Hababam Sınıfı ekibi, arkadaşlarımın hepsi aradı. Maddi ve manevi yanımda oldular. Banka hesabıma bir sürü para gelmiş. Ben bunu unutamam. Ben o arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımızla devamlı da görüşüyoruz. Her sabah kalktığımızda birbirimizden haberimiz olur. Ama bir de şu var. Hayatında gerçeği, her yıl bir arkadaşımızı kaybediyoruz. Belli bir yaş grubuna da geldik. İnşallah 2024 farklı olur diyelim” dedi.

Hababam Sınıfı’nın Dilaver’i depremde ağır hasar alan evinden kurtarabildiği hatıralarıyla hayata yeniden başladı

“Herkes öğrencilik hayatından kesitler bulduğu için hala izleniyor”

Hababam Sınıfı Uyanıyor filminin sembollerinden olan kaçış planını tahtaya çizen Dilaver Gür, 48 yıllık eserin hala izlenmesinden dolayı hissettiği mutluluğu dile getirdi. Filmin içeriğinde siyasi ve dini konuların bulunmamasının yanı sıra izleyenlerin kendi okul yıllarından kesitler bulmasının izlenmeye devam etmesinde büyük pay sahibi olduğunu belirten Dilaver Gür, “Herkes kendi hayatından bir şeyler buluyor bu filmden. Yönetmenimizin “Öyle bir film yapacağız ki 50 yıl sonra bu film izlenecek” demesini daha yeni yeni anlıyorum. İnsanların haz alarak, zevk alarak izlediği, herkese hitap eden bir film. Burada bir siyasi içerik yok, dini içerik yok. Burada öğretmen, öğrenci, okul, veli ilişkileri işleniyor. Filmde her ne kadar haylaz öğrenciler olarak gözüksek de yeri geldiğinde öğretmenimize de arkadaşımıza da sahip çıkıyoruz. Yani sadece yaramaz çocuklar değil, yeri geldiğinde her türlü gayret gösteren, yardımsever öğrencilerdik. Herkes kendi öğrencilik hayatından, geçmiş hayatından bir şeyler bulabiliyor. Şu anda 4’üncü kuşak izliyor. Benim torunlarım da izliyor” dedi.

“Aldığımız ödüllerin bir kısmı enkaz altında kaldı”

Kendi fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğraflarla daha önce görülmemiş bir Hababam Sınıfı arşivini elinde bulunduran Dilaver Gür, geçtiğimiz yıllarda farklı etkinliklerde aldıkları ödüllerin bir kısmının enkaz altında kaldığını belirtti. Kurtarabildiği diğer ödüllerle kendisine bir köşe yapan Gür, şu ifadeleri kullandı:

“Deprem bizi baya etkiledi. Çok değişik, güzel ödüllerimiz vardı. Depremden çıkarabildiğimi çıkarttım, kimi kırıldı, kimi işte orada enkaz altında kaldı. Mesela ben yağlı boya da yapıyorum. Malatya’da başlamıştım. İşte 2 tane tablomu çıkarabildim, kurtarabildim. 10 taneye yakın tablom da orada enkaz altında kaldı.”

Hababam Sınıfı’nın Dilaver’i depremde ağır hasar alan evinden kurtarabildiği hatıralarıyla hayata yeniden başladı

Ali Furkan Çetiner - Batuhan Kılıç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da 16 yaşındaki kız öğrenciye bıçaklı saldırı davasında karar: Sanığa 20 yıl hapis Iğdır’da okula giderken bıçaklı saldırıya uğrayan 16 yaşındaki kız öğrencinin davasında karar çıktı. Mahkeme, sanığı "canavarca hisle çocuğa ve kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan indirimsiz 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Olay, 10 Şubat’ta Cumhuriyet Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde sabah saat 07.40 sıralarında meydana geldi. Okula gitmekte olan 16 yaşındaki D.B., 23 yaşındaki Y.B.’nin bıçaklı saldırısına uğradı. Aldığı bıçak darbeleriyle yaralanan çocuk, olay yerine çağrılan ambulansla Iğdır Dr. Nevruz Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Saldırıyı gerçekleştiren Y.B. ise olayın ardından polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında deliller kısa sürede toplanarak 17 Şubat 2026 tarihinde iddianame hazırlandı. İddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından davanın ilk duruşması 26 Şubat’ta görüldü. Iğdır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılama sonucunda dosya 5 Mart’ta karara bağlandı. Mahkeme, sanık Y.B.’yi "canavarca hisle, çocuğa ve kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan herhangi bir indirim uygulamadan 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece olayın ardından yürütülen soruşturma ve yargılama süreci toplam 23 gün içerisinde tamamlandı.
