YEREL HABERLER - 19 Eylül 2016 Pazartesi 16:29

Gümüşhane’de 23 bin 35 öğrenci için ilk ders zili çaldı

A
A
A
Gümüşhane’de 23 bin 35 öğrenci için ilk ders zili çaldı

Gümüşhane’de 2016-2017 eğitim öğretim yılı İlköğretim haftası törenlerle kutlanıyor.
Hükümet Konağı önündeki Atatürk Anıtına çelenk sunulmasının ardından program Işıl Sema Doğan İlkokulunda gerçekleştirildi.
Programa Vali Okay Memiş, Milletvekili Hacı Osman Akgül, Garnizon Komutanı Albay Cezayir Danışan, Belediye Başkanı Ercan Çimen, İl Emniyet Müdürü Orhan Kar, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ekrem Akdoğan, İl Milli Eğitim Müdürü Seydi Doğan, kurum müdürleri, okul müdürleri, veliler ve öğrenciler katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Eylül Sena Demir, Nisanur Evcan, Fatma Güzel Gül ve Selen Hazal Ayaz adlı öğrenciler günün anlam ve önemiyle ilgili şiirler okudu.
“Öğrenci, öğretmen, veli üçgeni şart”
Burada yaptığı konuşmada Gümüşhane’de 2016-2017 eğitim ve öğretim yılının açıldığını kaydeden Vali Memiş, öğrenci-öğretmen-veli üçlüsüne dikkat çekerek, “Üçlü denge olmazsa eğitimde başarı ve kaliteyi sağlamamız çok zor. Öğrenci, öğretmen ve veli üçlü dengesi şart. Çocuğuyla çok ilgili olmayan velilerimiz var. Bu konuda mutlaka duyarlılık göstermeleri gerekiyor” dedi.
“Tüm öğrencilerinize eşit davranın”
Öğretmenlerden de tüm öğrencilere mutlaka eşit davranılmasını isteyen Vali Memiş, “Böyle öğretmen olmayın. Çocuğa ne Vali’nin çocuğu diye, ne Belediye Başkanı’nın, ne zengin birisinin çocuğu diye farklı davranan öğretmen istemiyoruz. Bir çobanın çocuğu da değerli, bir hizmetlinin çocuğu da değerli. Bu çocuklar sizlere emanet” diye konuştu.
“Gümüşhane’yi daha yaşanılabilir bir kent haline getirmek bizim ödevimiz”
Gümüşhane’yi bütün ilçeleri ve bütün köyleriyle daha yaşanılabilir bir kent haline getirmenin kendi ödevleri olduğunu ifade eden Vali Memiş, “Yollarıyla, kamu hizmetlerinin tamamıyla, eğitimiyle, öğretimiyle, fiziksel mekanlarıyla. Bizler fiziksel mekanları nicelik olarak iyileştireceğiz ama niteliği de öğretmen arkadaşlar olarak sizler işleyeceksiniz. Elinizde bir maden var. Bu madeni nasıl işlerseniz o çocuklar öyle yetişecek, ne verirseniz onu alacaklar. İyi öğretmen olmak çok zor bir şey değil. Biraz fedakarlık ve samimiyet istiyor” ifadelerini kullandı.
“Yerli, milli ve manevi bir eğitimle geleceğimizi şekillendirebiliriz”
Gümüşhane’de ikili eğitim yapılmadığını, bunun da önemli bir unsur olduğuna değinen Vali Memiş, şunları söyledi: “Yeni okul ihtiyacımız neredeyse yok gibi. Mevcutların standartlarını da yükseltiyoruz. Dolayısıyla biz ödevlerimizi yapıyoruz. Sizler de ödevinizi yapmalı, bu çocukları değerler eğitimiyle beraber iyi yetiştirmeliyiz. Mutlak suretle bilimsel bir eğitimle çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşmak ve onu aşmak için bilimsel eğitim vermeliyiz. Ancak bilime taparcasına bilimsel eğitim değil. Bunun modası geçti. O materyalist felsefe değişmeye başladı. Bilginize tapmayacaksınız. Dolayısıyla değerler eğitimiyle beraber yerli, milli ve manevi bir eğitim verirsek çocuklarımıza ancak başarılı oluruz. Yerli, milli ve manevi bir eğitimle geleceğimizi şekillendirebiliriz.”
