YEREL HABERLER - 01 Aralık 2011 Perşembe 09:23

MALATYA`DA İKİ YANGIN MADDİ ZARARA NEDEN OLDU

A
A
A
MALATYA`DA İKİ YANGIN MADDİ ZARARA NEDEN OLDU

Malatya’da iki ayrı yerde meydana gelen yangında, maddi zarar oluştu.
Edinilen bilgiye göre ilk olay, Akçadağ İlçesi Muratlı Köyü’nde meydana geldi. H.A. (66) isimli şahıs bahçesinde ısınmak için yaktığı ateşin Y. A’ya (45) ait tarlaya sıçraması sonucunda yangın çıktı. Yangında 4 dönüm kuru ot ve bir adet kayısı ağacı yandı. Yangın Akçadağ itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. Öte yandan, Akçadağ ilçesi Çobanuşağı Köyü’nde, M.O (66) kendisine ait evin eklentisi olan odunluk ve tandır olarak kullandığı bölümde ekmek pişirirken yakmış olduğu ateşten sıçrayan alevlerin
odunluğa sıçraması ile yangın çıktı. Yangında evin odunluk kısmı tamamen yandı. Yangının Akçadağ itfaiye ekipleri tarafından söndürülerek herhangi bir can kaybının olmadığı kaydedildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsunspor taraftar gruplarından açıklama Samsunspor taraftar grupları, Trabzonspor ile son oynanan karşılaşmada rakip takım otobüsünün taşlanmasının ardından 3 polis memurunun açığa alınması olayından dolayı polisler ve ailelerine karşı mahcubiyet duyduklarını belirterek, açıklama yayımladı. Taraftar grupları tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Samsunspor’umuzun, Trabzonspor ile oynadığı son maçın ardından, rakip takım otobüsüne taş atılması olayını tasvip etmediğimizi ifade etmiştik. Bizleri en az bu konu kadar üzen olay ise olay yerinde görev yapan 3 polis memurumuzun açığa alınmasıdır. Bu sonuç, yaşanan olayı bizler için ağır bir vebal haline getirmiştir. Vatanın birliği için canını dişine takan, emniyet ve asayişi sağlamak için yeri geldiğinde şehit ve gazi olmaktan kaçınmayan polislerimiz, ne yazık ki bu olayın en büyük mağduru olmuştur. Açığa alınan polislerimize ve ailelerine karşı duyduğumuz mahcubiyetin tarifi yok. Gençlerimizin bu konudan ders çıkarması gerektiğine inanıyoruz. 3-5 saniyelik bir öfke kontrolsüzlüğünün nelere mal olabileceğinin görülmesini istiyoruz. Sonunu düşünmeden atılacak her adımın, telafisi mümkün olmayan hatalara dönüşeceğini unutmamamız gerektiğini, bu olay bir kez daha göstermiştir" ifadeleri kullanıldı. Taraftarları sakin olmaya davet eden açıklamada ayrıca, "Bu düşüncelerle İçişleri Bakanımıza, Samsun Valimize ve Samsun İl Emniyet Müdürümüze çağrıda bulunuyoruz; açığa alınan polislerimizin göreve iade edilmesini istiyoruz. Bu münferit olayda yaralanan kimse yoksa da sonucu bizleri vicdanen yaralamıştır. Gereğinin yapılmasını talep ediyoruz" denildi.
