SAĞLIK - 23 Mart 2020 Pazartesi 11:47

Ekşi mayalı ekmek hem sağlıklı, hem uzun ömürlü oluyor

A
A
A
Ekşi mayalı ekmek hem sağlıklı, hem uzun ömürlü oluyor

Hazır mayanın ortaya çıkmasıyla unutulan ekşi maya ile üretilen ekmekler son yıllarda tekrar yaygınlaşmaya başladı.

Hazır mayanın ortaya çıkmasıyla unutulan ekşi maya ile üretilen ekmekler son yıllarda tekrar yaygınlaşmaya başladı. Anadolu’da yüzyıllardır kullanılan ekşi mayanın özellikle sindirim sistemi ve genel metabolizma üzerindeki olumlu etkileri bulunduğu belirtildi.


Avrupa’da probiyotik üzerine eğitimler alan ve Türkiye’de ekşi mayanın kullanımının yaygınlaşması için eğitimler düzenleyen Adem Demir ekşi maya ve fermantasyon yöntemiyle üretilen gıdaların önemini anlattı.


Probiyotik uzmanı Adem Demir, “Asıl uzmanlık alanımız ekşi maya ve fermantasyon yöntemiyle üretilebilen gıdalar. Bunun içerisinde yoğurt, turşu çeşitleri ve maya çeşitleri var. Yani ekşi maya denildiğinde tek bir maya değil ve bunun çeşitleri var ve bunlarla ilgili eğitimler veriyorum. Ekşi mayanın faydalarına gelecek olursak, ekşi maya öncelikle sindirim sistemi ve genel metabolizma üzerinde çok olumlu etkileri vardır. Ekşi maya buğdayda bulunan glüteni ve şekeri ve diğer enzimleri parçalayarak geliştiği için dolayısıyla insan vücudunda özellikle sindirim sistemi üzerinde çok olumlu etkiler sağlamaktadır ve bağışıklık sistemi üzerinde çok büyük faydaları vardır. Dolayısıyla bizim ülkemizde ekşi maya zaten yüzyıllar önce var olan bir şeydi. Fakat hazır mayanın ortaya çıkmasıyla beraber bunlar unutuldu. Ülkemizde de bunu tekrar yaygınlaştırmak için kurslar düzenleyerek eğitimini veriyoruz. Ekşi maya ile üretilen ekmekler ve diğer unlu mamul çeşitlerinin tamamı endüstriyel katkılara göre çok daha besleyici ve dayanıklı olmaktadır. Dolayısıyla ekmeğin ömrünün uzun olması, sindiriminin kolay olması ve insan vücudunda faydalarının en üst seviyede olmasını sağlamaktadır. Ekşi mayanın bize katacağı şeyler ekmek israfını büyük ölçüde engellemektir. Çünkü ekşi mayayla yapılan ekmekler piştikten sonra bile fermantasyon sürecini devam ettirdiği için çok güçlü bir fermente gıda haline gelmektedir.” dedi.


Buğday, arpa, çavdar ve yulaf ekmeğinin insan sağlığı üzerindeki faydalarını da anlatan Demir,“ Kullandığımız malzemelerin tamamı iyi tarım uygulaması yapılmış buğdaylardan elde edilen ürünün taş değirmenlerde hiç bir kimyasal katkı kullanılmadan ve kepeği ayrılmadan üretilen un olarak elimize gelmektedir. Dolayısıyla geleneksel yöntemlerle üretilen gıdaların fabrika usullerine göre üretilen gıdalara göre daha sağlıklı ve uzun ömürlü. Dolayısıyla çavdar bizim ülkemizde çok fazla tercih edilmemesine rağmen ciddi manada besleyici değeri çok yüksek ve kalp dostu özelliklede glüten hassasiyeti olan kişilerin bolca tüketmesi gereken bir ekmektir. Yine bunun yanında arpa ekmeğinde bulunan bazı minerallerin insan vücudu üzerindeki çok olumlu etkileri klinik testlerle kanıtlanmıştır. Bunlardan bir tanesi de insanlarda vücut kitle endeksini kendisi düzenliyor. Ayrıca çok iyi bir kalp dostudur. Bunun yanında yine insan üreme organları üzerinde çok olumlu etkileri var. Yulaf ekmeği ise başlı başına vitamin ve mineral kaynağıdır. Dolayısıyla sporcuların yulaf ezmesi olarak tükettikleri yulaf aslında ekmek olarak üretildiğinde besleyiciliği on kat daha artmaktadır. Yeni doğum yapmış annelere özellikle yulafı öneriyorum. Çünkü süt verimini artırır ve annenin vücudundaki olumsuz etkileri en aza indirir. Çocuğun beslenmesinde özellikle emzirme döneminde çocuğun büyümesine ve daha sağlıklı yetişmesine büyük katkılar sağlamaktadır. Yine bunlarda yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır" ifadelerini kullandı.



