GENEL - 06 Mayıs 2017 Cumartesi 09:09

Annesinin hayali için okudu, kendi hayali için fırın açtı

A
A
A
Annesinin hayali için okudu, kendi hayali için fırın açtı

Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Zigana köyünde yaşayan genç, annesinin hayalini gerçekleştirmek için üniversite okuduktan sonra kendi hayalinin peşinden koşarak 60 yıllık fırını yeniden faaliyete geçirdi.

Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Zigana köyünde yaşayan genç, annesinin hayalini gerçekleştirmek için üniversite okuduktan sonra kendi hayalinin peşinden koşarak 60 yıllık fırını yeniden faaliyete geçirdi. Şahin, şimdi bölge illerine, taş fırında pişirdiği ekşi mayalı köy ekmeği, yurt dışına da kuru ekmek satıyor.


Fırıncı babanın 3 oğlundan birisi olan 26 yaşındaki Dinçer Şahin, "Annem benden daha çok okula" geliyordu diyerek özetlediği lise yıllarının ardından annesinin çabası ve hayalini gerçekleştirmek için Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Tarih bölümünü bitirdi. Bu sırada hayalini kurduğu ticarete üniversitenin son sınıfında başlayan ve üst üste 2 ticari girişimde de başarısız olan Şahin, memleketine dönerek dayısının fırınında çalışmaya başladı.


Hep kendi iş yerini açarak ticaretle uğraşma hayaliyle yaşayan Şahin, tarihi ipek yolu üzerinde yer alan köyü Zigana’da 60 yıl önce açılan fakat son 25 yıldır kapalı durumdaki fırını faaliyete geçirmeye karar verdi.


Bu kez de finans problemiyle karşılaşan Şahin’e başta anne babası ve kardeşleri ile nişanlısı da destek olunca el birliğiyle fırını faaliyete geçirdi. Hamuru yoğurmasından fırını yakmaya, ekmekleri pişirmeye kadar tüm işlemleri tek başına yapan Şahin, günde 5 ekmek satsa bile pes etmedi. Şahin, 2 yıl sonunda taş fırında yaptığı ekşi mayalı köy ekmeklerini hem ’dünyanın en lezzetli işlenmemiş eti’ sloganıyla bilinen Zigana Dağı zirvesindeki restoranlara satıyor hem de bölge illerinden sırf ekmek almak için Zigana köyüne gelenlere satıyor. Elinde kalan ekmeğini de fırında kurutan Şahin, Almanya ve Japonya başta olmak üzere çeşitli ülkelere gönderiyor.



"Fırıncılık yapacaktın neden okudun"


Bazı arkadaşlarının "Fırıncılık yapacaktın neden okudun?" sorularına muhatap kalan Şahin, "Ben okulla arası hiç olmayan bir insanım. Ben liseye giderken annem benden çok okula geliyordu. Lisede benim devamsızlığım annemden çoktu. Annem okula giderdi ben yoktum okulda. Onun o çabasını görünce artık pes ettim. O kadar emek verdi ki boşa çıkarmak istemedim. Üniversiteyi kazanarak okudum. Üniversiteyi okumam yaşam tarzı kazandırdı bana. Annemin hayalini gerçekleştirmiş oldum. Liseyi de üniversiteyi de okurken hayalim hep ticaretti. Şimdi bu fırını açtım ve kendi hayalimin peşinden koşuyorum" dedi.


Taş fırında odun ateşinde ekşi mayalı köy ekmeği yaptığını, hamurun dinlenme ve yoğurma süreci de dahil olmak üzere toplam 7 saati bulduğunu kaydeden Şahin, "Köyün nüfusu azaldığı için Zigana Dağı’ndaki restoranlara ve dışarıdan gelen müşterilere satış yapıyoruz. Başta biraz sıkıntı yaşadık ama ekmeğimizin tadını alan, duyan arttıkça satışlar artıyor. Trabzon, Erzurum, Ordu, Giresun’dan ekmek almaya gelen müşterilerim var" diye konuştu.



