GENEL - 28 Haziran 2019 Cuma 14:27

Altı görev yerinde altı çocuk sahibi oldu

A
A
A
Altı görev yerinde altı çocuk sahibi oldu

Her görev yaptığı yerde bir çocuk sahibi olan Kaymakam Erdoğan Turan Ermiş, altıncı çocuğuna ise Giresun’un Görele ilçesinde sahip oldu.

Her görev yaptığı yerde bir çocuk sahibi olan Kaymakam Erdoğan Turan Ermiş, altıncı çocuğuna ise Giresun’un Görele ilçesinde sahip oldu.


Bugüne kadar görev yaptığı Ankara, Yozgat, Sarıkamış, Mardin, Zile’de beş çocuk babası olan Kaymakam Erdoğan Turan Ermiş, son görev yeri Giresun’un Görele ilçesinde ise 6. defa baba olmanın mutluluğunu yaşadı. Her çocuğunun ayrı bir doğum yeri olmasının mesleğinin güzellikleri arasında olduğunu ifade eden Kaymakam Ermiş, “Çocuklarıma baktıkça görev yaptığım yerleri, ülkemi görüyorum. Ne mutlu bize ki eşimle her görev yaptığımız yerde bir çocuk mutluluğu yaşadık. Çocuklarımızın kimliklerinde doğdukları yerler, benim içinse görev yaptığım yerler kayıtlı. Üçü erkek, üçü kız olmak üzere toplam altı çocuk sahibiyiz” dedi.



“Aile planlaması yanlış bir projeydi”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üç çocuk tavsiyesiyle yanlış olan aile planlaması baskısının da ortadan kalktığını anlatan Kaymakam Ermiş, “Günümüzde çok çocuklu ailelere pozitif gözle bakılıyorsa bunda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni evlenen çiftlere en az üç çocuk tavsiyesi vardır. Bu tavsiye yanlış olan aile planlaması baskısını da ortadan kaldırmıştır. Her çocuk ülkenin geleceğidir, zenginliğidir. Avrupa’da giderek nüfus yaşlanmakta, ülkelerin yaşlı nüfusu artmaktadır. Ülkemizde ise aksine genç nüfus çoğunluktadır. Bu da ülkemizin en büyük güvencesidir. Bu güvenceyi devam ettirebilmekte çok çocuk sahibi olmakla mümkündür” şeklinde konuştu.



“Çocuk da yaptık, kariyer de”


Çocuk yapmanın eşinin ve kendisinin kariyer yapmasına engel olmadığını anlatan Kaymakam Ermiş, “Toplumda çocuklar kariyer yapmalarına engel olabilir diye bir olumsuz algı olsa da bu doğru değildir. Eşim doktor, ben ise kaymakam olarak görev yapmaktayım ama bu altı çocuk sahibi olmamıza engel olmadı. Esasen kariyer basamaklarını tırmanma isteği ve çocuk sahibi olma arzusu, sorumluluk bilinci içerisinde gerçekleştirildiğinde bireylerin ruh ve kalp dünyası ile aile ve toplum yaşantısına inanılmaz güzellikler katar. Eşimin doktorluğu ve benim kaymakamlık görevim her ikisi de çalışma hayatı yoğun ve yorucu olan mesleklerdir. Mesai mefhumu olmaksızın 24 saat görev yaparlar. Kaymakam ilçede devlet hizmetlerinin en üst seviyede yürütülmesinden sorumlu, doktor ise hastanelerin tam gün hizmet vermesine bağlı olarak mesai dışında nöbet ve icap görevi yapar. Ama buna rağmen çocuklarımıza ayıracak zamanımız fazlasıyla olmuştur” diye konuştu.