“Ekşi mayalı ekmek hem sağlıklı, hem uzun ömürlü”


Giresun’da ekmek fırını işleten Akın Türkeş ise ekşi mayanın hem ekmeğin kalitesini artırdığını hem de kullanım ömrünü uzattığını kaydetti.


Fırın işletmecisi Türkeş, “Yaklaşık 27 yıllık meslek hayatımda 10 yıldır ekmek fırını işletiyorum. Ekşi mayanın ekmekteki faydaları, ekmeğin kalitesini artırır, ekmeğin bayatlama süresini uzatır, ekmek israfını önler. Hazır maya ile yapılan ekmekte daha hızlı bayatlama görülür. O yüzden biz bütün mamullerimizde ekşi maya kullanıyoruz. Müşterilerimizde bu konudan memnun. Ekmeğimiz bayatlamıyor ve israf olmuyor, ekmeğimizin lezzeti de ayrı bir güzel oluyor. Bu maya Karadeniz yöresinde yaygın kullanılır. Bunun farkını taş fırın ekmeğinde anlarsınız. Yani endüstriyel fabrika ekmeklerinde anlaşılmaz bu. O yüzden biz bu şekilde kullanıyoruz ve müşterimizde memnun. Bütün ekmeklerimizde ekşi maya kullanıyoruz. Ekmeğin kullanım süresinin uzun olması hem tüketici açısından hem de bizim açımızdan iyi. Hem kalitemiz artıyor hem de ekmeğimiz israf olmuyor. Bu şekilde ekmeğimizin israfını önlemiş oluyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
Düzce I. Ulusal bölgesel kalkınma kongresi başladı Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen ve bölgesel kalkınma alanındaki bilimsel birikimi ve deneyimi bir araya getiren "I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi" başladı. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda ki programa; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, protokol üyeleri ile ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin, böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için onur duyduklarını ifade etti. YÖK 2016 yılında başlattığı Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olma başarısı gösterdiğine dikkat çeken Tekin, ihtisaslaşma faaliyetleriyle bölge halkına katkı sunduklarının altını çizdi. Düzce Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinin katma değerli projelerle ihtisaslaşma sürecine verdikleri katkılarla ilgili örnekler paylaşan Tekin; Düzce Üniversitesi Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uyulama ve Araştırma Merkezi’nin kompost gübre, malç, tıbbi mantarlar, Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi’nin Yığılca arısının tescili ve arı ürünleri, Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin fındıktaki verimi artıran çalışmaları, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin GETAT uygulamaları başta olmak üzere sürdürülebilir kalkınmaya destek oldukları projeler hakkında bilgiler aktardı. Kongrenin ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları anlamında önemli bir misyonu olduğunu söyleyen Emine Tekin, programa destek olan kişi ve kurumlara teşekkür etti. "Bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yapıyoruz" Programda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, 2016 yılında Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’na dahil olan Düzce Üniversitesi’nin çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaştığını vurguladı. Düzce Üniversitesi’nin bölgesel kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Rektör Sözbir, bu alanda BAP projelerine yüzde 50 oranında artırımlı destek sunduklarını ifade etti. Özellikle Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı alanlarında derinlikli projeleri hayata geçirdiklerine işaret eden Sözbir, bölgesel kalkınmanın önemi üzerinde durdu. Alanında ilk olma özelliği taşıyan kongre ile üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi, bilimsel bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek bölgemizin ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarının altını çizen Sözbir, programın hayırlı olmasını temenni ederek sözlerini sonlandırdı. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının sayısının artması ve her şehre bir üniversite kurulmasının sonrasında üniversitelere farklı misyonlar yüklendiğini belirterek, YÖK’ün de Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı’nı başlattığını ifade etti. "Düzce Üniversitesi GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürütüyor" Düzce Üniversitesi’nin GETAT ve çevre alanlarında takdir edilen çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Şeker, gelecek nesillerin kendisini yetkin hissetmesi noktasında bölgesel kalkınma misyonunun çok kıymetli olduğunu vurgulayarak çalışmaların uzun soluklu ve sürdürülebilir olmasını temenni etti. Derinlikli oturumlarla farklı bakış açıları Açılış ve protokol konuşmalarının ardından davetli konuşmacıların sunumlarına geçildi. Prof. Dr. Emine Tekin’in moderatörlüğündeki oturumda, Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, "Fikirden Kliniğe: Rejeneratif Tıpta Translasyonel Yolculuk" başlıklı sunumunda, yenileyici tıpta eksozom ve bor üzerinde geliştirdikleri öncü çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Güler Kazancı, "Sağlıkta Bütünleyici Yaklaşımlar ve Bölgesel Kalkınma: TÜGET Modeli ve Türkiye Perspektifi" adlı konuşmasında, sağlık sisteminde dönüşüm, fikirden ürüne dönüşüm mekanizması olan TÜGET Entegratif Modeli ile yaptıkları çalışmalardan söz etti. BEE’O Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ise, "Arı Ürünlerinin Standardizasyonu ve Fonksiyonel Ürün Uygulamaları" başlıklı sunumunda, arı ürünlerinin Ar-Ge ve inovasyonuyla ilgili 25 yıllık bilgi birikimini anlattı. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gürler ve Dr. Öğr. Üyesi Zehra Seda Boztunalı’nın Avrupa Birliği projelerine ait eserler, Arş. Gör. Dr. Özkan Işık’a ait bölgeye özel Aslanlı Mozaik ve Tykhe heykeli motiflerinin yer aldığı eserler ile Öğr. Gör. Dr. İrem Gürsu’nun fındık, shiitake mantarı ve takla böceği illüstrayonlarından oluşan sergi ve Düzce Üniversitesi’nin ihtisaslaşma kapsamında ürettiği ürünlerin yer aldığı stantlar da ziyaretçiler tarafından ilgi ve beğeniyle takip edildi. Geleneksel Kağıt Atölyesi workshop çalışması ile Kültür Sanat ve Dans Topluluğu’nun halk oyunları gösterisi sonrasında kongrenin açılış paneline geçildi. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın moderatörlüğündeki panelde Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, çevrim içi olarak "Bölgesel Dinamiklerin Bilgiye Dayalı Kalkınma İçin Harekete Geçirilmesi" başlıklı konuşmasında bölgesel kalkınmanın multidisipliner bir yaklaşım üzerine inşa edilmesi gerektiğini aktardı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜBA Ödülü sahibi Prof. Dr. Özcan Erel, inovasyon ve inovasyon çalışmaları üzerine katılımcıları bilgilendirdiği konuşmasında, inovasyonun yalnızca bir fikir olmadığını aynı zamanda işe yarayan bir nitelik bulundurması gerektiğini vurguladı. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız "Ar-Ge Ekosistemi ve Fikri Sınai Mülkiyet Hakları" başlıklı sunumunda üniversite–kamu–sanayi iş birliğiyle ortaya konulan katma değerli üretimin önemini ele aldı. Oturumun son konuşmacısı olan Erciyes Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜBA İlim Yayma Ödülü sahibi Prof. Dr. Mustafa Soylak, "Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye İçin Önemi" başlıklı sunumunda önemli ve stratejik değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir, Burdur, Sivas ve Malatya başta olmak üzere ülkemizin pek çok bölgesinin nadir toprak elementleri bakımından zengin olduğunu ifade eden Soylak, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik yol haritası paylaştı.