MAGAZİN - 05 Ekim 2020 Pazartesi 10:52

(Özel) Rolleri başlarına bela oluyor

A
A
A
(Özel) Rolleri başlarına bela oluyor

Gaziantep’te çekimleri süren ve izlenme rekorları kıran Benim Adım Melek dizisi oyuncularının başarılı bir şekilde sergiledikleri roller başlarına bela oluyor.

Gaziantep’te çekimleri süren ve izlenme rekorları kıran Benim Adım Melek dizisi oyuncularının başarılı bir şekilde sergiledikleri roller başlarına bela oluyor. Her hafta yayınlanan dizide kötü adamı canlandıran oyuncular, hayranlarının ilginç diyalog, talep ve tepkileri ile karşılaşıyor.


TRT 1 ekranlarında yayınlanan ve yönetmenliğini Cem Akyoldaş’ın yaptığı Benim Adım Melek dizisinin oyuncuları, fimin çekimlerinin sürdüğü Gaziantep’te dizinin etkisinde kalan hayranları nedeniyle ilginç anlar yaşıyor. Dizide kötü adam rolünü oynayan Kaan Çakır, canlandırdığı Alpay karakteri nedeniyle herkesin kendisini kolaylıkla tanıdığı ve ilginç anılar yaşadıklarını anlattı. Çakır, insanların kızdıran sahnelerin yayınlanmasının ardından kendisini gören hayranlarının ilginç tepkileri olduğunu belirterek, "Tabiki insanlar, sürekliliği olan bir dizide oynadığı zaman çok daha tanıyorlar. Selam veriyorlar, fotoğraf çektirmek istiyorlar. Gurur verici insanın ruhunu okşayan şeyler. İnsanlar eskisi gibi değil, rahat ayırt edebiliyorlar. İnternet, iletişim çağında olduğunu için kimin ne olduğunu iyi biliyorlar. Eski zamanlarda bahtsız olaylar yaşanmış olabiliyor. Çok sevilen sinema oyuncuları bile bir takım istenmeyen şeyler yaşabiliyor. Özellikle Erol Taş örneği veriyorlar. İnsanlar soruyorlar tabi, niçin böyle yapıyorsun, yapmasana falan diye. Bunların hepsi gülerek hicivle söylenen şeyler. Öyle tehditvari bir şeş olmuyor. İnsanlar neyin ne olduğunu daha iyi biliyor. Çok kötü olumsuz bir örnek ile karşılaşmadım" dedi.



Kötü adam esprisi


Kaan Çakır, kötü adam rolünü sahnelerken zorlanmadığını yaptığı espri ile anlattı. Çakır, "Hiç zorlanmıyorum. Ben gerçek hayatta da çok kötü bir insan olduğum için, şu anda rol yapıyorum. İyiyi oynuyorum şu anda. Sıkıntı olmuyor benim için. Bayağı kötüyüm. Alpay’dan daha kötüyüm. Hepsi var bende para için her şey yapıyorum. Bir oyucu için kötüyü oynamak ve iyiyi oynamak arasında çok büyük bir fark yoktur. Tekniğiniz vardır, cebinize attığınız duygularınız vardır. Yeri geldiği zaman çıkartmanız gerekir. Çok da zorluk çektiğim bir yeş değil" şeklinde konuştu.



"Hayranların bize bağırmalarından anlıyoruz"


Diziye yeni transfer olan ve sinsi planları ile hafızalarda yer etmeye başlayan Kenan rolündeki Kadim Yaşam ise, diğer meslektaşları gibi kendisinin de bir takım tepkiler aldığını anlatarak, "Seyirciler zaten heyecanlı. Bize ne yapıyorsunuz, niye yapıyorsun demelerinden, bağırmalarından, çağırmalarından anlıyoruz. İnsanlar, artık bizim rol yaptığımızı bildiği için aşırı olumsuz tepki göstermiyor. ’Ya artık bu kadar kötülük yapmasanız, ya bir rahat bırakın’ şeklinde sitemler var. Sert tepkiler olmadı henüz. Geleceğini zannetmiyorum ama büyük konuşmamak lazım. Ummadık taş, baş yarar. Aslında bu tepkiler, izleyicilerimizin bizi izlerken keyif aldıklarını gösteriyor. Keyif alıyorsalar da biz işimizi iyi yapıyoruz" demektir. Herkes, bütün oyuncu arkadaşlarım için söylüyorum. Zaten onun da karşılığı geliyor. Seyirci izlemek istiyor, görmek istiyor" ifadelerini kullandı.



