KÜLTÜR SANAT - 10 Ekim 2025 Cuma 22:56

Başkan Fatma Şahin’in vizyonu Gaziantep’e Avrupa ödülünü getirdi

A
A
A
Başkan Fatma Şahin’in vizyonu Gaziantep’e Avrupa ödülünü getirdi

Gaziantep, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından verilen 2025 Avrupa Ödülü’ne layık görüldü. Ödül, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in vizyonuyla yürütülen sürdürülebilirlik, çevre, kültür ve dayanışma temelli çalışmalar sonucu kente kazandırıldı.


Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen çevre, kültür, kentsel gelişim ve sosyal dayanışma çalışmaları, kente Avrupa’nın en yüksek yerel yönetim onuru olan "Avrupa Ödülü"nü getirdi.


Ödül, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) tarafından her yıl Avrupa idealini en aktif biçimde destekleyen şehre veriliyor.


Avrupa Ödülü’nün takdim töreni, Şehitkamil Devlet Tiyatrosu’nda yapıldı. Program, 2025 yılı Avrupa Ödülü’nün kazanılmasına katkı sağlayan çalışmaları anlatan kısa video gösterimiyle başladı. Videoda Gaziantep’in çevre yatırımları, tarihi mirası, kültürel projeleri ve altyapı çalışmaları tanıtıldı.



"Bu ödül, kardeşliğin ve dayanışmanın sembolüdür"


Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından verilen 2025 Avrupa Ödülü Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, Gaziantep’in kardeşlik ve dayanışma anlayışıyla bu büyük başarıya ulaştığını söyledi.


Şahin, Gaziantep’in uzun soluklu bir çalışmanın sonunda Avrupa Ödülü’ne layık görüldüğünü belirterek, "Bu ödül, kardeşliğin, iyi günde kötü günde birlikte olmanın, dayanışmanın ödülüdür" dedi.


Gaziantep’in Avrupa ile Asya arasında bir köprü kurduğunu vurgulayan Şahin, "Bu köprü sadece taşla, bina ile kurulmaz. Bu köprü, empatiyle, kültürle, dayanışmayla kurulur. Biz kardeş şehirlerimizden çok şey öğrendik; onlardan kurumsallığı, çevreye sahip çıkmayı; onlar da bizden cömertliği, direnci, misafirperverliği öğrendi" diye konuştu.


Başkan Şahin, Avrupa Ödülü’ne giden süreci hatırlatarak, "Bu yolculuğa 11 yıl önce çıktık. Önce Avrupa Diploması’nı aldık, ardından Şeref Bayrağı’nı, sonra Şeref Plaketi’ni kazandık ve bugün en yüksek aşama olan Avrupa Ödülü’nü almak nasip oldu" ifadelerini kullandı.


Şahin konuşmasını, "Bu ödül bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Gaziantep modeli, Türkiye modeli olana kadar; kardeşliğin, dayanışmanın ve üretimin simgesi olmaya devam edeceğiz" diyerek tamamladı.



"Gaziantep bu ödülü insanlarıyla hak etti"


Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Avrupa Ödülü Alt Komitesi Başkanı Milo Konatar, törende yaptığı konuşmada Gaziantep’in, insanlarının sıcaklığı, üretkenliği ve çalışkanlığıyla bu ödülü hak ettiğini belirtti. Konatar, "Parlamenterler Meclisi adına sizleri bir kez daha kutlamak istiyorum. Kıymetli Başkan Fatma Şahin, bu ödül burada ve bunu sizler hak ettiniz. Bu ödül, yalnızca Gaziantep’in değil, tüm Türkiye halkınındır" dedi.


Kısa bir anısını paylaşan Konatar, "Yıllar önce Karadağ’da yakın bir dostumla konuşuyordum. Kendisi dünyanın 150’den fazla ülkesini ziyaret etmişti. Ona, tekrar dönmek isteyeceği bir şehir olup olmadığını sordum. Bana tek kelimeyle ‘Gaziantep’ dedi. Nedenini sorduğumda ‘İnsanları için’ cevabını verdi. Bugün burada, onun ne kadar haklı olduğunu gördüm" ifadelerini kullandı.


