KÜLTÜR SANAT - 28 Şubat 2026 Cumartesi 09:48

Ressam Cemil Candaş, "Sessizliğin renk dili" temalı sergi açtı

A
A
A
Ressam Cemil Candaş, "Sessizliğin renk dili" temalı sergi açtı

Ressam Cemil Candaş, SANKO Sanat Galerisinde, "Sessizliğin Renk Dili" temalı resim sergisi açtı.


Cemil Candaş, sergi açılışında yaptığı konuşmada, resmin, insanlığın ortak dili olan sanatın, duyguları bir anlamda görünür kılabilme çabasının en önemli alanlarından birisi olduğunu söyledi.


Bu görünürlüğün alfabesini oluşturan renklere ve formlara yüklenen anlamların duygusunu hissedebilmenin, bakış açısıyla doğru orantılı olduğuna dikkat çeken Candaş, "Bakış açımızı zengin kılan, anlamlandırabilme çabamıza sınırsız katkılar sunan, yaşadığımız coğrafyanın her bir köşesinde izleri olan geçmiş medeniyetlerin bizlere sunduğu kültürel mirasların payı çok büyüktür. İlk defa geldiğim Gaziantep, kültürel zenginlikleri ile ülkemizin ve dünyanın göz bebeklerindendir. SANKO Holding bünyesinde sanata ve sanatçıya verilen değer taktire şayandır. Alışveriş merkezi bünyesinde sanat galerisinde sergi açmak farkındalık sağlar. Farkında mısınız bilmem, Türkiye’de sanat etkinlikleri anlamında sıralama İstanbul, Ankara ve SANKO Sanat Galerisi dolayısıyla Gaziantep’tir" dedi.


"Resim ‘Bir an’dan çok, ‘Bir hal’ anlatmaktadır"


Doğa çalışmalarında konulardan önce atmosfere öncelik tanıdığını anlatan Candaş, "Yaşadıkları ortam varlıkları hissedilir kılar. Bulutların rüzgarla savrulduğu ortam, anlık olsa da sunduğu görsel şölen hiçbir zaman birbirine benzemez. Konular ve resimlerim, genellikle sisin, ışığın, rengin içinden usulca ortaya çıkar" dedi.


Bilinçli olarak ele aldığı etki uyandırıcı belirsizliklerin, sonsuz bir yalnızlık hissini harekete geçirdiğine vurgu yapan Candaş, "İnsan yoktur, fakat hissi çok güçlüdür. Resimlerim ‘bir an’dan çok ‘bir hal’ anlatmaktadır. Bilinçli duran bir sessizliği izleyiciye aktarmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.


Resimlerinde 2001 yılından beri konu edindiği penguenler serisinde doğanın sertliğini, sevgi ve dayanışma kavramlarıyla dengelemeye çalıştığının altını çizen Candaş, "Soğuk coğrafyaları sıcak renklerle yumuşatır, figürleri biyolojik varlıkların ötesine geçirmeye çalışarak, duygusal bir anlatının taşıyıcısına dönüştürmeye çabalarım. Aile, koruma ve birlikte var olma temaları, bu seride sessizliğin renk dilini kurar. Sessizliğin Renk Dili, görünmeyeni hissettiren, bağırmadan konuşan ve izleyiciyi kendi iç sessizliğiyle yüzleştiren bir anlatı sunar. Bu sergi ile izleyiciye bazen en güçlü halinin durmak, susmak ve hissettirmek olduğunu hatırlatmaya çalıştım. Sergi açmayı çok istediğim SANKO Sanat Galerisine beni davet eden küratör, değerli hocam Aslı Özen’e ve galeriyi Gaziantep’in ötesinde ülkemiz sanatçılarına açan SANKO Holding yönetimine teşekkür ederim" ifadelerine yer verdi.


Ressamlar Gül Öztürkmen Demir ve Aysel Sayın, konuşmalarında sanatçının eserlerini yorumlayıp, sanatçıyı kutladı.


SANKO Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Üyeleri Cengiz Halil Çiçek ve Murat Köylüoğlu ise 2004 yılında açılan galeride şimdiye kadar 724 sanatçı tarafından 359 sergi açılarak Gaziantep’te kültür ve sanat alanında öncü rol oynadığını vurguladı.


SANKO Park AVM Genel Müdürü Sait Gizir, AVM bünyesinde açılan sanat galerilerinin, sanatın her yaş, eğitim ve kültür düzeyindeki insana sunulmasını sağladığını, özellikle çocuklarda sanata ilgi ve merak oluşturduğunu bildirdi.


Konuşmaların ardından ressamlar Gül Öztürkmen Demir ve Aysel Sayın, SANKO Holding adına "Zeugma Fırat’ın Gerdanlığı" isimli yayını Cemil Candaş’a takdim etti.


