GÜNDEM - 27 Nisan 2026 Pazartesi 10:09

Tespih meraklısı genç hobisini ustalığa dönüştürdü

A
A
A
Tespih meraklısı genç hobisini ustalığa dönüştürdü

Gaziantep’te çocukluk yaşlarında başlayan tespih merakını oluşturduğu atölyede ustalığa dönüştüren Fevzi Gövgöz, her kesime hitap eden ürünleri tutkunlarıyla buluşturuyor.


Gaziantep’te yaşayan 26 yaşındaki Fevzi Gövgöz, lise öğrencisiyken tespihlere ilgi duymaya başladı. Küçük yaştan itibaren tespihlere merak salan ve üniversite öğrencisiyken de harçlığını çıkarmak için bir tespih ustasının yanında çalışarak kendini geliştiren Gövgöz, mezun olduktan sonra kendi iş yerini açmaya karar verdi.



Siparişe göre el emeği ürünler yapıyor


Gerekli aletler ile torna makinesini temin ederek kendi tespihlerini üretmeye başlayan Fevzi Gövgöz, tarihi Yeni Han’daki atölyesinde sipariş üzerine tespih yapıyor. Müşterilerinin siparişlerini ilk önce bilgisayar üzerinde çizimini yapan ve daha sonra ise kehribar, fildişi, oltu, narçıl ve kuka gibi malzemelere şekil vererek tespih yapan Gövgöz, atölyesinde siparişe göre el emeği ürünler yapıyor. Gövgöz, müşterilerinin istediği renk, boyut ve işlenmiş imameyle tespih üretiyor. Atölyesinde ürettiği birbirinden değerli tespihleri Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Dubai, Mısır ve Irak gibi Arap ülkelerindeki tespih meraklılarına da gönderen Gövgöz, kendisi gibi tespih meraklılarının hayallerini gerçeğe dönüştürmeye devam ediyor.



"Tespih merakım lise yıllarında başladı"


Çocukluğundan beri tespihlere ilgi duymaya başladığını belirten Gövgöz, "Tespih merakım lise yıllarında başladı. Önce tek bir koleksiyonu yapıyordum. Daha sonra tespihlere olan ilgim artınca ve sevdiğim bir hobi alanı olunca tespih yapımına merak saldım. Daha sonra tespih yapımını öğrendim. Zamanla ustalığa dönüştü. Tabi koleksiyon oluşturduğum dönemde bir tespih ustasının yanında tespih yapımını da öğrendim. Üniversite okurken aynı zamanda tespih üretimi ile uğraşıyordum" dedi.



"Tespihlerin tasarımını dijital ortamda yapıyorum"


Tespihlerine ilginin artmasıyla makine sayısını artırdığını ve profesyonel bir şekilde tespih yapımına başladığını belirten Gövgöz, "Atölyeyi ilk kurduğumda ilk önce amatör versiyonlu bir makine aldım. Daha sonra profesyonelleşmeye başlayınca ekipmanlarımı da profesyonelleştirdim. Her şey birden bire olmuyor. Öğrenci olduğum dönemde tespih üzerinden kazandığım paralarla ekipmanlar almaya başladım ve atölye açtım. Bizde genelde hazır tespihi bulunmuyor. Çünkü biz daha çok sipariş üzerine çalışıyoruz. Koleksiyoncularımız istedikleri boyutu, malzemeyi, model ve desenini belirtiyorlar, biz de ona göre tespih yapıyoruz. Onun için genelde sipariş üzerine çalışıyoruz. Koleksiyoncunun özel isteği üzerine tespih yapıyorum. Müşterinin isteğine göre önce dijital ortamda tespihi tasarlıyorum, modelini belirliyorum ve koleksiyoncunun istediği şekillerde tespih üretimini yapıyorum" ifadelerini kullandı.



