KÜLTÜR SANAT - 27 Ağustos 2024 Salı 11:07

400 yıllık tarihi mekanda tarihi lezzet: Menengiç kahvesi

A
A
A
400 yıllık tarihi mekanda tarihi lezzet: Menengiç kahvesi

Gaziantep’in tescilli içeceği menengiç kahvesi, Gaziantep’e gelen turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.


Gaziantep, zengin gastronomisi ve tarihi dokusuyla sadece Türkiye’den değil, dünya genelinden turistleri ağırlıyor. Aynı zamanda Gaziantep’te 400 yıllık geçmişiyle ön plana çıkan Tarihi Tahmis Kahvesi, hem tarihi atmosferi hem de benzersiz menengiç kahvesiyle ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Menengiç kahvesi, içerdiği aroma, renk ve tadının yanı sıra içerisinde kafein bulunmaması, kafeinsiz içecek tercihleri arasında birinci sırada yer alıyor. Gaziantep’e yurt dışının yanı sıra, ülkenin dört bir yanından gelen turistler, 400 yıllık tarihi atmosferin zenginliğini keşfetmenin yanında eşsiz kahve lezzetini de tatma fırsatını buluyor. Gaziantep’in turizm potansiyelini artıran bu tarihi içecek ilk kez tüketenlerinde beğenisini topluyor.



“Gaziantep’e gelen turistler menengiç kahvesi içerek ferahlıyor”


Gaziantep’e gelen yerli ve yabancı turistlerin menengiç kahvesine yoğun ilgi gösterdiğini söyleyen Mehmet Hilmi Bağcı, “Tarihi Tahmis Kahvesi, 1635 yılında kurulmuş olup, Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen en eski kıraathanelerden biridir. Bu kahvehanenin en ünlü içeceği olan menengiç kahvesi, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yerli ve yabancı turistler tarafından ilgiyle tüketiliyor. Gaziantep’te turizm sezonunun başlamasıyla birlikte hazırlıklarımızı tamamladık ve tüm misafirlerimizi bu lezzeti denemeye davet ediyoruz. Menengiç kahvesi, kafein içermeyen ve fıstığın yabani hali olan çitlembik meyvesinden elde edilen yerel bir tattır. Kafeinsiz olması nedeniyle uykusuzluk yapmaz, kış aylarında ise boğaz ağrısına iyi gelir. Çocuklar ve hamile kadınlar da dahil olmak üzere herkesin rahatlıkla tüketebileceği bu kahve, Gaziantep’in yöresel lezzetleri arasında önemli bir yere sahiptir” dedi.



“Kahvemizi bir bardak içen bir bardak daha istiyor”


Menengiç kahvesinin fiyatının 60 TL’ye olduğunu söyleyen Bağcı, “Gaziantep’te özellikle tarihi mekanları ve pazarları gezen turistler Gaziantep’te Tahmis Kahvesine uğrayarak dinlenme ve geleneksel içecekleri içme fırsatı buluyorlar. 60 TL’ye sattığımız menengiç kahvesi, menşei belirsiz kahvelere bakılınca fiyat olarak epey alt sınırda kalmış oluyor. Kahvemizi bir bardak içen bir bardak daha istiyor” ifadelerine yer verdi.



“Yerel ve tarihi lezzeti herkese öneriyorum”


Şehir dışından gelen arkadaşlarını tarihi lezzeti tatmaya getirdiğini belirten Mehmet Emin Göçmen, “Şehir dışından gelen arkadaşımı menengiç kahvesi içmeye getirdim. Kendisi daha önce içmişti ve çok beğendi. Bende, Türk kahvesinden sonra menengiç kahvesini sıklıkla tüketiyorum. Yerel ve tarihi bir lezzet olduğu için insanlara da öneriyorum” şeklinde konuştu.



“Daha önce denemiştim bir daha denemeye geldim”


Daha önce denediği menengiç kahvesini bir daha içmeye geldiğini belirten Kerem Kiremitçi, “Kilis’ten Gaziantep’e arkadaşlarımı ziyarete geldim. Tarihi dokusu güzel olan Tahmis Kahvesi’ne gelerek menengiç kahvesi içtim. Bu lezzeti daha önce denemiştim bir daha denemeye geldim” diye konuştu.



400 yıllık tarihi mekanda tarihi lezzet: Menengiç kahvesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.