GENEL - 20 Temmuz 2016 Çarşamba 12:07

Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar Gümüşhane’de

A
A
A
Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar Gümüşhane’de

Türkiye Yol-Yapı-İnşaat İşçileri (Yol-İş) Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, darbe girişiminin arından ülkenin çok hassas bir dönemden geçtiğini belirterek, “Bizim bu dönemi atlatmamız lazım” dedi.
Ağar, beraberinde sendikanın Genel Merkez, Trabzon 1 ve 2 Nolu Şube Başkan ve yöneticileriyle Gümüşhane İl Özel İdaresi’ni ziyaret etti. İlk olarak Genel Sekreter Ekrem Akdoğan’ı makamında ziyaret ederek istişare eden Ağar, daha sonra kurumun sosyal tesislerinde 1 ve 2 nolu şube işçileriyle bir araya gelerek önemli mesajlar verdi.
Genel Sekreter Yardımcısı Selahattin Kocaman’ın da hazır bulunduğu toplantıda 15 Temmuz tarihinde hiç beklenmedik ve hiç istemedikleri bir olay yaşandığını belirten Ağar, “Konuşulacak genel sıkıntılar elbette var ama Cuma günü yaşanan sıkıntıların ardından ülkemizde herkesin birlik ve beraberlik içerisinde olma zorunluluğunu gördük. Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti bizim ülkemiz, hep birlikte sahip çıkmaz ise Cuma gecesi yaşanan olay hepimizin başına çöker ve mahvoluruz. Türkiye büyük bir tehlike atlattı. Hala sıkıntılar var. Bu sıkıntılarla mücadeleye devam ediliyor. İktidarı, muhalefeti, sivil toplum örgütleri ve bireyler olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bütün siyasi düşüncelerimizi bir tarafa bırakıp tek vücut olma mecburiyetindeyiz” dedi.
"Tedbirli olmak lazım"
Geçmişte Türkiye’nin ihtilaller yaşadığını fakat savaşlarda düşman ülkelerin bile bombalamadığı önemli noktaların bombalandığını kaydeden Ağar, “Türk askeri Türk milletine namlu çevirir mi? Mermi sıkar mı? TBMM’yi bombalar mı? MİT’i bombalar mı? Emniyeti bombalar mı? Darbe eğer programlandığı gibi gece 03.00’da olsaydı biz mahvolmuştuk. Ancak 5 saat önce bu işin duyulmasıyla birlikte milletin hepsi tek vücut olarak, tankların önüne çıkmasıyla bu iş zarar da verilse, can kaybı da olsa bu iş önlenmiştir. Biz hayatımızda böyle bir şey yaşamadık. Daha çok nifak sokulabilir, tedbirli olmamız lazım. Bu işi iç kargaşaya dönüştürebilirler. Tüm Türkiye Cumhuriyetine ve Türk insanına geçmiş olsun diyorum” diye konuştu.
Çalışma hayatının içerisinde olmaları nedeniyle sıkıntılarını gidermek için sürekli uğraş verdiklerini ifade eden Ağar, Yol-İş’in Türkiye’de en güçlü sendikalardan birisi olduğunu ve inşaat iş kolunda ki tek yetkili sendika olduklarını söyledi. Gerek Özel İdare’lerin gerek Karayolları’nın Türkiye’de en iyi hizmeti yapan teşkilatlar olduğunu vurgulayan Ağar, “Bu teşkilatların yaptığı hizmeti kimse inkar edemez. Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna kadar, dağların tepelerinde yol ağlarını ören bir teşkilat. Kışın kar mücadelesinde gece gündüz demeden çalışan teşkilatlar. Bu iki teşkilat, olmazsa olmaz teşkilatlarımızdan iki tanesi” ifadelerini kullandı.
“Büyükşehir yasasıyla birlikte bu illerde köyler unutuldu”
Büyükşehir yasasıyla birlikte İl Özel İdareleri’nin buralarda kaldırıldığını ve köylerin unutulduğunu savunan Ağar, şunları söyledi:
“Dağın başındaki köy mahalle oldu. O mahalleye kim hizmet götürecek? Büyükşehir Belediyesi. Gidiyor mu şimdi? Tartışılır. Bunları anlattık ama dinletemedik ve o köyler şuanda mağdur durumda. Kamuyu zayıflatmak değil güçlendirmek lazım. Kamu güçlü olursa Cuma günü olan olayların bir bölümü de olmayabilir.”
