EKONOMİ - 18 Mart 2026 Çarşamba 12:48

TİM Suriye Masası Başkanı Kadooğlu, Suriye ile ilişkileri değerlendirdi

A
A
A
TİM Suriye Masası Başkanı Kadooğlu, Suriye ile ilişkileri değerlendirdi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu, Suriye’de devlet yapılanmasının güçlenmesi, belirsizliklerin ve risklerin azalması, öngörülebilirlik ve sürdürülebilirliğin artmasının ihracatı olumlu yönde etkilediğini söyledi.


Aynı zamanda Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı olan TİM Suriye Masası Başkanı Kadooğlu, Suriye ile ilişkilerin her geçen gün daha sağlam bir zemine taşındığını ifade etti. TİM Suriye Masasının faaliyetleri ile ilgili bilgi veren Başkan Kadooğlu, "Suriye’de devlet yapısının daha öngörülebilir bir çerçeveye kavuştuğu bu dönemde temaslarımızı sistematik biçimde artırarak çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Sınır ticaretindeki operasyonel belirsizliklerin azalması ve lojistik akışların düzenli ritme oturmasıyla ortaya çıkan fırsatı, kurumsal diyalog kanallarıyla destekledik. Bu yaklaşımın somut çıktılarından biri, Halep’te Türkiye ve Suriye’nin önde gelen firmaları arasında imzalanan iş birliği protokolüydü; bu anlaşma Suriye’nin yeniden imarına yönelik güçlü bir ilk adım oldu" dedi.


"Ortak yatırım projeleri büyük önem taşıyor"


TİM Suriye Masası’nın önümüzdeki dönem çalışma programını da anlatan Başkan Celal Kadooğlu, "TİM Suriye Masası olarak 2026 yılında da odağımız ticareti daha kurumsal, daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir zeminde büyütmek olacak. Sahadan gelen ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı ele alan diyalog ve çözüm mekanizmalarını sürekli canlı tutacağız. Ayrıca mal ticaretinin yanında ortak yatırım ve uzun vadeli proje modellerinin güçlenmesine öncelik vereceğiz. 2026 için beklentimiz, istikrar-yatırım-ticaret ilişkisinin daha da güçlenmesi ve ihracatın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesidir" ifadelerini kullandı.


"İş dünyası riskleri yakından izliyor"


Suriye’de yeni dönemle birlikte daha öngörülebilir bir kamu düzeni, daha az operasyonel belirsizlik ve daha düzenli işleyen lojistik bir akış sağladığına dikkat çeken Celal Kadooğlu, "Bu üç unsur bir araya gelince ticaret sadece hacim olarak büyümüyor, güven zemini güçlendikçe ilişkinin niteliği de değişiyor. Ülkemizin 2025’te yüzde 70’e yakın bir artışla 2,6 milyar dolara ulaşan Suriye’ye ihracatı, yıl geneline yayılan temasların ve sahadaki koordineli uyumun da bir sonucu oldu. Üstelik bu pazar artık yalnızca sınır illerinin konusu değil; Gaziantep’in yanı sıra İstanbul ve Ankara gibi üretim merkezlerinde de dikkat çekici artışlar görüyoruz. Sahada, istikrar ve karşılıklı güvenin güçlenmesiyle ticaret daha sağlam bir zemine taşındı. Bununla birlikte iş dünyası hâlâ riskleri yakından izliyor. En çok dile getirilen başlıklar sınır ticaretine ilişkin operasyonel süreçler, lojistik akışın sürekliliği ve sahadaki uygulamaların öngörülebilirliği etrafında yoğunlaşıyor. Biz de bu yüzden sahadan gelen ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı ele alıp çözüm üretme refleksini sürekli canlı tutmaya odaklanıyoruz" ifadelerine yer verdi.


"Öne çıkan sektörler: inşaat, enerji ve gıda"


Suriye’de yeni dönemde altyapı, şehirleşme, enerji arzı ve gıda güvenliği gibi alanlarda ciddi bir yeniden yapılanma ihtiyacı bulunduğunu söyleyen Başkan Celal Kadooğlu, Türk firmalarının Suriye ile ilişkilerde önemli avantajlara sahip olduğuna dikkat çekti. Kadooğlu, "Bu alanlarda Türk şirketleri esnek tedarik gücü, uygun maliyet yapısı ve bölgeyi yakından tanıyan şirket kültürüyle doğal bir üstünlük taşıyor. Özellikle inşaat ve müteahhitlik tarafında, dünya çapında deneyime sahip Türk müteahhitlerinin yeniden imarda belirleyici rol üstlenebileceğini öngörüyoruz; Halep’te imzaladığımız protokolde bu yeni dönemin kapısını aralayan somut bir adım oldu. Bu nedenle ‘erken giren kazanır’ diyebileceğimiz başlıkların başında; yeniden imar odaklı inşaat/altyapı işleri ve temel ihtiyaçlara dönük tedarik zinciri alanları geliyor" şeklinde konuştu.


"İhracat artışını sürdürmek istiyoruz"


Güneydoğu Anadolu’nun hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025’te 3,6 milyar dolar olduğunu belirten Kadooğlu, "Türkiye genelinde, sektörümüzün Suriye’ye ihracatı bu dönemde 700 milyon dolar ile ilk sırada yer alırken, bölgemizin Suriye’ye hububat ihracatı 400,9 milyon dolar olarak kaydedildi. Sektörün genel beklentilerinden birisi, yurt içinde artan maliyetler karşısında döviz gelirlerinin adil karşılık üretebilmesidir. Suriye özelindeki beklentimiz ise istikrar-yatırım-ticaret ilişkisinin güçlenmesiyle ihracatın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesidir. Arzu ettiğimiz gelişmeler gerçekleştiği takdirde bu yıl Güneydoğu’nun genel hububat ihracatının 4 milyar doları, Suriye’ye hububat ihracatının ise 500 milyon doları geçeceğini umut ediyoruz" ifadelerine yer verdi.


