GÜNDEM - 09 Ekim 2025 Perşembe 10:17

Gaziantep’teki tarihi Kurtuluş Camii ihtişamıyla hayran bırakıyor

A
A
A
Gaziantep’teki tarihi Kurtuluş Camii ihtişamıyla hayran bırakıyor

Gaziantep’te ihtişamıyla ve mimari yapısıyla görenleri büyüleyen tarihi Kurtuluş Camii görenleri kendine hayran bırakıyor. Gaziantep’te 1892’de kilise olarak yaptırılan, 1984 yılında camiye dönüştürülen tarihi yapı, hasar aldığı 6 Şubat depremleri sonrası restorasyonu tamamlanarak tekrar eski ihtişamına kavuştu.


Camiler varlığıyla İslam beldelerinin bağımsızlığının göstergesi ve minaresiyle tevhidin sembolü olarak bilinir. Tarihi ve kültürel yapılarıyla göz dolduran, dünyanın en eski ve en kadim 10 şehri arasında yer alan Gaziantep, tarihi camileriyle öne çıkan şehirler arasında yer alıyor. Gaziantep’te 1892’de kilise olarak yaptırılan, Gaziantep’in Kurtuluşu’ndan sonra da bir süre cezaevi olarak kullanılan, 1984 yılında camiye dönüştürülen ve Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hasar gören tarihi Kurtuluş Camii yapılan restorasyon çalışmalarının ardından tekrar eski ihtişamına kavuştu.



Depremlerde kubbesi ve minareleri yıkıldı


Depremlerde kubbesi ve minareleri yıkılan ve Gaziantep’in önemli tarihi yapılarından Kurtuluş Camii, onarımının ardından geçtiğimiz Ağustos ayında yeniden ibadete açıldı. Tüm ihtişamıyla görenleri kendine hayran bırakan ve yıllardır bir tarih hazinesi gibi eski ihtişamından hiç bir şey kaybetmeyen Kurtuluş Camii Gaziantep’in en büyük camileri arasında yer alıyor. İbadet ve ziyaret için camiye gelen vatandaşlara huzur veren bir ortam sunan Kurtuluş Camii, tarih ve mimari meraklıları için de görülmeye değer bir yapı olarak dikkat çekiyor.



Kurtuluş Camii, kentin siluetine de büyük katkı sağlıyor


Şahinbey ilçesinin Tepebaşı Mahallesi’nde bulunan, kentin "Ayasofya Cami’si olarak bilinen, 1984’te bir hayırsever tarafından satın alınarak Adalet Bakanlığı’ndan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağışlanıp Kurtuluş Camii ismi verilen cami kentin tarihi camileri arasında yer alıyor. Tarihi miras olup eski heybetinden hiçbir şey kaybetmeyen, mimari yapısında da üstün bir sanat değeri ve ince bir zarafet taşıyan Kurtuluş Camii, kentin siluetine de büyük katkı sağlıyor. Manzarasıyla eşsiz görüntüler oluşturan ve kentin birçok bölgesinden de görülebilen Kurtuluş Camii, akşam saatlerinde ise manzarasıyla adeta görsel şölen oluşturuyor.



"Kurtuluş Camii Gazianteplilerin kılıç hakkı"


Caminin tarihi süreci ile ilgili bilgi veren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Gazikültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, tarihte bir dönem kilise ve bir dönemde cezaevi olarak kullanılan Kurtuluş Camii’nin 1984 yılından beri cami olarak hizmet verdiğini ve adının da Kurtuluş Camii olarak değiştirildiğini belirtti. Yakar, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Camii’nin Fatih Sultan Mehmet’in kılıç hakkı olduğu gibi Kurtuluş Camii’nin de Gazianteplilerin kılıç hakkı olduğunu belirtti.



Kurtuluş Camii’nin Gaziantep’in Ayasofya’sı olduğunu ifade eden Yakar, Gaziantep’in tanınmış alimlerinden merhum Adil Özberk’in 1930 yılından 1981 yılına kadar cezaevi olarak kullanılan yapının camiye dönüştürülmesi için büyük bir emek verdiğini ve 1984 yılından beri cami olarak ibadete açılan Kurtuluş Camii’nin kentin en güzel camilerinden olduğunu ifade etti. Yakar, "Kurtuluş Camii, asırlardan beri Gaziantep’in siluetinde çok önemli bir mimari yapıya sahip olan bir mabet. Geçmiş dönem Gaziantep’in fotoğraflarına baktığımızda Kurtuluş Camii’nin ihtişamını görürüz" dedi.



