EKONOMİ - 07 Ağustos 2024 Çarşamba 09:14

Baklavaya kadın eli

A
A
A
Baklavaya kadın eli

Gaziantep’in tescilli lezzeti olan baklava, Gaziantep Baklava Akademisi’ndeki meslek liseli kız öğrenciler tarafından üretilerek pek çok kamu kurum ve kuruluşu ile diğer illere satılıyor.


Gastronomi alanında UNESCO’da yer alan ve baklavanın başkenti olarak da bilinen Gaziantep’te, Hacı Muzaffer Bakbak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki Gaziantep Baklava Akademisi’nin kız öğrencileri, yaz tatilinde de üretime devam ediyor. Uygulamalı eğitim alarak baklava üretimi yapan öğrenciler, yaz tatilinde de mesai yaparak alanlarında uzmanlaşıyorlar. Yaz tatilinde de genellikle "erkek işi" olarak görülen baklava üretimini severek sürdüren öğrencilerin ürettiği baklavalar, başta kamu kurumları olmak üzere birçok şehre gönderiliyor. Geçtiğimiz yılın ocak ayında kurulan ve 30 öğrencinin çalıştığı Gaziantep Baklava Akademisi’ndeki kız öğrenciler, hem mesleklerini geliştiriyor hem de para kazanıyor.


Hacı Muzaffer Bakbak Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Yiyecek-İçecek Hizmetleri Alanı Bölümü’nde öğrencilerin üretim yapabilmesi için Gaziantep Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan proje kapsamında kadın baklava ustalarının sayısının arttırılması amacıyla geçtiğimiz yılın ocak ayında kurulan ve 30 öğrencinin çalıştığı Gaziantep Baklava Akademisi’nde kız öğrenciler, sabahın erken saatlerinde aldıkları siparişleri yetiştirmek için üretime başlıyor.


Önce elde ettikleri hamuru açan ve ardından da tepsilere tek tek dizen öğrenciler, tereyağı ve Antep fıstığını ekledikten sonra baklavayı eşit boylarda kesip, tepsileri fırına veriyor. Fırından çıkan baklava öğrenciler tarafından önceden hazırlanan şerbet ile buluşturuluyor.


Lisede baklava üretimi yaparak hem iş öğrenen hem de aile bütçesine katkıda bulunan kız öğrenciler, hafta sonları veya yaz tatillerinde de okulda çalışmayı tercih ediyor.


Büyük istekle baklava imalathanesinde çalışan öğrenciler, üretime dahil olmanın mutluluğunu yaşıyor.


Hacı Muzaffer Bakbak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Halime Ebru Gülnar, okulda sadece eğitim döneminde değil yaz tatilinde de üretim yapıldığını belirtti.



“Kız baklava ustaları yetiştirmek istiyoruz”


Kadın baklava ustalarının yetişmesi için okullarında Gaziantep Baklava Akademisi’ni kurduklarını dile getiren Gülnar, “Gaziantep Baklava Akademisi 5 Ocak 2023 tarihinde kuruldu. Gaziantep Baklava Akademisi’ni kurmamızdaki amacımız; kız baklava ustaları yetiştirmektir ve Gaziantep’imizin simgesi olan baklavayı kızlarımızın ellerinden tüm halka yedirmeye çalışmaktır. Öğrencilerimiz 2022 tarihinde MESEM programı kapsamında faaliyetlerine başladılar. Daha sonra bu kapsamdaki öğrencilerimize örgün öğrencilerimiz de dahil oldu. Şu anda 10 MESEM programı kapsamında 20 tane de örgün öğrencimiz, bir yılı aşkın süredir Gaziantep Baklava Akademisi’nde faaliyet göstermektedirler. Öğrencilerimiz belli ücret dahilinde çalışmaktadırlar. Öğrencilerimiz hem kendi hem de aile bütçelerine çok büyük katkı sağlamaktadırlar. Öğrencilerimiz de, biz de, ustalarımız da ve baklavamızdan yiyen tüm hakkımız da mutlu” dedi.



“Baklavaya ‘kadın eli’ değsin istedik”


Hacı Muzaffer Bakbak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümü Şefi Ali Özerol da coğrafi işaret ile tescil edilmiş Antep baklavasına “kadın eli” değmesini istediklerini ifade ederek, “Baklavada kullandığımız malzemeler birinci sınıf malzemelerdir. Fıstığımız, unumuz başta olmak üzere baklava üretimi için uygun olan malzemeleri kullanarak öğrencilerimize baklava üretimini öğretmekteyiz. Daha önce Türkiye genelinde böyle bir girişim yoktu. Baklava imalathanelerinde genelde erkek ustalar çalışır. Biz de ‘baklavaya kadın eli değsin’ anlayışıyla yola çıktık. Okulumuz bir kız lisesidir. Kızların da bu işi yapabileceğini göstermek istedik” ifadelerini kullandı.



“Baklava ustası olmak istiyorum”


Gaziantep Baklava Akademisi’nde baklava ustası olmak için eğitim alan öğrencilerden Özlem Akman, “Gaziantep Baklava Akademisi’nin lisemizde açılmasına çok sevindim. İmalathanelerde genelde hep erkekler çalışır. Türkiye’de bir ilk olarak Gaziantep Baklava Akademisi’nde 4 yılın sonunda bir baklava ustası olmak benim için gurur vericidir. Baklava ustası olmak için bu okulu tercih ettim” ifadelerine yer verdi.



“Kadınların da baklava ustası olabileceğini göstermek istiyoruz”


Kadının her yerde gücünün olduğunu göstermek için bu bölümü seçtiğini belirten Hatice Zeyrek ise “Kadının da her işte elinin olabileceğini göstermek için bu bölümü seçtim ve baklava yapmayı da çok fazlasıyla seviyorum, işimi de severek yapıyorum. Bir buçuk yıldır bu bölümde baklava üretimi yapıyorum. Ustam benim için ‘usta oldu’ demeden; ben usta olduğumu söyleyemem fakat bir buçuk yıldır çok ilerlediğimi düşünüyorum” şeklinde konuştu.



“Ailemin bana büyük bir desteği oldu”


Sektörde kadın baklava ustalarının olmadığını ve bu durumu ailesine ileterek baklava ustası olmaya karar verdiğini belirten Rabia Fatma Dağdelen, "Ailemin bu konuda bana büyük bir desteği oldu. Kadınların da erkeklere ait olan mesleklerin üstesinden gelebileceklerini göstermek istediğim için bu bölümü tercih ettim" diye konuştu.



Baklavaya kadın eli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.