Konatar, Gaziantep’in gastronomisi, tarihi ve sanatının dünya çapında tanındığını ancak bu değerlerin arkasındaki asıl gücün insanlar olduğunun altını çizerek, "Gaziantep hakkında konuşan herkes, yemeklerinden, tarihinden, sanatından bahsediyor. Ama benim için en büyük değer, insanları. Çünkü o lezzetli yemekleri pişiren de, o sanat eserlerini ortaya çıkaran da bu güzel insanların kendisi. İyi insanlar harika işler başarır. Bu şehir de iyi insanların eseri" diye konuştu.


Konatar, iki gün boyunca şehirde yaptıkları temaslarda heyet üyelerinin de aynı duyguları paylaştığını ifade ederek, "Arkadaşlarımla birlikte şehrinizle ilgili görüşlerimizi paylaştık. Herkes aynı şeyi söyledi: ‘İyi ki buradayız.’ Gaziantep’te olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu ödülü gerçekten hak ettiniz" şeklinde konuştu.



"Bu ödül, Türkiye’nin Avrupa’daki yerini pekiştiren bir başarıdır"


Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Mehmet Kemal Bozay, törende yaptığı konuşmada, Gaziantep’in kazandığı Avrupa Ödülü’nün Türkiye’nin Avrupa kurumlarındaki yerini güçlendiren önemli bir adım olduğuna dikkat çekti. Gaziantep’in bu ödüle uzun soluklu ve kararlı bir süreç sonunda ulaştığını belirten Bozay, "Bu ödül, Belediye Başkanımız ve Gaziantep halkının sabırla, inatla ve istikrarla sürdürdüğü çalışmaların sonucudur. Her aşaması dikkatle değerlendirilen bu süreç, Gaziantep’in kararlılığının ve vizyonunun bir göstergesidir" diye konuştu.


Bozay, Avrupa Ödülü’nün Türkiye açısından da büyük anlam taşıdığını vurgulayarak, "Bu ödül, Türkiye’nin bir parçası olduğu Avrupa ve Avrupa kurumlarındaki yerini teyit eden, aynı zamanda daha ileriye taşıyacak bir gelişmedir" ifadelerini kullandı.



"Gaziantep, merhamet ve birlik anlayışıyla bu ödülü hak etti"


AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, Gaziantep’in Avrupa Ödülü’nü birlik, dayanışma ve merhamet kültürüyle kazandığını dile getirdi. Gaziantep’in her zaman insanlık ve barışın yanında yer aldığını belirten Gül, "Gaziantep, merhametiyle, misafirperverliğiyle, hoşgörüsüyle insanlığın vicdanını temsil eden bir şehirdir. İnsan sıcaklığıyla, üretkenliğiyle ve dayanışmasıyla bu ödülü fazlasıyla hak etmiştir" diye konuştu.


Gül, Türkiye’nin diplomasi anlayışına da vurgu yaparak, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, diplomasisine merhameti ve vicdanı eklemiştir. Bu anlayışın en güçlü örneklerinden biri Gaziantep’tir. Gaziantep, insana dokunan belediyeciliği ve paylaşma kültürüyle bu ödülün en doğru adresidir" ifadelerini kullandı.


Konuşmasının sonunda Avrupa Ödülü’nün Türkiye açısından da anlamlı bir kazanım olduğunu vurgulayan Gül, "Gaziantep’in başarısı, Türkiye’nin Avrupa’daki yerini güçlendiren bir başarıdır. Bu ödül, birliğin, kardeşliğin ve insanlığa duyulan inancın ödülüdür" diye konuştu.



"Bu ödül Fatma Şahin’in azmi, gayreti ile elde edilmiştir"


TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve 1. Dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, törende yaptığı konuşmada, Gaziantep’in kardeşlik, dayanışma ve üretim anlayışıyla Avrupa Ödülü’nü hak ettiğini aktardı. Oktay, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i ve ekibini tebrik ederek, "Gaziantep’te müthiş bir ekip var. Bakanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımız tek ses olmuş durumda. O ses kardeşlik sesi. Gaziantep bu ruhla bu ödülü fazlasıyla hak etti" dedi.