Gümüşhane Gümüşhane’de dağdan kopan dev kayalar ahıra düştü, 3 ev boşaltıldı Gümüşhane merkeze bağlı Aşağı Alıçlı köyünde dağ yamacından kopan kayalar ahıra düştü, 3 ev tedbir amaçlı boşaltıldı. Aşağı Alıçlı köyünde dün gece saatlerinde dağ yamacından kopan kayalar bir ahırın üzerine düştü. İçerisinde büyükbaş hayvanların bulunduğu ahırda büyük hasar meydana gelirken, evlerinin metrelerce yakınına düşen kayalar nedeniyle panik yaşayan ahır sahipleri 5 büyükbaşı bulundukları yerden çıkararak başka bir ahıra nakletti. İhbar üzerine olay yerine AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi. Köy yolu kaya parçaları nedeniyle trafiğe kapanırken, sabah saatlerinde bölgeye gelen İl Özel İdaresi ekipleri iş makineleriyle kayaları kırarak yolu ulaşıma açmak için çalışma başlattı. Köy sakinleri, tehlike yaşanan alan için uzun süredir yetkililere başvurduklarını belirterek heyelan riskinin devam ettiğini ve korku içinde yaşadıklarını ifade etti. Riskli bölgede bulunan 3 müstakil ev ise tedbir amacıyla boşaltıldı. "Hayvanlarımız az kalsın telef oluyordu" Düşen dev kayalar nedeniyle ahırlarının büyük zarar gördüğünü söyleyen Necmettin Murathan, "Akşam bir ses duyduk gece saat 12’ydi dinamit atıldı zannettim. Sonra baktık ki kayalar dama düşmüş. 5 tane büyükbaş hayvanımız vardı içeride bir tanesi az kalsın telef oluyordu. Biz son anda yetişip ineklerden bir tanesini kurtardık. Damın duvarı yıkıldı, taşlar hep içeriye girdi. Köyün yolu da kesildi, yukarıda yine tehlike arz eden kayalar var. Tehlike hala devam ediyor. Dün AFAD geldi, jandarma ekipleri geldi baktılar, sabah olsun gerekeni yaparız dediler. Şimdi ise İl Özel İdaresi’ne ait makineler burada çalışıyor. Çalışmalar esnasında taşlar gelmeye devam ediyor. Ne yapacağımızı biz de bilmiyoruz. Gereken ne ise yapılsın. Burası köye ulaşım sağlayan bir yol o esnada araba geçiyor olsaydı hayati tehlike arz edebilirdi. Biz durduğumuz yerde altından geçmeye korkuyoruz ne dama ne eve gidebiliyoruz, tehlikeli durumdayız. Ne yapacağımızı bilmiyoruz şaştık kaldık" dedi. Yetkililerden çözüm beklediklerini söyleyen Neriman Murathan da, "Bizim burada can güvenliğimiz yok. Evimizde de yok, burada çocuklarım da oynuyor, hayvanlarımız da var, burası ana yol. Biz buraya devletten çözüm bekliyoruz" diye konuştu. "Ahıra girdiğimizde kayalar düşmeye devam ediyordu" Hayvanları zor da olsa ahırdan çıkardıklarını belirten Sefa Murathan, "Biz bu ahırın sahibiyiz. Biz bu noktayı yıllardır şikayet ediyoruz. O anda biz içeride olabilirdik, hayatımızı kaybedebilirdik. Dün gece saatlerinde gürültüye kalktık ve kayaların düştüğünü gördük. Biz bu noktaya çözüm bekliyoruz. Dün gece dama girdiğimizde hayvanların ayaklarında hep taşlar vardı, biz içeri girdiğimizde taşlar gelmeye devam ediyordu. Ahırın kapısını açtığımızda hayvanlar kaçışmaya başladı, onları yakalayıp başka bir ahıra götürdük. Oradan bir araba veya vatandaş da geçebilirdi" ifadelerini kullandı.