"130 TL sermayem vardı"


Trabzon-Erzurum karayolunun işlek olduğu dönemden kalma 60 yıllık ve 2 yıl öncesine kadar kapalı fırını açmak istediğini söyleyince ailesinin çok sıcak bakmadığını anlatan Şahin, şunları söyledi:


"Dayımdan kalma, babadan geçme bir meslek bu. Baba fırıncılıktan emekli oldu. Ondan öğrendim birçok şeyi. Annem de kamuda çalışıyor. Ben köye geldiğimde fırın 25 yıldır kapalıydı. Geldiğimde de 130 TL sermayem vardı. Fırının tadilat ve işçilik masrafları vardı. Sermaye olmadığı için bunu abim, babam ve kardeşimin destekleriyle aştık. Ne kadar yapabiliyorsam günde o kadar pişiriyorum. Ekmek bayatladığı zaman kalan ekmeğimi kurutarak Türkiye sınırları dışında Almanya ve Japonya’ya bile gönderiyorum."



"’Gitsin, nasılsa yapamaz, belirli bir süre sonra geri gelir’ diye düşündüler"


Fırını açacağını söyleyince annesinin çok istemediğin, bitirdiği okulla ilgili meslek yapmasını istediğini, babasının da fırıncılığın ağır şartlarını bilmesinden dolayı karşı çıktığını ifade eden Şahin, "’Gitsin, nasılsa yapamaz, belirli bir süre sonra geri gelir’ diye düşünüyordu herhalde. Ben de o azimle 2 yıldır hiç yılmadım. 5 ekmek bile sattığım gün kapatıp gideceğim demedim. Şuan hem maddi hem manevi olarak iyi durumdayım. Annem ekmeği ilk önce iş yerine götürmüyordu ‘acaba beğenirler mi’ diye. Sonra arkadaşlarının talebi üzerine istedi ve ondan sonra her hafta geliyorlar ve giderken arabayı ekmek doldurup gidiyor" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesinden sosyal destek seferberliği Mersin Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği destek programları binlerce ailenin yaşamına dokunmaya devam ediyor. Gıdadan eğitime, sağlıktan barınmaya kadar geniş bir alanda sunulan hizmetler, özellikle dar gelirli ve dezavantajlı gruplar için önemli bir güvence oluşturuyor. Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in göreve geldiği 2019 yılından bu yana sosyal hizmetlerini artıran Büyükşehir, toplumun her kesimine yönelik projelerle dayanışma kültürünü güçlendiriyor. Çocuklardan yaş almış bireylere, kadınlardan özel gereksinimli vatandaşlara kadar geniş bir kitleye ulaşan hizmetler, kent genelinde yaygın şekilde sürdürülüyor. Evde bakım, temizlik ve sağlık hizmetleriyle binlerce kişiye ulaşan Büyükşehir Belediyesi, fizik tedavi, psikolojik danışmanlık ve medikal desteklerle de önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Engelli bireyler için erişilebilirlik çalışmaları, danışmanlık hizmetleri ve sosyal projeler dikkat çekerken, transfer araçları ve özel destek uygulamalarıyla yaşam kolaylaştırılıyor. Dar gelirli ailelere yönelik Halk Kart uygulamasıyla on binlerce haneye destek sağlanırken, eğitim alanında da kurs, öğrenim yardımı ve kırtasiye destekleriyle öğrencilerin yanında olunuyor. Çamaşır Kafe, ücretsiz nakliye ve yurt hizmetleri de gençlere yönelik önemli destekler arasında yer alıyor. Kadınlara yönelik projeler kapsamında Hanım Evleri, kadın üretici stantları ve danışma merkezleri aktif rol oynarken, çocuklar için kampüsler, atölyeler ve gelişim merkezleriyle sosyal ve eğitsel destekler sunuluyor. Emekliler için oluşturulan merkezler, mobil kuaför hizmeti ve refakatçi evleri gibi uygulamalar da sosyal belediyeciliğin farklı örnekleri olarak öne çıkıyor. Gıda destekleri kapsamında ise iftar yemekleri, gıda kolileri, sıcak çorba dağıtımları ve mahalle mutfaklarıyla geniş kitlelere ulaşılıyor. Süt dağıtımı, yenidoğan destek paketleri ve özel beslenme ihtiyaçlarına yönelik yardımlar da düzenli olarak sürdürülüyor. Mersin Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü bu kapsamlı çalışmalar, ’kimseyi geride bırakmayan’ sosyal belediyecilik anlayışıyla kentte dayanışmayı büyütmeye ve her haneye umut olmaya devam ediyor.