Isparta Bakan Işıkhan: "Türkiye 2026 yılında kadın istihdamını en fazla artıran ülke oldu" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2007 yılında yüzde 21,2 olan kadın iş gücüne katılım oranını 2024 yılında yüzde 36,8’e taşıdık. Türkiye, kadın iş gücüne katılımını en fazla artıran ülke oldu. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 10 milyon 409 bin kadınımız istihdam edilmektedir. Bu başarı tesadüf değildir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Isparta’ya geldi. Bakan Işıkhan’ın kentteki programı Isparta Valiliği ziyaretiyle başladı. Valilik makamına gelişinde Bakan Işıkhan’ı Isparta Valisi Abdullah Erin ve protokol üyeleri karşıladı. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan Işıkhan, daha sonra Isparta’da faaliyet gösteren iş insanlarıyla düzenlenen istişare toplantısına katıldı. Toplantıda kentteki ekonomik faaliyetler ve çalışma hayatına ilişkin konular ele alındı. Programı kapsamında kent merkezinde esnaf ziyaretinde de bulunan Bakan Işıkhan, vatandaşlarla sohbet ederek talep ve önerileri dinledi. Esnaf ziyaretinin ardından AK Parti Isparta İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Işıkhan, burada parti temsilcileriyle bir araya geldi. Daha sonra Isparta Belediyesi’ni ziyaret eden Bakan Işıkhan’ın kentteki programı, şehir merkezinde bir otelde düzenlenen iftar programına katıldı. "Isparta’yı gerçekten eşsiz kılan bu şehrin kadınlarıdır" İftar programının ardından yaptığı konuşmada Işıkhan, Ramazan ayının manevi atmosferinde Isparta’da kadınlarla aynı sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Bu mübarek Ramazan gecesinde, gül şehri Isparta’da sizlerle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu güzel buluşmayı mümkün kılan herkese şükranlarımı sunuyorum. Isparta; gülüyle, doğasıyla, tarihi ve kültürel dokusuyla bu ülkenin incisi bir şehirdir. Ama Isparta’yı gerçekten eşsiz kılan şey, bu şehrin kadınlarıdır. Gülü toprağa eken, kooperatiflerinde alın teri döken, işini büyütürken çocuğunu da büyüten Ispartalı kadınlar Türkiye’de kadın başarısının en somut yüzüdür" dedi. "8 Mart yalnızca bir gün değil, yılın tamamına yayılması gereken bir farkındalıktır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün önemine değinen Bakan Işıkhan, kadınların toplumsal hayattaki yerinin güçlenmesi gerektiğini belirterek, "Bu iftarın ayrı bir anlamı daha var. O da iki gün sonra kutlayacağımız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’dür. Bu mübarek Ramazan gecesinde sizlerle bir arada olmak ve 8 Mart’ı bu sofrada karşılamak benim için ayrıca anlamlı. 8 Mart; bir gün öncesi ve bir gün sonrası olmayan, tüm yıla yayılması gereken bir farkındalığın simgesidir. Biz de çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadın istihdamında tarihi bir dönüşüm yaşandı" Kadınların iş gücüne katılım oranında önemli artışlar sağlandığını belirten Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde önemli adımlar atıldığını vurgulayarak, "2007 yılında yüzde 21,2 olan kadın iş gücüne katılım oranını 2024 yılında yüzde 36,8’e taşıdık. Aynı dönemde OECD ülkelerinin ortalaması yalnızca 3,3 puan arttı. Türkiye kadın iş gücüne katılımı en fazla artıran ülke oldu. Kadın istihdam oranını yüzde 19,3’ten yüzde 32,5’e yükselttik. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 10 milyon 409 bin kadınımız istihdam edilmektedir. Bu başarı tesadüf değildir, kararlı siyasi iradenin ve azimli kadınlarımızın eseridir" diye konuştu. "Kadın istihdamını artırmak için güçlü destekler sağlıyoruz" Kadın istihdamını artırmak amacıyla hayata geçirilen projelere değinen Bakan Işıkhan, İş Pozitif Programı ve diğer desteklerin önemine dikkat çekerek, "2024 yılının Şubat ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin teşrifleriyle İş Pozitif Programı’nı hayata geçirdik. Bu program kapsamında bugüne kadar 1 milyon 989 bin 285 kadının işe yerleşmesini sağladık. Kadın İstihdamı İçin Pozitif Ayrımcılık Projesi kapsamında işverenlere aylık 32 bin 500 liraya kadar destek veriyoruz. Çocuğu olan kadın çalışanlara aylık 10 bin lira bakım desteği sağlıyoruz. Kadınların geleneksel olarak az yer aldığı mesleklerde istihdamını artırmak için önemli teşvikler sunuyoruz. Türkiye’nin kadını desteklendiğinde ve güçlendirildiğinde tüm topluma ışık saçacaktır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Bakan Işıkhan, salondaki kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Program daha sonra fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Karabük BBP Genel Başkanı Destici: "Trump ve Netenyahu gibi liderler dünya tarihinden silinmelidir" Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu sert sözlerle eleştirerek, "Trump ve Netanyahu gibi liderler dünya tarihinden silinmelidir" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, bir dizi ziyaretler için Karabük’e geldi. İlk olarak Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’yı ziyaret eden Destici, çalışmalarında başarılar diledi. Destici, Büyük Birlik Partisi Karabük İl Başkanlığında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın zorluklarına dikkat çeken Destici, "Öyle bir coğrafyada bulunuyoruz ki İbn-i Haldun’un dediği gibi ‘Coğrafya kaderdir.’ Biz de kaderimizi yaşıyoruz. Cennet vatanımız, şehit kanlarıyla sulanmış mübarek bir vatandır. Bu vatana sahip olmanın ve onu korumanın bir bedeli vardır. Bu toprakların her karışında şehit kanı vardır. Gerektiğinde biz de kanımızı akıtarak bu toprakları koruyacağız" dedi. Bölgede yaşanan gelişmelere değinen Destici, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sürdüğünü, Suriye’deki karışıklığın tam olarak sona ermediğini ifade ederek, "Irak adeta üçe bölünmüş vaziyette. İsrail, 7 Ekim 2024’ten beri Gazze’de bir toplu soykırım gerçekleştiriyor ve yüz binden fazla insan hayatını kaybetti" diye konuştu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinen Destici, "ABD Başkanı Donald Trump, ‘Biz saldırmasaydık onlar bize saldıracaktı’ diyor. İran bugüne kadar Amerika’ya böyle bir saldırı gerçekleştirdi mi? İran’ın on bin kilometre ötedeki Amerika’yı vuracak imkanı mı var? Bu tamamen yapılan saldırganlığa bir gerekçe üretmekten başka bir şey değildir" ifadelerini kullandı. Trump’ın İran’ın kısa sürede nükleer silah elde edebileceği yönündeki açıklamalarını da eleştiren Destici, "Daha önce ‘nükleer tesislerini vurduk, hepsini imha ettik’ diyorsunuz. Şimdi ise ‘bir hafta sonra nükleer silaha sahip olacaklardı’ diyorsunuz. Buna kimse inanmaz" dedi. "İran elbette ki ülkesini ve insanını koruyacaktır" Trump’ın ‘Ya teslim olacaksınız ya da öleceksiniz’ söylemini haydutluk olarak nitelendiren Destici, şunları söyledi: "Böyle bir şeyi ancak haydutlar yapar. Eskiden yol keserlerdi; düzenin, nizamın, kanunun, askerin, polisin olmadığı yerlerde silah doğrultur, ‘Ellerinizi kaldırın, ya teslim olun ya da ölürsünüz’ derlerdi. Aynısını yapıyorlar. Başka ne diyor? İran’da Hamaney’nin yerine kimin geleceğini de biz belirleyeceğiz, onun dışındakini kabul etmeyiz’ diyor. Bir taraftan İran’a müzakere için haber gönderiyor, bir taraftan da ‘Biz müzakereye kapalıyız, teklifimizi reddettiler’ diyor. Eder tabii. Senin nerene güvenecek?" Destici, İran’ın kendisini savunmasının doğal olduğunu belirterek, "İran elbette ki ülkesini ve insanını koruyacaktır. Bu anlamda verdiği karşılık da nefsi müdafaadır" diye konuştu. "Bizim İran’la geçmişten bugüne problemlerimiz olabilir" diyen Destici, "Farklı mezheplerden olabiliriz. Bunların şu anda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Neticede bir zalim, bir haydut zorbalık yapmaktadır. Katliam yapmaktadır. 7 ile 12 yaş arasında 168 çocuğun ne suçu vardı? Ne günahı vardı? Onun için bunlar dünya tarihinden silinmeli. Böyle liderler olmaz. Bunlar dünyayı savaşın içine sürükler. Bunlar sadece bizim coğrafyamızı değil, bütün dünyayı yakar ve yıkar. Umurlarında bile olmaz. Onun için bizim çağrımız hem İslam dünyasına hem diğer dünya devletlerine yöneliktir" ifadelerine yer verdi. "Devletimiz, hükümetimiz, askerimiz, polisimiz, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız bu konuda hazırdır, hazırlıklıdır" İslam ülkelerine birlik çağrısında bulunan Destici, Avrupa ülkelerinin de ortak tavır alması gerektiğini vurgulayarak, "İspanya’nın ortaya koyduğu tavrı İtalya, Almanya, İngiltere ve Mısır da ortaya koyarsa ABD bu kadar rahat İsrail’in arkasında duramaz" değerlendirmesinde bulundu. Olası göç dalgalarına da değinen Destici, İran’daki gelişmelerin yeni bir göç hareketine yol açabileceğini belirterek, "Bizim için bu savaşın en büyük tehdidi aslında budur. Ama biliyorum ki devletimiz, hükümetimiz, askerimiz, polisimiz, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız bu konuda hazırdır, hazırlıklıdır. İnşallah Suriye’de yaşanan türden bir göç dalgasının yaşanmasına da müsaade edilmeyecektir" dedi. Ülkedeki çeteleşmeye dikkat çeken Destici, "Bir de şimdi çeteler var. Bu çetelerin kullandığı on sekiz yaş altı, on yedi yaş altı, yasada ‘çocuk’ diye tanımlanan suçlular var. En son İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenimiz, bu çete mensubu sözde bir çocuk, sözde bir öğrenci tarafından bıçaklanarak hayattan koparıldı. Hayatını kaybeden öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in on yaşında bir çocuğu var. Şimdi Adalet Bakanımızın bugünkü açıklamaları adeta yüreğimize su serpti. Ne diyor? Çocuk suçlarıyla ilgili cezalar yetersiz. Adam öldürme gibi suçlarda gerekirse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olmalı. Hatta biz ne diyoruz? Büyük Birlik Partisi olarak gelin anayasayı değiştirelim, idamı getirelim. Olmadı mı? O zaman sadece müebbet değil, tahliyesiz müebbet olsun. Ölene kadar orada kalsın. Birisinin canına kıymışsa idam edilsin. Anayasayı değiştirmiyor musunuz? O zaman tahliyesiz müebbet olsun. Çıkmasın oradan. Çünkü çıktığı zaman gidip birisini daha öldürüyor. Adam içeride daha da hırslanıyor. Bunun pek çok örneği var" şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından Destici, Karabük Üniversitesinde iftar programına katılarak şehirden ayrıldı.
Çorum Astronot Alper Gezeravcı, üniversite öğrencileriyle buluştu Çorum Hitit Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelen Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, "Umudu, başarıyı ve hayalleri taşıyacağımız noktanın sırrı masalsı, yabancı diyarlarda değil. Kendi topraklarımızda aradığımız her şeyin imkanı var" dedi. Çorum Hitit Üniversitesi’nün 9’uncusunu düzenlediği Gençlik Sohbetleri kapsamında, Türkiye’nin uzaya çıkan ilk astronotu Alper Gezeravcı üniversite öğrencileriyle buluştu. Meslek Yüksekokulları Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonunda gerçekleştirilen buluşmaya öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Milli Uzay Programı vizyonuyla görev yapan Gezeravcı, etkinlikte tarihi misyonunun detaylarını paylaştı. Uzayda gerçekleştirdiği deneylerden ve yürüttüğü bilimsel çalışmalardan bahseden Gezeravcı, öğrencilere çeşitli tavsiyelerde bulundu. "Bu hikayenin bundan sonraki kısmına imza atacak olanlar da sizlersiniz" Deneyimlerini anlatan Alper Gezeravcı, "Özgüvenleri her daim ayak altına alınmaya çalışılan, potansiyelleri her daim küçümsenmeye çalışılan, geleceğinin teminatı sayılan çocukların hak ettikleri mutluluk ve gururu yaşamaları ve geleceğe yönelik yürüdükleri yolda ilham alacakları bir görev olarak icra ettik. Dolayısıyla görünürde sahnede bir tane figür olsa da bu işin merkezinde, özünde siz varsınız. Bu bir hikayenin başlangıç noktasıydı. Bir yere varış hikayesi değil. Bu hikayenin bundan sonraki kısmına imza atacak olanlar da sizlersiniz. Bizler buraya size içi boş motivasyonlar enjekte etmesine gelmedik. Tam aksine devletimizin iradesiyle ayağı yere basan elde edilmiş somut başarıları, gözden kaçmış olabilecek somut başarıları sizin bilginizi arz ederek geleceğe yönelik yürüdüğünüz bu yolda zihninize hayallerinize yerleştirdiğiniz o hedefleri bu memleketin topraklarında erişilebilir olduğunu sizlere anlatmaya geldik. Umudu, başarıyı ve hayalleri taşıyacağımız noktanın sırrı masalsı, yabancı diyarlarda değil. Kendi topraklarımızda aradığımız her şeyin imkanı var. Bu iradeli topraklarda var. Yeter ki içimizde olan potansiyeli ve öz güveni kimsenin yakalamasına müsaade etmeyelim" dedi. "Bu tarz buluşmaları 2021 yılından bu yana özellikle önem vererek devam ettiriyoruz" Öğrencilere ilham kaynağı ve rol model olabilecek kişileri misafir etmenin gururunu yaşadıklarını söyleyen Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk de, "Biz gençlere ilham verici buluşmaları 2021 yılından bu yana özellikle önem vererek devam ettiriyoruz. Gençlik Sohbetleri adı altında ele aldığımız bir konsept. Özellikle olarak gençlerimizin gelecekte rol model olarak alabilecekleri ilham kaynağı olabilecek, başarılarıyla sadece bireysel değil, ülkemizin göğsünü kabartmış şahsiyetleri burada misafir ederek kendileriyle buluşturuyoruz" diye konuştu. "Türkiye bu sorumluluğunu yerine getirebilen güçlü bir ülke konumunda" Konferansa katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu ise, "İnsanlığın sizlere ihtiyacı var. İnsanlığın iyi yetişmiş, birikimli, donanımlı ama aynı zamanda ahlaklı, erdemli, yüksek şahsiyetli müslüman Türk gençlerine ihtiyacı var. Bizim bu sorumluluğu hep beraber üstlenmemiz hayati önem taşıyor. İçinde bulunduğumuz zor coğrafyaya rağmen hamdolsun Türkiye bu sorumluluğu yerine getirebilen güçlü bir ülke konumunda. Çok yakından vakıf olduğunuza inandığım birçok başarıyı savunma sanayimiz, Türkiye sanayi ve Teknoloji ekosistemimiz ortaya koymayı başardı. Bugün Türkiye kendi savaş uçağını, kendi insansız hava araçlarını, kendi helikopterini, kendi hava savunma sistemini, kendi hiper sonik füzelerini, kendi uydularını üretmeyi başarabilen bir ülke konumunda. Tabii bu başarı sadece savunma sanayi ile sınırlı değil. Savunma sanayimiz bu başarılara öncülük etti ve yol açıcı oldu. Önemli bir kapasiteyi inşa etmemize vesile oldu. Ancak Türkiye diğer birçok sivil alanda da gerçekten dünyada adından söz ettirebilecek başarıları ortaya koymaya başladı" şeklinde konuştu. Konferansa Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın başta olmak üzere protokol üyüleri de katılım sağladı.