“Hiçbir öğrenci sürekli yükselen bir grafikle eğitimine devam etmez”
Hiçbir öğrencinin de sürekli yükselen bir grafikle eğitim ve öğretimine devam etmeyeceğinin altını çizen Vali Memiş, “Yaşadığı sorunlardan kaynaklı iniş ve çıkışları olabilir. Ama bütün çocuklar zekidir. Bunu unutmayalım. Her çocuğun hayatında ailesinde yaşadığı şeylerden dolayı eğitim grafiği sürekli yükselmez. Buna mutlaka dikkat edeceksiniz. Eğer grafik düşüyorsa mutlaka bir sebebi vardır. Bunu araştırıp, bulup o çocuğu mutlaka desteklemek zorundasınız” dedi.
“Yeni öğretmenlerimiz mutlaka şehirle kaynaşsınlar”
Öğretmenlerin aydın insanlar olduklarını, yeni atanan öğretmenlerin de şehirle kaynaşmasını çok istediklerini belirten Vali Memiş, “İnsanlar terbiyeyi ailesinde, kültürü okulda öğrenir. Bazı okullar diğer okullara göre kültürel değerleri daha yüksek okullardır” diye konuştu.
“FETÖ üretimde değil de eğitimde yuvalandı”
FETÖ terör örgütünün üretimde olmadığını fakat eğitimde yuvalandıklarını dile getiren Vali Memiş, “Niye bir sanayi kuruluşunda kadrolaşmadı da eğitim camiasında kadrolaştı. Gümüşhane sanayi sitesinde, üretimde yoklar, eğitimdeler. Sizlerin arasındaydılar. Eğitimi tercih ettiler. Neden? Nesiller yetiştireceklerini düşündüler. Her türlü siyasal sistemin, yönetimin eksikleri olabilir ancak hiçbir darbe teşebbüsü meşru görülemez. Ne Fetullahçı darbe girişimi ne de başka gerekçelerle yapılacak darbe girişimi. Lütfen kendi anayasal değerlerimize, Cumhuriyetin temel niteliklerine sahip çıkan, herkesi kucaklayarak eğitim ve öğretimimize devam edelim” diyerek sözlerini sonlandırdı.
“Devlet kurumlarıyla var”
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Hacı Osman Akgül ise Türkiye’de 15 Temmuz akşamı darbe girişimiyle gerçekleştirilen işgal hareketine karşı milletin verdiği kahramanca, cesurca, yiğitçe mücadelenin altını çizerek, Türkiye’de artık demokrasiyi tam anlamıyla güçlü bir şekilde tahkim etmenin kaçınılmaz bir sonuç olduğunu söyledi.
Devletin kurumlarıyla var olduğunu ifade eden Akgül, “Bu devletin kurumları bizim tek güvencemizdir. Oysaki biz güvencemizi devlette, devlet kadrolarında benim adamım olsun anlayışıyla bugüne kadar yürüttük. İnşallah bundan sonra bu tarz bir yapılanma değil, demokrasinin tahkimi açısından da kaçınılmaz olan çoğulcu bir yapılanmayla birlikte demokrasimizin de geleceğini güvence altına alacağız” dedi.
“Bu gençlik bu ülkeyi 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine ulaştıracak gençlerdir”
Milletvekili Akgül, “Eğer biz bu ülkede, bu coğrafyada güven ve huzur içerisinde yaşayacaksak, geleceğimizi daha güçlü bir şekilde tahkim edeceksek, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttiği muasır medeniyetler seviyesine çıkacaksak, 2023, 2053, 2071 hedeflerini yakalayacaksak bu ancak bizim genç nesilleri entelektüel birikimi yüksek seviyede yetiştirmemiz, onların bu ülkenin değerlerine, milli ve manevi değerlerine bağlı, saygılı birer kişi olarak, özgür kişi olarak yetiştirmemize bağlı. Eğer biz kişilerimizi özgür iradelerini kullanmaktan alıkoyup bir yerlere bağımlı hale getirirsek o gençliğin bu ülkeye vereceği hiçbirşey yoktur. Bu gençlik bu ülkeyi 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine ulaştıracak gençlerdir” diye konuştu.