Samsun Savcının objektifinden yaban hayatı Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, Türkiye’de bulunan 450 kuş türünden birçoğunu fotoğraflayan ve yaban hayattaki canlıları görüntüleyen bir ’yaban hayat fotoğrafçısı’ olarak dikkat çekiyor. Soğukpınar’ın kamuflajla saatlerce hareketsiz bekleyerek çektiği yaban hayatı fotoğrafları görsel şölen sunarken, baharın gelişini de gözler önüne serdi. Yıllardır kuş fotoğrafçılığı yapan Samsun Bölge Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, izinli olduğu günlerde, herkesin uyuduğu saatlerde kamuflajını giyip Samsun Kızılırmak Deltası’na giderek kuşları fotoğraflayabilmek için saatlerce bekliyor. Bir kuş türünü görüntülemek için saatlerce kıpırdamadan bekleyen Soğukpınar, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan 350’ye yakın kuş türünü fotoğrafladı. Soğukpınar’ın objektifine zaman zaman nesli tehlike altında olan ya da nadir görülen kuş türleri de takılıyor. Nesli tehlike altında olan çeltikçi objektife yansıdı Baharın gelmesiyle birlikte Kızılırmak Deltası’ndaki hareketlilik Soğukpınar’ın objektifine yansıyor. Savcı Soğukpınar, kelaynak kuşları ile akrabalığı bulunan ve nesli tehlike altında olan göçmen bir kuş türü olan çeltikçi (Glossy Ibis) kuşunu da kaydetti. Kuşların toplu halde subasar alanlarda avlanma anı anbean görüntülendi. Öte yandan Soğukpınar, "Baharın gelmesiyle kır kırlangıçları deltaya geldiler" diyerek kendisine ait sosyal medya hesabından kırlangıç sürüsünün görüntüsünü paylaştı. Avcılara karşı doğanın güzelliklerini gözler önüne seriyor Çektiği fotoğrafların yanı sıra ilginç ve gözlemlenmesi zor anları da videoya alan Savcı Soğukpınar, bu anları kendisine ait sosyal medya hesaplarından paylaşarak tüm vatandaşların görmesine vesile oluyor. Avcılığa karşı duruş sergileyerek doğanın tüm güzelliklerini gözler önüne seren Soğukpınar, "Tetiğe değil, deklanşöre bas. Öldürme, ölümsüzleştir" mottosuyla vatandaşlara doğa ve çevre bilinci aşılıyor. Savcı Soğukpınar’ın sosyal medyadaki paylaşımları vatandaşlar tarafından büyük beğeni topluyor. Hayatlarında ilk kez farklı kuş türlerinin varlığından haberdar olan vatandaşlar, emeklerinden dolayı Soğukpınar’a teşekkür ediyor. Görülmesi oldukça zor olan yaban hayvanları ve kuş fotoğrafları, Samsun’un tanıtımına da katkı sağlıyor.
Sakarya Sakarya’nın çiçekleri şişelendi, kokusu dünyayı sardı 3 kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, Sakarya’da yetişen longoz menekşesi, gölge zambağı ve kestane kabağının çiçeklerinden elde ederek ürettiği "Sehr-i Sakarya" kolonyasını 4 ülkeye ihraç ediyor. Sakarya’da üç kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, 10 yıl önce başladığı hikayesinde şehrin simgesi olan yerlerden elde ettiği çiçeklerle Şehr-i Sakarya kokusunu oluşturdu. Acarlar Longozu’nun menekşesi, Keremali Yaylası eteklerinde