EĞİTİM - 29 Nisan 2026 Çarşamba 09:46

‘Kayı’dan Cihanşümul Devlete’: ‘Edebali’nin Siyasi ve Sosyal Mirası’ başlıklı konferans

A
A
A
‘Kayı’dan Cihanşümul Devlete’: ‘Edebali’nin Siyasi ve Sosyal Mirası’ başlıklı konferans

Eskişehir’de Yaşayan Bilecikliler Derneği ile Anadolu Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından ‘Kayı’dan Cihanşümul Devlete’: ‘Edebali’nin Siyasi ve Sosyal Mirası’ başlıklı konferans düzenlendi.


Konferansa, çok sayıda davetli topluluğu katıldı. Eskişehir Taşbaşı Kırmızı Koltuklu Salon’da gerçekleştirilen konferansta; Eskişehir Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar ve Öğretim Görevlisi Hazal Aslan konuşmacı olarak yer aldı.


Program sunucusu Şeker Aybala’nın yönettiği konferans etkinliğinde, Osmanlı Devleti’nin kuruluş düşüncesinde önemli bir yere sahip olan Şeyh Edebali’nin siyasi, sosyal ve kültürel mirası ele alındı. Program kapsamında; Şeyh Edebali’nin Osman Gazi üzerindeki etkisi, Ahi teşkilatıyla ilişkisi, Osmanlı kuruluş felsefesindeki yeri, adalet ve insan merkezli yönetim anlayışına katkıları değerlendirildi.


Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar, konuşmasında, ‘’Şeyh Edebali’nin Osmanlı Devleti’nin manevi mimarı ve kuruluş iradesinin en önemli temsilcisidir. Edebali’nin Ahi teşkilatı içindeki konumuyla sosyal ve ekonomik hayatın merkezinde yer alan bir şahsiyettir. Edebali’nin Osman Gazi’ye sunduğu manevi rehberliğin, küçük bir uç beyliğinin cihan devleti idealine yönelmesinde etkili oldu. Çınar Rüyası’nın da bu kuruluş düşüncesinin sembolik anlatımlarından biri oldu’’ dedi.


Zülfikar Bayraktar, ‘’Şeyh Edebali’nin adalet, liyakat, sabır, tevazu ve insan odaklı yönetim anlayışıyla, Osmanlı devlet yönetimi felsefesine yön verdi. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı, Osmanlı’nın farklı inanç ve kültürleri bir arada tutan yönetim anlayışının temel ilkelerinden biri oldu’’ dedi.


Öğretim Görevlisi Hazal Aslan ise konuşmasında, ‘’Şeyh Edebali’nin kültürel mirasının günümüz dijital kültürüne ve genç kuşakların gündelik yaşamına uyarlanabilecek’’ dedi.


Dernek Başkanı Davut Mülayim, ‘’Eskişehir’de Yaşayan Bilecikliler olarak birlik ve beraberliğimizi Eskişehir’de devam ettiriyoruz’’ dedi.


Konferans sonunda; konuşmacılara plâket ve teşekkür belgeleri takdim edildi.



‘Kayı’dan Cihanşümul Devlete’: ‘Edebali’nin Siyasi ve Sosyal Mirası’ başlıklı konferans

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Baharla birlikte gelen kabus Bahar aylarının etkisini göstermesiyle birlikte polen kaynaklı şikayetlerde artış yaşanırken, uzmanından önemli uyarılar geldi. Bahar ayının gelmesi ile birlikte polen kaynaklı şikayetlerde artış yaşanıyor. Özellikle hapşırık, burun akıntısı, göz kaşıntısı gibi şikayetler soğuk algınlığı belirtileri ile karıştırılıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde görev yapan Doktor Sinan Özdemir, bahar aylarında ağaçların çiçek açmasıyla birlikte polen yoğunluğunun arttığını belirterek, "Bahar aylarının gelmesi ile birlikte ağaçlar çiçek açıyor. Polen artışı oluyor bir de mevsim geçişleri var. Bununla alakalı üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimiz burun akıntısı, hapşırık veya halsizlik durumları olabiliyor" dedi. "Mevsim geçişleri direnci düşürüyor" Özdemir, ani hava değişimlerinin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Bunlar mevsimle beraber gelen bir şey. Vücut bir gün sıcak bir gün soğuk oluyor ve direnç düşüklüğü olabiliyor. Polenlere karşı kişinin alerji özgeçmişi olabiliyor. Eğer hastanın ateşi oluyorsa, bu ateş üç günden fazla sürüyorsa, burun akıntısına nefes darlığı eşlik ediyorsa en yakın acil servise kişi başvurmalı" ifadelerini kullandı. Alerjisi olanlar ne yapmalı? Polen alerjisi bulunan vatandaşların öncelikle aile hekimine başvurması gerektiğini söyleyen Özdemir, "Polen alerjisi olanların acil servise başvurmasına gerek yok açıkçası. Genelde gözlerde yaşarma, burun akıntısı, aksırık gibi semptomlar oluşuyor. Kişiler kendileri de bildikleri için bu durumlarda aile hekimlerine giderlerse gerekli tedaviler uygulanacaktır" diye konuştu.
Diyarbakır Uzmanlardan uyarı: Güneş gözlüğü 4 mevsim de kullanılmalı Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneş gözlüğüne talep de artmaya başladı. Uzmanlar, göz sağlığı için sadece yazın değil 4 mevsim güneş gözlüğü takılması gerektiğini belirtti. Yaz aylarının yaklaşması ile beraber güneş gözlüklerinin kullanımı arttı. Ancak uzmanlar, güneş gözlüğünün yalnızca yaz aylarında değil, yılın dört mevsiminde de kullanılması gerektiğini vurguladı. 21’inci Bölge Güneydoğu Optisyenler Gözlükçüler Odası Başkanı Abdurrahim Erdoğan, güneş gözlüklerinin, göz ve görme sağlığı açısından çok büyük bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Erdoğan, ’’Vatandaşlarımızın yanlış bildiği bir konu da güneş gözlüğünün sadece yaz aylarında kullanılmasıdır. Aslında güneş gözlükleri her mevsim kullanılabilmektedir. Güneş gözlükleri sadece yazın güneşin yoğun olduğu zamanlarda değil, kışın karda, siste veya bulutlu havalarda ultraviyolenin yoğun olduğu dönemlerde de takılması gerekmektedir. Lakin vatandaşlarımız tarafından bahar ve yaz aylarında güneş gözlüklerine ciddi bir rağbet oluşmaktadır" dedi. Sahte güneş gözlükleri ile ilgilide önemli uyarılarda bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: ’’Buradan yapacağımız en önemli duyuru şu olabilir, güneş gözlüğü muhakkak suretle Sağlık Bakanlığının denetimi altında olan optisyenlik müesseselerinden satın alınması gerekmektedir. Güneş gözlüğü alırken birçok teknik detaya sahip olmak gerekir. Bunlardan en önemlilerinden biri de her koyu renkli gözlüğün koruyucu bir güneş gözlüğü olmadığıdır. Çünkü boyayla elde edilen renklendirilmiş koyu gözlükler, göz bebeğinin olağandan daha çok büyümesine neden olur ve bu durum güneşten yayılan zararlı ultraviyolenin göze daha fazla ulaşmasına yol açar. Bu da birçok göz hastalığına sebebiyet vermektedir."