“Geleceğimiz 14 Temmuz’dan daha aydınlık, daha güvendedir”
Eğitim kadrolarına çok önemli görevler düştüğünü, gençleri sorgulayabilen, hataları eleştirebilen ve geleceğe ışık tutabilen bireyler olarak yetiştirmeleri gerektiğini ifade eden Milletvekili Akgül, yeni neslin artık sorgulayabildiğini belirterek, “Eğer biz gençleri sorgulayabilen, doğruyu arayabilen, özgür iradesini kullanabilen bir nesil olarak yetiştirirsek bu ülkenin geleceği Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi muasır medeniyetler seviyesi üzerine mutlaka çıkacaktır. 15 Temmuz’da bu milletin demokrasisine, ülkesine, ülkesinin işgaline karşı ne kadar duyarlı, inançlı ve kahramanca mücadele vermek azminde olduğunu da ispatlamıştır ve geleceğimiz 14 Temmuz’dan daha aydınlık, daha güvendedir” dedi.
Eğitimin her vatandaş için hem bir hak ve görev, hem de milli bir sorumluluk olduğunu vurgulayan İl Milli Eğitim Müdürü Seydi Doğan ise “Eğitilmiş yüksek nitelikli insan bütün zamanların en kıymetli varlığıdır. Bunun için çocuklarımızı ve gençlerimizi yarının güçlü Türkiye’ sinin sorumluluğunu omuzlarda taşıyacak, onu yükseltecek nitelikte yetiştirmek ve bu görevi milli kültüre dayalı bir eğitim anlayışıyla sürdürmemiz gerekmektedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi eğitimli insan sayısıyla ölçülür. Çocuklarımızı hep birlikte bugünden, yarının dünyasında söz sahibi olacak şekilde yetiştirmek zorundayız. Onların gerek tüm eğitim kademlerinde gerekse hayatta üretken birey olmalarının yolu öncelikle ilköğretimden geçer. Sağlam bir eğitimle ilköğretimlerini tamamlayan bireyler diğer eğitim kademeleri olan lise ve yükseköğrenimlerinde daha başarılıdırlar” dedi.
189 okul ve kurumda 23 bin 35 öğrenci
Doğan, il genelinde 175 okul, 14 kurum olmak üzere toplam 189 okul ve kurumda okulöncesinde bin 491, ilkokulda 6 bin 293, temel eğitimde 8 bin 758, genel liselerde 2 bin 892, meslek liselerinde 2 bin 633 ve İmam Hatip Liselerinde 968 öğrenci olmak üzere toplam 23 bin 35 öğrencinin eğitim gördüğünü, il genelinde 2 bin 629 kız, 2 bin 754 erkek olmak üzere toplam 5 bin 383 kapasiteye sahip pansiyonlarda 2 bin 731 öğrenci kaldığını söyledi.
2016-2017 eğitim-öğretim yılında taşımalı eğitim kapsamında 2 bin 416 öğrencinin 295 yerleşim yerinden 81 taşıma merkezine taşındığını kaydeden Doğan, Gümüşhane genelinde 8 okulöncesi, 157 ilkokul, 41 ortaokul, 19 imam hatip ortaokul ve 28 ortaöğretim kurumu bulunduğunu sözlerine ekledi.
Doğan, 2016-2017 eğitim-öğretim yılının ilk haftasında tüm resmi ve özel örgün ve yaygın eğitim kurumlarının bütün sınıf, şube ve kursiyer gruplarına “15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma” teması ile öğrencilerin seviyesi dikkate alınarak bilgilendirme ve etkinlikler yapılacağını da sözlerine ekledi.
