GENEL - 31 Ocak 2018 Çarşamba 16:15

Gümüşhane İŞGEM’in 2.danışma kurulu toplantısı yapıldı

A
A
A
Gümüşhane İŞGEM’in 2.danışma kurulu toplantısı yapıldı

Gümüşhane’de kendi alanında Türkiye’de ilk olan Geleneksel ve Organik Ürünler İş Geliştirme Merkezi’nin (İŞGEM) 2.

Gümüşhane’de kendi alanında Türkiye’de ilk olan Geleneksel ve Organik Ürünler İş Geliştirme Merkezi’nin (İŞGEM) 2.danışma kurulu toplantısı Vali Okay Memiş başkanlığında gerçekleştirildi.


Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının rekabetçi sektörler programı çerçevesinde Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından yürütülen 8 milyon avroluk Gümüşhane Geleneksel ve Organik Ürünler İş Geliştirme Merkezi projesinin mevcut durumunun değerlendirildiği toplantıda takım lideri Maximillian Foedinger ve İŞGEM Genel Müdürü Gürbüz Odabaşı son durum hakkında bilgi verdi.


Genel Müdür Odabaşı Torul ilçesine bağlı Harmancık köyü sınırları içerisinde yapılan İŞGEM’in bina inşaatının tamamlandığını Mart ayından itibaren personellerin çalışmaya başlayacağını, Nisan ayında da tesisin faaliyete geçirilmesinin planlandığını söyledi.


İŞGEM’de, iş geliştirme merkezi faaliyetleri, pestil-köme ortak üretim hattı, oluklu mukavvadan koli, lahmacun, pizza kutuları, matbaa ve her türlü kutu, gazete baskısı ve broşür faaliyetlerinin planlandığını ifade eden Odabaşı, İŞGEM’in Gümüşhane’ye sağlayacağı faydaları da maddeler halinde sıraladı.


Kendi alanında kurulan Türkiye’deki ilk İŞGEM’in Gümüşhane İŞGEM olacağını kaydeden Odabaşı, “Gümüşhane İŞGEM Türkiye’de rol model olacak. Başka iller de bu işin peşinde” dedi. Odabaşı, Nisan ayında faaliyete geçecek 20 girişimci de belirlediklerini belirterek, ihtiyaçlar için kaynak temini konusunda katılımcılardan destek istedi.


İŞGEM’in Gümüşhane’ye sağlayacağı faydaları anlatan Odabaşı, “İlimize, kurumsallaşmasını tamamlamış, eğitilmiş, bilinçli yeni girişimciler kazandıracak, üreteceği ürünler ile yerel üretime destek sağlayacak, çalışacak personel vasıtası ile ayrıca istihdamın artmasına destek olacak, matbaa ve ambalaj gibi üretim dallarında ilimizde yeni sektörler oluşacak” diye konuştu.


Toplantıda konuşan Gümüşhane Valisi Okay Memiş, İŞGEM’in tüm paydaşlar ve kurumlar tarafından sahiplenilmesi gerektiğine vurgu yaparak, “İŞGEM Gümüşhane merkez ve ilçeleriyle bir bütündür. Biz bu projeye sahip çıkmazsak bu iş yürümeyecek. Türkiye’nin en iyi İŞGEM’ini kuracağız. Bu projenin ilimize kazandırılmasında büyük emeği olan Başbakan Yardımcımız Fikri Işık’a ve eski ve yeni Milletvekillerimize, teşekkürlerimi sunuyorum. Projeye iyi başladık ve iyi gidiyoruz” dedi.


İŞGEM projesiyle Gümüşhane’deki pestil-köme sektörüyle rekabet etmeyeceklerini, bilakis firmaların önünü açacaklarını ifade eden Vali Memiş, “Ticari kaygılarla üretemedikleri katma değeri yüksek ürünleri üreteceğiz. AR-GE’mizle beraber farklı tatlar deneyeceğiz. İnovatif, katma değeri yüksek ürünlerle rol modeli olacağız arkadaşlarımıza. Bu sektörde bir fikrim var diyen, sermayesi olmayan, gayri menkulü bulunmayan arkadaşları oraya buyur edeceğiz. Ve burayı iyi bir işletme olarak götüreceğiz” diye konuştu.


