GÜNDEM - 07 Şubat 2025 Cuma 23:00

Ailesinden gizli öğrendiği mesleğini 50 yıldır severek sürdürüyor

A
A
A
Ailesinden gizli öğrendiği mesleğini 50 yıldır severek sürdürüyor

Gaziantep’te yaşayan 71 yaşındaki saz ustası ve bestekar Rasim Çaparoğlu, ailesinden gizli öğrendiği mesleğini ilerleyen yaşına rağmen sürdürüyor. Çaparoğlu, yarım asırdır hem saz yapıp Türkiye’nin farklı bölgelerine satıyor hem tamir yapıyor hem de saz çalıp türkü söylüyor.


Gaziantep’in Şahinbey ilçesine bağlı Bey Mahallesi’nde yaşayan Rasim Çaparoğlu, henüz 14 yaşındayken babasının aile geçimine katkıda bulunması için önerdiği mesleği kabul etmedi. Daha sonra mahalledeki bir bağlama ustasının yanında çırak olarak başladığı saz yapımını 50 yıldır severek sürdüren Rasim Çaparoğlu, ilerlemiş yaşına rağmen her gün iş yerine gelerek tezgâhının başında çalışmaya devam ediyor.



Mesleğini ilk günkü aşk ve heyecanla severek sürdürüyor


Küçük atölyesinde bağlama üretimi ve tamiri yapan Çaparoğlu, 71 yaşında olmasına rağmen mesleğini ilk günkü aşk ve heyecanla severek sürdürüyor. Ustasından saz yapımının yanı sıra çalmayı da öğrenen Çaparoğlu, askere gidip geldikten sonra kendi iş yerini açtı.



Hem saz ustası hem şair hem de bestekar


Gündüz saz imalatı yapan Çaparoğlu, akşamları ise gazinolarda sahne almaya başladı. Aynı zamanda şair ve bestekar da olan Çaparoğlu, yıllardır bulduğu uygun ağaçları oyarak, bağlamaya dönüştürüyor. Kişiye ve sanatçıya göre özel ürün üreten Çaparoğlu, müziğe olan merakının bugün de aynı tutkuyla devam ettiğini dile getirdi.



"Ailem ondan sonra biraz yumuşadılar"


Ailesinden gizli öğrendiği mesleğini 50 yıldır severek sürdürdüğünü söyleyen Çaparoğlu, "İlkokulu bitirdikten sonra ailem beni bir mesleğe koydu ama ben saz yapmayı ve saz çalmayı istiyordum. Fakat ailem müsaade etmiyordu, bu işe ‘ayıp, günah’ diyorlardı. Ben de iş çıkışlarında gizli gizli bu mahalledeki ustalarımızdan hem saz çalmayı hem de yapmayı öğreniyordum. Zaman içerisinde türkü söylemeyi de öğrendik. Gaziantep TRT Radyosunda iki sene türkü söyledim. Ailem ondan sonra biraz yumuşadı. Bu mesleği yapmamı onayladı. Fakat ‘sağda-solda çalma’ dediler. Bu şekilde sahneye de çıktık. O zamandan beri de hem saz imalatı hem de tamiri yapıyorum" dedi.



"Gündüz saz imalatı yapıyordum, akşamları da sahnede saz çalıyordum"


Aynı zamanda şiir ve beste de yazdığını da ifade eden Çaparoğlu, "Yüzlerce okunan eserlerim var. Burada bu şekilde yaşayıp gidiyoruz. 20 sene sahnede saz çaldım. Gündüz saz imalatı yapıyordum, akşamları da sahnede saz çalıyordum. Şu anda ise bu iş benim için bir hobi oldu. Dükkan kiram çıktıktan sonra mesele bitiyor. Zaten emekliyim. Yıllardır sahneden ve saz yapımından geçimimi sağladım. 4 çocuğum var, onlar saz çalmayı bilmezler. Çocuklarıma saz çalmayı öğretmedim ama torunlarımın saz çalmasını öğrenmelerini istiyorum. Torunlarımdan gitar, keman ve bağlama çalan var" şeklinde konuştu.


Mesleğini çok sevdiğini ve ömrü yettiği sürece de üretime devam edeceğini belirten Çaparoğlu, "Hiç boş vaktim yok, olmadı. Gençlere de aynı şeyi tavsiye ederim. Müzik, resim, tiyatro, yüzme ve spor kurslarına gitsinler, sosyal aktivitelerini arttırsınlar ve geliştirsinler. Ben bu işi seviyorum. Zaten ben bu meslek için birçok şeyi bıraktım. Resmi kurumlara girmiştim ama mesleğim için ayrıldım. Bu mesleği seviyorum. Bu meslek benim yaşama nedenim ve amacım oldu. Atölyemde tezgâhımın üstünde ölü bulunmayı istiyorum. Ömrüm yettiği kadar mesleğimi yapacağım. Beni tezgâhımın üstünde yıkılmış bir şekilde görürlerse ancak o zaman mesleği bırakırım" diye konuştu.



