GÜNDEM - 27 Şubat 2025 Perşembe 16:14

Emine Erdoğan, 2. Şule Yüksel Şenler Kitap ve Kültür Günleri Programı’nda konuştu

A
A
A
Emine Erdoğan, 2. Şule Yüksel Şenler Kitap ve Kültür Günleri Programı’nda konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, kütüphanelerin raflarının, tıpkı bol meyvesi olan bereketli bir ağaç gibi olduğunu belirterek, "Böyle bir imkan içinde bize düşen, ayağı bu toprağa basan, fikri ve vicdanı kendi öz kaynaklarıyla beslenmiş nesiller yetiştirmektir" dedi.


Emine Erdoğan, edebiyatçı, yazar ve aktivist Şule Yüksel Şenler’in anısına Şule Yüksel Şenler Vakfı tarafından Gaziantep Üniversitesi Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen 2. Şule Yüksel Şenler Kitap ve Kültür Günleri Programı’nın açılışını yaptı.


Fuar alanına gelişinde Emine Erdoğan’ı, Şule Yüksel Şenler Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri ile iki öğrenci karşıladı.


Programda, Emine Erdoğan’a, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti TBMM Grup Başkanvekili ve Şule Yüksel Şenler Vakfı Başkanı Leyla Şahin Usta, AK Parti TBMM Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Gaziantep Valisi Kemal Çeber ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin eşlik etti.


Alana kurulan stantları gezen Emine Erdoğan, Şule Yüksel Şenler’in "Huzur Sokağı" kitabı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" kitabına ilgi gösterdi. Fuara gelen vatandaşlarla sohbet eden Emine Erdoğan, daha sonra açılış programı için salona geçti.


Program, Şule Yüksel Şenler’in hayatının 3 boyutlu görüntülerle anlatıldığı hologram tekniğiyle hazırlanmış video gösterimiyle başladı.


Videoda, "Şule Yüksel Şenler, Emine Hanım ile Recep Tayyip Erdoğan’ın tanışıp evlenmelerine vesile olur. Bu evlilik, gelecekte Türkiye siyasetine yön verecek çok kıymetli bu gencin hayatının önemli dönüm noktalarındandır" ifadeleri yer aldı.



"Şule Yüksel Şenler’in hatırasının, bu etkinlikte yaşatılması çok kıymetli"


Emine Erdoğan, programdaki konuşmasına, Gaziantep’te bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek başladı. Evliya Çelebi’nin, Gaziantep’teki güzelliklere ilişkin "dilin aciz kaldığı" ifadelerini hatırlatan Emine Erdoğan, tarihin, ilmin, irfanın, kültürün ve sanatın nadide başkentlerinden Gaziantep’in, misafirperver ve hürmetli halkıyla gönüllerde apayrı bir yere sahip olduğunu söyledi.


Emine Erdoğan, "Şule Yüksel Şenler’in hatırasının, kitapseverleri bir araya getiren bu etkinlikte yaşatılmasını çok kıymetli buluyorum. Şule Yüksel Şenler Vakfını, büyük emekleri için kutluyor, Gaziantep Büyükşehir Belediyemize şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu.


Salonda pırıl pırıl evlatlar görmekten ayrıca çok memnun olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, gençlerin aydınlık yüzlerine baktığında "Gençlik, geleceğin tohumudur." sözünün derinliğini bir kez daha anladığını belirtti.


Tarihi şahsiyetlerin, vizyonlarıyla, yaşattıkları değerler ve mücadeleleriyle insanlığa takip edilecek izler bıraktığını, yüzünü dönecek bir yön arayan insanlara pusula olduklarını aktaran Emine Erdoğan, "Şule Yüksel Şenler de bu milletin bağrından doğmuş, örnek direnişiyle, bizlere rol model olmuş, yılmaz bir hak savunucusudur. Sizlerin de bildiği gibi ben, onunla şahsen de tanışmış ve davasına yakından şahit olmuş biriyim. Bunun için Rabb’ime her daim şükrediyorum. O, tüm hayatını bu milletin dertlerine adadı. Öz vatanında garip kalanların, öz vatanında parya olanların sıkıştırıldığı çıkmaz sokakların sonundaki duvarları yıktı. İnsanlara, özgürlüğe doğru yürüyecekleri yollar açtı" dedi.


