GENEL - 01 Nisan 2017 Cumartesi 01:50

Bakan Eroğlu’ndan evetli espriler

A
A
A
Bakan Eroğlu’ndan evetli espriler

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu katıldığı Giresun Tanıtım Günleri açılışında, “evetli” esprileriyle güldürdü.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu katıldığı Giresun Tanıtım Günleri açılışında, “evetli” esprileriyle güldürdü.


Giresun Federasyonu tarafından Yenikapı’da 11’incisi düzenlenen Giresun Tanıtım Günleri’nin açılışına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’da katıldı. Açılışta renkli görüntüler sergileyen Bakan Eroğlu, çay topladı, Giresun’a özgü mayıs helvasını keserle kesti, konuşmasında ise hizmetlere “evetli” yanıt istedi.


Giresun Federasyon Başkanı Mehmet Kuğu, Giresun Günleri’nin daha önce Feshane’de yapılıp efsaneye dönüşüp Giresun’un kabuğunu kırarken, Yenikapı’da yeni kapılar açarak devam ettiğini söyledi.


Bakan Eroğlu’un “evet”ine, CHP’li vekilden hayırlı” olsun yanıtı


Giresunlular’a hemşerilerim diye hitap edip vefa borcu olduğunu ifade eden Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu; “Nasrettin Hoca’ya nerelisin diye sorduklarında daha evlenmedim diye cevap vermiş. Ben ise evlendim. Bu yüzden Giresunlular’a hemşerilerim diye hitap etmek istiyorum. Ayrıca Giresunlulara birde vefa borcumuz bulunmaktadır. Çünkü istiklal harbinde Giresunlular Afyonkarahisar’a gelerek düşmanı püskürtüp büyük bir zafer kazanarak bizleri kurtarmışlardır. Bu yüzden vefa borcumuzu ödemek için Giresun’dan gelen her talebe “evet” diyoruz. Her şeye evet demeye devam edeceğiz.” Derken CHP’li Giresun Milletvekili Bülent Bektaşoğlu’nun ise “Hayırlı” olsun sözleri ise Bakan Eroğlu’nu ve salondakileri güldürdü.


Bakan Eroğlu’ndan evetli hizmet müjdesi


Bakan Eroğlu konuşmasına Giresun’a yapacağı projelere “evet” isteyerek yine evetli esprileriyle devem etti.


Bakan Eroğlu; “Giresun’da açılım yapmak için Doğu Karadeniz Açılım Projemiz var. Hedefimiz 2019’un sonuna kadar 30 milyardan fazla yatırım yaparak göletleri, barajları ve içme suyu ihtiyacını tamamlamak .Bir özel projemiz daha var. Giresun’u tabiat, doğa ve eko turizm le önemli bir merkez haline getirmektir. Hatta “Dünyada cenneti göreceksen gel Giresun’a” diye bir slogan dahi buldum. Giresun için Tabiat Turizm Mastır Planı hazırladık. İnşallah “Evetli” olsun. Bu hizmetlere “evet mi?” İnşallah “evet” diyoruz.”


Bakan Eroğlu fındık kırarak açılış yaptı


Bununla birlikte ormanlarımızı da halka açıyoruz. Giresun’a ceviz, badem ve bal ormanları kuracağız. Giresun’un biyolojik çeşitliliği bol. Bu çeşitliliği değerlendirmek için yüzde 20’ye varan hibe krediler sağlayacağız tek isteğimiz Giresun balını bir marka oluşturmaktır. Yine ayrıca tapulu olan boş arazi sahiplerine de 3/2 hibe verip bu arazileri gelire dönüştürmeyi amaçlıyoruz.” dedi.


Bakan Eroğlu yaptığı konuşmanın ardından programa katılan milletvekilleri ve Giresun Federasyonu yönetimiyle birlikte tahta çekiçle fındık kırarak Giresun Günlerinin açılışını gerçekleştirdi. Daha sonra ilçe Belediyelerinin ve derneklerin kurduğu yöresel stantları gezen. Bakan Eroğlu çay toplayıp, helva keserek renkli görüntüler sergiledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.