EKONOMİ - 27 Şubat 2025 Perşembe 11:44

KAMİAD, Gaziantep’te tanışma ve istişare toplantısı düzenledi

A
A
A
KAMİAD, Gaziantep’te tanışma ve istişare toplantısı düzenledi

Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği, Gaziantep’te tanışma ve istişare toplantısı düzenledi.


Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD), sektörde dayanışmayı arttırmak, mesleki iş birliklerini geliştirmek ve derneğin faaliyetlerini değerlendirmek adına Gaziantep Plaza Otel’de tanışma ve istişare toplantısı düzenledi. Düzenlenen toplantıya çok sayıda müteahhit ve mühendis katıldı.


"Çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz"


Tedarikçi ve alt yüklenici firmalarla bir araya getirerek ticareti arttırmayı sağlamayı planladıklarını ve Çalışmalarını büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini söyleyen KAMİAD Genel Başkanı Ali Adıgüzel, "KAMİAD olarak biz tedarikçiyiz, alt yükleniciyiz, onları bu gemiden ayrı tutmuyoruz. Bunlar aslında aynı geminin içinde bizlerle beraber. Onlara hizmet veren tedarikçi ve alt yüklenici firmalarla bir araya getirerek ticareti arttırmayı sağlamayı planladık. Kamu taahhüt sektörünü daha güçlü ve sürdürülebilir bir hale getirmek, ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamak sosyal sorumluluk projeleriyle topluma fayda sağlamak amacıyla çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.


"İşbirliklerine ve sektör sorunlarına olan ilgisizlik bizleri motivasyon kaybına uğratıyor"


Yüklenici üyelerin işbirliklerine ve sektör sorunlarına olan ilgisizliğinin motivasyon kaybına uğrattığını söyleyen Adıgüzel, "2025 yılı hedeflerimizi ve yeni projelerimizi de paylaşacağız dedik ama bu noktada da bir noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Özellikle yüklenici üyelerimizin işbirliklerine ve sektör sorunlarına olan ilgisizliği bizleri motivasyon kaybına uğratıyor. Bizler KAMİAD olarak sadece bireysel menfaatleri değil, kamu müteahhitlerinin tamamını ve onlara hizmet eden firmaların geleceğini ilgilendiren meseleleri gündeme getiriyor, yasal ve sektörle düzeyde haklarımızı savunuyoruz. Ancak ne yazık ki bu kritik toplantılar ve girişimler karşısında bazı üyelerimizin yeterince duyarlı olmadığını görüyoruz. Sektörün sorunlarını dile getiriyoruz fakat katılım az olduğunda bu sesin yeterince gücü olmuyor" ifadelerini kullandı.


"Birlik olmadıkça sesimizi duyurmamız mümkün değil"


Adil şartlar oluşturabilmek, finansal ve idari sorunlara çözümler üretebilmek için gücün birleşmesinin şart olduğunu söyleyen Adıgüzel, "Kendi sorunlarımıza kendimiz sahip çıkmazsak kimse bizim adımıza bunu yapmaz. Yasal ve ekonomik kazançlar elde edebilmek, ihalelerde daha adil şartlar oluşturabilmek, finansal ve idari sorunlara çözümler üretebilmek için gücün birleşmesi şarttır. Kamu kurumları ve karar vericilerle olan görüşmelere az sayıda üyemiz aktif olarak katılırken bazı üyelerimizin sadece sorun yaşandığında veya bireysel menfaat söz konusu olduğunda derneğimizle iletişime geçtiğini görüyoruz. Bu anlayışı değiştirmemiz lazım. Unutmayalım birlik olmadıkça sesimizi duyurmamız mümkün değil. Bu sebeple buradan tekrar bir çağrı yapıyorum. Kendi geleceğimizi şekillendirmek için daha fazla katılım göstermemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi.


"Bizler hükümetlerin değil devletin yanındaki iş insanlarıyız"


