GÜNDEM - 26 Ağustos 2025 Salı 12:54

2 metrekarelik dükkanında 60 yıldır baba mesleğini yaşatıyor

A
A
A
2 metrekarelik dükkanında 60 yıldır baba mesleğini yaşatıyor

Gaziantep’te çocuk yaşlarda babasından öğrendiği saraciye mesleğini 2 metrekarelik dükkanında 60 yıldır aynı heyecanla sürdüren Ökkeş Özsabancıoğlu, zorla sığdığı dükkanında müşterilerine hizmet vermeye devam ediyor.


Gaziantep’te yaşayan 70 yaşındaki Ökkeş Özsabancıoğlu, henüz 10 yaşındayken babasının yanında çırak olarak çalışmaya başladı. 1977 yılında askere gidip geldikten sonra da kendi iş yerini kuran ve o günden beri ailesinin geçimini kendi iş yerinde sağlayan Özsabancıoğlu, zamanla Gaziantep’te aranan ustalardan biri haline geldi.


Ömrü vefa ettiği sürece mesleğini yapmak istiyor


Bir zamanların en gözde meslekleri arasında yer alan ata mesleği saraciyeciliği büyük aşkla sürdüren Özsabancıoğlu, "Mesleğe saygı, müşteriye saygıyla başlar" anlayışıyla yaklaşık 50 yıldır aynı dükkanda çalışıyor ve ömrü vefa ettiği sürece de mesleğini yapmak istiyor.


Şahinbey ilçesindeki tarihi Bakırcılar Çarşısı’nın girişinde yer alan, dar ve küçük olması nedeniyle zorla girip çıktığı 2 metrekarelik dükkanında baba mesleğini sürdüren Özsabancıoğlu, müşterilerinden aldığı siparişleri "Küçük ve şirin dükkan" olarak nitelendirdiği dükkanında hazırlıyor.


Sığır derisinden kılıflar yapıyor


Gelişen teknolojiye direnmeye çalışan en eski el sanatlarından olan saraciyecilik mesleğini babasından öğrenen ve mesleğin Gaziantep’teki son temsilcileri arasında yer alan Özsabancıoğlu, sığır derisinden bağ makası kılıfı başta olmak üzere birçok kılıf çeşidi ve tasma gibi pek çok ürünü el emeğiyle yapıyor.


Yıllardır 2 metrekarelik küçük dükkanında tek başına çalışan ve bin bir emek vererek hazırladığı kılıf ile diğer ürünlerini Türkiye’nin 81 ilindeki müşterilerine gönderen Özsabancıoğlu, iş yerini her gün sabah erken saatlerde açarak mesaiye başlıyor.


Akşam saatlerine kadar müşterilerinin siparişlerini hazırlayan Özsabancıoğlu, yıllardır sevdiği işini ilk günkü gibi güler yüzüyle sürdürüyor.


Zorla sığdığı dükkanında yıllardır müşterilerine hizmet ediyor


Babasından öğrendiği şekilde ürünlere şekil veren Özsabancıoğlu, özenle hazırladığı ürünlerini ise müşterilerinin beğenisine sunuyor. Zorla sığdığı dükkanında yıllardır müşterilerine hizmet vermeye devam eden ve ilerleyen yaşına rağmen her gün işinin başına geçen Özsabancıoğlu, yıllardır özveri ile çalışıyor.


Mesleği babasından öğrendiğini belirten Özsabancıoğlu, "Ben bu mesleğe çırak olarak başladım ve daha sonra saraç ustası oldum. 1977 yılında da kendi iş yerimi açtım. İş yerimi açtığım günden beri de çalışmaya devam ediyorum. Daha önceleri yanımda çalışan kalfa ve çıraklar vardı. Fakat şu anda ise artık tek başıma çalışıyorum" dedi.


"Bir insan yaptığı işi severse o işi yapar"


Küçük yaşından itibaren mesleğe ilgi duyduğunu anlatan Özsabancıoğlu, "Bütün meslekleri öğrenmek çıraklıktan başlar. Bende bu mesleğe çırak olarak başladım. Bir insan yaptığı işi severse o işi yapar ama işi sevmezse hiçbir iş yapamaz" şeklinde konuştu.


Sığır derisinden elektrikçi kılıfı, bağ makası kılıfı, iplik kanca kılıfı, keser kılıfı, kerpeten kılıfı ve tasma gibi birçok ürünü el emeğiyle yaptığını belirten Özsabancıoğlu, yaptığı ürünleri Türkiye’nin 81 ilindeki müşterilerine gönderdiğini bildirdi.


"Dükkanım herkesin dikkatini çekiyor"


Dükkanının iki metrekare olduğunu ve yıllardır kendisinin bile zor sığdığı dükkanında ailesinin geçimini sağladığını belirten Özsabancıoğlu, "Dükkanım küçük minyatür bir yer ve dükkanım bir kişiliktir. Gelen misafirimizi de dükkanın dışında ağırlarız. Dükkanım herkesin dikkatini çekiyor. Ben bile dükkanıma zor sığıyorum. Bu küçük dükkanda çalışmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.


"Ökkeş usta, başımızın tacıdır"


Çarşı esnafından Fatih Özsefil de, "Ben çocukluğumdan beri Ökkeş ustayı tanırım. Çayını, kahvesini ve ekmeğini bizden hiç eksik etmez. Dükkanı küçük ama gönlü büyük. Şimdiki nesil yer beğenmiyor ama Ökkeş ustanın gelsinler ve dükkanını görsünler. Hayatın zorluklarını görsünler" ifadelerini kullandı.


(LO-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.