Kızı istemeye gönüllü çok çıktı


Dizide baharatçı Zeynel’i oynayan Halil İbrahim Yılmaz ise sürekli kendisine dizideki Kenan karakterine aldanmaması için mesajlar aldığını belirterek, çarşıda kendisini durduran bir şahsın ise kız istemeye kendisinin gidebileceğini söylediğini anlattı. Yılmaz, "Sürekli ilginç mesajlar alıyorum. ’Yeter artık, bu kadar saf olma, kanma, arkadandan işler çeviriliyor. Kenan masum biri değil, seni kandırıyorlar’ gibi mesajlar alıyorum. Bir gün Gaziantep’teki Bakırcılar Çarşısında yürürken, dayının biri beni durdurdu. Tam Antepli bir abi, yaşı da var. ’Sen ne ediyorsun, burada’ dedi. Ben de ’Yemek yemeye çıktım’ dedim. Ardından ise ’Şu kızı isteyelim sana. Kimin kimsen olmayabilir ama ben gelirim ha. Kenan’ı falan boşver sen’ dedi. Ben de ’Olur amca’ dedim. Beni Zeynel zannediyor. Böyle ilginç anılarımız oluyor. Gelen mesajlar var. Ne mutlu ki biz bu şekilde yansıtıyoruz ki, insanlar da yaşayabiliyor. Sıcacık çaylarını içerken bizleri de evlerine misafir ediyorlar. Ne mutlu bize bu misafirliğe dahil olabiliyorsak" ifadelerine yer verdi.



"Mithat’a bağırırsan kalbini kırarım"


Dizideki Mithat ve Melek karakterlerinin kardeşi olan Kebapçı Mahmut’u oynayan Muharrem Türkseven de, kendisine hayranlarından "Mithat’a bağırma", "Melek’e iyi davran" gibi telkinlerin geldiğini söyleyerek, yaşadğı ilginç anılarını şöyle anlattı:


"Geçen sokakta yürürken biri önümü çevirdi. Bana, ’Mithat’a bir daha bağırırsan, gerçekten söylüyorum kalbini kırarım’ dedi. Hiç görmediğim, tanımadığım bilmediğim biri. Ben de, ’Peki abi, bir daha bağırmayacağım, söz veriyorum’ dedim. Keza Melek ile ilgili ise ’Melek’e iyi davran. Kardeşin hasta, bilmiyorsun” diyorlar. Ben de, ’Gerçekten bilmiyorum, bilsem davranır mıyım” diyorum. Ama o kadar içselleştirmemek lazım."


Kendisinin daha sert tepkilerini dizideki enteresan gülmeleri nedeniyle kurtulduğunu da belirten Türkseven, "Benim ara ara gülmelerim var, o beni kurtarıyor. Mahmut enteresan gülüyor. O anı dolu dolu yaşıyor ya, o gülmelerimden kurtarıyorum. ’Güzel gülüyorsun’ diyorlar, ellemiyorlar. Ama belli de olmaz döve de bilirler" dedi.



Alpay esprisi


Sevilen oyuncu Muharrem Türkseven, esprili bir şekilde kendisinin de diziyi izlerken Alpay’ı canlandıran oyuncu arkadaşı Kaan Çakır’ı dövmeyi düşündüğünü belirterek, "Alpay’ı biz olabildiğince zaten otelden çzıkartmıyoruz. Ne olacağı belli değil. Biz de kendi içimizde ara ara böyle ’acaba dövsek mi’ diye gaza geldiğimiz oluyor. O yüzden sokağa çıkarmıyoruz. Bunların hepsi latife" şeklinde konuştu.



İddiaya girenler var


Ünlü oyuncu, kendisinin başarılı bir şekilde konuştuğu şive nedeniyle Gaziantepli olduğunu düşünenlerin ve Gaziantepli olduğu yönünde iddiaya girenlerin bulunduğunu belirterek, "Çok enteresan ama beni Antepli zannediyorlarmış. İddiaya giriyorlarmış, ’kimisi Oğuzeli’nden’ diyormuş, kimisi ’yok Nizip’ten’ diyormuş. Alakası yok tabi, ben Çanakkaleliyim. Demek ki Antep ağzını, bu yörenin şivesini iyi yapıyorum galiba. Tabi bu da çalışınca oluyor. Kimse kusura bakmasın. Antep’e geldik ama 10-15 günümüz gözlemle geçti. Kebap nasıl yapılır, kömür nasıl karıştırılır, müşteriye nasıl hitap edilir gibi, gibi gözlemlerimiz oldu. Ha deyince olan bir şey değil. Baharatçı Zeynel’i oynayan Halil İbrahim ile sokak sokak gezdik. Buranın ’ağzı otursun, melodisi otursun’ diye. İyi gezmişiz, güzel gezmişiz. Artık biz de Antepli olduk. Şu anda da iddiaya giriyorlarmış" ifadelerini kullandı.



