GÜNDEM - 26 Mayıs 2025 Pazartesi 15:05

Sarımsak hasadını sürdüren çiftçiler yüksek rekolteden memnun

A
A
A
Sarımsak hasadını sürdüren çiftçiler yüksek rekolteden memnun

Gaziantep’in Araban ilçesinde yetiştirilen ve Avrupa Birliği tarafından da coğrafi işaret tescili yapılmış olan Araban Sarımsağı hasadı devam ediyor.


Kendine özgü aroması, lezzeti ve diş büyüklüğüyle tanınan Araban sarımsak çeşidi, ilçede ve kentte "beyaz altın" olarak adlandırılıyor. Türkiye’nin sarımsak üretiminin yüzde 22’sinin yapıldığı Araban ilçesinde 8 bin tarım işçisiyle başlayan hasat devam ederken, hasadın Kurban Bayramı öncesi tamamlanması planlanıyor. Sarımsağı ile ünlü Araban ilçesinde çiftçiler, sarımsak hasadını sürdürürken, Araban Ovası’nda yetişen ve kalitesiyle meşhur, ilçe halkının da en önemli geçim kaynağı Araban sarımsağında bu yıl rekolte ve kalitenin yüksek olması çiftçilerin yüzlerini güldürüyor.


Araban Ovası’nın en değerli ürünü olan, yurt içi ile yurt dışında kalitesi, dayanıklılığı ve kolayca pazar bulmasıyla meşhur Araban sarımsağı hasadının son kısmı bu yıl sıcak havalara denk geldi.


Bölgenin önemli gelir kaynağı olana sarımsak hasadının başlamasıyla bölge halkı sarımsak tarlalarında çalışarak geçimlerini sağlamaya çalışırken, sıcak havaya rağmen tarlada çalışan çiftçiler ve işçiler, sabah saat 07.00’den akşam 17.00’a kadar mesai yapıyor.


İşçiler sabah erken saatlerde başlattıkları hasatta, tarladan toplanan sarımsakları önce küme halinde bir araya getiriyor, ardından saplarını keserek kasalara dolduruyor. Tarım işçileri, topladıkları sarımsak kilosuna göre günlük bin 200 TL’den başlayan yevmiyelerle kazanç elde ediyor.


Gaziantep mutfağına ait yemeklerin özel lezzet kaynaklarından biri sayılan Araban sarımsağı, diğer sarımsaklara kıyasla daha fazla aromatik bileşenlere sahip olmasının yanı sıra diş ve kabuk yapısıyla farklılığını belirginleştiriyor.


Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Nihat Deme, üretimin yüzde 50 arttığı ve Türkiye’nin sarımsak ihtiyacının önemli bir oranda karşılandığı Araban Ovası’nda başlayan sarımsak hasadının devam ettiğini söyledi.


Yüksek verimle üretim devam ediyor


Kaliteli aroması ve uzun ömürlü oluşu ile tercih edilen sarımsakta bu yıl rekoltenin yüksek olduğunu belirten Deme, eylül ayında ekimi yapılan ve mayıs ayı sonunda başlayıp yaklaşık 2 ay süren sarımsak hasadında, Gaziantep ve çevre illerden gelen 8-9 bin tarım işçisinin istihdam edildiğini bildirdi.


Araban Sarımsağının meşhur olduğunu ifade eden Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun, Türkiye sarımsak üretiminin yüzde 22’sinin Araban ilçesinden karşılandığını belirtti.


Altun, Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret tescili yapılan Araban sarımsağının bölgenin en önemli gelir kaynaklarından biri haline geldiğini ifade ederek, "Araban sarımsağı 9 ay boyunca kendisini toprak altında yetiştiriyor. Eylül ayında sarımsak ekimini yapıyoruz ve Haziran ayında da hasada başlıyoruz. Geçtiğimiz yıl 28 bin dekar alanda sarımsak ekimi yaptık, bu sene ise 21 bin dekar alanda ekim yaptık. Araban ilçemizin iklimi, toprağı farklı olduğu için sarımsağın da tadı daha güzel. Araban Sarımsağının hem raf ömrü uzun hem de aroması çok yüksek. Bölgemizin sıcak olması sarımsağın lezzetini ve dayanıklılık sürecini arttırıyor. Serin alanlarda bir yıl boyunca muhafaza edilebilen sarımsağımız aynı zamanda dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor" diye konuştu.



