YEREL HABERLER - 12 Mart 2012 Pazartesi 11:23

DOĞANKENT’TE HES BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI

A
A
A
DOĞANKENT’TE HES BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI

Giresun’un Doğankent ilçesinde, Harşit Çayı üzerine yapılmakta ve yapılacak olan Hidroelektrik Santralleri (HES) ile ilgili çevreye olumsuz etkileri konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Harşit Çayı Platformu tarafından Doğankent Enver Öztürk Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya konuşmacı olarak katılan Çevre Mühendisi Özgür Temiz, Doğankentliler’in HES’ler konusunda yanlış bilgilendirildiklerini, bu yanlış anlamaların önüne geçmek amacıyla toplantı düzenlediklerini söyledi. Halkın içme suyu, tarım ve hayvancılıkta kullandığı suların kullanım hakkının yöre halkına ait olduğunu belirten Temiz, Doğankentliler’in ve yöre halkının sulardan faydalanmasını sağlanması gerektiğini ifade etti.
Çevre Mühendisi Özgür Temiz’den sonra söz alan avukat Alptekin Ocak, yargı sürecinden örnekler verdiği konuşmasında, HES davaları ile açtıkları davaların sürdüğünü belirtti. Yaşam alanları üzerinde bir takım faaliyetlerin olduğunu ifade eden Ocak, “HES’lerin verdiği zararların başında derelerde bulunan balıklar, sosyal yaşam ve ülkenin elektrik ihtiyacı karşılanması anlamında kurumsal zararları var. Gümüşhane’den doğan bir dere Giresun’un en büyük vadisi Tirebolu’dan denize dökülüyor. Bu derenin üzerinde kaç tane HES yapıldığı, kaç tane yapılacağını ve bu santrallerin neler getireceği görmezden geliniyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın söylediği iki şey var ‘biri can suyu bırakıyoruz diyor birde bu projeler yenilenebilir bir enerjidir ve değirmenler kadar masum projelerdir’ diyor. Oysaki HES’lerle ilgili yapılan çalışmalar hiçte bizim bildiğimiz değirmenlere benzemiyor” dedi.
Derelerin suyunun değiştirildiğinde ve dereninin üzerine onlarca HES kurulduğunda sıkıntıları da beraberinde getirdiğini ifade eden Ocak, “Yöremizde ortalama 80–90 kilometre su havzaları var bu havzaların en büyük havzası ise Harşit Çayı’dır. Giresun sınırlarında bulunan Harşit çayı üzerinde 90 kilometrelik bir vadi içersine 12–15 tane ortalama 5’er kilometre mesafelerle HES santrali kurarsanız bunun sonuçları açıkçası bir yıkım bir felaketle sonuçlanır. Bizim yaşam alanlarımız üzerinde planladıkları faaliyetleri eğer bize gelip anlatmış olsaydınız zamanında onlara müdahale edebilirdik. Bizi kimse ciddiye almıyor kimse bize bir şey sormuyor. Ciddiye alınmadığımız için de barajların bitme aşamasına geldiğinde tartışabiliyoruz çünkü ihtiyaç hissetmiyorsunuz. Bu gelişmeleri bana 5 yıl önce söyleseydiniz belki bu gün daha farklı yerde olabilirdik. Bizim ülkemizde ne çevreye ne de insana önem veriliyor” diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırıkkale "İrtikap" davasında karar: Eski belediye başkanın da aralarında olduğu 5 sanığa hapis cezası Kırıkkale’de Yahşihan Belediyesi’ne yönelik "icbar yoluyla irtikap" soruşturması kapsamında görülen davada, eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur’un da aralarında bulunduğu 4 sanığa 6 yıl 8’er ay hapis cezası verildi. İtirafçı eski belediye personeli sanık ise 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılırken, dosyada yargılanan 6 sanığın beraatine karar verildi. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya; eski Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur, eski başkan yardımcısı Celal Yıldırım, eski başkan yardımcısı O.U., iş insanı Ulaş Biçer, eski imar müdürü Semih Aksakal, eski personel Yekta Niyazi Yıldırım, M.S., iş insanı Z.Ç., iş insanı D.A. ile taraf avukatları katıldı. Diğer tutuksuz sanıklar Ö.B. ve E.Y. ise duruşmada yer almadı. Mahkeme heyeti, duruşmada sanıkların ve avukatların son savunmalarını dinledi. Eski başkan Sungur, suçlamaları kabul etmediğini belirterek beraatini talep etti. Eski başkan yardımcısı O.U. ise belediyede görevli olmadığını ve imza yetkisinin bulunmadığını savunarak, "Nasıl oluyor da irtikap suçundan yargılanıyorum 147 gün hapis yattım" dedi. İtirafçı sanık Yekta Niyazi Yıldırım da diğer sanıkların kendisine yönelttiği suçlamaları kabul etmedi. Yıldırım, doğruları söylediğini ve hedef haline getirildiğini öne sürerek beraatini istedi. Diğer sanıklar da suçlamaları reddederek beraat talebinde bulundu. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ahmet Sungur, Celal Yıldırım, Semih Aksakal ve Ulaş Biçer’e "irtikap" suçundan 6 yıl 8’er ay hapis cezası verdi. Yekta Niyazi Yıldırım ise aynı dosya kapsamında 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, dosyada yargılanan 6 sanığın beraatine hükmetti. Heyet ayrıca Ahmet Sungur, Celal Yıldırım, Semih Aksakal ve Yekta Niyazi Yıldırım hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 53/5 maddesinin uygulanmasına karar verdi. İş insanı Ulaş Biçer hakkında ise TCK’nin 53/1 maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma kararı uygulandı. Olay Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca Yahşihan Belediyesine yönelik yürütülen "icbar yoluyla irtikap" soruşturması kapsamında, 19 Eylül 2025’te dönemin Belediye Başkanı Ahmet Sungur ile bazı şüpheliler gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında Ahmet Sungur, Celal Yıldırım, Semih Aksakal, Ulaş Biçer ve O.U. tutuklanmış, diğer şüpheliler ise serbest bırakılmıştı. Başsavcılıkça hazırlanan iddianamede, Sungur ve 8 sanık hakkında "icbar suretiyle irtikap" suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istenmişti. E.Y. ile Z.Ç. hakkında ise suça yardım ettikleri gerekçesiyle 2 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianame, Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş, tutuklu sanıklar ise önceki celselerde tahliye edilmişti.
Kayseri Eski eşini okuduğu fakültenin önünde öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet Kayseri’de eski eşini okuduğu fakültenin önünde pompalı tüfekle vurarak öldürmekten tutuklu yargılanan şahıs, ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldı. 23 Ekim 2025’te Erciyes Üniversitesi kampüsünde meydana gelen olayda, Edebiyat Fakültesi Halk Bilimi öğrencisi ve 3 çocuk annesi Meliha Keskin, fakülte önünde eski eşi F.K. ile karşılaştı. Başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğü olayda F.K., pompalı tüfekle eski eşine ateş etti. Vurulan kadın ağır yaralanırken, olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ERÜ Tıp Fakültesi’ne kaldırılan Meliha Keskin, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinden kaçan F.K. ise ekipler tarafından kampüs içinde yakalandı. 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık F.K. ve avukatı ile Meliha Keskin’in yakınları ve avukatları, Kayseri Barosu Başkanı Murat Tolga Özsoy, eski Kayseri Barosu Başkanı Ali Köse, Türk Kadınlar Birliği Şube Başkanı Ayşe Uzunlu ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Duruşmada son sözleri sorular sanık F.K., eski eşini tasarlayarak öldürmediğini savunarak, eski eşinin kendisini aldattığını, 3 çocuğu için DNA testi istediğini söyledi. Sanığın avukatı da olayda tasarlamanın söz konusu olmadığını, zamana yayılmış bir tahrikin söz konusu olduğunu belirterek, haksız tahrik ve lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep etti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti hiçbir indirim uygulamayarak, F.K.’yı ’tasarlayarak kadına ve boşanılan eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası ile cezalandırdı. Kararın açıklanmasının ardından duruşmayı takip eden avukatlar, sanığın kendilerini tehdit ettiğini belirtti.
Muğla Başkan Mandalinci’den 1 Mayıs mesajı: "Hayatın yükünü emek taşır" Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı. Başkan Mandalinci, artan ekonomik zorluklar karşısında emeğin ve dayanışmanın değerine dikkat çekerek, hayatı kuran tüm işçi ve emekçilerin bayramını kutladı. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi: "Sokaklardan atölyelere, limanlardan şantiyelere, hastanelerden sınıflara, toprağın derinliğinden kentin kalbine kadar emeğiyle hayatı kuran, üretimi sürdüren tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Emek, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum. Bugün, hayatın nasıl ayakta kaldığını hatırlamak için önemli bir gün. Kentler büyüyor, üretim biçimleri değişiyor, teknoloji hızla ilerliyor; ancak bütün bu dönüşümün merkezinde hala insan emeği var. Son dönemde yaşanan ekonomik sıkışma, artan hayat pahalılığı ve geçim baskısı, emeğin günlük yaşam üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdi. Bu tablo, yalnızca bir tespitin ötesinde çözüm üretme sorumluluğunu da büyüten bir gerçektir. Çalışma hayatı dönüşürken güvencesizlik, gelir dengesizliği ve yaşam standartlarına ilişkin kaygılar daha fazla hissediliyor. Gençlerin geleceğe dair beklentileri, kadınların üretim içindeki görünürlüğü, farklı sektörlerde çalışanların karşılaştığı zorluklar, toplumun ortak gündemini oluşturuyor. Bu alanlarda atılacak her adım toplumsal dengeleri de doğrudan etkiliyor. Kent yaşamı, emeğin her alanda karşılık bulduğu bir düzenle güçlenir. Üretimin sürdürülebilirliği, sosyal dengelerin korunması ve yaşam kalitesinin yükselmesi, bu anlayışın hayata geçirilmesiyle mümkündür. Bu doğrultuda emeği merkeze alan, insan odaklı ve dengeli bir yaklaşımı kararlılıkla sürdürmek temel bir sorumluluktur. 1 Mayıs, dayanışmanın hatırlandığı, ortak bir gelecek fikrinin yeniden güç kazandığı bir gündür. Bu bilinçle, emeğiyle hayatı mümkün kılan herkese saygı duyuyor; daha güçlü bir toplumsal yapı için çalışmaya devam ediyorum. Tüm işçi ve emekçilerimizin 1 Mayıs Emek, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun."