EKONOMİ - 21 Ağustos 2024 Çarşamba 12:10

Gaziantep Büyükşehir boz kavlak fıstığın alımına başladı

A
A
A
Gaziantep Büyükşehir boz kavlak fıstığın alımına başladı

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, boz kavlak fıstığın alımına başlandığını duyurarak, fıstığın stokçuların inisiyatifine bırakılmadığını, lisanlı depoculuk ile değerini koruduğunu belirtti.


Şehir ekonomisinin önemli bir ürünü olan Antep fıstığının değerini koruması ve üreticinin maddi açıdan zarar görmemesi için Başkan Fatma Şahin’in müjdelediği baklavalık boz kavlak fıstığın Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı şirketler aracılığıyla alımına başlandı. Hasat öncesi ve hasat zamanı saha çalışmalarına bizzat katılarak çiftçilerin önerileri doğrultusunda büyükşehir belediyesinin başlattığı çalışma ile çiftçinin emeği korunacak.



Alımı yapılan fıstıklar lisanlı depolarda korunacak


Gaziantep Ticaret Borsası ve İpekyolu Kalkınma Ajansı iş birliğinde kurulan Antep fıstığı Lisanslı Depoları’nı ziyaret eden Başkan Fatma Şahin, Büyükşehir Belediyesi tarafından alınan fıstıkların bu tesiste korunacağını belirtti.



“Tesis üreticiye nakliye, depo ve analiz desteği sağlıyor”


Lisanslı depoculuk kapsamında alınan fıstıklar analizler yapılarak sağlıklı ve güvenli bir şekilde saklanıyor. Devlet garantisi altında hizmet veren tesis üreticilere nakliye, depo ve analiz destekleri sağlıyor. Türkiye’de fıstık alanında bir ilk olan tesisin özellikleri hakkında bilgi alan Başkan Şahin, “Ürünlerin hasat zamanı çiftçimizin elindeki fıstık alınıyor değer zamanı, çiftçi ne zaman isterse satılıyor. Hiçbir stokçunun inisiyatifine bırakılmıyor” diyerek planlamanın avantajlarından bahsetti.



“Çiftçilerimiz bizim yaptığımız çalışmalardan ziyadesiyle memnun”


Ziyaret sonrası yaptığı açıklamada aylardır fıstık üreticisi ile sahada çalıştıklarını ve ihtiyaçlar doğrultusunda destekleri belirlediklerini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Şahinbey Belediyesi çiftçinin bugün de yanında ve elimizden geleni takım ruhu ve Gaziantep Modeli ile çalışıyoruz. Bunun sonunda çiftçinin zor şartlarda elde ettiği ürün değerini kaybetmeden değerini koruyor. Maliyetler düşüyor ve ücretsiz yapılan desteklerle çiftçimizin kar marjını arttırıyor ve fıstığın hak ettiği değere ulaşmasını sağlıyoruz. Bu mantıkla çalışmamızı tamamladık. Aylardır fıstık üreticimizle beraber sahada çalıştık. Onlar ne istiyorsa kararları aldık. Dün itibariyle boz kavlak fıstığı almaya başladık. Yüksek bir memnuniyetin olduğunu görüyoruz. Çiftçilerimiz bizim yaptığımız çalışmalardan ziyadesiyle memnun. Bu yıl var yılı bereket yılı. Sonunda fıstık üreticimiz emeğinin hakkını alacak. Alımlar devam edecek, lisanlı depoculuk sistemiyle çiftçimizi, köylümüzü korumuş olacağız. Bizim açımızdan baklavalık olan boz kavlak fıstığı almak çok önemli bir karardı” dedi.



“Lisanslı depoculuk çiftçimizin zor şartlarda elde ettiği ürünü değerinde satabilmesini sağlıyor”


Konuşmasında lisanslı depoculuk faaliyetinin çiftçiye sağladığı avantajlar üzerinde duran Başkan Fatma Şahin, “Yeni bir döneme geçtik. Yeni dönemde lisanslı depoculuk çok önemliydi. Antep fıstığı bizim yeşil altınımız. Banka ne ise lisanslı depoculukta bir banka sistemi görüyor. Çiftçimizin zor şartlarda elde ettiği ürünü değerinde satılmasını sağlıyor. Tarım Kredi Kooperatifi ile beraber çalışıldı. Bu modelde stopaj yok nakliye ve laboratuvar desteği var. Gelen her ürün analize tabii tutuluyor, randıman ortalamaları alınıyor. Bunların hepsi göz önünde tutularak fıstığın kalitesine göre fiyat belirleniyor. Çiftçimiz onay verdiğinde alınıyor, çuvallanıyor ve depolanıyor. Burada yıl boyunca altının bankada durması gibi çiftçimizin ihtiyacı olduğunda istediği zaman istediği şekilde malını alabiliyor. Bu sistemle fıstıkta şu anda yaşanan sorunları çözmek için büyük bir ilaç oldu” diye konuştu.



Gaziantep Büyükşehir boz kavlak fıstığın alımına başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.