Tören, 4.sınıf öğrencilerinin okula yeni başlayan 1.sınıf öğrencilerine çiçek vermesi ve ardından sınıfların gezilmesiyle son buldu. Törende ayrıca tüm katılımcılara "15 Temmuz 2016 Türkiye’yi darbeyle işgal teşebbüsü" adlı kitapçık dağıtıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Joao Pereira: "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim, bundan kaçmıyorum’’ Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Samsunspor mağlubiyetiyle ilgili, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. İlk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ dedi. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Corendon Alanyaspor kendi sahasında karşılaştığı Samsunspor’a 3-2 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, "Maça iyi başladık. İlk dakikalarda 2-3 kez topu üçüncü bölgeye taşımayı başardık. 3-4 korner pozisyonlarına girmeye başardık. Ama karar anlarında çok iyi değildik ve kornerlerden de bir şey çıkaramadık. Oyun eşit gidiyordu. İki takımda oynamaya çalışıyordu. Büyük bir pozisyon yoktu. Samsunspor’un golüne kadar. Gol pozisyonunda da stoper kendi ceza sahasından bizim ceza sahamıza kadar top sürerek geldi. Pas verdi, asist yaptı. Bu imkansız, böyle bir gol yemek kabul edilemez. Bu seviyede böyle bir hata kabul edilemez. Çocuklarım da futbol oynuyor. Onların maçlarında bile kabul edilemeyecek bir durum. Rakip ceza sahasından diğer ceza sahasına kadar top sürmesi kabul edilemez. Daha fazla baskı yapılması gerekiyor en fazla faul ile durdurulması gerekiyor. Golden sonra da özgüvenimiz düştü. Zaten Beşiktaş maçında mağlup olmuştuk. Sonrasında ikinci gol kendi aramızdaki bir top kaybından geldi. Ve Samsunspor için kolay bir gol oldu. Basit hatalar yaptık ve cezası ağır oldu. Devrede bazı değişikliler yaptık, daha fazla risk aldık ve adam adama döndük. Sonrasında 2-1’i yakalayacak pozisyonlar bulduk. Mesela Steve Mounie’nin kafa pozisyonu var. Kendi oyuncuma çarptı kaleye giden top. Adam adam oyunda bazı zorluklar oluyor. Adam adama oynama kapasitesine sahip oyuncularımız yok. Tüm maç boyunca bunu sürdürecek karaktereristlik özelliğimiz yok. Özellikle Beşiktaş maçı gibi zorlu maçın ardından bunu yapamazdık. Bazı sıkıntılar yaşadık rakip de 3-4 gol şansı yakaladı. Risk alınca rakibimiz 3. golü buldu. Ama sonrasında oyuncularım inanmaya devam ettiler 2. ve 3. golü buldular. Son topu da uzun kullanabildik. Ama topu kaybettik. Bugün maçta iyi şey bizim adımıza oyuncularımızın son dakikaya kadar mücadele etmesiydi. "3 final maçımız var’’ Son kalan 3 maçlarının final niteliğinde olacağının altını çizen Pereira, "Şimdi odaklanmamız gerekiyor. Çünkü önümüzde 3 final maçımız var. Ve galibiyette uzlaşmak için de rakibe hiç birşey vermemiz gerekiyor. Son iki maçta rakibimize çok fazla şanlar verdik. Çok iyi organizasyonlarla gelen goller değildi bizim hatalarımızdan gelen gollerdi. Samsunspor hak etti demiyorum. Ama goller bizim hatalarımızdan geldi. Bunu kabul etmek çok zor. Bazen Rakip çok iyi oynar iyi organizasyon yapar bize zorluk çıkarırlar o zaman alkışlarım. Ama böyle basit goller yiyin kabul etmesi gerçekten zor oluyor. Bir sonraki adımımız hataları aza indirmek olmalı. Şimdi 3 final maçımız var 9 puan alabilir. Bizim için önemli’’ ifadelerini kullandı. Samsunspor maçı yenilgisinin ilk sorumlusunun kendisi olduğunu aktaran Pereira, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. ilk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ şeklinde konuştu.