Bizler hükümetlerin değil devletin yanındaki iş insanlarıyız diyen Adıgüzel, depremde yoğun bir şekilde çalıştıklarını söyleyerek, "Bizler hükümetlerin değil devletin yanındaki iş insanlarıyız. Şimdi madem devletin yanındayız o zaman böyle bir asrın felaketinde burada da aramızda var bu arkadaşların büyük bir kısmı. 30 kişilik bir kadro kurduk. Bu kadroyla Türkiye’de tahmin ediyorum inşaat mühendisleri muhtemel dışında onların böyle bir faaliyeti hani varsa da bilemiyorum açıkçası. İlk defa bir sivil toplum örgütü Çevre Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü ile iletişime geçerek 30 kişilik bir inşaat mühendisi üyelerimizden oluşan bir kadroyla rehber olarak da bir hocamızı, üniversite hocamızı da yanımıza alarak hasar tespit çalışmalarına katıldık. Evet, maddi işte o tek yürek kampanyasına o günün şartlarında bir bağışta bulunduk. Bunun yanında bazı STK’lar ile ortaklaşa nakdi yardımlar yaptık ama gün geçtiğinde ben en kıymetli çalışmamızın o 30 kişilik kadronun verdiği hasar tespit çalışması olduğunu düşünüyorum. Çünkü o gün bütün kurumlar, bütün sivil toplum örgütleri birbirleriyle yarıştı. Herkes farklı farklı yardımlarla bu afeti nasıl kaldırırız diye uğraştı" şeklinde konuştu.


"Sektörün güçlü sesi olmaya hazırlanıyoruz"


2025 yılında KAMİAD dergi çıkararak kamu müteahhitlerinin haklarını savunan ve güncel gelişmeleri aktaran Adıgüzel, "2025 yılında Kamiyat Dergi çıkartacağız. Bu yayınla sektörün inşallah güçlü bir sesi olmak istiyoruz. KAMİAD’ın ilk sektörel yayını olan KAMİAD Dergi sektörümüzün gündemini belirleyen, kamu müteahhitlerinin haklarını savunan ve güncel gelişmeleri bugün anlatmamıza belki hiç gerek kalmayacak. Burada üyelerimizin de katkılarıyla hem tedarikçi üyelerimizin ürünlerini tanıtabileceği reklamlarla hem de mesleki ve teknik konuları detaylı analiz edebileceğimiz konuları gündemde tutacağız. Bunun dışında önümüzdeki dönemde KAMİAD olarak kamu ihale mevzuatındaki revizyon talepleri, birçok derdimiz var bu konuda. Adil ve şeffaf ihale süreçleri için çalışmalarımızı arttıracağız. KAMİAD üyeleri için eğitim programları, teknik seminerler ve sektör içi eğitimlerle üyelerimizin gelişimini sağlamaya çalışacağız. Yeni üye katılımı ve bölgesel temsilcilikler inşallah genel kurul sonrası birçok ilde şu anda onun planlamalarını yapıyoruz. KAMİAD dergiyle sektörün güçlü sesi olmaya hazırlanıyoruz. Bu süreçte bizlere destek olan tüm üyelerimize, yönetim kurulu üyelerimize ve siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Birlikte daha güçlü, daha etkili ve daha büyük adımlar atacağız inşallah" diye konuştu.