Antep Savunması döneminde Fransızların Kurtuluş Camii ve çevresini karargah olarak kullandıklarını hatırlatan Yakar, "Malum olduğu üzere Amerikalılar 1850’den itibaren Orta Doğu’da ve Türkiye topraklarında misyonerliği yaymak amacıyla çok büyük faaliyette bulunmuşlar. 1820 yılında Malta’da bir matbaa kuruyorlar, o matbaa istedikleri gibi çalışmayınca matbaayı üçe bölüyorlar. Birisini İzmir’e kuruyorlar, bir tanesini İstanbul’a, bir tanesini de Orta Doğu’daki faaliyetlerinin merkezi olarak gördükleri Gaziantep’e kuruyorlar. Geçmiş ismini Aintep’e kuruyorlar. Ve 1850’den itibaren buradaki Müslümanları Hristiyan yapmaya, Protestan yapmaya başlıyorlar. Onları başaramayınca Gregorian olan Ermenileri Protestan yapmaya çalışıyorlar ve bunda muvaffak oluyorlar. Gaziantep o zamanlarda 90 bin nüfusa sahip bir şehir. Gaziantep’te Yahudilerin Hristiyan olduğu o dönemlerde, 1886 yılında Semmeri Kilisesi, diğer adıyla Meryem Ana Kilisesi’nin yapımına başlanmış ve 1892 yılında da yapımı bitmiştir. 6 yıl gibi çok uzun bir sürede burası meydana getirilmiştir. Buranın mimarisi Sarkis Balyan’dır. İstanbul’da bizim çoğu mimaride görmüş olduğumuz mimarilerden bir tanesini getirmişler. Çünkü buna çok önem veriyorlardı ve buranın taş ustası da Sarkis Tachdjian o zamanki Ermeniler arasında çok meşhur olmuş olan bir zattı. Caminin içindeki taşlara ve süslemeye baktığınızda 1892’de nasıl büyük bir mabet yaptıklarını görmüş olursunuz" diye konuştu.



"2 yıl gibi bir sürede restorasyonu tamamlandı ve tekrar ibadete açıldı"


Gaziantep’te Ulu Camii yapılana kadar Kurtuluş Camii’nin kentin en büyük camilerinden olduğunu dile getiren Yakar, "Çünkü burası bin 500-2 bin kişiye kadar içerisinde cemaati barındıran bir yapıya sahipti. Antep Savunmasında biz galip geldikten sonra, burası 1926 yılında Milli Emlak’a devredildi ve Milli Emlak burayı tuttu. 1930-1931 yıllarında burası hapishaneydi. Gaziantep’in geçmiş hafızasına, kültür hayatına baktığımızda, buradaki pek çok Gazianteplinin bu hapishanedeki hayatlarını görüyoruz. 1931’de başlayan hapishane süreci 1984 yılına kadar devam etmiştir. 1985 yılında Gaziantepli bir hayırsever burayı vakıflardan satın alır. Allah gani gani rahmet eylesin. Adil Özbek hocamız vardı. Gaziantep’in manevi mimarıydı. Kendisi imam hatipti, öğretmendi ama Gaziantep’te bir çevre oluşturduğu için de herkes sözünü dinlerdi. Onun önderliğinde ve Gaziantep’teki insanların da teveccühüyle beraber burası 1985 yılından itibaren cami olarak ibadete açıldı. Camiye Kurtuluş ismi verildi. Çünkü Antep Savunmasında biz Fransızlara ve Ermenilere karşı büyük mücadele vermiştik. Bizim selatin camilerimiz var. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldı ve kılıç hakkı olarak nasıl ki Ayasofya’yı camiye çevirdiyse Kurtuluş Camii de bizim kılıç hakkımızdı. Bu yapı günümüze kadar varlığını sürdürdü. Malum 6 Şubat 2023’teki depremlerde 11 ili kapsayan büyük bir deprem yaşandı. Kurtuluş Camii de hasar gören yapılardandı. Devletin ve Gaziantep’teki yetkililer sayesinde Kurtuluş Camii 2 yıl gibi bir sürede restorasyonu tamamlandı ve tekrar ibadete açıldı. Kurtuluş Camii Gaziantep’in kültür hayatında da, geçmiş hayatında da çok önemli bir yere sahiptir" şeklinde konuştu.



