ASAYİŞ - 23 Ağustos 2023 Çarşamba 01:26

Giresun’da trafik kazası: 1 ölü, 4 yaralı

A
A
A
Giresun’da trafik kazası: 1 ölü, 4 yaralı

Giresun’un Keşap ilçesinde kontrolden çıkan araç uçuruma yuvarlandı. Kazada 1 kişi öldü, 4 kişi ise yaralandı.



Edinilen bilgilere göre, ilçenin Karabulduk köyünden ilçe merkezine seyir halinde bulunan Hüseyin K. idaresindeki 28 ABE 681 plakalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yaklaşık 200 metrelik dere yatağına yuvarlandı. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edilirken, kazada araç sürücüsü Hüseyin K.,Hasan K., Furkan K. ve Hanife K. yaralandı, 48 yaşındaki Halime Karaca ise olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralıları ve hayatını kaybeden Hanife Karaca’yı araçla yuvarlandıkları uçurumdan AFAD ve Giresun İtfaiye ekipleri çıkardı.


Olayla ilgili soruşturma başlatıldı



Giresun’da trafik kazası: 1 ölü, 4 yaralı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay Denizli’de öğrencilerle buluştu Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Piyano Festivali kapsamında Denizli’ye gelen dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, öğrencilerle bir araya gelerek tecrübelerini paylaştı ve mini bir konser verdi. Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Piyano Festivali kapsamında Denizli’ye gelen dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, Denizlili sanatseverlerle buluştu. Festival çerçevesinde ilk olarak Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi’nde öğrencilerle bir araya gelen Onay, genç müzisyenlerle sohbet ederek sanat yolculuğuna dair deneyimlerini paylaştı. Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Onay, müzik eğitiminin önemine değinerek genç yeteneklere tavsiyelerde bulundu. Program kapsamında öğrencilere mini bir piyano dinletisi de sunan Onay, performansıyla büyük beğeni topladı. Ünlü piyanist, akşam saatlerinde ise Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserle Denizlili vatandaşlarla buluştu. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği konser, katılımcılardan büyük alkış aldı. Festival kapsamında gerçekleşen etkinlik, müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi öğretmen ve öğrencilerine övgüyle bahseden devlet sanatçısı Gülsin Onay, yaptığı açıklamada, "Bu gerçekten sözlere sığmayacak kadar gurur verici bir olay. Çünkü festival dokuz yıldır düzenleniyor ve her geçen yıl daha da büyüyor. Bu yıl sanırım yaklaşık beş yüze yakın katılımcı var. Gerçekten muhteşem. Ben de bugün öğrencileri dinleme fırsatı buldum. Hocalarıyla birlikte bir araya geldik ve performanslarını çok beğendim. Düzeyleri oldukça iyi. Onlarla sohbet etme imkânı da bulduk. Bu akşamki konser öncesinde böyle bir ortamda bulunmaktan dolayı çok mutluyum ve emeği geçen herkesi içtenlikle tebrik ediyorum. Bu organizasyon büyük bir emek, ciddi bir hazırlık ve yoğun bir çalışmanın ürünü. Ben de her zaman gençlerin yanındayım ve onların gelişimini görmek hepimizi çok mutlu ediyor. Bu da bana büyük bir heyecan veriyor" şeklinde konuştu. Denizlili müzikseverlerle buluştuğu için heyecanlı olduğunu ifade eden sanatçı Onay, "Üniversitenin bu güzel salonunda, harika bir ortamda Denizlili müzikseverlerle müziği paylaşacak olmak benim için büyük bir mutluluk olacak" dedi. Bu yıl 9’uncusu düzenlene Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi Piyano Festivalini geleneksel hale getirmekten mutluluk duyduklarını ve festivalde dünyaca ünlü sanatçıları ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirten Okul Müdürü Sinan Demircan, festival kapsamında yaptığı açıklamada, "Piyano Festivali, Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi ile bütünleşmiş bir festivaldir. Bu yıl dokuzuncusunu düzenlediğimiz festival, Denizli ve Ege Bölgesi’nde müziğe ve sanata gönül veren, piyano çalmayı seven müzisyenlerin ve müzik öğrencilerinin bir araya geldiği önemli bir platform