KAMİAD, Gaziantep’te tanışma ve istişare toplantısı düzenledi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Türkiye Paintball Şampiyonası Osmaniye’de başladı Türkiye Paintball Şampiyonası’nın Osmaniye ayağı, Zorkun Yaylası Şenlik Tepesi Spor Tesisleri’nde düzenlenen törenle start aldı. Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu tarafından, Osmaniye Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen Paintball Büyükler Kulüpler Türkiye Şampiyonası 1. Ayak Müsabakaları, Osmaniye Zorkun Yaylasında gerçekleşti.Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların katıldığı organizasyonda, 4’er kişilik takımlardan oluşan 5 grup şampiyonluk için mücadele edecek. Müsabakaların açılışı, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet tarafından yapılan başlangıç atışıyla gerçekleştirildi. İki gün sürecek turnuvada sporcular, zorlu parkurlarda mücadele ederken, organizasyonun hem spora hem de Osmaniye’nin tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye’nin dört bir yanından sporcuların Zorkun Yaylası’nda buluştuğunu aktaran Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, "Zorkun, Türkiye Paintball müsabakalarının şampiyonasına ev sahipliği yapıyor. Tabii Hakkari’den Tekirdağ’a kadar, Kayseri’den Antalya’ya, Rize’ye, Trabzon’a, Ankara’ya ve Kocaeli’ne kadar birçok ilden sporcu burada bulunuyor. Gelen sporcular, Osmaniye’mizin yaptığı bu ev sahipliğini ve hazırlıkları büyük övgüyle bizlere ilettiler. Biz de tüm sporcu kardeşlerimize başarılar diliyoruz" diye konuştu. "Paintball savaş değil, strateji oyunudur" Avrupa Paintball Asbaşkanı ve Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Barkul, "Paintball sporuyla ilgili yanlış bilinen bazı gerçeklerden bahsetmekte fayda var. Her şeyden önce bunun bir savaş simülasyonu ya da şiddet oyunu olduğu düşüncesi yanlıştır. Bu spor, geometrik ve matematiksel zeka gerektiren, stratejiye dayalı bir oyundur. Tıpkı satranç gibi. Siperlerin her birinin ortalama 9 farklı açıdan görüş alanı bulunuyor ve oyuncular bu açılardan birbirlerini boya toplarıyla işaretlemeye çalışıyor. Bu sporda ’silah’ ifadesi yerine ’işaretleyici’ ya da ’marker’ dediğimiz ekipmanlar kullanılmaktadır. Oldukça yüksek adrenalin içeren bu oyun, aynı zamanda ciddi bir konsantrasyon gerektirir" ifadelerini kullandı. Bu sporun stratejik düşünmeyi geliştiren bir oyun olduğunu belirten Kayseri Pars Kulübü’nden Elif Kağan, "Biz Kayseri’den geldik. Kayseri’den dört takım olarak katıldık. 4 takım içinde belki de tek kadın sporcu olarak geldim. Kadınların da bu sporu yapabileceğini göstermek istiyorum. Bu spor zararlı değil, aksine stratejik düşünmeyi geliştiren, gençlerin bakış açısını değiştiren ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmalarını sağlayan bir oyundur" diye konuştu. Osmaniye Tempo 80 Spor Kulübü Paintball Takımı oyuncusu Mehmet Ali Çamsarı, "Paintball, gelişmekte olan bir branştır. İlimizde ve ülkemizde il müdürlüğü, belediye ve federasyon tarafından desteklenmektedir. Bu branşın amacı savaşmak değil; keyif almak ve o heyecanı yaşamaktır. Amacımız hem bu branşı geliştirmek hem de ilimizin tanıtımına katkı sağlamaktır" dedi.
İzmir Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar’dan, Satranç Turnuvası’nda şampiyonluk Manisa’da bu yıl ikincisi düzenlenen ve yoğun katılımla gerçekleşen Mesir Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, kıyasıya mücadelelere sahne oldu. Türkiye’nin farklı illerinden ve yurt dışından çok sayıda sporcunun yer aldığı turnuvada, Çeşme Belediyespor Kulübü sporcuları önemli bir başarıya imza attı. Turnuvada B Kategorisi’nde mücadele eden Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar, sergilediği üstün performansla rakiplerini geride bırakarak şampiyonluğa ulaştı. Turnuva boyunca oynadığı stratejik ve sabırlı hamleleriyle dikkat çeken Eracar, elde ettiği sonuçla hem kulübünü hem de Çeşme’yi gururlandırdı. Şampiyon sporcu için Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç açıklama yaptı. Sarısaç, Eracar’ın başarısından duydukları memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Zeka, sabır ve disiplini bir araya getirerek elde ettiği bu başarıyla bizleri gururlandıran sporcumuz Ali Arda Eracar’ı tebrik ediyor; kendisine ve antrenörlerimize kulübümüze yaşattıkları bu mutluluk için teşekkür ediyoruz. Çeşme Belediye Spor Kulübü olarak spora ve sporcuya verdiğimiz desteğin bu tip başarılarla taçlanması en büyük motivasyon kaynağımız olmaya devam edecektir." Turnuvada elde edilen bu şampiyonluk, Çeşme Belediyespor’un satranç branşındaki yükselen başarısının da önemli bir göstergesi oldu.