Tespih meraklısı genç hobisini ustalığa dönüştürdü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla MSKÜ’de ‘Yeşil Enerji’ buluşması Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi koordinatörlüğünde 2024 yılından itibaren yürütülen, 4 ülkenin yer aldığı yüksek bütçeli GREENLIGHT Projesi sona erdi. Enerji okuryazarlığı ve yenilenebilir enerji farkındalığının güçlendirildiği projenin final konferansı, MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar’ın katılımıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularında gençlerin farkındalığını artırmak amacıyla hazırlanan Erasmus+ projesinin koordinatörlüğünü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yürütürken; Portekiz, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’dan kurumlar da ortaklık yapısında yer alıyor. Yürütücülüğünü MSKÜ öğretim üyeleri Prof. Dr. Hülya Kara Subaşat ve Doç. Dr. Gürcan Çetin’in üstlendiği GREENLIGHT projesiyle sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda enerji bilincinin geliştirilmesi, yenilikçi eğitim materyallerinin yaygınlaştırılması ve gençlerin çevresel sorumluluk bilinci kazanmaları hedefleniyor. Final Konferansı kapsamında proje süresince geliştirilen araştırma çıktıları, yenilenebilir enerji kaynak veri tabanı, dijital eğitim modülleri, eğitsel oyunlar, öğretmen ve öğrencilere yönelik uygulamalı etkinlikler, STEAM atölyeleri ve yaygınlaştırma faaliyetleri katılımcılarla paylaşıldı. Konferansta ayrıca proje ortakları tarafından gerçekleştirilen çalışmalar, elde edilen sonuçlar ve projenin eğitim alanına sunduğu katkılar değerlendirildi. Etkinlik, akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler ve ilgili paydaşların katılımıyla gerçekleştirilirken; enerji okuryazarlığı, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji eğitiminin yaygınlaştırılmasına yönelik iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına imkan sağladı. GREENLIGHT Projesi Final Konferansı, proje çıktılarının daha geniş kitlelere tanıtılması, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir bir "yeşil enerji kültürü" oluşturulmasına katkı sunması bakımından önemli bir buluşma olarak tamamlandı.
Yozgat Çandır’daki 5 asırlık türbe tarihe ışık tutuyor Yozgat’ın Çandır ilçesindeki Şah Sultan Hatun’a ait türbe tarihi ve mimarisiyle göz dolduruyor. İlçe merkezindeki Şah Sultan Türbesi, sadece bir anıt mezar değil, aynı zamanda dönemin sadakat ve zarafet anlayışını yansıtan bir vefa eseri olarak nitelendiriliyor. 1499-1500 yıllarında yapıldığı anlaşılan türbenin Dulkadir Hükümdarı Alaüddevle Bey’in oğlu Şahruh Bey’in karısı Şah Sultan’a ait olduğu biliniyor. Şahruh Bey’in bu türbeyi, karısı Şah Sultan’ın ölümünden sekiz-dokuz yıl sonra yaptırdığı belirtiliyor. Sarı ve kızıla çalan düzgün kesme taşlardan inşa edilen mimarisiyle görsel bir şölen sunan yapı özellikle son yıllarda tarih meraklılarının ve yerli turistlerin rotasına girdi. Kentin Selçuklu ve Osmanlı geçiş dönemindeki stratejik önemini kanıtlayan civarında eski döneme ait mezar taşlarının bulunduğu bir hazire içerisinde yer alan türbe, orijinalliğini büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmayı başaran nadir yapılar arasında gösteriliyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Eroğlu, "Türbenin kökeni Selçuklulara kadar dayanır. Burada Selçuklulardan bir beyin kızının yattığı bilinir. Geçerken burada vefat ediyor. Bu türbeye gömülüyor. Burayı bilenler, buradan geçenler, merak edenler yazın bol bol gelirler. İlçenin tarihinin çok eski olduğunun yerleşim yeri olduğunun ispatı bu türbedir. Gelen olursa ilçemiz meşhurdur. Çandır’ımızı ziyaret ederler, misafirperver insanlarız. Buyurup gelsinler. Çandır Selçuklu dilinde benim bildiğim kadarıyla birleştirmek anlamına geliyor. Bu bölgede zamanında Selçuklulara ait uç kalemiz var. Biraz uzak düşüyor. Ama bu bölgede yaygın 6 veya 7 kabile birbirini koruyamadığı için zaman zaman diğer unsurlardan baskın yedikleri için Selçuklu uç kalesi komutanı buraya gelerek aileleri bu mevkiye yani türbenin etrafına toplayarak ve isim olarak Çandır vererek buranın kurulmasına yardımcı olmuştur" dedi.