haline gelmiştir. Festival sayesinde katılımcılar yalnızca müzikal duygularını değil, aynı zamanda sahne performanslarını da sergileme fırsatı bulmaktadır. Okul ve kurum politikalarımız açısından baktığımızda ise Denizli ve Ege Bölgesi’nde kültürel ve sanatsal etkinliklere mutlaka yer verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda kurum olarak Piyano Festivali’ni hayata geçirdik. Bugün ise festivalimizin finalinde, dünyaca ünlü devlet sanatçımız Gülsin Onay’ın gala konseriyle bu özel etkinliği taçlandırmış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın Aydın dağlarında incir ve zeytin üreticisinin karasabanla zorlu mücadelesi başladı Türkiye’nin en fazla incir ve zeytin üretiminin yapıldığı Aydın’ın verimli dağlarında çiftçilerin karasabanla zorlu mücadelesi başladı. Baharın gelmesiyle birlikte toprağın tavı kaçmadan arazilerini sürmek isteyen üreticiler, zorlu arazi şartlarında karasabana koştukları atlarla yoğun mesai harcıyor. Dağlık alanlarda modern tarım makinelerinin kullanılamaması nedeniyle üreticiler, geleneksel yöntemlerden biri olan karasabanla arazilerini sürmeye devam ediyor. Bu yıl Ramazan ayının çift sürme dönemine denk gelmesi nedeniyle çiftçilerin mücadelesini oruçlu olarak sürdürüyor. Atlarla çift süren vatandaşlardan Atilla Özkan, dağlık arazilerde traktörle çalışmanın mümkün olmadığını belirterek, "Arazilerimiz çok eğimli olduğu için traktör giremiyor. Bu yüzden yıllardır atlarla karasaban kullanıyoruz. Toprağın tavı kaçmadan sürmemiz gerekiyor. Ramazan ayında oruçlu olsak da üretim için çalışmaya devam ediyoruz" dedi. "Günlük 6 bin TL aylık 180 bin TL kazanıyorlar" Çalıştıktan sonra herkesin ekmeğini kazanabildiği ve yılın 12 ayı çalışana işin bulunduğu Aydın’da atlarla çift süren ilkokul mezunu bir kişi mühendis ve doktor maaşına eş değer para kazanıyor. Piyasa değeri 40-50 bin TL olan ve çift sürmeye alışık 2 ata sahip olan Aydın’ın dağ köylerindeki erkekler, sezon boyunca günlüğü 6 bin TL’ye çift sürüyor. Aylık kazançları 180 bin liraya yaklaşan çiftçiler çalıştıktan sonra herkesin para kazanabileceğini ancak yeni neslin zor geldiği için atlarla çift sürmeye yanaşmadığını belirtti. Günlük kazancının oldukça iyi olduğunu belirten çiftçilerden Atilla Özkan, "Şu anda günlük 6 bin TL yevmiye ile çift sürüyoruz. Bu da ayda 180 bin TL ediyor. Çok şükür güzel para. Buna rağmen bu işi yapan kişi sayısı çok az. Yeni nesil bu işi yapmak istemiyor. Atlarla çift sürmek zor bir iş olduğu için gençler pek yanaşmıyor" diye konuştu. Toprağın tavını kaybetmeden işlenmesinin ürün verimi açısından büyük önem taşıdığını belirten çiftçiler, hem incir hem de zeytin ağaçlarının daha verimli olması için arazileri zamanında sürmeye çalıştıklarını ifade etti.
İstanbul Atakan Karazor: "Dünya Kupası’na katılmak için gerekenlere sahibiz" Almanya Bundesliga ekibi Stuttgart’ta top koşturan milli futbolcu Atakan Karazor, A Milli Takım’ın her takımla mücadele edebilecek yüksek kalitede bir kadroya sahip olduğunu söyleyerek, "Dünya Kupası’na katılmak için gerekenlere sahip olduğumuzdan eminim, ancak elbette bunu kanıtlamamız gerekiyor" dedi. Almanya Bundesliga takımlarından Stuttgart’ta top koşturan milli futbolcu Atakan Karazor, takım olarak ligde ve Avrupa’da verdikleri mücadeleden Avrupa Ligi’nde Fenerbahçe ile oynadıkları karşılaşmaya, milli takıma dahil oluş sürecinden Dünya Kupası elemelerine kadar birçok konuda İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "Bu takımda daha çok potansiyel var" Sezon başlangıcının kendileri için zor olduğu ancak daha sonra takım olarak olumlu bir gelişim gösterdiklerini belirten Karazor, "Şu anki durumumuza bakarsanız, DFB-Pokal yarı finallerine ulaştık, Avrupa Ligi son 16 tu"rundayız ve Bundesliga’da Avrupa kupalarına katılma mücadelesi veriyoruz. Henüz en iyi performansımızı da sergilemedik ve bu takımda daha çok potansiyel var. Bu yüzden genel olarak, sezonun