ASAYİŞ - 12 Nisan 2026 Pazar 10:07

Yaya geçidinin önünde maddi hasarlı kaza

A
A
A
Yaya geçidinin önünde maddi hasarlı kaza

Eskişehir’de yaya geçidinin önünde 2 aracın karıştığı trafik kazasında maddi hasar oluştu.


Kaza, öğle saatlerinde Tepebaşı ilçesi Eskibağlar Mahallesi İsmet İnönü-1 Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 34 DGR 26 plakalı otomobil, 34 NCS 792 plakalı otomobile arkadan çarptı. Yaya geçidinin hemen önünde gerçekleşen kazada maddi hasar oluştu. Olay yerini hızlıca fotoğraflayan sürücüler, trafiğin aksamaması için araçlarını yol kenarına çekip kendi aralarında tutanak tuttu.



Yaya geçidinin önünde maddi hasarlı kaza

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Palandöken’de "Kaset şarkıları" konseri yoğun ilgi gördü Palandöken’de kültür ve sanat etkinlikleri hız kesmeden devam ediyor. 2021 yılında kurulan Palandöken Belediyesi Türk Musikisi Topluluğu, "Kaset Şarkıları 2" konseriyle sanatseverlerin karşısına çıktı. Yoğunluk nedeniyle merdiven boşlukları dahi izleyicilerle doldu. Katılımcılar konseri ayakta takip etmek zorunda kalırken, ortaya büyük bir coşku ve ilgi tablosu çıktı. Türk müziğinin unutulmaz isimlerinin eserlerinin seslendirildiği gecede dinleyiciler adeta nostalji yolculuğuna çıktı. Topluluk, bu özel konserle birlikte 15. sahne performansını da gerçekleştirmiş oldu. Konser öncesinde konuşan Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, etkinliğe katılanlara teşekkür ederek, Türk Musikisi Topluluğu’nun kısa sürede önemli bir kültür hareketine dönüştüğünü vurguladı. Sunar, topluluğun yalnızca bir koro olmadığını belirterek, "Geçmiş ile gelecek arasında bir kültür köprüsü kuruyoruz. Gençlerimizi sadece sahneye hazırlamıyor, aynı zamanda kültürel mirasın taşıyıcıları olarak yetiştiriyoruz" dedi. Geniş repertuvarıyla dikkat çeken topluluğun; Türk halk müziğinden sanat müziğine, tasavvuf musikisinden arabesk eserlere kadar uzanan zengin bir müzik yelpazesine sahip olduğunu ifade eden Sunar, Erzurum’un müzik hafızasını yaşatmaya devam edeceklerini söyledi. Palandöken Belediyesi Türk Musikisi Topluluğu’nun konserler, anma programları ve çeşitli etkinliklerle hem şehir içinde hem de şehir dışında Erzurum’u başarıyla temsil ettiğini belirten Başkan Sunar, projeyle on binlerce dinleyiciye ulaşıldığını ve kültürel katılımın artırıldığını kaydetti. Gece boyunca sahnelenen performanslar izleyicilerden büyük alkış alırken, katılımcılar unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşadı. Konserin ardından Başkan Sunar ve topluluk ekibiyle günün anısına hatıra fotoğrafları çektirildi.
Ankara İran gerilimi sonrası gözler gıda güvenliğine çevrildi: Türkiye gen bankalarıyla hazırlıklı İran başta olmak üzere bölgesel gerilimlerin gölgesinde gıda güvenliği yeniden gündeme gelirken, Türkiye gen bankalarında korunan 122 bin tohum ve 400 bin kapasiteli altyapısıyla muhtemel risklere karşı hazırlığını sürdürüyor. Türkiye’nin bitkisel biyoçeşitliliğini korumaya yönelik çalışmalar gen bankalarıyla güçlendirilirken, yerel (ata) tohumlarının kayıt altına alınarak gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. İran başta olmak üzere bölgesel gerilimlerin gölgesinde gıda güvenliği yeniden gündeme gelirken, Türkiye gen bankalarında saklanan on binlerce tohumla muhtemel risklere karşı hazırlığını sürdürüyor. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay, gen bankalarındaki güncel duruma ilişkin İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Altuğ Atalay, yerel tohumlarının Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin korunması açısından önemli olduğunu belirterek, bu tohumların sınıflandırıldığını ifade etti. TAGEM Araştırma Enstitüsü Müdürlükleri tarafından morfolojik özellikleri belirlenerek, tescillenen tohumların TAGEM, TİGEM ve BÜGEM tarafından çoğaltılarak Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla vatandaşlara ulaştırıldığını aktaran Atalay, tohumların doğru iklim şartlarında ve yöresinde kullanılmasının verim ve kalite açısından kritik olduğunu vurguladı. Anadolu’nun hem hayvancılıkta hem bitkisel ürünlerdeki biyoçeşitliliğine değinen Atalay, "Bu biyoçeşitliliğin neredeyse tamamını gen bankalarımızla muhafaza ediyoruz. Bitkisel üretimle ilgili gen bankamız İzmir, Menemen ve Ankara’da bulunuyor. Kimisi ayıklanıyor, kurutuluyor uygun ortamlarda. Kimisi eksi 15 derecelerde, kimisi artı 5 derecelerde. Hepsi farklı farklı özelliklerine göre muhafaza ediliyor" diye konuştu. Atalay, Emine Erdoğan’ın 2017’de başlatmış olduğu bir etkinlikle vatandaşların da ellerindeki yerel tohumların getirilmesi kampanyasıyla çok sayıda bitki çeşidine ait tohumun gen bankalarına konulduğunu belirtti. Bunların da her yıl araştırmacıların da buldukları çeşitlerle gitgide arttığını söyledi. "Gen bankalarımızın kapasitesi 400 bin tohum" Atalay, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bir yerel çeşidin, yerel çeşit olabilmesi için 40-50 yıl yeterli değil. Nesiller geçmesi gerekir. Nesiller boyunca o bölgeye adapte olması, o bölgenin şartlarına uyum sağlamış ve selekte edile edile doğal seleksiyonla o bölgeye adapte olmuş olması gerekiyor. Tohum gen bankalarımızın kapasitesi 400 bin tohumu yedekleyebilecek şekilde. Bir banka Ankara’da, bir banka da İzmir’de olmak üzere 400 bin tohumu muhafaza edebilecek kapasitemiz var. Türkiye’de şu anda bizde 122 bin tohumumuz var. 122 bin tohum da az sayılacak bir tohum değil birkaç Türkiye’yi daha ki Avrupa kıtasındaki bütün bitki çeşitlerini bile depolayabilecek bir kapasitemiz var. Bunlar yedekli bir şekilde." Altuğ Atalay, vatandaşların zaman zaman ellerindeki yerel tohum adaylarını kuruma getirdiğini belirterek, bu tohumların uygun şartları taşıması ve çimlenme kabiliyetini koruması ve morfolojik özellikleri bakımından şu andaki ticari çeşitlerden farklı olması halinde incelendiğini ifade etti ve özellikleri belirlenen, farklılıkları ortaya konulan tohumların gen bankasında muhafaza edildiğini aktardı. İklim değişikliği, savaşlar, göç ve şehirleşme gibi unsurların biyoçeşitliliği olumsuz etkilediğini belirten Atalay, bu risklere karşı en önemli güvencenin gen bankaları olduğunu ifade etti. Gen bankalarında muhafaza edilen tohumların belirli aralıklarla kontrol edilerek çimlenme ve canlılık durumlarının test edildiğini kaydetti. "Savaştan etkilenen durum yok" Türkiye’nin çevre bölgelerdeki savaşlardan etkilenmediğini belirten Atalay, "Hatta biz farklı ülkelerin coğrafyalarında bulunan genotipleri de getirip ülkemizde