“Taşeron sistemi 1980’li yıllardan beri var”
Türkiye’de taşeron meselesinin sadece bu iktidar döneminde gündeme gelmediğini, 1980’li yıllardan beri var olan sistemin AK Parti döneminde daha çok yaygınlaştığını dile getiren Ağar, “Yol-İş sendikası 2010 yılında bu taşeron meselesine neşter vurdu. Karayolları’nda çalışan işçilerimizi sendikalı yaparak ve mahkeme kararıyla onları kamu işçisi yapma başarısına ulaştık. 10 bin işçimiz kadrolu kamu işçisi oldu. Aileleriyle birlikte hepsine hayırlı olsun. Hükümet diğer kamuda çalışan arkadaşlarımızla ilgili çalışmasını yapıyor” dedi.
“Kıdem tazminatına kimse dokunamaz”
Kıdem tazminatlarıyla ilgili kamuoyunda çeşitli tereddütler olduğunu ifade eden Ağar, “30 yıldan beri her yıl bu tazminat konusu gündeme gelir. Ama sonuçta hiçbirşey olmaz. Türk-İş’e rağmen kıdem tazminatına kimse dokunamaz. Bu konuyla ilgili hiçbir arkadaşımızın endişesi olmasın. Bugün işe giren için de bir şey olmaz, önceden girene de birşey olmaz” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Ağar, kurumun çalışma sahasında işçilerle hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra sendika temsilciğinde yetkililerle bir süre sohbet ettikten sonra kurumdan ayrıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Bu yara bandı hem hızlı iyileştiriyor hem de geri dönüşüm kullanılarak yapılıyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde geliştirilen, nanoteknoloji destekli ve antimikrobiyal özellik taşıyan yeni nesil yara bandı, yapılan deneylerde standart ürünlere göre daha hızlı iyileşme sağladı. Prof. Dr. Koray Sayın ise ürünün dünyada benzeri olmadığını belirterek, patent sürecine hazırlandıklarını ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel çalışma kapsamında, mevcut yara bantlarının yetersizliğinden yola çıkılarak geliştirilen yeni nesil yara bandı, sağlık alanında dikkat çeken bir yenilik olarak öne çıkıyor. Yara iyileşmesini hızlandırıcı ve antimikrobiyal özelliklere sahip olarak tasarlanan yara bandının, yapılan deneylerde hem enfeksiyon oluşumunu engellediği hem de iyileşme sürecini önemli ölçüde ise hızlandırıyor. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen hayvan deneylerinde üç farklı grup oluşturuldu. Geliştirilen yara bandının ise deney süresi boyunca hem kontrol grubuna hem de standart yara bandına kıyasla daha başarılı sonuçlar verdiği kaydedildi. Nanoteknoloji ile desteklenen yara bandında, gümüş elementi çevre dostu ’yeşil kimya’ yöntemiyle nano boyuta indirgenerek kullanıldı. Ayrıca çalışmada kullanılan gümüşün atık takılardan elde edilmesiyle, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından da önemli bir adım olarak görülüyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Koray Sayın, mevcut yara bantlarının enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldıramadığını belirterek, "Bu çalışmaya başlama amacımız, standart yara bantlarının yetersizliğini ortadan kaldırmaktı. Yara bandı kullanılsa dahi enfeksiyon gelişebildiğini gördük. Geliştirdiğimiz yara bandı ise hem yara iyileşmesini hızlandırıyor hem de antimikrobiyal özellik göstererek enfeksiyon riskini azaltıyor" dedi. Sayın, geliştirdikleri proje ile TEKNOFEST 2025’te yer alarak üçüncülük elde ettiklerini de söyleyerek, "Projenin ticarileştirilmesi için ise kısa süre içerisinde patent başvurusu yapmayı planlıyoruz" dedi. "Antimikrobiyal