İzmir Alaçatı Ot Festivali’nin doğuşu anlatıldı Uluslararası Alaçatı Ot Festivali kapsamında düzenlenen söyleşide, festivalin ortaya çıkış hikâyesi ve gelişim süreci konuşuldu. Moderatörlüğünü Tülin Onaner’in üstlendiği söyleşiye; Saime Şahin, Yaprak Uziş, Güler Köstem ve Aysun Yenice katılırken, programın son bölümünde Ayhan Sicimoğlu da deneyimlerini paylaştı. "Bir Günlük Festivalden Bugünlere" Söyleşinin açılışında konuşan Tülin Onaner, "Alaçatı", "Ot" ve "Festival" kelimelerinin bir araya gelmesiyle etkinliğin doğduğunu belirtti. İlk yıllarda festivalin yalnızca bir gün sürdüğünü ve Pazaryeri Camii önünde düzenlendiğini anlatan Onaner, hazırlanan sofraların adeta bir sanat eseri niteliğinde olduğunu vurguladı. Festivalin zamanla büyüdüğünü ifade eden Onaner, etkinliğin bugünlere gelmesinde gönüllülük ve dayanışmanın büyük rol oynadığını söyledi. Alaçatı’ya yerleşme sürecine de değinen Onaner, bölgenin kendine özgü ruhunun bu kararda etkili olduğunu dile getirdi. Festival fikri nasıl ortaya çıktı? Onaner, "Bir Konu Bir Konuşmacı" adıyla başlayan sohbet etkinliklerinin festival fikrine dönüştüğünü belirterek, özellikle Aysun Yenice’nin otlar konusundaki bilgi birikimiyle önemli katkı sunduğunu ifade etti. İlk kortejden yemek tariflerinin hazırlanmasına kadar birçok aşamada gönüllülerin yoğun emek verdiğini vurgulayan Onaner, festivalin her aşamasının sevgiyle hayata geçirildiğini söyledi. "Amatör ruhla başladık" Yaprak Uziş ise festivalin çıkış noktasının bölgeye katkı sağlamak olduğunu belirtti. Bahar aylarında Alaçatı’yı canlandırmak, endemik bitkileri tanıtmak ve yerel mutfağı öne çıkarmak istediklerini ifade eden Uziş, organizasyonun ilk yıllarında tamamen amatör bir ruhla hareket ettiklerini dile getirdi. Uziş, ilk zamanlarda gelen gazetecileri ağırlamakta bile zorlandıklarını, ancak bugün gelinen noktanın bu çabanın bir sonucu olduğunu söyledi. Fotoğraflarla tanıtım güçlendi Fotoğraf sanatçısı Saime Şahin de festivalin tanıtım sürecine fotoğraf sergileriyle katkı sunduğunu anlattı. 2011 yılında açtığı ilk sergiyle başlayan sürecin, zamanla geniş kitlelere ulaştığını belirten Şahin, çektiği fotoğrafların ulusal basında yer almasının festivalin bilinirliğini artırdığını ifade etti. Şahin, festival kapsamında toplam beş sergi açtığını ve artık bu görevi gençlere devretmeye başladığını söyledi. "Alaçatı ruhu" vurgusu Güler Köstem ise Alaçatı’nın korunmuş dokusunun kendisini etkilediğini belirterek, bu durumu "Alaçatı ruhu" olarak tanımladı. Festival sürecinde sanat ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Köstem, organizasyonun sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. Köstem ayrıca, festivalin gelişiminde Tülin Onaner’in liderliğinin belirleyici olduğunu vurguladı. Ot bilgisi nesilden nesle aktarıldı Aysun Yenice ise hem sanatçı hem de doğayla iç içe büyümüş biri olarak festivale dahil olma sürecini anlattı. Ot yarışmasına katılmasıyla başlayan yolculuğunun, çocuklara yönelik eğitimlerle devam ettiğini belirten Yenice, gençlere doğada ot tanıma ve kullanma bilgisi aktardıklarını söyledi. Yıllar içinde toplanan ot çeşitlerinin sayısının arttığını ifade eden Yenice, festivalin bilgi paylaşımı açısından da önemli bir platform haline geldiğini dile getirdi. Girit’te ilham, Alaçatı’da festival Ayhan Sicimoğlu ise festival fikrinin ortaya çıkışında Girit’te yaptığı çekimlerin etkili olduğunu belirtti. Girit’teki ot yemeklerinden ilham aldığını söyleyen Sicimoğlu, Alaçatı’da yapılan ilk etkinliklerin ardından yarışma fikrinin doğduğunu ifade etti. İlk festivale yaklaşık bin 200 kişinin katıldığını belirten Sicimoğlu, bugün bu sayının milyonlara ulaştığını dile getirdi. Kültürel dayanışmanın gücü Festivalin en önemli yönlerinden birinin toplumsal birliktelik olduğunu vurgulayan Sicimoğlu, bu tür organizasyonların gönüllülük ve dayanışma ile büyüdüğünü söyledi. Festivalin sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel bir paylaşım alanı olduğunu ifade etti. Yeni hedef: Tarım Koleji Söyleşide geleceğe yönelik projeler de gündeme geldi. Tülin Onaner ve Ayhan Sicimoğlu’nun birlikte üzerinde çalıştığı "Tarım Koleji" projesi dikkat çekti. Çeşme’de kurulması planlanan kolejin, uluslararası standartlarda eğitim vermesi hedefleniyor. Katılımcılar, bu projenin hayata geçmesiyle hem tarım hem de eğitim alanında önemli bir adım atılacağını belirtti.