muhafaza altına alabiliyoruz. TAGEM olarak bu teknolojiye ve altyapıya sahibiz. Hatta artık sadece tohumları saklamakla kalmıyoruz, yeni tescil edilen tohumları da alıyoruz. Bunların artık genetik açılımlarını yaparak hangi gen hangi sıcaklığa dayanıklı, hangi gen hangi hastalığa dayanıklı bunları da ayırıp ıslahçılarımızın, öğrencilerimizin, araştırmacılarımızın kullanımına açacağız" şeklinde konuştu. "Başka ülkelere katkı verecek kadar bir altyapımız var" Son 20 yılda Türkiye’nin tohumculukta muazzam bir ivme kazandığını söyleyen Atalay, "Çok net bir şekilde söyleyebiliriz ki ülkemiz eskiden tohum ithal ederken şimdi ihraç eden, çok pozitif bir farklılıkla ihracatçı konuma geldi. Dolayısıyla şu anda tohumla ilgili herhangi bir sıkıntı yaşanmaz. Hatta başka ülkeler yaşar ise onlara katkı verecek kadar bir altyapımız var" ifadelerini kullandı. "Genomik açılımlarını tespit ederek bunları araştırmacılara açacağız" Gen bankasına eklenen yeni tohumların kayıt altına alındığını söyleyen Atalay, "Bunlar dijital ortamda ama bu yeterli değil. Araştırmacılarımızın daha iyi yararlanabilmesi için genomik açılımlarını tespit ederek bunları araştırmacılara açacağız. Onun da çalışmasını yapıyoruz. Tabii elimizde çok fazla çeşit var ama genomik açılımını yaptıktan sonra hangi nem oranına, hangi kuraklık şartlarında, hangi bitkileri ekmeniz lazım veya hangi çeşitleri önermemiz lazım veya bunları ıslah ederken hangi genleri kullanmamız gerektiğini araştırmacılarımıza açacak çalışmaları da yapmaya gayret ediyoruz" dedi. "Doğadaki nesli kaybolduysa gen bankasından alınarak tekrar yaşatılabilecek" Bitkisel biyoçeşitliliğin büyük bir bölümüne gen bankalarının sahip çıkmış durumda olduğunu vurgulayan Atalay, "Bizim gen bankalarımızın en önemli rolü herhangi bir savaş, kuraklık veya farklı sel durumunda gen bankalarımızdaki bulunan materyali biz tekrar alıp yok olan veya nesli tehlike altına girmiş olan canlarımızın, bitkiler başta olmak üzere tekrar çoğaltılmasında kesin başarı sağlayacak bir altyapıya sahibiz. Dolayısıyla önümüzdeki 10, 50, 100 yıl bunlar bizim elimizde çok rahat bulundurulacak ve canlılığı devam ettirilecek. Doğadaki nesli kaybolduysa gen bankasından alınarak tekrar yaşatılabilecek coğrafyasına ve yerel bölgesine ekleyebilecek durumda tutuyoruz bütün materyalimizi" dedi. Atalay, tohumculuğun dünya genelinde sıkı kurallara tabi ticari bir alan olduğunu vurgulayarak, tohumların ülkeler arasında kontrolsüz şekilde taşınmasının mümkün olmadığını söyledi. Gümrüklerde gerekli denetimlerin yapıldığını aktaran Atalay, Türkiye’de de sistemin etkin şekilde işlediğini ve genetik materyalin koruma altında olduğunu bildirdi. Mustafa Altuğ Atalay, Türkiye’de GDO’lu tohum kullanarak yetiştiricilik yapılmasının söz konusu olmadığını ve bunun yasal yaptırımlara tabi olduğunu belirtti. Ticari tohumların ise geleneksel ıslah yöntemlerinin modern tekniklerle geliştirilmesiyle elde edildiğini ifade etti. Ata tohumlarının korunmasının ve geleneksel lezzetlerin sürdürülmesinin önemli olduğunu vurgulayan Atalay, buna rağmen profesyonel tarımda verim, kalite ve hastalıklara dayanıklılık açısından standartları belirlenmiş ticari tohumların tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.