Denizli Çameli Elmalı yolu modern üst yapıya kavuşuyor Denizli Büyükşehir Belediyesi, kent merkezi ve tüm ilçelerde ulaşım konforunu en üst seviyeye çıkarmak amacıyla sürdürdüğü yol yapım ve onarım seferberliğine devam ediyor. Bu kapsamda, Çameli ilçesinin önemli güzergahlarından biri olan Elmalı Mahallesi yolunda sıcak asfalt çalışmaları başlatıldı. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen projede, yolun hem sürüş güvenliği hem de dayanıklılığı ön planda tutuluyor. Toplamda 2 bin 488 metre uzunluğundaki güzergahta, trafik akışını rahatlatacak 8 metre genişliğinde modern bir yol inşa ediliyor. Asfalt kaplama öncesinde, üstyapı performansını artırmak ve taşıma gücünü sağlamak amacıyla, asfalt tabakası altına toplam 9.000 ton Plent-Miks Temel (PMT) malzemesi serilecek ve sıkıştırılacak. Üst yapı kaplamasında ise 4 bin ton sıcak asfalt kullanılacak. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Elmalı Mahallesi sakinleri, toz ve çukurdan arındırılmış, yüksek standartlara sahip ulaşım ağına kavuşmuş olacak. Başkan Çavuşoğlu’ndan kesintisiz ulaşım mesajı Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Denizli’mizin her köşesini modern, güvenli ve konforlu yollarla birbirine bağlamak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana hizmette eşitlik ilkesiyle, en uzak mahallemizden en merkezi noktamıza kadar her yere aynı titizlikle ulaşıyoruz. Elmalı’da başlattığımız çalışmayla, bu güzergahı yıllarca sorunsuz kullanılacak bir yapıya kavuşturuyoruz. Çameli’ye ve Denizli’mize hayırlı uğurlu olsun" dedi.
Samsun Profesör, çocuklardaki şiddet eğiliminin altındaki acı gerçeği açıkladı SAMSUN (İHA) – Yıllardır görsel kültür yoluyla bilinçaltına yerleştirilen düşünceler ve kodlar hakkında araştırmalar yapan Prof. Dr. Metin Eker, çocukların kendilerine zarar veren eylemlerinin ve sosyal acıların temelinde kültür savaşları olduğunu söyledi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi ve Kültür, Sanat ve Turizm Akademisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Eker, yıllardır endüstriyel görsel kültürün insan üzerinde oluşturduğu etkileri araştırıyor. Görsel imge ve kodlar ile insanların bilinçaltının yönlendirilerek hayatın normal akışına aykırı kararların kolayca alınmasını sağlayan davranışların temelinde, bebeklikten itibaren başlayan ve çocukluk süresince maruz bırakılan endüstriyel görsel kültürün etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eker, son günlerde çocukların yaptığı okul saldırıları sonrasında açıklamalarda bulundu. "Öldürücü Hazzın Sarmal Anatomisi: Geleceğini Yok Eden Gelecek" çalışmasında çocukların bilinçaltındaki şiddet duygusunu araştıran Prof. Dr. Eker, bu çalışmalarını Kod Adı Mavi (Masumiyetten canavarlığa renk kodlaması), Yap-Boz Oyunları (Bozmanın cazibesi), Cilalı Medya Devri (Medyanın ilkel hâle getirdiği insan), Kolaj-Montaj Pedagojisi (Potansiyel ve kapasite çatışması), Nötralizasyon (Suç davranışının meşrulaştırılması), Geleceksizlik (Perspektif ve projeksiyon kaybı), Kaos Estetiği – Hazzın Hızı (Hazzın marjinalliğinde negatif motivasyon), Asimetrik Kabulleniş (Deneyimin deneyimine mahkum olmak), Okuryazarlık Donanımları (Kendisini ve çevresini çözümlemenin sosyal metodolojisi) ve Maneviyat (Teknokültür ve inanç çatışmaları) başlıkları altında çocukların şiddete yönelimlerini araştıran Eker, çalışmaları neticesinde elde ettiği verileri masaya yatırdı. "Çocuklarımızın kendilerine zarar veren eylemlerinin temelinde kültür savaşları vardır" Kendine ve topluma zarar veren gençlerin altındaki maneviyatsızlık duygusuna dikkat çeken Prof. Dr. Metin Eker, "Maneviyatsızlık diye