Teknik ekip de benzer tepkiler alıyor


Dizinin yönetmeni Cem Akyoldaş ise benzer tepkileri dizinin teknik kadrosunda yer alan çalışanların da aldığını ve bu çalışanlar üzerinden oyunculara mesaj göndermek isteyenlerin bile olduğunu kaydetti. Akyoldaş, benzeri tepki ve mesajların sebebinin, insanların dizi karakterlerinde kendilerinden bir şeyler bulmalarından kaynaklanabileceğini kaydetti. Yönetmen Akyolda, "Bu tür hikayeler, projeler gerçek hayattan, yaşanmış hikayelerden derleniyor, toparlanıyor. Yola çıkarken yaşanmış hikayeleri derleyerek, ama kendi kurduğumuz senaryo ve karakter üzerine çalışma yapmıştık. Benim Adım Melek dizisinin hikayesi, hayatın tam içerisinden, herkesin kendinden bir şey bulabileceği, bu da benim hikayem diyebileceği karakterlerden kuruldu" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Finans müdürü, çalıştığı Danimarkalı firmayı 211 milyon dolandırdı Danimarkalı ambalaj şirketinin Türkiye şubesinde Finans Direktörü olan H.Y., çalıştığı şirketi 211 milyon 150 bin lira dolandırdığı iddiasıyla 2 suç ortağıyla birlikte gözaltına alındı. Şüphelilerin, paravan kurdukları danışmanlık şirketi üzerinden hizmet bedeli adı altında para aktardıkları öne sürüldü. Adliyeye sevk edilen 2’si kadın 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Danimarkalı ünlü ambalaj şirketinin Genel Müdürü L.B., şirketin İstanbul şubesinde Finans Direktörü olarak çalışan H.Y.’nin, paravan şirket aracılığıyla ’danışmanlık’ adı altında şirketi toplam 211 milyon 150 bin 349 lira zarara uğrattığını belirterek şikayetçi oldu. Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği tarafından yürütülen soruşturmada, şüpheli H.Y.’nin 2023 yılının Eylül ayında aynı şirkette çalışan bir kişi adına danışmanlık şirketi kurduğu ve çalıştığı firmaya hizmet veriyormuş gibi ödeme aldığı tespit edildi. H.Y.’nin bir süre sonra kurulan paravan şirketin hisselerinin üçte ikisini üzerine geçirdiği ve uzun süre bu yöntemle şirkete zarara uğrattığı öğrenildi. Polis incelemelerinde, şirketin muhasebe bölümünde çalışan bir kişinin durumu fark etmesi üzerine, şüphelilerin bu kişiye durumu açıklamaması için kurdukları danışmanlık şirketi üzerinden aylık 200 bin lira maaş bağladığı ortaya çıktı. Delillerin toplanmasının ardından H.Y. (49) ile birlikte R.S. (50) ve P.A.Ö. (44) gözaltına alındı. Cep telefonlarında kendilerine savunma hazırlamışlar İfade işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirilen 2’si kadın 3 şüpheliye yönelik burada yapılan sorguda şüphelilerin suçlamayı reddettikleri öğrenildi. Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri savcılıktan alınan izin sonrası şüphelilerin telefonlarını incelemeye aldı. Şüphelilerin telefonlarına yapılan incelemede, yakalanmaları halinde polise nasıl ifade vereceklerini anlattıkları video ve yazışmalar bulundu. Bu şekilde aynı ifadeleri vererek suçtan kurtulmayı planladıkları öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü’nde işlemleri tamamlanan 3 şüpheli sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Muş Hasköy’de ebru sanatına yoğun ilgi Muş’un Hasköy Gençlik Merkezi bünyesinde açılan resim ve ebru kursu, her yaştan vatandaşın yoğun ilgisini görüyor. Yaklaşık 3 yıldır merkezde görev yapan resim öğretmeni Pembe Akçil’in verdiği eğitimlere 250 kursiyer düzenli olarak katılıyor. Yoğun talep nedeniyle kursların saatlere bölünerek