Kayseri Kayseri’deki ‘ilaç yolsuzluğu’ davasında tutuklu sanık kalmadı Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastaların adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu 88 milyon 591 lira zarara uğrattıkları iddia edilen 2’si tutuklu 12 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşma sonunda davada tutuklu sanık kalmadı. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastalar adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla aralarında eczacı ve eczacı kalfalarının da bulunduğu 2’si tutuklu 12 sanığın yargılanmasına 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Bir sanığın mazeret belirterek katılmadığı duruşmada, resmi evrakta sahtecilik yaparak kamu zararına neden olduğu suçlamasıyla hakim karşısına çıkan eczacı ve eczacı kalfalarının ifadelerinde ortak kanaat, hastaneden gelen e-reçete ve raporları kendilerinin düzenleme yetkilerinin olmadığı oldu. Eczacılar kalfaları işaret etti Eczane sahipleri ifadelerinde reçeteleri sisteme kalfalarının girdiğini söyleyerek eczacı kalfalarını işaret ederken, kalfalar ise eczacı onayı olmadan reçeteleri işleme koymadıklarını ifade etti. Eczacılık sisteminin işleyişinden bahseden sanıkların tamamı, "E-reçete veya raporu doktor düzenler. Bu raporların altında üç profesörün ve başhekimin onayı bulunur. Bize gelen rapor ve reçeteleri kontrol ettiğimizde SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kurallarına uygun olduğunu gördükten sonra ilacı depodan isteriz. Süreçte bizim başka bir müdahalemiz olamaz" şeklinde beyanda bulundular. İlacı temin eden ile teslim alan belirlenemedi Sanık ifadelerinde ilacı eczanelerden kimin teslim aldığı noktasında da farklı iddiaların olması dikkat çekti. Tutuklu eczacı kalfaları E.Ö ve E.Ö’nin teslim aldığı, ilacı eczaneden istediği yönünde ifadelerde bulunuldu. Ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde görevli M.Ç’ın doktorların elektronik imzalarını kullanarak bu reçete ve raporları hazırladığı yönünde de beyanlarda bulunuldu. "Benim adıma ilaç bir yıl süreyle alınmış" Şikayetiyle ‘ilaç yolsuzluğu’ davasının başlamasına neden olan C.B., iddialarını mahkemede tekrarlayarak, "Benim adıma bir yıla yakın süre bu ilaç temin edildi. Ben defalarca SGK’ya, CİMER’e şikâyetlerde bulundum. Ne zaman konu basında yer aldı, o zaman soruşturma açıldı. Bu ilaç bana hiç ulaşmadı, benim adıma birileri aldı ve sattı. Şikâyetçiyim, mağdur edildim" dedi. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturma Sanıkların tamamının dinlenmesinin ardından sanık avukatları dinlendi. Avukatlar soruşturma aşamasındaki eksikliklere de dikkat çekerek, ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçlamasının kabul edilemeyeceğini, evrakı düzenleyenin doktorlar olduğunu, eczacıların yalnızca kendilerine ulaşan reçeteleri işleme koyduklarını vurguladı. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturmanın da dava açısından önemli olduğunu dile getiren avukatlar, bu konuda bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulmasını talep etti. Ayrıca sanık avukatları, HTS kayıtları ile söz konusu reçetelerin tarihleri arasında da uyuşmazlık olduğunu, savcılığın süreci gerekli titizlikte yürütmediğini belirtti. Tutuklu sanık kalmadı Savcılık, mütalaasında adli kontrol şartı bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasını, tutuklu bulunan 2 sanığın da tahliyesini talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, savcılık mütalaası doğrultusunda 2 sanığın tahliyesine, diğer sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasına, mahkeme önünde ifade veren tüm sanıkların davadan vareste tutulmasına karar verdi. Mahkeme ileri bir tarihe ertelenirken, davada tutuklu sanık kalmadı.