Ailesinden gizli öğrendiği mesleğini 50 yıldır severek sürdürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta huzurevi sakinlerine akılcı ilaç kullanımı anlatıldı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümü tarafından Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerine yönelik akılcı ilaç kullanımı semineri düzenlendi. Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler zincirinin son programında, yaşlı bireylerde doğru ilaç kullanımının önemi anlatıldı. Seminerde, Eczane Hizmetleri Bölümü öğretim elemanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özten, huzurevi sakinlerine polifarmasi olarak bilinen çoklu ilaç kullanımı, ilaç etkileşimleri ve yanlış doz uygulamalarına ilişkin bilgi verdi. Yaşlı bireylerde birden fazla ilacın aynı anda kullanılmasının çeşitli riskler oluşturabileceğine dikkat çeken Özten, reçete dışı ilaç kullanımının sağlık açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Akılcı ilaç kullanımında doğru ilaç, doğru doz, doğru zaman ve doğru uygulama ilkelerinin esas olduğunu vurgulayan Özten, ilaçların hekim ve eczacı danışmanlığında kullanılması gerektiğini söyledi. Seminerde ayrıca ilaçların saklama şartları, kullanım talimatlarına uyulması ve ilaç saatlerinin düzenli takip edilmesi konularında da bilgilendirme yapıldı. Programı ilgiyle takip eden huzurevi sakinleri, merak ettikleri konulara ilişkin sorularını yöneltti. Etkinlikleri düzenleyen komiteye danışmanlık yapan Eczane Hizmetleri Bölüm Başkanı Ümit Karakaş ise programlarda görev alan öğrencileri tebrik etti. Karakaş, "Öğrencilerimizi yalnızca diploma vererek mezun etmiyor, onları topluma en faydalı olacak şekilde hem akademik hem de sosyal yönden hazırlamaya gayret ediyoruz" dedi.
Bayburt Demirden makete: Pandemide edindiği hobisini huzurevinde 6 yıldır sürdürüyor Bayburt Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerinden 74 yaşındaki Bülent Alemdar, pandemi döneminde tanıştığı el sanatlarıyla takı tasarımı, filografi ve maket alanında çalışmalar yapıyor. El emeği ürünler hazırlayan Alemdar, 6 yıldır üretmeyi sürdürüyor. Uzun yıllar demircilik yapan Bülent Alemdar, huzurevine gelmeden önce 56 yıl demire şekil verdiğini, geçirdiği kaza sonucu boynunun kırılması nedeniyle gönül verdiği yarım asrı aşkın mesleğini bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Pandemi döneminde huzurevinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle odasında uzun süre vakit geçirmek zorunda kaldığını belirten Alemdar, dışarı çıkamadıkları süreçte kütüphaneden aldığı kitaplarla zaman geçirdiğini ifade etti. Kibritten gemiyle başladı, maketlere yöneldi Bayburt huzurevinin tadilata girmesi üzerine Erzincan’ın Kemah ilçesindeki huzurevine geçtiklerini ifade eden Alemdar, burada açılan el işi kursuyla yeni bir uğraş edindiğini dile getirdi. Alemdar, "Huzurevine gelmeden evvel demirle uğraşıyordum, demirciydim. 56 sene demircilik yaptım. Sonra bir kaza geçirdim, merdivenden düştüm, boynum kırıldı. Sonra huzurevine geldim. Can sıkıntısından, tavan izlemekten bunaldım. Pandemi döneminde dışarı çıkış yoktu, hatta odadan çıkış bile yoktu, karantinadaydık" dedi. Kemah’taki huzurevinde açılan atölyeye merak edip gittiğini anlatan Alemdar, yıllar önce askerde kibritten gemi yaptığını kurs hocasına söylediğini belirterek, "Hocama 50 sene önce askerde kibritten gemi yaptığımı söyledim. ‘Ne lazım?’ diye sordu. Karton ve tutkal lazım dedim. Malzemeler masanın üzerindeydi, hemen başladık. Yapacağım gemi maketinin modelini kartondan çıkardım. Kibrit ve kibrit kutularıyla gemiyi yaptık" diye konuştu. "Bu kurs benim için ilaç oldu" İlk çalışmasının ardından farklı maketler de yapmaya başladığını belirten Alemdar, "Hoca bana, ‘Bülent amca ev yapabilir misin?’ dedi, bir resim gösterdi. Tamam dedim, evi yaptım. Sonra cami resmi gösterdi, camiyi yaptık derken artık atölyeden çıkamaz olduk. Bu kurs benim için ilaç oldu" ifadelerini kullandı. "Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" Erzincan’dan Bayburt’a döndükten sonra da öğrendiği el sanatlarını bırakmadığını söyleyen Alemdar, filografiyle Türk bayrakları yaptığını, takı tasarımı ve maket çalışmalarına devam ettiğini kaydetti. Üretmenin kendisine güç verdiğini dile getiren Alemdar, "Maket için uygun takımım olsa yapamayacağım bir şey yok. Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" dedi.