Ayrımcılık ve ötekileştirmenin, toplumların kalbine musallat olan kötü huylu bir hastalık olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, bu hastalığın kılık değiştirerek, dünyanın her yerinde baş gösterdiğini, insanların inançları, ırkları, etnik kökenleri gibi nedenlerle türlü türlü zulme uğradığını vurguladı.


Türkiye’nin yakın tarihinde de böyle büyük bir zulmün yaşandığına işaret eden Emine Erdoğan, yarın, tarihe "28 Şubat" diye geçen çok hazin bir hikayenin seneidevriyesi olduğuna dikkati çekti.



"Küresel sınamaları doğru analiz edebilmek için dünü çok iyi bilmek lazım"


Emine Erdoğan, 28 Şubat sürecinde demokrasinin çok ağır bir darbe aldığını belirterek, "Toplum psikolojisinde derin yaralar oluştu. Hala telafi edilememiş mağduriyetler yaşandı. Gelecek vadeden, bu ülkeye belki sayısız hizmeti geçecek nice taze dimağ, başörtüleri nedeniyle eğitim hayatından menedildi. Kadınlar, çalışma hayatından ve kamusal alandan uzaklaştırıldılar. Şahsım, iki kız evladım, ailem, akrabalarım ve sevdiğim birçok dostum, o kara günlerin hedefindeki insanlardandık. İnanın, bunları hatırladığımda gerçekten yüreğim burkuluyor. Bugünün kavramlarıyla dönüp tarihe bakınca, o gün yaşananların, ağır bir insan hakları ihlali olduğunu görebiliyoruz. İşte bu yüzden, toplumsal belleği canlı tutmanın önemini, bilhassa gençlerin iyi anlaması gerekiyor. Çünkü, küresel sınamaları doğru analiz edebilmek için dünü çok iyi bilmek lazım. Siyasal baskılar, popüler kültürün gençliği sürüklediği uçurumlar, milli ve dini kimlikler üzerinden ötekiler oluşturma çabası, hala dünyanın ana gündeminde" şeklinde konuştu.


Birkaç gün önce Fransa’da, spor müsabakalarında, başörtüsü ve dini sembolleri yasaklayan yasanın kabul edildiğini hatırlatan Emine Erdoğan, "Filistin, adeta insanlığa ihanet etmenin merkezi oldu. Arakanlı Müslümanlara uygulanan katliamların acısı, yüreklerimizde henüz soğumadı. Ancak, biz bu elim manzaraya bakıp ümitsizliğe, karamsarlığa ya da yeise kapılmamalıyız. Bilakis, bunlar bizi mücadele insanı ve bir davanın lokomotif gücü olmaya teşvik etmeli" ifadelerini kullandı.


Gençlerden, Şule Yüksel Şenler’in hayatını okumalarını rica eden Emine Erdoğan, "O zaman buhran dönemlerini, kalemle, kitapla, sözün gücüyle ve iyilikle, dimdik durarak aşmanın, en güzel örneğini göreceksiniz. İnanıyorum ki onun mirası, sizin gibi eli kitap tutan ve sorgulayan gençlerin kalplerinde daha da güçlenerek büyüyecektir" ifadelerini kullandı.


Emine Erdoğan, Türkiye’nin çok geniş bir kültür yelpazesi olduğunu, ülkede yaşayanların bu açıdan çok şanslı olduklarını dile getirdi.



"Kütüphaneler, toplumsal hafızayı korur, gerçek bilgiyi yaygınlaştırır"


Bu coğrafyanın beşiğinde nice alim ve münevverler yetiştiğinin altını çizen Emine Erdoğan, "Kütüphanelerimizin rafları, tıpkı bol meyvesi olan bereketli bir ağaç gibidir. Bilimden sanata, edebiyattan müziğe, insanlığın ortak hazinesi niteliğinde sayısız eserimiz vardır. Böyle bir imkan içinde bize düşen, ayağı bu toprağa basan, fikri ve vicdanı kendi öz kaynaklarıyla beslenmiş nesiller yetiştirmektir. Yani ’Kökü mazide olan atiyim’ vizyonunu hayata geçirmektir. O nedenle, şehirlerin, kültür hayatlarını zenginleştirmeleri, bilhassa kütüphaneleri, yaşam alanlarına dönüştürmeleri çok önemlidir. Çünkü kütüphaneler, toplumsal hafızayı korur ve gerçek bilgiyi yaygınlaştırır" şeklinde konuştu.


Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin, bu anlamda yepyeni bir başlangıcın öncüsü olduğunu bildiren Emine Erdoğan, Millet Kütüphanesi bünyesindeki Nasreddin Hoca Çocuk Kütüphanesi’nin büyük rağbet gördüğünü, bu bölümün, anne babalar için önemli bir ihtiyacı karşıladığını, çocukların burada erken yaşlarda kitaplarla dostluk kurduğunu ve kütüphane kültürü edindiklerini anlattı.


Emine Erdoğan, her sabah, her yaştan öğrencilerin, araştırmacıların, okuyucuların ve çocukların akın akın Millet Kütüphanesine girdiğini görmenin tarifsiz bir sevinç olduğunu vurgulayarak, "Çok şükür ki kütüphane koridorları artık tenha yerler değil. Yediden yetmişe herkes, yurt çapındaki kütüphanelerimizden istifade ediyor. Kitap fuarlarımız, ziyaretçilerle dolup taşıyor. Merkezinde kitap olan etkinliklere gösterilen ilginin, son derece sevindirici olduğunu belirtmek isterim. Gençler ve yetişkinler, kendi aralarında kitap kulüpleri kuruyorlar. Kitapseverler, sosyal medyayı, kitap analizlerini paylaşmak ve kitap eksenli çevrimiçi aktiviteler için kullanıyorlar. İşte bu, okumanın birleştirici ve dönüştürücü gücüdür. Şunu hiçbir zaman unutmayalım, öğrenme, okul sıralarıyla sınırlı değildir. Yani, insanın öğrenciliği hiçbir zaman bitmez. O yüzden kütüphanelerle olan ilişkimizi hiç kesmeyelim" dedi.



"Şule Yüksel Şenler Vakfımızı, 11 deprem ilinde kuracağı kütüphaneler için kutluyorum"


Kendisini dinleyenlere, "Bugüne kadar bir kütüphaneye gitmeyen tanıdıklarınız varsa kütüphaneye gitmeye teşvik edin" çağrısı yapan Emine Erdoğan, "Hatta ilk ziyaretlerinde onlara eşlik etsek ne güzel olur, değil mi? Mesela Şahinbey Millet Kütüphanesi, böyle bir ziyaret için harika bir seçim olabilir. Şahinbey Millet Kütüphanesi, çok yenilikçi bir anlayışla kuruldu. Güzel Gaziantep’in sembol mekanlarından biri oldu, vatandaşlarımızın takdirini kazandı. Bu vesileyle Şahinbey Belediye Başkanımıza, özel bir teşekkürü teslim etmek isterim. Çok çalıştılar, ortaya örnek bir eser çıkardılar. Yeri gelmişken Şule Yüksel Şenler Vakfımızı, 11 deprem ilinde kuracağı kütüphaneler için kutluyorum. Sayın Milli Eğitim Bakanımıza destekleri için çok teşekkür ediyorum. Şule Yüksel Şenler Kütüphanelerinin, şimdiden milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi.