Cemil Candaş’ın 36 eserinin yer aldığı "Sessizliğin Renk Dili" temalı resim sergisi, SANKO Park AVM üçüncü katta bulunan SANKO Sanat Galerisi’nde 16 Mart tarihine kadar her gün 10.00-18.00 saatleri arasında gezilebilecek.


Cemil Candaş


Sanatçı, 1975 yılında Trabzon da doğdu. Resim sanatına olan ilgisi öğretmen ressam babası Turgut Candaş’ın atölyesinde başladı. İlk, orta ve lise eğitimi sürecinde bir arada oldular.


Cemil Candaş, 1993 yılını ressam olan ağabeyleri Selçuk Sinan Candaş’ın İstanbul’da, Mümin Candaş’ın Trabzon’da bulunan atölyelerinde çalışarak değerlendirdi.


1994 yılında KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Resim-iş Öğretmenliği programını kazandı. 1998 yılında atandığı Trabzon Lisesinde yetenekli gençler için Görsel Sanatlar (Resim) alan sınıflarını kurdu ve bu alandan birçok öğrenci yetiştirdi.


2006-2015 dönemleri arasında Orta Öğretim Genel Müdürlüğü bünyesine bağlı olarak "Üç Boyutlu Sanat Atölye Dersi" kitapları müfredat programı alan uzmanlığı ve ders kitapların alan yazarı olarak görev yaptı.


Biri kişisel olmak üzere birçok ulusal ve yerel sergiye katıldı. Yurt dışında Almanya başta olmak üzere Hollanda ve ABD’de özel koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçı çalışmalarını Trabzon’daki atölyesinde sürdürmektedir.


Sanatçı aynı zaman da Karadeniz Plastik Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesidir.



