GENEL - 20 Eylül 2017 Çarşamba 08:55

Şehit Necmettin öğretmenin babası SİHA’ları çağımızın Ebabil kuşlarına benzetti

A
A
A
Şehit Necmettin öğretmenin babası SİHA’ları çağımızın Ebabil kuşlarına benzetti

Güçlükle büyütüp okuttuğu oğlunu geçtiğimiz yaz 23 yaşında memleketine dönerken teröre kurban veren şehit babası Hamit Yılmaz, oğlunun katillerinin Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) kullanılarak imha edilmesini “Rabbim Ebabilleri’ni yolladı ve benim şehit öğretmenim Necmettin Yılmaz’ın kanını yerde bırakmadı” sözleriyle değerlendirdi.

Güçlükle büyütüp okuttuğu oğlunu geçtiğimiz yaz 23 yaşında memleketine dönerken teröre kurban veren şehit babası Hamit Yılmaz, oğlunun katillerinin Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) kullanılarak imha edilmesini “Rabbim Ebabilleri’ni yolladı ve benim şehit öğretmenim Necmettin Yılmaz’ın kanını yerde bırakmadı” sözleriyle değerlendirdi.


Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Demirkapı köyünde hayatını devam ettiren baba Yılmaz, geçtiğimiz yaz okullar kapandıktan sonra görev yaptığı Şanlıurfa’dan memleketi Gümüşhane’ye dönerken Tunceli’de bölücü terör örgütü tarafından kaçırılıp şehit edilen 23 yaşındaki oğlu Necmettin Yılmaz’ın acısını yaşıyor. Köyün merkez mahallesinde yaşayan baba Yılmaz, sık sık oğlunun kabrine giderek dua ediyor. Okulların açıldığı bu günlerde hüznü bir kat daha artan baba Yılmaz, Necmettin öğretmenin kalemi yüzünden katledildiğini belirterek “Kalemin kırılması demek, bütün dünyanın kırılması demektir” dedi.


Oğlunun katillerinin geçtiğimiz aylarda Silahlı İnsansız Hava Araçlarıyla (SİHA) yapılan operasyon sonucunda imha edildiğini ifade eden Yılmaz, “Ben insansız hava araçlarına Ebabil diye sesleniyorum, onlara benzetiyorum. Rabbim Ebabilleri’ni yolladı ve benim şehit öğretmenim Necmettin Yılmaz’ın kanını yerde bırakmadı. Devletimizden ve milletimizden Allah razı olsun. Teröristlerin katledilmesi bizi onurlandırdı” diye konuştu.



“Milli İHA’lardan gurur duyuyoruz”


İnsansız Hava Araçları’nın terörle mücadelede kullanımının artmasının yüreklerine su serptiğini, bu araçların milli olmasından ise ekstra bir gurur duyduklarını ifade eden baba Yılmaz, “Devamını isteriz. Bu teknolojinin devletimiz taraftarından sürekli kullanılmasını isteriz. Bu olaylarda da kullanılması bizim için onur ve gurur verici” şeklinde konuştu.


SİHA’larla ilgili siyasi arenada yaşanan tartışmalara girmek istemediğini belirten baba Yılmaz, “Ben siyasete girmek istemiyorum. Herkes bu memleketin evladı. Onlar siyasi görüşlerini dile getiriyor. Ben bu konulara girmek istemiyorum. Benim temennim bayrağımın, devletimin ve milletimin bekasıdır. Gerisi teferruattır. İnsansız hava araçları ve milli jetlerin, uçaklarımızın ve her türlü teknolojik ürünlerimizin artması dilek ve temennimdir” ifadelerini kullandı.



“Kan biran önce memleketimizden uzak olsun”


