GÜNDEM - 12 Ağustos 2024 Pazartesi 09:33

Yaşadığı zorlukları ve engelini giyim kursu sayesinde aşıyor

A
A
A
Yaşadığı zorlukları ve engelini giyim kursu sayesinde aşıyor

Gaziantep’te henüz 5 yaşında iken geçirdiği hastalık nedeniyle bedensel engelli olan Ayşe Pehlivan, dikim yapmayı öğrendiği giyim kursu sayesinde hayata tutundu.


Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde yaşayan 2 çocuk annesi 49 yaşındaki Ayşe Pehlivan, henüz 5 yaşında iken yüksek ateşten dolayı geçirdiği havale sonrası ayak sinirlerinin hasar görmesi nedeniyle bedensel engelli kaldı. Tedavisi için sürekli hastaneye gitmek zorunda kaldığı için eğitim hayatına devam edemeyen Pehlivan, yaşadığı zor günler nedeniyle bir dönem evden de çıkamadı. Yalnız kaldığı için sıkılan ve bir arayış içerisine giren Pehlivan, Şahinbey Belediyesi’ne bağlı Selçuklu Gençlik Merkezi’ndeki eğitmenler ile tanıştı. Merkezdeki eğitmenlerin kendisini cesaretlendirilmesiyle topluma adapte olan ve bu sayede merkeze gidip gelmeye başlayan Pehlivan, kadınların dikim yaptığı kursa katılmayı başlangıçta yapamama endişesiyle reddetti. Daha sonra cesaret ederek kursa katılan Pehlivan, çok kısa bir sürede dikim yapmayı öğrenince kursa düzenli olarak gidip gelmeye başladı.



"Kursta dikim yapmayı öğrendim”


Merkezde kadınlar için açılan giyim kursunun faaliyetlerine katılan Pehlivan, kursta dikim yapmanın mutluluğunu yaşıyor. Kursa her gün düzenli olarak giden Pehlivan, kursun sonunda evine dikiş öğrenmenin mutluluğuyla dönüyor. Hayatın zorluklarını giyim kursu sayesinde aştığını ve kursa geldiği için çok mutlu olduğunu ifade eden Pehlivan, “5 yaşından beri engelliyim. Havale geçirdiğimden dolayı engelli kalmışım. İki çocuğum var. Birisi öğretmenliği kazandı ama atama bekliyor. Oğlum da şu anda askerlik yapıyor. Şu anda evde tek kaldığımdan dolayı canım sıkılıyordu. Belediyemizin böyle bir tesiste kurs açtığını öğrenince bu kursa geldim. Şu anda çok mutluyum. Bu kursta dikim yapmayı öğrendim. Belediyemize böyle bir tesis açtığı için çok teşekkür ediyorum” dedi.



“Engelli olduğumu bile hissetmiyorum”


Yıllardır evinden neredeyse hiç çıkmadığını, psikolojik yardım aldığını ve hayatının ise Selçuklu Gençlik Merkezi’ndeki giyim kursuna katıldıktan sonra değiştiğini ifade eden Pehlivan, “Engelli olduğumdan dolayı her yere gidemedim daha doğrusu gidemiyordum. Belediyemizin açtığı bu kurs benim için çok büyük bir avantaj oldu. Gerçekten de çok mutluyum. Şu anda engelli olduğumu bile hissetmiyorum. Kimi insanlar, ’ben bunu başaramam veya yapamam’ diyenler var. Ben bütün engelli kardeşlerime sesleniyorum, belediyemizin açtığı bu tür kurslara başvuru yapsınlar, kurslara katılsınlar ve bu kurslar kendilerine çok güzel katkılarda bulunur” şeklinde konuştu.



“Kursta çok güzel bir ortam var”


Kursta zamanının çok güzel geçtiğini belirten Pehlivan, “Evde daima boş boş oturuyordum. Sıkıntı ve stres oluyordu. Şu an bu kursta arkadaşlarımı tanıdım. Hocamız çok iyi ve böyle bir ortamda olduğum için çok mutluyum. Çok güzel bir ortam var. Kurstaki diğer bayanlarla anlaşıyoruz. Herkesi de bu kursa bekliyorum. Böyle bir kursu açtığı için Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin” diye konuştu.



Yaşadığı zorlukları ve engelini giyim kursu sayesinde aşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.