Şule Yüksel Şenler Vakfının, deprem zamanında konteyner kentlerde kadın ve çocuklarla yakından ilgilendiğini hatırlatan Emine Erdoğan, "Hayatı yeniden ayağa kaldırma noktasında son derece gayretkeştir. Sosyal ve ekonomik hayatın devamlılığı için eğitim ve üretim faaliyetleri yürüttü. Şimdi de ’İşim, Gücüm Olsun’ projesiyle, Deprem TOKİ’lerinde kadınlara yönelik mesleki atölyeler düzenleyecekler. Tekstil, tasarım ve kuaförlük alanlarında mesleki beceri kazanan kadınlar, istihdama katılacaklar inşallah. En nihayetinde, herkes dünyanın harcına bir şeyler katıyor. Kimi iyilik, kimi gözyaşı. Çok şükür ki bizler bu harca iyiliği, merhameti, sevgiyi, ilmi, kitabı, kalemi katma gayretindeyiz" diye konuştu.


Mübarek Ramazan ayına çok kısa bir zaman kaldığına işaret eden Emine Erdoğan, herkesin Ramazan ayını kutladı, sağlık ve afiyetle bayrama kavuşma temennisinde bulundu.


Program, aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.



Emine Erdoğan, 2. Şule Yüksel Şenler Kitap ve Kültür Günleri Programı’nda konuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Kent Müzesi, misafirlerini ağırlamaya devam ediyor Elazığ’da, ’Müzeler Şehri Elazığ Projesi’ kapsamında hayata geçirilen Kent Müzesi, vatandaşları ağırlamaya devam ediyor. Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın Müzeler Şehri Elazığ Projesi kapsamında hayata geçirdiği Harput Musiki Müzesi, Basın Müzesi ve Hoca Hasan Hamam Müzesi’nin ardından şehir, dördüncü müzesine kavuştu. Eski şehrin yeni şehre taşındığı ilk yıllarda 1896 yılında dönemin Valisi Enis Paşa tarafından inşa edilen ve 1984 yılına kadar Elazığ Hükümet Konağı olarak kullanılan, daha sonraki yıllarda ise polis karakolu, sergi ve galeri salonu son olarak da Elazığ Valiliği hizmet binası olarak kullanılan tescilli tarihi yapı, 2023 yılında başlatılan restorasyon, teşhir ve tanzim çalışmalarının ardından Kent Müzesi olarak düzenlendi. Elazığ Valiliği ve Elazığ Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmalarla şehrin ruhunun yaşatıldığı bir mekan olarak düzenlenen iki katlı tarihi yapının zemin katında oluşturulan tematik galeride, tarihi kronoloji on binlerce yıl önceden başlayarak beylikler dönemine geliyor. Ardından Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi kent belleği, Elazığ eğitim tarihi ile Atatürk ve Elazığ temaları işlenirken, müzenin ikinci katında oluşturulan tematik galeride ise Elazığ dokuma kültürü, yemekleri, musikisi, giyimi, kunduracılık, ahşap ve taş işlemeciliği, şifa ve eczacılık, sarrafçılık, kalaycılık ve bakırcılık, madencilik, endemik bitkiler ve kök boyama, tarım kültürü ile bakkal kültürü minyatür ve modellemelerle hayat buldu. Kapılarını 29 Ekim 2024 tarihinde vatandaşlara açan Kent Müzesi, ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Kent Müzesi’nin şehir merkezinde olmasına rağmen ilk defa gelip gezdiğini aktaran vatandaşlardan Murat Aygün, "Çok beğendim. Elazığ’ın tarihini anlatıyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Elazığspor’un 1990’lı dönemlerindeki futbolcularını tanıyorum. O alanı görünce beni bayağı etkiledi. Büyüklerimizden kalma bazı eserleri görünce eskileri hatırladım. Herkesin gelip gezmesi gereken bir yer. Neredeyse her gün yanından geçiyoruz ama ilk defa gelip gezdim. Herkesin de gezmesini isterim" dedi.