adlandırabileceğimiz, özellikle tekno-kültür ile inanç sistemlerinin çatıştırılması gündemiyle meşgulüz şu anda. Teknoloji kültüründen tekno-kültüre geçişin egemen kılındığı bir dijital çağda yaşıyoruz. Sanal evrenlerde çocuklarımızın dolaştığı bir dünyada kurgusu yanılsamasında yaşıyoruz. Dolayısıyla gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki kıyaslamanın ortaya koyduğu performansların neticesinde birçok olumsuzluk ile karşılaşabiliyoruz. Bu açıdan maneviyat, kadim kültürlere sahip ve Müslüman bir ülke olarak bizim ülkemizdeki gençlerimiz üzerindeki pedagojik hedeflerin, çok daha düzenli ve sistematik planlanması gerekliliğini göstermektedir. Kabaca bakarsak üç ana eksenimiz var: kültür, birey (kimlik) ve mekân-nesne ilişkisi. Görsel kültür çağında yaşıyoruz. İletişim büyük oranda görselleşmiş durumda. Kelimeleri daha az kullanıyoruz. Kültür savaşları çağında yaşıyoruz. Yani bu bir kültür savaşıdır. Çocuklarımızın maruz kaldığı tüm operasyonların ve sosyal acıların temelinde kültür savaşları vardır. Bu, ateşli silahlardan ve bombalardan daha yıkıcı bir durumdur. Geleceğimiz yok oluyor. Çocuklarımız kendi geleceğini yok ediyor. Dolayısıyla sosyolojik anlamda kültür öncelikli bir kavramdır. Batı bunun farkına varmaya başladı. ‘Kültürünüz yoksa geleceğiniz yoktur’ diyor. Kültür yok olursa gelecek de yok olur. Bu nedenle önce kültürü konuşmamız ve bunu akademik yapılara taşımamız gerekmektedir" dedi. "Ekranlar çocukların yeni akranı: Küresel kültür endüstrisi gençliği dönüştürüyor" Çocukların artık akranlarıyla değil ekranlarla iletişim kurduğunu belirten Prof. Dr. Eker, "Kimlik olarak baktığımızda bireyler izolasyon ortamlarında yaşıyor. Tekil ve bireysel oyunlarla evinde, odasında, ekran karşısında yaşam sürüyorlar. Dolayısıyla ekran, çocukların en büyük akranı haline gelmiş durumda. Sosyal iletişim ve etkileşim büyük oranda ekran üzerinden yürütülüyor. Temas ve fiziksel etkileşim ortadan kalktı. Oyunlar bireyselleştikçe, kolektif ve takım oyunları giderek yok oluyor. Böylece sentetik bir mekân ve nesne yapısına doğru bir dönüşüm yaşanıyor. Bu durum küresel bir endüstriyel operasyonun sonucudur. Moda, eğitim, medya, tüketim ve dolayısıyla oyun gibi sektörlerin birleştiği bir yapıdan bahsediyoruz. Bu bir kaos endüstrisidir, estetik haz ve hedefsizliğin kaosuna dönük bir endüstridir. Çocukların teknolojiyle doğrudan temaslı halde büyümesi, anne-baba ve sosyal çevre ile bağların zayıflamasına neden olmaktadır" diye konuştu. "Teknoloji çocukluğu hızlandırdı: Erken büyüme, erken çöküş" Teknolojiyle birlikte öğrenme süreçlerinin değiştiğini ifade eden Eker, "Klasik pedagojik süreçlerde çocuk 6 yaşında okula başlar ve yaklaşık 20 yaşına kadar eğitim süreci devam eder. Ancak teknolojiyle birlikte bu süreç öne çekilmiştir. Çocuklar, artık 3-4 yaşında okuma yazma öğrenebiliyor, 5 yaşında yabancı dil öğrenebiliyor. Bu durum pedagojik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ergenlik ve yetişkinlik süreçleri de daha erken yaşlara çekilmiştir. Bu da erken büyüme, erken hedef kaybı ve geleceksizlik sorunlarını beraberinde getiriyor" dedi. "Çocukluğuma doğru büyümek istiyorum" Çocukluk saflığının kaybolduğunu belirten Eker, "Kendini gerçekleştirme sürecine yönelen çocuk, oyunlar aracılığıyla bunu hızlı ve kontrolsüz biçimde yaşamaya çalışıyor. Alaylı ve naif tanımlı bir köylü heykeltıraşımızın bir sözü çok anlamlıydı: ‘Çocukluğuma doğru büyümek istiyorum.’ Bu ifade, çocukluğun saflığına ve doğallığına dönüş özlemini anlatıyor. Maalesef bugün çocuklarımız hızlı büyüme ile bu saflıktan uzaklaşıyor. Keşke çocukluğumuza doğru büyüyebilsek" diye konuştu.