verildiğini belirten Akçil, eğitimlerin sabah 11.00’de başlayıp akşam saat 16.00-17.00’ye kadar sürdüğünü söyledi. Farklı yaş gruplarından kursiyerlerin bulunduğunu ifade eden Akçil, "Birinci sınıf öğrencilerinden 90 yaşına kadar kursiyerlerimiz var. Resimde yaş sınırı yok, motor becerisi gelişen herkes katılabiliyor" dedi. Kurs kapsamında ebru sanatının yanı sıra karakalem, pastel boya ve yağlı boya gibi farklı branşlarda da eğitim veriliyor. Özellikle ebru sanatına yoğun ilgi olduğunu dile getiren Akçil, "Ebru sanatı su üzerinde yapıldığı için daha kolay sonuç alınabiliyor. Bu da kursa olan ilgiyi artırıyor" diye konuştu. Yetenek sınavlarına hazırlanan öğrenciler için ayrı bir sınıf oluşturulduğunu belirten Akçil, şu ana kadar 5 öğrencinin üniversiteye yerleştiğini kaydetti. Kursa katılan öğrenciler ise okul çıkışında merkeze gelerek hem eğlendiklerini hem de resim ve ebru sanatıyla ilgilendiklerini ifade etti. Kursiyerler, merkez sayesinde sosyal aktivitelerde bulunduklarını ve arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirme imkanı bulduklarını belirterek, merkezin ilçeye kazandırılmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirdi. Hasköy Gençlik Merkezi’nde verilen kurslar, sanatı her yaştan bireyle buluştururken, ilçede sosyal ve kültürel hayatın gelişmesine katkı sağlıyor.
Samsun Samsun’da "Son Balkon" operasyonu: 5 milyonluk hırsızlık şebekesi çökertildi Samsun’da gözetledikleri 10 farklı ikamete balkonlardan girerek yaklaşık 5 milyon TL’lik haksız kazanç elde ettiği belirlenen hırsızlık şebekesi, polisin "Son Balkon" operasyonuyla çökertildi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışmada, 2025 ve 2026 yıllarında İlkadım ve Atakum ilçelerinde meydana gelen evden hırsızlık olaylarının failleri tek tek tespit edildi. Şüphelilerin hedef aldıkları evleri önceden izledikleri, içeride hareket olup olmadığını kontrol ettikleri ve genellikle uzun süre kullanılmadığı değerlendirilen yazlık, villa ve bağevi tarzı konutları tercih ettikleri belirlendi. Güvenlik kamerası bulunmayan yapıları seçen zanlıların, cam kırarak ya da balkonlardan içeri girip kısa sürede hırsızlığı gerçekleştirdikten sonra olay yerinden uzaklaştıkları ortaya çıktı. Bazı olaylarda güvenlik kameralarını fark eden şüphelilerin, görüntü alınmasını engellemek amacıyla kameraları sopayla kırdıkları da tespit edildi. Aynı yöntemle 10 farklı evi soyan şüphelilerin yaklaşık 5 milyon TL’lik haksız kazanç elde ettiği belirlendi. Polis ekiplerince düzenlenen "Son Balkon" operasyonunda kimlikleri belirlenen 4 şüpheli eş zamanlı olarak yakalanırken, şüphelilerin banka hesaplarındaki 1 milyon 600 bin TL’ye bloke konuldu. İkamet ve araçlarda yapılan aramalarda yaklaşık 350 bin TL değerinde ziynet eşyası, 1 milyon TL değerinde kol saati, 100 bin TL değerinde teknolojik ev aletleri, 50 bin TL değerinde parfüm, nakit para ve döviz ile birlikte hırsızlıkta kullanıldığı değerlendirilen malzemeler, termal dürbün, çeşitli kıyafetler ve 7 kesici alet ele geçirildi. Hırsızlık anı ile hırsızın sopa ile kamerayı çekimini engelleme anı saniye saniye güvenlik kamerasına kaydedildi. Ele geçirilen malzemeler sahiplerine teslim edilmek üzere muhafaza altına alınırken, gözaltına alınan şüphelilerden V.Ç. (32) ve N.Ç. (26) ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. T.G. (34) ve H.K.’nin (59) ise sorgulamaları devam ediyor.