Kardeşlik ve birlik vurgusu yapan Oktay, "Bu şehir, birisi zorda olduğunda ‘ben varım’ diyen insanların şehridir. Dayanışmanın, paylaşmanın, merhametin kentidir. Gaziantep modeli, şehirlerin kalkınmasını insanı merkeze alan bir anlayışla gerçekleştiren örnek bir modeldir" diye konuştu.


Fatma Şahin’in vizyoner liderliğine değinen Oktay, "Bu ödül, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Fatma Şahin’in azmi, gayreti ve ekibinin inancıyla elde edilmiştir. Gaziantep’in başarısı Türkiye’nin başarısıdır. Bu ödül, kardeşliğin, birlikteliğin ve kalkınmanın simgesidir" şeklinde konuştu.



Gaziantep’e tebrik mesajları


Avrupa Konseyi tarafından "Avrupa Ödülü"ne layık görülen Gaziantep’e, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın yanı sıra birçok ülke ve kurumdan tebrik mesajı gönderildi.


Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, İtalya’nın Ankara Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, İspanya’dan Terrassa Belediye Başkanı Jordi Ballart ve Polonya’dan Lublin Belediye Başkanı Krzysztof uk mesajlarını Gaziantep’e iletti.


Ayrıca Avrupa Bölgeler Meclisi Genel Sekreterliği, Dünya Büyük Metropoller Birliği Genel Sekreterliği, Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı Genel Sekreterlik Ofisi ve Avrupa Şehirler Ağı Genel Sekreterliği de Gaziantep’i ödül dolayısıyla kutladı.



Avrupa ödülü Gaziantep’e takdim edildi


Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Avrupa Ödülü Alt Komitesi Başkanı Milo Konatar, Gaziantep’in çevre yatırımları, sosyal uyum projeleri, iklim değişikliğiyle mücadele politikaları ve göç sürecindeki insani duruşuyla 21. yüzyılın örnek Avrupa şehirlerinden biri haline geldiğini ifade etti.



"Gaziantep, dayanıklılığı, yenilikçiliği ve insan merkezli yaklaşımıyla Avrupa’nın geleceğini şekillendiren şehirlerden biridir" dedi.


Konatar, Avrupa Ödülü’nün bir madalya, bir diploma, bir sertifika ve Gaziantep’in gençlerinin Avrupa kurumlarında eğitim ve çalışma programlarına katılımını desteklemek amacıyla kullanılacak 20 bin Euro tutarında bir hibeden oluştuğunu belirtti. Konatar, "Gaziantep artık 86 şehirden oluşan büyük bir Avrupa ailesinin parçasıdır" diyerek ödülü Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e takdim etti.


Programın sonunda Şef Cemi’i Can Deliorman’ın yönettiği Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının konserine geçildi.