"Savaşın gölgesinde bayram hazırlığı"


İslam aleminin yaklaşan Ramazan Bayramını da kutlayan TİM Suriye Masası ve Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, "Gerek dinimizde gerekse de kültürümüzde önemli bir yeri olan bayramlar, sevgi, kardeşlik ve barış demektir. Bayramlar yardımlaşma ve dayanışma demektir. Ancak ne yazık ki, İslam dünyası olarak Ramazan Bayramını Ortadoğu’nun ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda kutlamaya hazırlanıyoruz. Savaşın faturası her geçen gün ağırlaşırken, bir an önce silahların susmasını ve diplomasinin devreye girmesini bekliyoruz. Savaşların sona erdiği, akan kan ve gözyaşının dindiği bir dünya özlemi ile tüm İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramını kutluyor, bayramın dünyaya barış getirmesini diliyorum" diye konuştu.



TİM Suriye Masası Başkanı Kadooğlu, Suriye ile ilişkileri değerlendirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bayram öncesi gebelere kritik uyarı: "Seyahat ve beslenme planınızı doktorunuza danışın" Ramazan Bayramı öncesinde uzmanlardan gebeler için uyarılar geldi. Uzmanlar özellikle bu dönemde genellikle artan seyahat trafiği öncesinde yola çıkacak gebelerin mutlaka doktorlarının görüşünü alması gerektiğini belirtti. Ramazan Bayramı nedeniyle artması beklenen seyahat trafiği ve bayram ikramları öncesinde uzmanlar, gebeleri uyardı. Medicana Ataköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Varujan Mağar, gebelerin özellikle uzun yolculuklarda ve beslenme konusunda dikkat etmesi gereken hayati noktaları paylaştı. İlk ve son 3 aya dikkat Bayram tatili gibi seyahatlerin sıklaştığı dönemlerde gebelerin yolculuklarını titizlikle organize etmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Varujan Mağar, "Seyahat ve beslenme planınızı doktorunuza danışın. Çok zorunlu olmadıkça gebeliğin ilk 3 ayı ve son 3 ayında seyahat edilmesini önermiyoruz. Eğer mecbur bir durum varsa, seyahat edecek gebelerimizin yanlarına bolca sıvı ve yedek kıyafet almalarını tavsiye ediyoruz" dedi. "Dolaşım sıkıntısı riski olan gebelerin varis çorabı gibi ekstra önlemler alması gerekmekte" Gebelikte toplar damar tıkanıklığı konusuna ilişkin konuşan Dr. Mağar, uzun yolculuk yapacak anne adaylarına tavsiyelerde bulunarak, "Seyahat sırasında mümkünse 2 saatte bir mola verilmeli, her molada 10’ar dakikalık yürüyüşler ve bacak açma, germe hareketleri yapılmalıdır. Dolaşım sıkıntısı riski olan gebelerin varis çorabı gibi ekstra önlemler alması gerekmektedir. Yolun durumuna göre araç tercihi büyük önem taşıyor. Tren ve gemi gibi hareket özgürlüğü sunan araçlar daha konforlu olabilir. Uçak yolculuklarında ise özellikle 26. haftadan sonra bazı prosedürler değişebileceği için mutlaka doktor kontrolü şart" dedi. Emniyet kemeri hayat kurtarır: "Üstten bağlayın" Araç içi güvenliğin önemine değinen Mağar, emniyet kemeri kullanımıyla ilgili: "Seyahat ederken emniyet kemeri kullanımı son derece önemlidir. Gebe kişilerin kemeri göbeğin tam üzerinden değil, altından ve üstünden geçecek şekilde (bebeği sıkıştırmayacak formda) ancak mutlaka takmaları gerekmektedir" diye konuştu. İkramlarda "ısrar" tehlikesi: "Hastanelik edecek boyutta hazımsızlık problemlerine yol açabilir" Bayramlarda gebelere yapılan ikramların dozunun kaçabildiğine değinen Op. Dr. Mağar, beslenme konusunda uyardı: "Çevrenin ısrarına dayanamayarak tüketilen yiyecekler sizi zora sokabilir. Karnın gereksiz yere doldurulması, hastanelik edecek boyutta hazımsızlık problemlerine yol açabilir. Bu nedenle ölçülü, sık ve hazmı kolay yiyecekler tercih edilmelidir. Yolculuk esnasında ise ishal riski oluşturabilecek, açıkta satılan veya riskli gıdalardan kaçınılmalıdır" dedi. "Şekerin fazlasının gebelik gibi durumlarda erken doğumu tetikleme riski bulunmakta" Tatlı tüketiminin sadece kilo sorunu değil, ciddi sağlık risklerini de barındırdığını ifade eden Mağar, sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer gebede şeker hastalığı veya tıbbi bir kilo sorunu varsa, tatlı tüketimi zaten yasaktır. Ancak sağlıklı bir gebelikte de ölçü bizim için esastır. Gece yatmadan önce yenen tatlı, aşırı kilo alımına neden olur. Üstelik şekerin fazlasının gebelik gibi durumlarda erken doğumu tetikleme riski bulunmaktadır. Gebeler tatlıyı mutlaka doktorlarına danışarak ve ölçülü bir biçimde tüketmelidir"