özellik sergileyen bir yara bandı üretmiş olduk" Koray Sayın, geliştirilen yara bandının yarayı daha hızlı iyileştirdiğini söyleyerek, "Bu geliştirdiğimiz yara bandının çıkış noktası tamamı ile bizim mevcut standart yara bantlarının yetersizliğini düşünmemizden yola çıkarak ortaya konuldu. Çünkü yara bandı da kullansak enfeksiyon gelişebiliyordu ve bundan ister istemez bir hastaneye yük oluşturuyordu. Bu yükün önüne geçebilir miyiz maksadıyla bu çalışmayı gerçekleştirdik. Normal yara bantlarından farkı ise yara iyileşmesini hızlandırıcı ve antimikrobiyal özellik sergileyen bir yara bandı üretmiş olduk. Bu çalışmada hayvan deneylerini de gerçekleştirdik. Gerçekleştirdiğimiz deneyler sonucunda üç gruba ayırdık. İlk olarak kontrol grubu yani hiçbir tedavi sürecini yapmadığımız bir tane standart yara bandı grubudur. Bir de bizim ürettiğimiz yara bandımız var. Yapılan bu çalışmalarda normal açık bırakılan yaranın halk tarafından da bilindiği üzere çabuk iyileştiği aslında çabuk iyileşmediğini fark ettik. Açık bırakılan yaranın üstü kabuk bağlıyor ve derinin büzülmesiyle birlikte yara kapandı gibi görülüyor. Ama altında enfeksiyonun geliştiğini tespit ettik. Bizim geliştirdiğimiz yara bandı toplam deney süresi boyunca hem kontrol hem de standart yara bandına göre hem daha iyi iyileşme sergiledi hem de antimikrobiyal özellik gösterdi. Bu antimikrobiyal özelliği de sergilerken nanoteknolojik bir özellik dahil ettik" dedi. "Çevre dostu bir şekilde ürettik" Bu yara bandının muadilinin şu anda dünyada olmadığını belirten Sayın, "Yara bandına gümüşü yeşil kimya yöntemi ile çevre dostu bir şekilde nano boyuta getirdik ve gümüşü yara bantlarımızda kullandık. Ürettiğimiz bu nano gümüşleri ise atık gümüş takılardan yola çıkarak çalışmamızda kullandık. Yani bir nevi geri dönüştürülebilir bir malzemeyi tekrardan revize ederek, kullanılabilir işlevsel bir özellik haline getirmiş olduk. Üretilen yara bandının muadili şu anda dünyamızda yok. Dünyada gümüş destekli yara bantları var bunu kabul ediyoruz, lakin hem yara iyileşmesini hızlandıran hem de antimikrobiyal özellik sergileyen nanoteknoloji özellikli bir yara bandı bulunmamaktadır. Türkiye’de ve dünyada da ilkiz. Üretim aşamasında ise önce bilgisayar ortamında yaklaşık 150 tane molekül tasarladık. Tasarladığımız molekülleri bilgisayar ortamında analiz ederek, potansiyeli en yüksek olan molekülleri belirledik. Sadece yara iyileşmesini hızlandırma açısından daha sonra bu potansiyeli yüksek moleküllerimizi sentezledik karakterize ettik ve bunları hücre kültüründe ilk etapta deneme fırsatı bulduk" diye konuştu. "Olumlu sonuçları not aldık ve tespit ettik" Paten başvurusunda bulunacaklarını ifade eden Sayın, "Molekülleri hücre kültüründe deneyerek tamamen yara iyileşme özelliğinin hangisinde daha iyi olduğunu tespit ettik. En son aşamada ise yara bantlarımızın prototipini üreterek, hayvanlarda deneme fırsatı bulduk. En sonda da olumlu sonuçları not aldık ve tespit ettik. Teknofest 2025’e katıldık. İstanbul’da beş günlük çok güzel bir organizasyona dahil olduk ve orada bulunmaktan mutlu olduk, gurur duyduk. Birçok kişinin katılmış olduğu bu festivalde bizler de yerimizi alarak, üçüncü olarak hanemize başarı kazandırmış olduk. Yara bandımızın ticarileşmesi konusunda atacağımız ilk adım hemen bir patent başvurusunda bulunacağız. Büyük ihtimal bir veya iki ay içerisinde ilgili ürünlere ve prototipe patent başvurusunu gerçekleştirerek, en azından ticari boyutta da bir anlam kazandırmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