İstanbul Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil" Polikistik over sendromunun (PCOS), üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen sorunlardan biri olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer kişilere göre daha yüksek. Yaklaşık her 10 kadından birinde görülüyor, poliklinikte en sık karşılaştığımız hasta grubu. Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi söz konusu" dedi. Polikistik over sendromu (PKOS), doğurganlık çağındaki kadınlarda çok yaygın görülen, yumurtalıklarında küçük kistler, adet döneminde düzensizlik, tüylenme, akne ve kısırlığa neden olabilen bir hormon bozukluğu olarak ifade ediliyor. Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer de sendroma ilişkin bilgi verdi, tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin konuştu. Doç. Dr. Ketenci Gencer, önemli uyarılarda bulundu. "Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz" ‘PCOS dediğimiz, polikistik over sendromu, metabolik bir hastalık’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Altta yatan insülin direnci, artmış bir androjen yükü yani kıllanma, sivilcelenme yapan hormonların baskınlığı. Farklı yaş grubunda farklı şikayetlerle geliyorlar. Adölesan döneminde daha çok kıllanma, adet düzensizliği ya da kilo artışıyla hastalar başvururken üreme çağındaki hastalar bir tık daha kısırlık problemleriyle gelebiliyor. Tanı için Rotherham Kriterleri’ni kullanıyoruz. 3 kriter var, ultrasonda gördüğümüz küçük küçük tamamiyle olgunlaşamamış çok sayıda yumurtacığın olması, 2’ncisi artmış sivilcelenme, kıllanma, 3’üncü düzensiz adet görme. 3 kriterden 2’si söz konusu olduğunda tanı koyabiliyoruz. Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz, kişiye özel bir tedavi söz konusu. Özellikle altta yatan insülin direnci çok önemli. Bu durum direnç sebebiyle hastalarda ilerleyen dönemlerde şeker hastalığı olma ihtimalinin yüksek olduğunu bize söylüyor ve aynı zamanda gebelik döneminde gebeliğe bağlı şeker, hipertansiyon bu hastalarda daha sık karşılaştığımız durumlar. Hastayı daha komplike gebelikler bekliyor olabilir. Bunlardan kaçınmak için kilo vermek, hayat tarzı değişikliği, beslenme düzeni, Akdeniz diyeti gibi bu tarz tedaviler ya da insülin hassasiyeti için bazı ek tedaviler, medikal tedaviler verebiliyoruz" şeklinde konuştu. "PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil" ‘PCOS’lu hasta tüp bebek tedavisine gittiyse çok yüksek ihtimalle gebe kalıyor’ diyen, sendromla ilişkili olabilecek hastalıklara yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "İlerleyen dönemde özellikle insülin direncine bağlı diyabet, diyabetin bütün sebep olduğu hastalıklar, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar. Bu hastalarda östrojen fazlalığı söz konusu olduğu için ilerleyen dönemlerde endometrium yani rahim iç duvarının kanseri, meme kanseri gibi durumlar bir miktar daha fazla. Düzgün takibin çok önemli olduğu hasta grubu. Eğer bir hasta tanı aldıysa üreme ile ilgili problem yaşayabilir ama hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Yenebilirsek hayat tarzı değişiklikleri olabilir ya da herhangi bir ilaç insülin hassasiyetini arttıran bir ilaç da olabilir. Bu tarz tedavilerden sonra yumurtlamayı sağlayabilirsek kişi spontane yollarla gebe kalabilir. Yumurta çatlatma tedavileri deneyebiliriz ya da bu da olmadıysa tüp bebeğe gidebilir. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer hasta grubuna göre daha yüksek" dedi. "PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil" Sendromun sıklığına yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "Türkiye’deki oranlarla yurt dışındaki oranlar hemen hemen benzer. Yaklaşık her 10 kadından biri, yani yüzde 10- 13 gibi bir oran söz konusu, sık karşılaştığımız bir durum. Yılda bir kadın doğum muayenesi yeterli ancak 45-50 yaş bandında anormal, fazla miktarda adet kanaması olduğunda asla bu belirti göz ardı edilmemeli, mutlaka kadın doğum hekimine gidip tanı, takip, tedavi yöntemlerine bir an önce başvurulmalı. Memeyle ilgili durumlar çok önemli, 40 yaşından sonra standart tarama prosedürü söz konusu ama bu hastalarda bir tık erken başlanabilir. Kadınlar kendi meme muayenelerini yapmalı, her muayenede memeyi 4 kadrana bölerek kişi her kadranı eliyle muayene ederek eline gelen herhangi bir kitle söz konusuysa acilen hekime başvurmalı. İnsülin direncini kırmanın en önemli yollarından birisi kilo vermek, kilo verdiği zaman bazı hasta gruplarında hatta birçoğunda kilo vermek bile tek başına yumurtlamayı geri getirebilir, kişinin spontane gebe kalmasını sağlayabilir. Poliklinikte en sık karşılaştığımız hasta grubu, polikistik over sendromu. Önemli olan, var olan durumun farkında olmak, gerekli olan takipleri, kontrolleri yapmak. Eğer bir kişi PCOS ise ailesinde de diyabet hipertansiyon, kalp hastalığı gibi durumlar varsa bununla alakalı daha temkinli davranmak, yıllık rutinlerini yaptırmak, hekim takibinde olmak önemli. Özellikle aile hekimlerimiz çok güzel takip ediyorlar. ’PCOS var diye çocuk olmaz’ diye bir durum söz konusu değil. İnfertilite tedavisinde basamak basamak gittiğimizde en son basamak, tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde de en faydalanan grup poliskistik over sendromlu hasta grubudur. Çocuk sahibi olamama gibi bir durum çok söz konusu değil"