Konya Başkan Altay: "Otogar kavşağında kara yolunu ve raylı sistemi üste alacak bir köprülü kavşak çalışması yürütüyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Stadyum-Şehir Hastanesi Tramvay Hattı ikinci etabı kapsamında şehre kazandırılacak otogar kavşağının yapım çalışmaları son sürat devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, inşası süren otogar kavşağında incelemelerde bulunarak son durumu hakkında açıklamalarda bulundu. Konya tarihine geçecek önemli altyapı ve ulaşım yatırımları gerçekleştirdiklerini kaydeden Başkan Altay, şehir trafiğinin en yoğun olduğu alanlardan birine de üst geçit kazandırmak için çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü söyledi. "Tamamlandığında üç kotta kavşağı olan bir yapıya kavuşmuş olacağız" Başkan Altay, "Halil Ürün Caddesi’nden Sadık Ahmet Caddesi’ne geçişlerde kara yolunu ve raylı sistemi üste alacak bir köprülü kavşak çalışması yürütüyoruz. Tamamlandığında üç kotta kavşağı olan bir yapıya kavuşmuş olacağız. Hem eksi kottan İstanbul yolu devam edecek hem zeminde otogar istikametine gelenler devam ederken üst kattan da hem raylı sistemimiz hem taşıtlarımız geçmiş olacak. Şehir Hastanesi-Stadyum Tramvay Hattı kapsamında 10 kilometrelik kısmını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, Altyapı Genel Müdürlüğümüz yürütüyor. Kalan 11.1 kilometrelik kısmını da biz yürütüyoruz. Şu anda ağırlıklı bir şekilde Aslım Caddesi kavşağında ve otogar kavşağında çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. İnşallah tamamlandığında Stadyum’dan Şehir Hastanesi’ne kadar şehrimiz 21.1 kilometrelik yeni bir raylı sistemi hattına kavuşmuş olacak" ifadelerini kullandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na teşekkür etti Trafiğe en az rahatsızlık vermek için gerekli yan yol düzenlemelerini yaparak bu çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Başkan Altay, "İnşaatın en kısa sürede tamamlanması için yoğun bir gayret içerisindeyiz. Tamamlandığında şehrimiz yeni 21.1 kilometrelik bir raylı sistem hattına kavuşmuş olacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdülkadir Uraloğlu’na, Altyapı Genel Müdürümüz Yalçın Eygün beye ve çalışan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Konya’nın tarihine geçecek bu yatırımlar için gece gündüz demeden gayret ediyoruz. Şehrimize hayırlı, mübarek olsun" diye konuştu.
Kahramanmaraş Afşin’de ters laleler açtı: Koparana 700 bin TL ceza Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde baharın gelişiyle birlikte ters laleler çiçek açtı. Binboğa Dağları eteklerinde, kayalık alanların arasından çıkan bu nadide çiçekler doğaseverlere görsel bir şölen sunarken, yetkililerden önemli bir uyarı da geldi. Her yıl nisan ayının ilk haftasında açmaya başlayan ters laleler, ay sonuna doğru çiçeklerini döküyor. Sarıdan turuncuya ve kırmızıya uzanan canlı renk tonlarıyla dikkat çeken bu çiçekler, parlak yeşil yaprak demetiyle de doğada kolayca fark ediliyor. Bölgeye özgü endemik türlerden biri olan ters laleler, korunması gereken doğal zenginlikler arasında yer alıyor. Doğa fotoğrafçısı Mehmet Gören, ters laleleri görüntülemek için her yıl Afşin’e geldiklerini belirterek, "Bu çiçekler kısa süreliğine açıyor ve gerçekten etkileyici bir görüntü oluşturuyor. Ancak koparılmaması gerekiyor. Bulunduğu yerde güzel ve korunması şart" dedi. Fotoğraf sanatçısı Yasin Mortaş ise ters lalelerin halk arasında "ağlayan gelin" olarak bilindiğini ifade ederek, "Bu çiçek başı eğik duruşuyla dikkat çeker. Utangaç bir görüntüsü vardır. Genellikle kuytu ve sakin alanlarda yetişir. Baharla birlikte açar ancak hüzünlü bir görüntüye sahiptir. Bu yüzden ‘ağlayan gelin’ olarak anılır" diye konuştu. Yetkililer, ters lalelerin koparılmasının yasak olduğunu hatırlatarak, bu endemik bitkiye zarar verenlere yaklaşık 700 bin TL’ye varan idari para cezası uygulandığını vurguladı. Doğal güzelliğiyle dikkat çeken ters laleler, hem bölge turizmine katkı sağlıyor hem de doğanın korunmasının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.