Sarımsak hasadını sürdüren çiftçiler yüksek rekolteden memnun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MGK Bildirisi: "Terörün milletimizin gündeminden geri dönmemek üzere çıkarılacağı vurgulanmıştır" Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası yayımlanan bildiride, "Terörsüz Türkiye hedefi ve terörsüz bölge vizyonuna ulaşılması için yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Çevremizde yaşanan savaş, çatışma ve tahriklerin süreci sabote etmesine izin verilmeyeceği ve terörün milletimizin gündeminden geri dönmemek üzere çıkarılacağı vurgulanmıştır" denildi. MGK, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Yaklaşık olarak 3 saat süren toplantının sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından 8 maddelik bildiri yayımlandı. Bildiride, MGK gündemine dair ele alınan konular açıklandı. Terörsüz Türkiye hedefi ve terörsüz bölge vizyonuna ulaşılması için yürütülen çalışmaların ele alındığına dair açıklama yapılarak, son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunulduğu açıklandı. MGK bildirisinin ilk maddesinde, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere milli birlik ve beraberlik ile Türkiye’nin bekasına yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunulduğu açıklandı. MGK’da Terörsüz Türkiye hedefi ve terörsüz bölge vizyonuna ulaşılması için yürütülen çalışmaların ele alındığı açıklanarak, "Çevremizde yaşanan savaş, çatışma ve tahriklerin süreci sabote etmesine izin verilmeyeceği ve terörün milletimizin gündeminden geri dönmemek üzere çıkarılacağı vurgulanmıştır" ifadeleri kullanıldı. ABD/İsrail- İran arasındaki savaş hakkında da görüşüldüğü belirtilen MGK Bildirisinde şu ifadeler kullanıldı: "Bölgemizi ve tüm dünyayı büyük bir belirsizliğe sürükleyerek küresel ekonomik dengeleri olumsuz etkileyen İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik gayretlerden memnuniyet duyulduğu belirtilmiş; vatandaşlarımızın ve hudutlarımızın güvenliğine ilişkin tüm tedbirlerin titizlikle alınmaya devam edileceği hatırlatılmıştır." Bölgedeki savaş ve çatışmaların Irak’a etkilerinin ele alındığı belirtilerek, "Dost ve kardeş Irak halkının huzuru ile ülkedeki istikrar ve güvenlik ortamının muhafaza edilmesinin önemi vurgulanmıştır" denildi. İsrail’in son dönemdeki eylemlerinin de görüşmede ele alındığı belirtilen MGK Bildirisinde şunlar kaydedildi: "İsrail Yönetimi’nin Gazze’deki ateşkes ihlalleri ve Batı Şeria topraklarını gasp girişimlerinin yanı sıra Mescid-i Aksa ve Harem-i Şerif’in tarihî kimliği ile hukuki statüsünü aşındırmaya yönelik eylemlerinin; barış sürecine ve iki devletli çözüm yaklaşımına zarar verdiği belirtilmiştir. İsrail Yönetimi’nin işgal politikalarını Lübnan’a da teşmil etmesinin yeni insani trajedilere sebep olduğu vurgulanarak, hukuk dışı bu eylemler karşısında uluslararası toplum harekete geçmeye çağrılmış; Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü desteğimiz teyit edilmiştir." Bildiride Suriye’de barış, istikrar ve huzurun tesisi kapsamında kaydedilen gelişmelerin değerlendirildiği belirtilerek, "Ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve birliğini pekiştirecek entegrasyon sürecine ilişkin mutabakatın tek devlet ve tek ordu temelinde hayata geçirilmesine matuf çabalara, kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde kararlılıkla destek verileceğinin altı çizilmiştir" ifadelerine yer verildi. Bildiride Rusya-Ukrayna Savaşı’nın seyrinin de ele alındığı açıklanarak, "Saldırıların Karadeniz’e sıçramasına ve enerji güvenliğini tehdit eder hâle gelmesine müsamaha gösterilmeyeceği vurgulanarak, tüm taraflara itidalle hareket etme çağrısında bulunulmuştur" İfadeleri kullanıldı. Tüm sorunların diplomasi ile çözülmesi gerektiği vurgulanan son madde ise şu açıklama yer aldı: "Uluslararası güvenlik ortamını savaşlar ve çatışmalarla derinden sarsan tarihî bir süreçten geçildiği ifade edilmiş; anlaşmazlıkların müzakere ve diplomasi yoluyla çözülmesini ilke hâline getiren ülkemizin, bir istikrar adası hüviyetiyle, barışın tesisine yönelik samimi çabalarını müttefikleri ve dostları ile iş birliği içerisinde sürdüreceği vurgulanmıştır."