kritik aşamasına başlamak için sağlam bir konumda olduğumuzu söyleyebilirim" ifadelerini kullandı. "Fenerbahçe maçı benim ve ailem için gerçekten özeldi" 29 yaşındaki futbolcu, UEFA Avrupa Ligi lig aşamasında Fenerbahçe ile İstanbul’da oynadıkları karşılaşmaya dair duygu ve düşüncelerini de şu cümlelerle aktardı: "Fenerbahçe maçı benim ve ailem için gerçekten özedi. Bir yandan, Türk kökenlerim ve akrabalarım nedeniyle ki birçoğu hala Türkiye’de yaşıyor, diğer yandan da inanılmaz tutkulu taraftarları olan mutlak bir üst düzey takıma karşı oynadığımız için çok özeldi. Sadece takımlarının kalitesi nedeniyle değil, İstanbul’da oynadığımız ve stadyum atmosferinin son derece yoğun olduğu için de zor bir maçtı. Ne yazık ki o gün en az 1 puan alamadık ancak bence bu sezon Avrupa Ligi’nde her takımla ve her stadyumda rekabet edebileceğimizi gösterdik." "Avrupa sahnesinde takım kaptan olarak sahaya çıkmak gurur verici" Stuttgart ile Bundesliga’ya yükselme başarısının yanında ligde kalma mücadelesi veren ve Şampiyonlar Ligi’nde oynama şansı yakalayan Karazor, bu iniş ve çıkışların kendisini nasıl etkilediğine dair, "Son birkaç yıldır Stuttgart ile bu yolculuğun bir parçası olmaktan ve her şeyi bizzat deneyimlemekten gurur duyuyorum; 2. Bundesliga’dan yükselişimizden, küme düşmekten kıl payı kurtulmamıza ve ardından üst üste ikinci yıl Avrupa kupalarında mücadele eden ve hatta geçen sezon DFB-Pokal’ı kazanan bir takıma dönüşmemize kadar. Burada geçirdiğim süre boyunca hem oyuncu olarak hem de liderlik rolümde, saha dışında da çok geliştiğimi düşünüyorum. Kulüp için ilk maçımı 2019’da oynadım ve o zamandan beri kulüp armasını 200’den fazla kez giyme onuruna eriştim. Şimdi Avrupa sahnesinde takım kaptan olarak sahaya sürebilmek gerçekten gurur duyduğum bir şey, özellikle 2019’da nerede oynadığımızı düşünürsek" değerlendirmesinde bulundu. "Süper Lig’den teklif almıştım" 2023 yılında Stuttgart ile sözleşme imzalamadan önce Süper Lig’den teklif aldığını da sözlerine ekleyen milli futbolcu, "Sözleşmemi uzatmadan önce, Süper Lig de dahil olmak üzere farklı yerlerden çeşitli teklifler almıştım. Elbette hangi kulüplerin ilgilendiğini duymak güzeldi ve menajerlerim de bir şeyler dinledi. Ancak benim için kalmak istediğim kesinlikle açıktı. Geçen yıl da söylediğim gibi, Stuttgart benim için birinci, ikinci ve üçüncü seçenekti" dedi. "Türkiye ile olan derin kişisel bağım tercihimde etkili oldu" Türkiye ile Almanya milli takımları için oynama hakkına sahip olan ve tercihini ay-yıldızlı ekipten yana kullanan Atakan Karazor, bu süreçte yaşananları şöyle anlattı: "Bu kararı bir gecede vermedim. Almanya ve Türkiye’yi çok severek büyüdüm ve her ikisinin de harika milli takımları var. Türkiye Futbol Federasyonu ile ilk temasım 2024 yılında oldu ve o an benim için çok özeldi. Aile köklerim orada ve bu formayı giymek benim için özel bir gurur kaynağı. Ayrıca Alman milli takım teknik direktörüyle de kısa bir görüşme yaptım. Ancak sonunda beni ikna eden şey, net bir sportif bakış açısı ve Türkiye ile olan derin kişisel bağ oldu. Geçen yılın sonunda milli takımda ilk maçımı oynamak bir hayaldi. Milli takım formasını ilk kez giymek benim ve ailem için çok gurur verici bir andı." "Montella üst düzey bir teknik direktör" A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella’dan da övgüyle bahseden 29 yaşındaki futbolcu, "En üst düzeyde çok fazla deneyime sahip, üst düzey bir teknik direktör. Bir takım kurmayı ve geliştirmeyi, oyuncuların bireysel olarak ilerlemesine yardımcı olmayı çok iyi bildiği açıkça görülüyor. Takıma yapı ve netlik getiriyor ve onun rehberliğinde takım önemli adımlar attı. Takımın birlikte çalışma şekli ve sürekli gelişmesi onun etkisini gösteriyor. Onunla çalışmaktan keyif alıyorum ve güvenini kazanmak, ona ait olduğumu göstermek için her antrenmanda elimden gelenin en iyisini yapıyorum" ifadelerini kullandı. "Dünya