Vatana ve topluma faydalı çocuklar yetiştirmekten mutlu olduklarını anlatan Kaymakam Ermiş’in eşi Dr. Hatice Ermiş ise, “Biz zaten 23 Nisan günü evlenmiştik. Bir gün yaşlanıp emekli olduğumuzda elde çocuklar, gelin ve damatlar kalacak, makam mevki olmayacak. Vatana ve topluma faydalı çocuklar yetiştirebilmek bizleri mutlu etmeye yetiyor. Çocuklar bizi yormak yerine aksine işten eve geldiğimizde yorgunluğumuzu alıyorlar” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Joao Pereira: "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim, bundan kaçmıyorum’’ Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Samsunspor mağlubiyetiyle ilgili, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. İlk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ dedi. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Corendon Alanyaspor kendi sahasında karşılaştığı Samsunspor’a 3-2 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, "Maça iyi başladık. İlk dakikalarda 2-3 kez topu üçüncü bölgeye taşımayı başardık. 3-4 korner pozisyonlarına girmeye başardık. Ama karar anlarında çok iyi değildik ve kornerlerden de bir şey çıkaramadık. Oyun eşit gidiyordu. İki takımda oynamaya çalışıyordu. Büyük bir pozisyon yoktu. Samsunspor’un golüne kadar. Gol pozisyonunda da stoper kendi ceza sahasından bizim ceza sahamıza kadar top sürerek geldi. Pas verdi, asist yaptı. Bu imkansız, böyle bir gol yemek kabul edilemez. Bu seviyede böyle bir hata kabul edilemez. Çocuklarım da futbol oynuyor. Onların maçlarında bile kabul edilemeyecek bir durum. Rakip ceza sahasından diğer ceza sahasına kadar top sürmesi kabul edilemez. Daha fazla baskı yapılması gerekiyor en fazla faul ile durdurulması gerekiyor. Golden sonra da özgüvenimiz düştü. Zaten Beşiktaş maçında mağlup olmuştuk. Sonrasında ikinci gol kendi aramızdaki bir top kaybından geldi. Ve Samsunspor için kolay bir gol oldu. Basit hatalar yaptık ve cezası ağır oldu. Devrede bazı değişikliler yaptık, daha fazla risk aldık ve adam adama döndük. Sonrasında 2-1’i yakalayacak pozisyonlar bulduk. Mesela Steve Mounie’nin kafa pozisyonu var. Kendi oyuncuma çarptı kaleye giden top. Adam adam oyunda bazı zorluklar oluyor. Adam adama oynama kapasitesine sahip oyuncularımız yok. Tüm maç boyunca bunu sürdürecek karaktereristlik özelliğimiz yok. Özellikle Beşiktaş maçı gibi zorlu maçın ardından bunu yapamazdık. Bazı sıkıntılar yaşadık rakip de 3-4 gol şansı yakaladı. Risk alınca rakibimiz 3. golü buldu. Ama sonrasında oyuncularım inanmaya devam ettiler 2. ve 3. golü buldular. Son topu da uzun kullanabildik. Ama topu kaybettik. Bugün maçta iyi şey bizim adımıza oyuncularımızın son dakikaya kadar mücadele etmesiydi. "3 final maçımız var’’ Son kalan 3 maçlarının final niteliğinde olacağının altını çizen Pereira, "Şimdi odaklanmamız gerekiyor. Çünkü önümüzde 3 final maçımız var. Ve galibiyette uzlaşmak için de rakibe hiç birşey vermemiz gerekiyor. Son iki maçta rakibimize çok fazla şanlar verdik. Çok iyi organizasyonlarla gelen goller değildi bizim hatalarımızdan gelen gollerdi. Samsunspor hak etti demiyorum. Ama goller bizim hatalarımızdan geldi. Bunu kabul etmek çok zor. Bazen Rakip çok iyi oynar iyi organizasyon yapar bize zorluk çıkarırlar o zaman alkışlarım. Ama böyle basit goller yiyin kabul etmesi gerçekten zor oluyor. Bir sonraki adımımız hataları aza indirmek olmalı. Şimdi 3 final maçımız var 9 puan alabilir. Bizim için önemli’’ ifadelerini kullandı. Samsunspor maçı yenilgisinin ilk sorumlusunun kendisi olduğunu aktaran Pereira, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. ilk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ şeklinde konuştu.
Kayseri Kayseri’deki ‘ilaç yolsuzluğu’ davasında tutuklu sanık kalmadı Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastaların adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu 88 milyon 591 lira zarara uğrattıkları iddia edilen 2’si tutuklu 12 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşma sonunda davada tutuklu sanık kalmadı. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastalar adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla aralarında eczacı ve eczacı kalfalarının da bulunduğu 2’si tutuklu 12 sanığın yargılanmasına 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Bir sanığın mazeret belirterek katılmadığı duruşmada, resmi evrakta sahtecilik yaparak kamu zararına neden olduğu suçlamasıyla hakim karşısına çıkan eczacı ve eczacı kalfalarının ifadelerinde ortak kanaat, hastaneden gelen e-reçete ve raporları kendilerinin düzenleme yetkilerinin olmadığı oldu. Eczacılar kalfaları işaret etti Eczane sahipleri ifadelerinde reçeteleri sisteme kalfalarının girdiğini söyleyerek eczacı kalfalarını işaret ederken, kalfalar ise eczacı onayı olmadan reçeteleri işleme koymadıklarını ifade etti. Eczacılık sisteminin işleyişinden bahseden sanıkların tamamı, "E-reçete veya raporu doktor düzenler. Bu raporların altında üç profesörün ve başhekimin onayı bulunur. Bize gelen rapor ve reçeteleri kontrol ettiğimizde SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kurallarına uygun olduğunu gördükten sonra ilacı depodan isteriz. Süreçte bizim başka bir müdahalemiz olamaz" şeklinde beyanda bulundular. İlacı temin eden ile teslim alan belirlenemedi Sanık ifadelerinde ilacı eczanelerden kimin teslim aldığı noktasında da farklı iddiaların olması dikkat çekti. Tutuklu eczacı kalfaları E.Ö ve E.Ö’nin teslim aldığı, ilacı eczaneden istediği yönünde ifadelerde bulunuldu. Ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde görevli M.Ç’ın doktorların elektronik imzalarını kullanarak bu reçete ve raporları hazırladığı yönünde de beyanlarda bulunuldu. "Benim adıma ilaç bir yıl süreyle alınmış" Şikayetiyle ‘ilaç yolsuzluğu’ davasının başlamasına neden olan C.B., iddialarını mahkemede tekrarlayarak, "Benim adıma bir yıla yakın süre bu ilaç temin edildi. Ben defalarca SGK’ya, CİMER’e şikâyetlerde bulundum. Ne zaman konu basında yer aldı, o zaman soruşturma açıldı. Bu ilaç bana hiç ulaşmadı, benim adıma birileri aldı ve sattı. Şikâyetçiyim, mağdur edildim" dedi. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturma Sanıkların tamamının dinlenmesinin ardından sanık avukatları dinlendi. Avukatlar soruşturma aşamasındaki eksikliklere de dikkat çekerek, ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçlamasının kabul edilemeyeceğini, evrakı düzenleyenin doktorlar olduğunu, eczacıların yalnızca kendilerine ulaşan reçeteleri işleme koyduklarını vurguladı. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturmanın da dava açısından önemli olduğunu dile getiren avukatlar, bu konuda bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulmasını talep etti. Ayrıca sanık avukatları, HTS kayıtları ile söz konusu reçetelerin tarihleri arasında da uyuşmazlık olduğunu, savcılığın süreci gerekli titizlikte yürütmediğini belirtti. Tutuklu sanık kalmadı Savcılık, mütalaasında adli kontrol şartı bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasını, tutuklu bulunan 2 sanığın da tahliyesini talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, savcılık mütalaası doğrultusunda 2 sanığın tahliyesine, diğer sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasına, mahkeme önünde ifade veren tüm sanıkların davadan vareste tutulmasına karar verdi. Mahkeme ileri bir tarihe ertelenirken, davada tutuklu sanık kalmadı.