SAĞLIK - 27 Ağustos 2024 Salı 12:43

SANKO Üniversitesi’nde tıpta uzmanlık eğitiminde ilk mezuniyet heyecanı

A
A
A
SANKO Üniversitesi’nde tıpta uzmanlık eğitiminde ilk mezuniyet heyecanı

Türkiye’de tıp fakültesi mezunlarının uzmanlık eğitimi için gereken branş seçme sınavı olan Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı (TUS) kazanarak, SANKO Üniversitesi’nde tıpta uzmanlık eğitimi alan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Asistanı Arş. Gör. Dr. Pelin Kan Özkaya, uzmanlık eğitimi bitirme sınavını başarıyla tamamlayarak tıp fakültesinden mezun olan ilk uzman hekim oldu.


SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, “Tıpta uzmanlık alanında ilk uzman hekim vermenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.


Tıp eğitiminin zor bir süreç olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, hekimlik mesleğini icra ederken günceli yakalamak için hayat boyu çok çalışmak, okumak ve araştırma yapmak gerektiğini vurguladı.


“Ülkemizin sağlık alanında dünyada öncü ülkeler arasında yer almasını sağlamak amacıyla SANKO Üniversitesi olarak, alanında uzman olacak yeni hekimler yetiştirmek için çok çalışıyoruz” diyen Prof. Dr. Dağlı, şunları kaydetti:


“Yetiştirdiğimiz mezunlarımızın elde ettiği başarılar bize ilham vererek daha çok çalışmaya sevk ediyor. Arş. Gör. Dr. Pelin Kan Özkaya, uzmanlık eğitimi bitirme sınavını başarıyla tamamlayıp yeni bir hayata adım attı. Başarılarının daim olmasını diliyor, bundan sonraki süreçte de SANKO Üniversitesi Ailesi olarak her zaman yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum.”


Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı aynı zamanda Uzmanlık Eğitimi Bitirme Sınavı Jüri Başkanı olan Prof. Dr. Yurdanur Kılınç da, “Tıp Fakültemizde klinik bilimlerde ilk uzmanlık öğrencimizi mezun etmenin haklı gururunu yaşıyorum. Kendisini kutluyor ve yeni yaşamında başarılar diliyorum” dedi.


Kaliteli eğitim ve tecrübe bana yol gösterecek


Arş. Gör. Dr. Pelin Kan Özkaya ise SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ilk uzman doktoru olmanın kendisini heyecanlandırdığını belirterek, “Alanında uzman hocalarımdan aldığım kaliteli eğitim ve tecrübe hem mesleki yaşamımda hem de hayatımda bana yol gösterecektir” şeklinde konuştu.


Arş. Gör. Özkaya, “Bu süreçte emeklerini esirgemeyen değerli hocalarıma ve başarıma katkı sunan herkese şükranlarımı sunuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.


SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram ile Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram da Arş. Gör. Dr. Pelin Kan Özkaya’yı tebrik etti.


Uzmanlık eğitimi bitirme sınavı jüri üyeliğini; SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali İrfan Güzel, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Gökalp Özcan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ünal Sarıkabadayı ile Gaziantep Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğr. Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç yaptı.



SANKO Üniversitesi’nde tıpta uzmanlık eğitiminde ilk mezuniyet heyecanı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.