Böyle bir acıyı hiçbir bilgi ve belgenin dindiremeyeceğini vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi: “Dünyada kalemler kırılmasın. İnsanoğlu zayıf yaratılmış. Kendi iradesine sahip olsun. Kan biran önce memleketimizden uzak olsun. Kimsenin yüreği yanmasın. Terör, ülkemizin bir sıkıntı ve belası. İnşallah bu bela başımızdan bir gün defolur gelir. Dış devlet oyunlarına gelmeyip birlik ve beraberlik temenni ediyorum ben. Benim varlığım bile devletim için, bayrağım için. Rabbime sığınırım. Ben bunların dışında hiçbir siyasi görüş ve entrikayı kabul etmiyorum. Benim temennim Rabbim bizim bayrağımızı göklerden indirmesin. İnşallah devletimiz baki olsun, milletimiz zaferle donatılsın.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "İstanbul Deklarasyonu"nda ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesine vurgu İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birliği (PAB) 152. Genel Kurulu, yayımlanan "İstanbul Deklarasyonu" ile tamamlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. Ayrıca "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesi de kabul edilirken, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na ise Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. Dünyanın dört bir yanından parlamento temsilcilerinin katıldığı PAB 152. Genel Kurulu’nın son gününde barışın tesisi, küresel ekonomi ve Orta Doğu’daki krizlere yönelik çözüm önerileri içeren karar taslakları, Genel Kurul onayına sunuldu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. İstanbul Deklarasyonu’nda silahlı çatışmalar ve jeopolitik gerginliklerdeki artıştan, uluslararası hukuk ihlallerinden, süregiden terörizm ve aşırıcılık tehdidinden ve toplumların kapsayıcılıktan uzaklaşmasına dair çekinceler vurgulandı. Yeni teknolojiler, dezenformasyon ve iklim değişikliğinin neden olduğu meselelere işaret edilen deklarasyonda, diyalog ve diplomasinin zayıflamasından, buna karşılık barışın güç yoluyla sağlanabileceği düşüncesinin yayılmasından duyulan endişeye dikkat çekildi. Deklarasyonda cezasızlık kültürünün hesap verebilirliği aşındırdığı ve istikrarsızlığı derinleştirdiği kaydedilerek, barış, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne işaret edildi. Çatışma ortamlarında sivillerin korunmasının öncelikli olması gerektiği vurgulanan deklarasyonda, uluslararası insancıl hukuka tam riayetin gerekliliği belirtildi. Parlamenter diplomasiyi ve uluslararası iş birliğini güçlendirmenin önemi vurgulanan deklarasyonda şu ifadelere yer verildi: "Deklarasyon, demokratik, kapsayıcı ve temsil kabiliyeti yüksek bir yönetişim anlayışı ile yeni teknolojiler karşısında sorumlu yönetim politikalarının geliştirilmesini tavsiye ediyor. Diyalog, işbirliği ve güvenin teşvik edilmesini, çatışmaların önlenmesine ve sorunların barışçıl yollarla çözümüne katkı sunulmasını taahhüt ediyor." Genel Kurul’da karar tasarıları kabul edildi 152. Genel Kurul Toplantısı’nda barışın inşasından sürdürülebilir kalkınmaya dair bir dizi karar tasarısı kabul edildi. Kapanış oturumunda, "Barış ve Uluslararası Güvenlik Daimi Komitesi" tarafından hazırlanan çatışma sonrası yönetim mekanizmalarına ilişkin karar tasarısı onaylandı. Sürdürülebilir Kalkınma Daimi Komitesi’nin korumacı politikalarla mücadeleyi öngören karar tasarısı da Genel Kurul’dan geçti. Ayrıca bu oturumda gündeme alınan Orta Doğu başta olmak üzere kriz bölgelerindeki ateşkes süreçlerini desteklemeyi amaçlayan acil gündem maddesi de karara bağlandı. 153. Genel Kurul Tanzanya’da düzenlenecek Kapanış töreninde, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. PAB Genel Sekreterliği görev süresinin sonuna gelen Martin Chungong için de veda töreni düzenlendi. Zirve, PAB Marşı’nın çalınması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş’un kapanış konuşmasıyla sona erdi. PAB Genel Kurulu’nda Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunmasına ilişkin acil gündem maddesi de kabul edildi. Genel Kurul’da, "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesinin eklenmesi kabul edildi. İstanbul’da yapılan toplantıda Katar, Türkiye, Avustralya, Fransa, Brezilya, Zambiya, Polonya, Portekiz ve İtalya’nın yanı sıra Arap Grubu, Latin Amerika ve Karayipler Grubu ile Afrika Grubu tarafından sunulan Genel Kurul gündemine acil bir madde eklenmesine ilişkin öneri oylandı. Oylamada ateşkesin korunması ve barışın desteklenmesine ilişkin öneri bin 316 kabul, 3 ret ve 51 çekimser oy ile gerekli üçte iki çoğunluğu sağlayarak kabul edildi. Kararda, son dönemde artan silahlı çatışmaların uluslararası barış ve güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. Çatışmaların yol açtığı insani sonuçlara dikkat çekilen kararda, artan sivil kayıplar ve kötüleşen insani koşullar karşısında acil ve ortak bir uluslararası çabanın gerekliliği ifade edildi. Kararda, uluslararası insancıl hukuk ile uluslararası insan hakları hukukuna her koşulda saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Sivil altyapıya yönelik saldırılar ile insani yardımın engellenmesine ilişkin endişelerin dile getirildiği kararda, ateşkeslerin korunması, müzakere süreçlerinin yeniden başlatılması ve gerilimin daha fazla tırmanmasının önlenmesi çağrısında bulunuldu. Kararda, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesi gerektiği vurgulanarak, cezasızlık kültürünün şiddeti beslediği, ihlaller karşısında hesap verebilirliğin sağlanmasının kalıcı ve adil bir barış için hayati önemde olduğu ifade edildi.