Gaziantep’teki tarihi Kurtuluş Camii ihtişamıyla hayran bırakıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Mardin’de Daşi aşiretinden iftar Mardin’de Daşi aşireti, Kadir Gecesi dolayısıyla Artuklu ilçesinde düzenlenen iftar programında ihtiyaç sahibi aileler ve aşiret mensuplarını bir araya getirdi. İlçedeki bir düğün salonunda gerçekleştirilen programda 2 bin kişi aynı sofrada buluşurken, birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi. İftar programına katılan kanaat önderi avukat Mahmut Can, her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar programıyla hem aşiret mensuplarını hem de ihtiyaç sahibi vatandaşları bir araya getirdiklerini söyledi. Can, "Her yıl bu iftar programını düzenliyoruz. Aşiret mensuplarımızın yanı sıra dostlarımız ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızla aynı sofrada buluşuyoruz. Ayrıca ihtiyaç sahibi ailelere nakdi ve ayni yardımlar da ulaştırıyoruz. Amacımız birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek" dedi. Aşiretin ileri gelenlerinden kanaat önderi Süleyman Çelik de, Daşi aşiretinin uzun yıllardır Kadir Gecesi’nde geleneksel olarak iftar programı düzenlediğini belirtti. Çelik, "Bu iftar programı aşiretimizin geleneksel hale getirdiği bir buluşma. Her yıl ailemiz, aşiret mensuplarımız ve dostlarımız bir araya geliyor. Bu program hem aşiret bağlarını güçlendiriyor hem de insanların birbirleriyle buluşmasına vesile oluyor’’ diye konuştu. Programın sadece bir iftar yemeği olmadığını vurgulayan Çelik, ihtiyaç sahibi ailelere yardımların da ulaştırıldığını belirterek, "Sofralarımız da, gönüllerimiz de geniş. İhtiyaç sahibi ailelere her zaman destek olmaya çalışıyoruz. Burada 7’den 70’e herkes bir arada, fakiri zengini herkes aynı sofrada buluşuyor’’ şeklinde konuştu. İftar programı yapılan duaların ardından sona erdi.
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya: "15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya, "15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ‘Çocuk Gülerse Dünya Güler’ iftar programına katıldı. Genel Başkan Yardımcısı Kaya, programa katılan yaklaşık 500 çocukla birlikte iftarını yaptıktan sonra açıklamalarda bulundu. Çocuk denilince tüm dünyada akan suların durması gerektiğini ve bütün dünyanın bir çocuk için her şeyin en güzelini düşünmesi gerektiğini belirten Kaya, "Ancak bugün görüyoruz ki dünyanın hiçbir yerinde çocukların hakları eşit değil. Küresel siyasetin çocukları da ayrıştırdığını görüyoruz. Sarı saçlı, mavi gözlü çocuklar diğerlerinden maalesef ayrıştırılıyor. Kendi çocuklarının saçının teline zarar gelse kıyameti koparanlar, katlettikleri evlatların hesabını asla ve asla vermiyorlar. Türkiye, din, dil, ırk ayrımı olmaksızın dünyanın bütün çocukları için mücadele veriyor. Türkiye, dünyanın bütün çocuklarının gülmesi için onların hepsinin huzurla ve refahla geleceğe ulaşması için mücadele veriyor. Bugün dünyanın bütün çocuklarının yüzünü güldürmek için dünyada mücadele eden bir adam var, o da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan" dedi. AK Parti olarak yaptıkları her projede ya da çalışmada çocukların ana eksende tutulduğunu ifade eden Kaya, deprem bölgesinin inşasında çocuklar için sosyalleşebilecek alanları da hiçbir zaman göz ardı etmediklerini kaydetti. "15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz" Küreselleşen dünyada dijitalleşmenin çocuklar için büyük imkanlar sağlamasının yanı sıra büyük tehditleri de içerisinde barındırdığını vurgulayan Kaya, sözlerine şöyle devam etti: "Çocuklarımızın aklı ve kalbi, muhakeme yeteneğini yerine getirmekten ziyade zaman zaman o dijital dünyada mahrum bırakılıyor. Okuyan, araştıran ve sorgulayan çocuklarımız yerine dijital dünyanın adeta beynini uyuşturduğu çocuklar bu dünyanın en büyük tehdidi ama biz dijitalleşen dünyada da çocuklarımızı korumak için yeni bir yasal düzenlemeyi icra edeceğiz. 15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında uzun sürelerle beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Burada da ana hedefimiz çocuklarımızın aklını, kalbini ve muhakeme yeteneğini en iyi düzeyde muhafaza etmek ve onların gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamaları için tehditlerden uzak kalmalarını sağlamaktır."