Gaziantep AB Tescilli Araban Sarımsağı dünya devleri arasında 5’inci seçildi Araban Ziraat Odası ve Araban Sarımsak Üretici Birliği Başkanı Hasan Altun, 19 Nisan Sarımak Günü’nde açıklanan dünyanın en iyi sarımsakları listesinde Türkiye’den AB Tescilli Araban Sarımsağının 5’inci sırada yer aldığını söyledi. Sarımsakta büyük başarı elde edildiğini söyleyen Hasan Altun, "Gastronomi dünyasının ‘rehberi’ olarak kabul edilen Taste Atlas, merakla beklenen dünyanın en iyi sarımsakları listesini güncelledi. 17 çeşidin yer aldığı dev listede Türkiye, AB Tescilli Araban Sarımsağı lezzetiyle dünya devlerini geride bırakarak zirveye ortak oldu. Fransa, İtalya, İspanya ve Çin gibi ülkeler listeye çok sayıda sarımsak türü sokarken, Türkiye’nin iki güçlü temsilciyle ilk sıralarda yer alması dikkat çekti. Listenin birinci sırasında Çin’in Jinxiang sarımsağı yer aldı. İkinci sırada İspanya’dan Ajo Morado de Las Pedroeras bulunurken, üçüncü sırayı Türkiye’nin Taşköprü sarımsağı aldı. Listede Türkiye adına yer alan bir diğer ürün ise Gaziantep’in Araban ilçesinde, Araban Ovası’nın verimli topraklarında bilinçli üreticiler tarafından yetiştirilen Avrupa Birliği (AB) Tescilli Araban sarımsağımız oldu. Dünya devleri arasında beşinci sırada yer alan Araban sarımsağı, iri yapısı ve yoğun aroması, uzun dapolama süresiyle dikkat çekiyor. Fransa ve İtalya, listeye en fazla sarımsak çeşidi sokan ülkeler arasında yer aldı. Aglio di Voghiera, Aglione di Valdichiana ve Ail blanc de Lomagne gibi türler gastronomi dünyasında öne çıkan ürünler arasında bulunuyor. İspanya, Hırvatistan ve Sırbistan gibi ülkeler de yerel üretimleriyle listede kendine yer buldu. Araban Sarımsağının dünyadaki sarımsak üretici ülkelerin arasında 5’inci sırada yer alması, bölgenin yıllardır süren üretim geleneğinin ve iklim avantajının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği (AB) Tesciline sahip olan ürün, iri diş yapısı, güçlü aromasıyla diğer sarımsak türlerinden ayrılıyor. Yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası pazarda da talep gören AB Tescilli Araban sarımsağı, ülke, bölge ve ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Bu özel günde açıklanan liste, Türkiye’nin özellikle Araban Sarımsağı ile dünya sahnesindeki güçlü konumunu bir kez daha tescillemiş oldu’’ ifadelerine yer verdi.