Başkan Fatma Şahin’in vizyonu Gaziantep’e Avrupa ödülünü getirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta yeni doğan oğlaklara özenli bakım Muş’un Karabey köyünde keçilerin doğum sezonu devam ederken, dünyaya gelen oğlaklar üreticilerin yüzünü güldürüyor. Besici Abuzer Güngör, annesinden süt ememeyen bir oğlağa ise adeta bebek gibi bakıyor. Muş’ta keçilerin doğum sezonunun başlamasıyla birlikte dünyaya gelen oğlaklar besicilerin umutlarını artırdı. Karabey köyünde yaşayan besici Abuzer Güngör, erken doğduğu için annesinden süt ememeyen oğlağa özel bakım uyguluyor. Annesinden süt ememediği için güçsüz kalan oğlağı soğuktan korumak amacıyla evine alan Güngör, sobanın arkasında sıcak bir ortam oluşturduğu oğlağı biberonla besliyor. Abuzer Güngör, "Erken doğum olduğu için bazen sakat doğan oğlaklar oluyor. Bu nedenle diğer oğlaklara göre daha zayıf ve güçsüz kalıyorlar. Biz de bu durumdaki oğlağı evin içinde besliyoruz. Biberonla ve şırıngayla süt içiriyoruz. Evde bakmamızın sebebi ise diğer oğlaklara göre zayıf olduğu için sürü içinde ezilme ihtimali olmasıdır. Birkaç gün boyunca içeride besleyerek gelişimini sağlamaya çalışıyoruz. Gelişimini tamamlayıp durumu iyi olduğunda tekrar ağıla götürüyoruz. Daha sonra annesinin yanına bırakıp diğer oğlaklarla birlikte büyümesini sağlıyoruz" dedi. Amcası ile birlikte oğlağın bakımını üstlenen 5 yaşındaki Eliz Serra Güngör, "Bu benim keçim, buna çok iyi bakıyorum. Keçim hastalandı diye evde bakıyorum. Süt veriyorum ve saçını tarıyorum" diye konuştu.
İstanbul AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "(İlber Ortaylı)Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, hayatını kaybeden Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenaze namazının ardından açıklama yaptı. Çelik, "Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" dedi. İstanbul’da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenazesine katılan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, cenazeden sonra açıklamalarda bulundu. Ortaylı’nın Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalara karşı çok önemli bir duruş sergilediğini belirten Çelik, "Bugün çok büyük bir alimi, ülkemizin yetiştirdiği çok büyük bir değeri toprağa veriyoruz. Bugün ona son vazifemizi yapmaya geldik. Kendisinin ilminden, büyük değerlerinden öğrenciliğimizden beri istifade ediyoruz. Öğrencilik yıllarımızdan beri kendisinin kitaplarını okuduk, konferanslarını dinledik. Daha sonra hep beraber bütün Türkiye televizyon programlarını dinledi, izledi kendisini. Ve tarihimizle barışmamızda, geçmişimizi tanımamızda, kimliğimizi tanımamızda öncülerin başındaydı. Türkiye’deki pek çok yanlışın düzeltilmesinde, milletimizin değerleriyle yeniden buluşmasında, önümüze çıkarılmış sahte tartışmaların, sahte birtakım tespitlerin bertaraf edilmesine ve yerine doğruların konulmasında çok büyük bir emeği vardır. Gerçekten taziye mesajında da söyledim; kelimenin tam anlamıyla alimdi, kelimenin tam anlamıyla üstattı ve kelimenin tam anlamıyla bir vatan evladıydı. Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi. Memleketimizin değerlerinin korunmasında ilim temelinde, bilimsel temelde, evrensel düzeyde kabul görmüş çalışmalarıyla büyük değerler ortaya koydu" dedi. Bu topraklarda yetişmiş büyük bir alimi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını kaydeden AK Partisi Sözcüsü Çelik, "Bugün gerçekten çok üzgünüz. Büyük bir âlimi, bu toprakların yetiştirdiği büyük bir değeri son yolculuğuna uğurluyoruz. Hep beraber şehadet ettik ki iyi bilirdik. Mezarına Kırım’dan gelen toprak, Gelibolu’dan gelen toprak, Çanakkale’den gelen toprak hep beraber konuldu. Bu bile onun aslında ufkuna buradan edilen bir dua, ufkuna buradan durulan bir selamdı. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla Fatih Camii’nin haziresine defnedilmesi ve burada Fatih’in tanıtılması, Fatih Sultan Mehmet Han’ın evrensel düzeyde doğru algılanması için ortaya koyduğu çabaya da bir hürmet, bir selam olarak bugün hep beraber burada ilim aleminden ilim adamları, tarihçiler, vatandaşlarımız, genç kardeşlerimiz, her kesimden insanın buluştuğu bir cenaze namazıyla kendisini son yolculuğuna uğurluyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Memleket büyük bir değerini, ilim alemi büyük bir alimi ve geçmişlerin ’allame-i küll’ dediği büyük bir ilim adamını kaybetti. Gerçekten ta öğrencilik yıllarımızdan beri kitaplarını okuduk, işaret ettiği yerlere baktık ve bundan da büyük bir istifade ettik. Hepimizin bakışının, tarihi anlayışının şekillenmesinde büyük bir rolü oldu. Tabii tarih sadece geçmiş değil, tarih aynı zamanda tarifimiz, aynı zamanda geleceğimiz. O sebeple onların aktüel tartışmalara aktarılmasında, siyasete yol gösterilmesinde, ülkemize dönük bazı saldırıların bertaraf edilmesinde de büyük bir çaba ortaya koydu. Gerçekten çok üzgünüm, gerçekten büyük bir alimi kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Biraz evvel ailesine taziyelerimizi ilettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın, partimizin de ayrıca taziyelerini arz ettik. Tabii burada gözüküyor ki millet kendi değerine sahip çıkıyor" şeklinde konuştu.
İstanbul İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı, Fatih Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni havadan görüntülendi. İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı. İlber Ortaylı için ilk tören yıllarca çalıştığı Galatasaray Üniversitesi’nde yapıldı. Törenin ardından İlber Ortayı’nın Türk bayrağına sarılı cenazesi sevenlerinin omuzunda tören için cami avlusuna getirildi. Törende İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı taziyeleri kabul etti. Törene ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TBMM Başkanvekili MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, fotoğraf sanatçısı Coşkun Aral, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gazeteci Murat Bardakçı, oyuncu Zerrin Arbaş, Fener Rum Patriği Bartholomeos, sanat camiasından çok sayıda isim, öğrencileri, akademisyenler katıldı. İlber Ortaylı’nın cenaze namazını İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncer kıldırdı. Cenaze namazının ardından helallik alındı, dualar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un tabutun başında dua ettiği görüldü Cenaze namazı öncesi bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ülkemizin yetiştirdiği çok müstesna bir tarihçiyi, akademisyeni ve yazarı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. İlber Hocamız biliyorsunuz toplumumuzda her kesime, geniş bir kesime tarih bilincini yerleştirmeyi başarmış, tarih konusunda bilinçlendirmeyi başarmış çok değerli bir bilim adamıydı. Kendisi 50’den fazla eser yazmış, bu eserlerle birlikte toplumun tarih konusunda bilinçli hale gelmesini sağlamıştı. Aynı zamanda hem Ankara Üniversitesi’nde hem Galatasaray Üniversitesi’nde dersler vererek birçok öğrencimizi yetiştirmiş; sadece bizim ülkemizle de sınırlı kalmamış, yurt dışında da birçok üniversitede dersler vermiş, konferanslara katılarak Türk tarihçiliğini gururla temsil etmiş ve bütün uluslararası akademisyenler, akademik çevreler tarafından da kabul görmüş bir insandı. Bu açıdan çok değerli bir insanı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Hem gelecek nesillere bilgilerini aktarmış hem de biliyorsunuz televizyon programlarıyla ve eserleriyle tarihi sevdirmiş bir hocamızdı. Bu tarz bilim insanları, bu tarz değerli insanlar çok sık gelmiyorlar. Ama bu tarz bilim insanları vefat ettikleri zaman hem eserleri hem fikirleri hem topluma kazandırdıkları bizlerde yaşamaya devam ediyor. Biz de bütün bu kazandırdıkları aslında biliyorsunuz 2006 yılında hem Lazio ödülüne, 2007 yılında Puşkin Madalyası’na, 2017 yılında da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülerek teyit edilmişti aynı zamanda. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da bize düşen, bundan sonra toplumumuza kazandırmış olduğu bu kültüre, sanata sahip çıkmak; hatırasına sahip çıkmak, bunu gelecek nesillere aktarmak olacaktır. Ben kendisine bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Başta ailesi olmak üzere öğrencilerine, tüm sevenlerine, milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum, mekanı cennet olsun" diye konuştu. İstanbul Valisi Davut Gül de yaptığı konuşmada, "Başta ailesi, öğrencileri, yakınları ve bütün milletimizin başı sağ olsun. İlber Hoca, Türkiye, İstanbul’umuz için çok kıymetli bir insandı. Eserleriyle, yetiştirdiği öğrencileri ile bıraktığı sözleriyle, konuşmalarıyla inanıyorum ki yıllar boyunca tarih alanında konuşulmaya devam edecek. Mekanı cennet olsun. Rabbim, ailesine, kızına, yakınlarına sabır versin. Biz de bugün, ikindi namazı sonrasında hocamızın cenaze namazına katılmak üzere Fatih Camii’ndeyiz. Sevenleri hocamızı yalnız bırakmamış. İnşallah bize yakışır şekilde hocamızın defnini gerçekleştireceğiz. Milletimize başsağlığı diliyorum. Hocamız her zaman neşeliydi. ’Hocam, İstanbul’da yapılması gereken, eksik gördüğünüz bir şey var mı’ dediğimde, ’bir çini müzesi olsa çok iyi olur’ dedi. Biz de bunu, hocamızın bir vasiyeti olarak kabul ediyoruz. İstanbul’umuza yakışır bir çini müzesini de kazandırmış olacağız" ifadelerine yer verdi. İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı ise, "Bu kalabalığı burada görmek acımızı hafifletiyor. Sevildiğini zaten biliyorduk. Bunu gözümüzle görmek onur verici bir şey. Onu en sevdiği camilerden biri olan Fatih Camii’nden uğurlamak çok kıymetli. Herkese çok teşekkür ediyorum. Dolu dolu yaşadığı hayatın ardından dolu dolu uğurlanıyor" şeklinde konuştu. Oyuncu Halil Ergün de, "Çok acı çekiyoruz. Değerli bir insanımızın daha çok işler yapacak insanımızı kaybettik. Yaptıklarıyla izler bıraktı. Benim özel bir arkadaşımdı. Fakülte yıllarında sanat da yaptık. Üzgünüz. Işıklar içinde yatsın" dedi. Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, "Çok üzgünüz. Türk milletinin en büyük değerlerinden bir tanesiydi. Yaşayan bir efsane otoriteydi. Sadece tarihçi değil aynı zamanda uluslararası ilişkilere, siyaset bilimine ve Türk kültürüne çok büyük hizmetler vermiş; en karmaşık durumlarda bile çok basit ama vurucu açıklamalarıyla bizlere rota çizmiş bir Türk bilim adamını kaybettik. Yeri nasıl doldurulur bilmiyorum. Çok üzücü bir kayıp. Allah’tan rahmet diliyorum. Ama yerini dolduracak öğrencileri gelmesini arzu ediyorum" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Türk donanmasının gururu olan savaş gemileri ziyarete açıldı Çanakkale’de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemileri halkın ziyaretine açıldı. Çanakkale’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görev yapan yerli gemiler ‘TCG Heybeliada’, ‘TCG Kınalıada’ ve ‘TCG Ayvalık’ mayın avlama gemisi, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü çerçevesinde halkın ziyaretine açıldı. Vatandaşlar, GESTAŞ Feribot iskelesine demirleyen savaş gemilerini görmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Vatandaşlar, ziyaret sırasında gemiler hakkında merak ettikleri soruları sorma fırsatı da buldu. Askeri personel sorulan soruları içtenlikle yanıtlarken, seyrüsefer cihazları hakkında da bilgiler verdi. "Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey" Gemileri gezen Ahmet Ermin, "Çanakkale Savaşı’nın 111’inci yılındayız. Milli Savunma Bakanlığı bize gemiyi gezme fırsatı sundu. Şanlı Türk ordumuzun bu şekilde gemilerinin olmasını, tesisatlarının olmasını görmek çok güzel bir şey. Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey. Allah ordumuza zeval vermesin diyoruz. Şu dönemde en büyük kurtarıcılarımız kendileri. Onlara güveniyoruz. Tabii ki de daha iyi projeleri, daha iyi gemileri de görme şansı bulmak istiyoruz" dedi. "Donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici" ‘Çanakkale ruhu’nu yerinde deneyimlemek için ailesi ile İstanbul’dan Çanakkale’ye gelen Yakup Serkan Barkol, "Gerçekten donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici. Öncelikle çocukları getirdik, bu ruhu hissetsinler diye. 18 Mart zaferini tabii ki savaşan Mehmetçiklerimiz, şehitlerimiz kadar hissetmeseler bile en azından bu güzel duyguyu şimdiden damarlarında hissedebilsinler diye onları bu zaferi kutlamak için yerinde görsünler diye İstanbul’dan geldik. Çok güzeldi, çok heyecanlıydı" diye konuştu.