yetişen gölge zambağı ve coğrafi işaretli kestane kabağı çiçeğinin harmanlanmasıyla 3 yıllık çalışma neticesinde ortaya çıkan koku, 4 ülkeye ihraç edilerek dünya ile buluştu. "Neden Adapazarı’na özel bir şey yok, biz yapalım dedik" Kokularla olan yolculuğundan bahseden Kılıç, süreci anlatarak "Dedem esansçıydı sonra babam hem esans hem kolonyaya döndürdü 22 yaşımda ben elime aldım. Dördüncü kuşak olarak oğlumu yetiştiriyorum. Şehr-i Sakarya kafamızda şöyle doğdu 10 yıl önceydi Sakarya’dan bir yere gittiğimizde bir türlü götürecek bir şey bulamıyoruz şekerleme, lokum buluyoruz fakat şeker hastalarına denk geldik hep. Götürdüğümüz hediyeleri kimse kullanamıyordu. Neden Adapazarı’na özel bir şey yok derken kafamızda şöyle bir şey uyandı bizde imalatçıyız biz niye yapmıyoruz dedik. Acarlar Longozu’nun menekşesi var dünyada 3 tane yerde yetişen menekşeden bir tanesi. Akyazı’da Kerem Ali Dağı’nın eteklerinde gölge zambağı var, coğrafi işareti olan kestane kabağı çiçeği var bunların üçünü esans haline getirdik daha sonra birleştirdik 3 yıllık çalışmayla da güzel bir kolonya elde ettik" dedi. "3 boyutlu bir kolonya" Klasik kolonyayı farklı bir boyuta taşıdığını ve üretim sürecini anlatan Kılıç, "Klasik bir kolonyadan çıktık biz. İçerisinde E vitamini var. Tıraştan sonra cildi ve elleri yumuşatıyor. 3 boyutlu bir kolonya, ilk sürdüğünüzdeki koku 10 dakika sonra farklı bir koku oluyor, en son da ellerinizde parfüm minvali bir koku bırakıyor. Kestane kabağı çiçeği yemeklerde kullanılan bir şey ama kokusunu bilen yok. Tabi saf olarak aldığınızda onu işlemediğinizde kokusu çok harika değil ama biz bunları modernize ediyoruz yani oynuyoruz kokularla biraz. Üçünü bir araya getirmeye, oranlarını ayarlamaya çalışıyoruz. Bunlar Sakarya’nın bilinmeyenleri yani dünyada da bilinmiyordu. Artık Acarlar Longozu dünyaca ünlü bir yer oldu" diye konuştu. "Hayatlarında hiç kolonya kullanmayanlar Sakarya’nın kokusu kullanıyor" Yurt dışına kadar uzanan üretim hikayesiyle yerel değerleri dünyaya tanıtan Murat Kılıç, "Yurt dışından gelip gölge zambağını toplayıp götürüyorlardı, Fransa’da esans yapıp bize tekrar satıyorlardı. Bunu bilen yoktu bunları öne çıkarmamız gerektiğine inandık Allah nasip etti şu an 4 ülkede ihracat yapıyoruz. Hayatlarında hiç kolonya kullanmayan insanlar Sakarya kokusu kullanıyor artık. Avusturya’da Şehri Sakarya kokusunu görüyorum insanların masasında tabi ki bu Sakarya’nın tanıtımı için büyük bir şey. Ben Totalde 3 milyona yakın ürün sattım, 3 milyon insanın hanesine girmişiz öyle düşünün. Biz henüz Şehri Sakarya kokusunu beğenmeyene rastlamadık" şeklinde konuştu. "60 yıllık birikimi ‘Retro’ koku ile yeniden yorumluyoruz" Firmalarının 60. yılına özel yeni bir koku üzerinde çalıştıklarını belirten Kılıç, "Yeni hikayemiz aslında daha güzel yaklaşık 6 aydır firmamızın 60. yılı olması sebebiyle yeni bir koku üzerinde çalışıyoruz. 60 yılda en çok satan kokuları modernize ederek bir araya getireceğiz. Biz buna "Retro" diyoruz. İlk bu işe başladığımızda insanlar garip bakıyorlardı, bu kokulardan ne çıkabilir ki diyorlardı. Biz beğenmeyeceğimiz bir şeyi Sakarya’nın tanıtımında kullanmak istemedik bunun için 3 yıl mücadele verdim, mücadelemin de karşılığını alıyorum insanların çok hoşuna gidiyor, beğeniyorlar" ifadelerini kullandı. (OK-