Kupası’na katılmak için gerekenlere sahibiz" Kırmızı-beyazlı futbolcu, A Milli Takım’ın, 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri play-off turu yarı finalinde Romanya ile ardından da finali kalınması halinde Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle oynayacağı müsabakalar hakkında görüşlerini aktardı. Karazor, "Takımın ‘büyük’ ülkelerle rekabet edebildiğini görmek harika. Ne yazık ki çeyrek finalde Hollanda’ya karşı şanssız bir şekilde az farkla yenilerek yarı finale çıkamasalar da, Türkiye’nin büyük turnuvalarda rekabet edebileceğini gösterdiler. Yaklaşan Dünya Kupası eleme play-off’larını da aynı şekilde görüyorum. Çok iyi bir yolda olduğumuza ve herhangi bir takımla boy ölçüşebileceğimize inanıyorum. Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler veya Kenan Yıldız gibi Avrupa’nın en büyük kulüplerinden gelen ve en üst seviyede oynayan oyunculara ve kadromuzdaki genel kaliteye bakarsanız, gerçekten çok yüksek bir kaliteye sahibiz. Dünya Kupası’na katılmak için gerekenlere sahip olduğumuzdan eminim, ancak elbette bunu kanıtlamamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "Dünya Kupası’nda oynamak inanılmaz bir başarı olurdu" Dünya Kupası’nda oynama hayalini de paylaşan Atakan Karazor, "İnanılmaz bir başarı olurdu. Her oyuncunun hayali en üst seviyede mücadele etmek ve ülkesini en büyük sahnede temsil etmektir. Dünya Kupası en büyük sahnedir ve bir ulus olarak orada olmamızı ve renklerimizi temsil etme onuruna erişebilmemi sağlamak için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum" diyerek sözlerini noktaladı.
Adana Almanya’dan Filistin’e barış yürüyüşü Almanya’dan Kudüs’e yürüyen 41 yaşındaki Sabina Struck, Filistin’e destek vermek ve dünya barışına dikkat çekmek için 9 ay önce yürüyerek çıktığı yolda Adana’ya ulaştı. Kentte bir gece dinlenen Alman kadın, zorlu rotasına kaldığı yerden devam etti. Almanya’nın Gebrazhofen kasabasında yaşayan 41 yaşındaki Sabina Struck, İsrail’in saldırısı altındaki Filistin’e destek vermek ve barış çağrısında bulunmak amacıyla yaklaşık 9 ay önce yürüyüşe başladı. Almanya’dan Kudüs’e uzanan uzun bir yolculuğa çıkan Sabina Struck, güzergahı üzerinde Adana’daki belediyeye ait Taşköprü Konukevi’nde mola verdi. 1 gece mola verdikten sonra Struck, yeniden yola çıktı. Filistin’e destek olmak ve dünyaya barış mesajı vermek amacıyla yollara düştüğünü belirten Struck, sınırları ve kültürleri aşan yürüyüşünün detaylarını İHA’ya anlattı. "Kudüs’e varıp varamayacağımı bilmiyorum" Yolculuğunda 9 ayı geride bıraktığını ifade eden Struck, "Geçen yıl temmuz ayında Almanya’da başladım. Sadece barış için, hem dünya hem de kendim için yürüyorum. Hiçbir planım yok, her şeyin ucu açık. Kudüs’e varıp varamayacağım hakkında hiçbir fikrim yok. Her şey belirsiz, sadece yürüdüğüm bir yol var. Bu yol benim için tüm ülkelerden ve kültürlerden bağımsız" dedi. "Türkiye’de insanlar çok yardımsever" Yol boyunca pek çok güzel insanla karşılaştığını belirten Sabina Struck, "Türkiye’de ve geçtiğim yollardaki insanlar çok yardımsever. Benim bu yolda sevdiğim şey de bu. Benim hedefim varış noktası değil, yolun sadece bu kısmı. Bu yolun tadını çıkarıyorum" diye konuştu. "En uzun barış yolunu yürüyorum" Savaşlardan ziyade dünyaya farklı bir perspektiften baktığını vurgulayan Struck, yürüyüşünün ruhsal boyutuna da değinerek şunları söyledi: "Bulunduğum yerin Türkiye, Avusturya veya Almanya olması benim için önemli değil. Benim için önemli olan her ülkenin bana sunacak bir hediyesi olması. Etrafımda çok fazla barış ve uyum görüyorum. Bazen bir sebebimiz olmaz, hayatınızda sadece bir his uyanır ve bazen eski hayatınıza ’dur’ der, kendi yolunuza gidersiniz. Ben en uzun barış yolunu ve en uzun kültür rotasını yürüyorum. Hepimizin içinde barış var, hepimizin içinde sevgi var. İçimizde tüm dünyayı affetmemiz bize çok yardımcı olur. Ruhumuzda ve kalbimizde sadece kendimize aitiz."