Muğla Muğla’da play-off maçı öncesi birlik çağrısı Muğlaspor Başkanı Menaf Kıyanç, Şanlıurfa’daki kritik play-off maçı öncesi birlik çağrısı yaptı. İş insanlarına seslenen Kıyanç, "Şimdi Muğlaspor’a sahip çıkma zamanı. Bu şehir kenetlenirse hedefimize ulaşırız" dedi. Muğlaspor, Perşembe günü Şanlıurfa’da oynayacağı kritik play-off karşılaşmasına hazırlanırken, Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç açıklamalar yaptı. Takımın Teknik Direktör Mustafa Sarıgül yönetiminde çalışmalarını yoğun tempoda sürdürdüğünü belirten Kıyanç, Muğla’nın artık tek yürek olması gerektiğini söyledi. İş insanlarına destek çağrısı Kıyanç, "Bugün ayrılıkları değil, birlikteliği konuşma zamanıdır. Muğlaspor bu kentin ortak değeridir. Şimdi el ele verme, omuz omuza durma zamanıdır. Tüm iş insanlarımızı, esnafımızı ve Muğlaspor sevdalılarını kulübümüze destek olmaya davet ediyorum" dedi. Şampiyonluk pirimi desteği, saha reklamı, loca reklamı konusunda da çağrıda bulunan Kıyanç, "Takımımız büyük bir mücadele veriyor. Futbolcularımızın emeğine destek olmak isteyen herkesi taşın altına elini koymaya çağırıyorum. Bu şehri yeşil beyaza boyayalım. İnancımız tam, hedefimiz play-off’tan birinci çıkmak" ifadelerini kullandı. Yeşil-beyazlı ekip, Şanlıurfa’daki zorlu mücadeleden galibiyetle ayrılarak üst lig yolunda önemli bir avantaj elde etmeyi amaçlıyor.
Adıyaman Başkan Kılınç’tan kırsal kalkınma vurgusu Adıyaman İl Genel Meclisi Başkanlığı görevine seçilen Mehmet Kılınç, göreve başlamasının ardından şehrin yeniden yapılanması ve kalkınması için yürütülen çalışmalara hız verdiklerini söyledi. İl Genel Meclisi Başkanlığına seçilen Mehmet Kılınç, göreve başlamasının ardından vatandaşların yoğun ilgisiyle karşı karşıya kaldı. 1 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimle göreve gelen Kılınç, geçen yaklaşık bir aylık süreçte çok sayıda ziyaretçiyi ağırladıklarını belirtti. Muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, siyasi parti mensupları ve vatandaşlar, Kılınç’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunuyor. Kendisine gösterilen ilgiden memnuniyet duyduğunu dile getiren Kılınç, "Göreve geldiğimiz günden bu yana ciddi bir ziyaretçi yoğunluğu var. Vatandaşlarımızın desteği bizler için son derece değerli" ifadelerini kullandı. Deprem sonrası Adıyaman’ın yeniden ayağa kaldırılması için çalışmaların kesintisiz sürdüğünü vurgulayan Kılınç, kurumlarla koordineli bir şekilde sahada aktif görev aldıklarını söyledi. Kılınç, "Şehrimizi daha güçlü bir şekilde yeniden inşa etmek için tüm ekiplerimizle sahadayız. Özel idaremiz çalışmalarına aralıksız devam ediyor" dedi. Kırsal bölgelerin gelişimine de öncelik verdiklerini ifade eden Kılınç, köylerin yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla çeşitli projelerin hayata geçirildiğini belirtti. Bu yıl asfalt çalışmalarına erken başladıklarını aktaran Kılınç, kendi üretimleri olan kilitli parke taşlarıyla köylerin altyapı ihtiyaçlarını karşılamayı sürdürdüklerini kaydetti. Kılınç, hizmet sürecine katkı sunan tüm kurum ve yetkililere teşekkür ederek, Adıyaman için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini sözlerine ekledi.