GENEL - 10 Nisan 2020 Cuma 14:12

Giresun'da Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluş yıl dönümü sade bir törenle kutlandı

A
A
A
Giresun'da Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluş yıl dönümü sade bir törenle kutlandı

Türk Polis Teşkilatının 175. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Covid-19 tedbirleri kapsamında az sayıda personelin katılımıyla sade bir tören düzenlendi.

Her yıl 6 ile 12 Nisan tarihleri arasında kutlanan Polis Haftası ve Türk Polis Teşkilatının 175. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Giresun Valiliği önündeki tören alanında Atatürk Anıtına çelenk sunma töreni gerçekleştirildi. Tören Giresun İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş ve İl Emniyet Müdürü Yardımcılarının katılımıyla yapıldı.

Törende konuşan İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, “Kamu düzeninin sağlanması, halkımızın huzur ve güvenliğinin sürekli hale getirilmesi için görevlerini üstün hizmet ve sorumluluk duygusu içerisinde yerine getirildiğini getiren meslektaşlarımın, topluma güven veren hizmetlerinin en iyi şekilde devam edeceğine olan inancım tamdır. Köklü tarihinden aldığı güç ve mazisine sığdırdığı başarılarla, milletine aşk ve sadakatle hizmet eden emniyet teşkilatımız, temel hak ve özgürlüklere saygılı, hukukun üstünlüğüne bağlı bir anlayışla yoluna 175 yıldır devam etmenin haklı gururunu yaşamakta ve devletinin emrinde, milletinin hizmetinde gelecek yüzyılları hedeflemektedir.”dedi.

Korona virüs salgını nedeniyle de polis teşkilatının şefkat ve özveriyle görevlerini yerine getirmekte olduğunu da ifade eden Aktaş, “ Emniyet Teşkilatı olarak aziz milletimizin karşılaştığı her türlü tehdide karşı koruyucu, önleyici, şefkatli bir yaklaşım sergileyerek tüm zorlukların üstesinden geleceğimize inanıyor; son süreçte dünya ve ülkemizin sağlığını tehdit eden koronavirüs salgınına karşı da vatandaşlarımızı korumak için büyük bir özveri ve fedakârlıkla mücadele eden sizlerin sağlığı, güvenliği ve her türlü ihtiyacını karşılamak için yanınızda olmaya devam ediyoruz. Genel asayiş, terör ve uyuşturucu ile mücadele, trafik güvenliği ve düzeninin sağlanması noktasında aldığı önlemlerle daha huzurlu, daha güvenli ve daha mutlu bir Giresun için çalışan teşkilatımızın her bir mensubuna, gösterdikleri üstün gayret, fedakârlık ve özveri için şükranlarımı sunuyorum. Bu duygularla başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatan, bayrak ezan ve Kur’an mukaddesatı için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyor, fedakârca görev yapan değerli meslektaşlarıma ve kıymetli ailelerine sağlık ve esenlikler diliyorum. Ayrıca vatandaşımızın huzur ve güvenliğini temin etme noktasında bizlere her türlü katkı ve desteği sunan Valimiz Harun Sarıfakıoğulları’na, dost ve kardeş Jandarma Teşkilatı’na, Sahil Güvenlik Komutanlığı’na, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına, Sivil Toplum Kurum,Kuruluşlarına, vatandaşlarımıza, selam, saygı ve hürmetlerimi takdim ediyorum.” dedi. 