Ressam Cemil Candaş, "Sessizliğin renk dili" temalı sergi açtı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay McDonald’s Türkiye, Ramazan dayanışmasını Hatay’a taşıdı TOKTUT Derneği, Ramazan ayı kapsamında Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki konteyner kentlerde her gün 1000 kişilik iftar yemeği dağıtımı gerçekleştiriyor. Bu dayanışma organizasyonuna Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda hibe desteği sağlayan McDonald’s Türkiye, çocuklar için oyuncak dağıtımı da yapıyor. Derin yoksulluk ve afetler nedeniyle gıdaya erişimde güçlük yaşayan bireylere destek veren TOKTUT Derneği, Ramazan ayı kapsamındaki saha çalışmalarını deprem bölgesinde yoğunlaştırdı. Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda McDonald’s Türkiye’nin desteklediği organizasyon doğrultusunda, Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki konteyner kentlerde yaşayanlar için her gün 1000 kişilik iftar yemeği dağıtımı gerçekleştiriliyor. "Depremlerden etkilenen bireylerle yan yana olmaya devam edeceğiz" Konuya ilişkin değerlendirmesinde afetin ardından hayatın yeniden inşasında ortak hareket etmenin önemini vurgulayan McDonald’s Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Tuğçe Altınsoy, "TOKTUT Derneği’nin Kırıkhan’daki konteyner kentlerde hayata geçirdiği bu çalışma, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu en anlamlı şekilde yansıtıyor. Biz de sağladığımız destek ve çocuklara ulaştırdığımız oyuncaklarla iftar sofralarındaki mutluluğu büyütmeyi amaçlıyoruz. Şirket olarak, depremlerden etkilenen bireylerle dayanışmamızı sürdürmeye ve onlarla yan yana yürümeye devam edeceğiz." Deprem bölgesinde devam eden ihtiyaçlara dikkat çeken Sivil Toplum için Destek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Betül Selcen Özer, şirket ile kurulan iş birliğinin hem bu ihtiyaçların görünür kılınmasına hem de dayanışmanın büyümesine katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: "Deprem bölgesinde kurulan her dayanışma bağı, birlikte iyileşmenin mümkün olduğunu yeniden hatırlamamızı sağlıyor. Biz de bu dayanışmanın güçlenmesi için sivil toplum kuruluşlarıyla bağışçılar arasında köprü olmaya devam ediyoruz." Bu iş birliğinin sahadaki yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan TOKTUT Derneği Başkanı Melsen Tunca ise şunları kaydetti: "Ramazan ayı boyunca Kırıkhan’daki konteyner kentte yaşayanlara gıda desteği ulaştırmanın yanı sıra aynı sofrayı paylaşarak onların sesini dinlemek ve yalnız olmadıklarını hissettirmek istiyoruz. Destekleriyle bu faaliyetleri mümkün kılan ve gönüllüleriyle sahada bize eşlik eden değerli paydaşlarımız McDonald’s Türkiye’ye ve Sivil Toplum için Destek Vakfı’na sonsuz teşekkür ederiz."
Çanakkale "Sanal bir tehdit oluşturup bunun adına irtica dediler" Çanakkale’de Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, 28 Şubat süreci için "Maalesef ülkemizde 1990’lı yılların sonlarında demokrasiye, insan haklarına, din ve vicdan özgürlüğüne yönelik çok önemli saldırılar gerçekleşmiş oldu" dedi. 28 Şubat sürecinin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, bu süreçte pek çok insanın acı ve sıkıntı çektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu" diye konuştu. 28 Şubat sürecinin hak ihlali olduğunu söyleyen İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, "Pek çok insanımız acı çekti, sıkıntılar çekti. Halbuki insan bu dünyada var olan en önemli bir varlıktır ve inanç da onun en önemli özelliğini oluşturur. İnanmayan, inanç noktasında zayıf olan bir insan olabilir ama genel olarak düşündüğümüzde insan inanan ve bu inancını yaşamak isteyen bir varlık. Maalesef ülkemizde 1990’lı yılların sonlarında demokrasiye, insan haklarına, din vicdan özgürlüğüne yönelik çok önemli saldırılar gerçekleşmiş oldu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi her insanın doğuştan getirdiği inanma hakkının var olduğunu, inancının da özgür olduğunu ifade eder. Sadece bununla sınırlı değildir. İnandığını yaşama özgürlüğüne de sahip bir varlıktır insan. İnsan eğer inandığını yaşamıyorsa insan olarak yaşamını sürdürüyor demek mümkün değildir. Din, vicdan özgürlüğünün üçüncü ayağı ise inancını, değerlerini kendisi yaşadığı gibi çoluk çocuğuna, kendinden sonraki insanlara da yaşatabilme özgürlüğünü içermesi manasına gelir. Bütün bunlar askıya alınmıştı" dedi. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevhit Ayengin, 28 Şubat sürecini şu ifadelerle anlattı: "Önce sanal, olmayan bir tehdit oluşturdular ve bunun adına irtica dediler. Bunu köpürtüp, ön plana çıkarıp medya ile her gün, her akşam tazelemek suretiyle halkın zihinlerinde, gönüllerinde, kalplerinde bir korku oluşmasına vesile oldular. Sosyal hayatta pek çok dinle, vicdanla ilgili haklar kısıtlanmış, sınırlanmış oldu. Üniversitelerde okuyan kız çocuklarımızın başları kapalı olarak üniversitelere gelmesi, derslere girmesi engellendi. Sadece bununla sınırlı olmadı. Kat sayı uygulamalarıyla birlikte dolaylı bir takım sıkıntılar, dezavantajlar oluşturuldu. Dolaylı olarak ayrımcılık gerçekleşti. Aynı miktarda soruyu yapan iki lise öğrencisinin aldığı puan arasında korkunç bir puan farkı oluşmuş oldu. Doğrudan siz bu fakültelere gidemezsiniz demek yerine katsayı haksızlığı ile adaletsizliği ile birlikte bu öğrencilerin üniversiteye girmelerinin önüne engel konulmuş oldu. Çocuklarımızın Kur’an kurslarına gitmesi engellenmiş oldu, ilkokulu bitirmeden Kur’an kurslarının yolu kapanmış oldu onlara. İnsanımızın müracaat edeceği adaletsizlikle karşılaştığında kapısını çalacağı yargı mensuplarına brifingler verildi ve o brifinglerde nasıl davranmaları gerektiği onlara dolaylı şekilde anlatıldı. Adaleti arama yerlerine gittiğimizde adalet mensuplarını hakimleri, savcıları, üst düzey yöneticileri bulmak ve objektif olarak karar vermelerini beklemek imkansız hale gelmiş oldu."
Antalya Antalya’da 100 metre arayla motosikletlileri yola savuran iki kaza: 1 yaralı Antalya’nın Manavgat ilçesinde motosiklet ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü yaralanırken, hemen 100 metre uzaklığında meydana gelen başka bir kazada ise 3 tekerlekli elektrikli bisikletle motosiklet çarpıştı. Her iki kaza güvenlik kameralarına yansıdı. Birinci kaza, Aşağı Pazarcı Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İrfan T’nin kullandığı 07 CEG 915 plakalı motosiklet, 1021 sokaktan Atatürk Caddesine çıkan Mustafa Aksöz’ün kullandığı 07 ATF 323 plakalı otomobille çarpıştı. Güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansıyan kazada yaralanan motosiklet sürücüsü, 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. 100 metre uzaklıkta ikinci kaza Kazanın hemen 100 metre uzaklığında ise başka bir kaza daha meydana geldi. Atatürk Caddesi’nde motosikletin park yerinden çıkmak için manevra yapan otomobile yol vermek için duran 3 tekerlekli elektrikli bisiklete arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada şans eseri yaralanan olmadı. Kazanın ardından elektrikli bisiklete arkadan çarpan motosikletin sürücüsü ve yolcu olarak bulunan genç kızın kask takmadıkları gözlenirken, motosiklet sürücüsünün sürüş mesafesini korumayarak elektrikli bisiklete arkadan çarpmasına rağmen elektrikli bisikleti kullanan kişiye serzenişte bulunduğu görüldü.