Covid-19 tedbirleri kapsamında sosyal mesafe kuralına uyularak ve az sayıda personelin katılımıyla gerçekleştirilen tören Atatürk Anıtına çelenk sunmanın ardından sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Tescilli lezzet kabak tatlısı depremzede ailenin ellerinde lezzet buluyor HATAY (İHA) – Hatay’ın yöresel lezzeti olan tescilli kabak tatlısı, depremin ardından yeniden hayata tutunan depremzede baba, kız ve torunun ellerinden lezzet buluyor. Babasından öğrendiği mesleğini evladına da öğreten Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getirdi. Antakya ilçesi Kuzeytepe Mahallesi’nde yaşayan Aynur Öztürk, depremin ardından yeniden hayata tutunarak kabak tatlısı üretmek için iş yerini kurdu. Babasından öğrendiği mesleğini 14 yıldır sürdüren Öztürk’e kabak tatlısı mesaisinde babası Süleyman Öztürk ve oğlu eşlik ediyor. El lezzetiyle Türkiye’nin birçok iline kabak tatlısını tattıran Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getiriyor. Kabak tatlısının yapım sürecini anlatan Aynur Öztürk, "Kabak tatlımız, Hatay’ın yöresel lezzeti. Bu mesleği ben babamdan öğrendim ve yıllardır devam ettiriyorum. Kabak soyulup, tek tek elden geçip çatallanıyor ve kirece yatırılıyor. Kabağı 1 gün kireçte beklettikten sonra kazanlara dizip, kaynıyor. Suyunu döküp, şekerini ekledikten sonra pişmeye bırakıyoruz. 1 gün piştikten sonra dinlendirip, paketliyoruz. 14 yıldır, babamla birlikte bu işi yapıyorum. Depremden önce ailemle birlikte çalışıyordum, depremin ardından sıkıntılarımızı atlatıp devam ettik. Kalkınmak zorundaydık, yine çok şükür bu günlere. İnternet ve telefon üzerinden ulaşan herkese gönderim sağlıyoruz. Ankara, İstanbul, Kahramanmaraş, Gaziantep, Antalya, Adana ve bütün illerimize gönderim sağlıyoruz. Tohumunu üreticilerimize verip, biz onlardan satın alıyoruz. Kabağımız Konya ve Niğde’den geliyor. Kabaklarımızı stoklayıp, hazırlıyoruz. Bu yıl kabakları biraz yüksek fiyattan stokladık. Satışlarımızda bu yıl biraz düşüş var ve tüketim biraz daha iyi. Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" dedi. Babasından öğrendiği kabak tatlısının sırrını kızına ve torununa aktaran Süleyman Öztürk ise, "20 yıldır bu işi yapıyorum, babamın mesleğiydi ve ben de ondan öğrendim. Kızıma, torunuma da bu işi öğrettim ve onların eli de lezzetli" dedi.
Trabzon Yüksek fiyat verenler oldu ama o baba yadigarı diye satmıyor Trabzon’un Maçka ilçesinde Oğuz ailesi, baba yadigârı olan ve yaklaşık 30 yıldır kendilerinde bulunan yarım asırlık geçmişe sahip Ford marka kamyonu, kapalı garajda 7 yıldır büyük bir özenle koruyor. Babasının 2019 yılında vefat etmesinin ardından aracı trafiğe çıkamadıklarını belirten Maçka Ziraat Odası Başkanı Ogün Oğuz, aracı kapalı garajda muhafaza ederek yalnızca belirli aralıklarla kontrol amaçlı çalıştırdıklarını belirtti. Araca yüksek fiyat vermelerine etmelerine rağmen satmadıklarını belirten Oğuz, kendileri var olduğu müddetçe baba yadigarı kamyonu saklayacaklarını hata bu yönde vasiyet te bile bulunduklarını söyledi. Baba Refik Oğuz, özellikle 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a yapılan uluslararası taşımacılıkta aracı uzun yıllar kullanırken 2019 yılında vefat etmesinin ardından araç bir daha trafiğe çıkmadı. Araca maddi değil, manevi değer olarak baktıklarını belirten Ogün Oğuz, araca yüksek fiyat bile teklif edenlerin olduğunu ancak satmayı hiç düşünmediklerini söyledi. Türkiye’de bu tür eski ticari araçların giderek azaldığına dikkat çeken Oğuz, kamyonun kendileri için sadece bir araç değil, aynı zamanda bir aile geçmişinin simgesi olduğunu belirterek, "Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak" dedi. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz Kamyonu baba yadigarı olarak sakladıklarını belirten Oğuz, "Rahmetli babamın aracıdır; Ford kamyon. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz. Araç yaklaşık 30 yıldır bizde. Babam 2019 yılında vefat etti; o zamandan sonra araç trafiğe çıkmadı, ancak ara ara garajda kontrol amaçlı çalıştırıyoruz. Kapalı bir alanda muhafaza ediyoruz. Babam bu araçla genelde transit taşımacılık yapar, İran’a çalışırdı. Satın diyen çok oldu; yüksek fiyat teklif edenler bile çıktı, ancak baba yadigârı olduğu için satmayı düşünmüyoruz. Aracımız yaklaşık yarım asırlık. Babam 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a nakliye yapıyordu. Araç o dönem oldukça faaldi; zamanının meşhur araçlarındandı. Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak. Bununla ilgili bir proje olursa, örneğin restore edelim, koruyalım denirse o zaman yardımcı oluruz. Biz bunun maddi boyutunda değiliz; sadece bir hatıra olarak kalmasını istiyoruz. Bu nedenle her türlü projeye açığız. Yakın çevrem zaman zaman "sat" diyor, bizi arayanlar oluyor; ’satar mısınız?’ diye soranlar çıkıyor. Ancak biz maddi değil, manevi değerine bakıyoruz. Zaten Türkiye’de bunlardan çok fazla kalmadı" diye konuştu.