Toplantının sonunda Gümüşhane Belediyesi tarafından satın alınan Tekke köyünde atıl durumdaki Gümüşsu fabrikasının da İŞGEM iştirakçisi olma fikri masaya yatırıldı. Gümüşsu fabrikasını İŞGEM’in bünyesine dahil edilmesi ya bir ortaklıkla ya teknik açıdan mümkünse İŞGEM’in binasına taşıma suretiyle ya da olduğu yerde İŞGEM bünyesinde tekrar faaliyete alınmasıyla ilgili olumlu görüş hasıl oldu.


Ramada Otel’de yapılan toplantıya Vali Okay Memiş, Belediye Başkanı Ercan Çimen, Kelkit Belediye Başkanı Ünal Yılmaz, Torul Belediye Başkanı Nidai Köroğlu, İl Özel İdaresi Genel Sekteri Ekrem Akdoğan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Edip Birşen, GTSO Başkanı İsmail Akçay, Gümüşhane İSGEM Genel Müdürü Gürbüz Odabaşı, Gümüşhane İSGEM takım lideri Maximilian Foedinger, DOKA ve KOSGEB yetkilileri katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Suyun altını üstüne getiriyor, can kurtarmak için saniyelerle yarışıyorlar Turizm sezonunun yaklaşmasıyla denetimlerini artıran Antalya Deniz Polisi, uzaktan kumandalı can simitleri, su altı robotu ve yüksek hızlı botlarla boğulma vakalarından arama kurtarmaya kadar geniş alanda hızlı müdahale sağlıyor. Saniyelerle yarışan ekipler, sadece insanlara değil hayat tehlikesi yaşayan deniz canlılarına da can oluyor. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Antalya’da, yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte deniz polisi ekipleri denetimlerini artırıyor. Yoğunlukla birlikte zaman zaman boğulma vakaları, deniz kazaları ve falezlerde mahsur kalma gibi olaylar yaşanabiliyor. Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü, bu tür olaylara hızlı ve etkin müdahale edebilmek amacıyla ekipmanlarını sürekli yeniliyor. Teknolojik ekipmanlarla donatılan ekipler, bünyesinde uzaktan kumandalı can simitleri, su altı robotu (ROV) ve yüksek hızlı karakol ile operasyon botlarıyla zorlu şartlarda dahi görev yapabiliyor. Su altı robotu delil ve arama kurtarma çalışmalarında etkili Envanterinde ileri teknoloji su altı robotu bulunduran deniz polisi, suda yok edilmek istenilen suç delilleri ya da arama kurtarma çalışmalarında büyük katkı sağlıyor. Suya indirilen robot, uzaktan kumanda sistemiyle metrelerce derinliğe inerek tarama ve yüksek çözünürlükte görüntüleme imkanı sağlayıp ekiplerin işini oldukça kolaylaştırıyor. Boğulma tatbikatında uzaktan kumandalı can simidi Uzun bir menzile sahip ve 200 kilograma kadar yük taşıyabilen uzaktan kumandalı can simidi ise, gerçekleştirilen tatbikatta önemini gözler önüne serdi. Senaryo gereği denizde boğulma tehlikesi geçiren bir kişinin yanına, görevli memurun uzaktan kumanda yönlendirmesiyle kısa sürede ulaşan can simidi, vakayı da kıyıya yine kısa sürede getirdi. "Sürekli devriye halindeyiz" Antalya Emniyeti Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nden Başkomiser Çağlar Gürsoy, denizlerde vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla 7 gün 24 saat görev yaptıklarını belirterek, "Şubemizde üç karakol botu, operasyonel botlar ile birlikte yardımcı ekipman olarak su altı robotu ve uzaktan kumandalı elektronik can simitlerimiz bulunuyor. Envanterimizdeki karakol botlarıyla sürekli devriye halindeyiz" dedi. Görevlerinin sadece devriye ile sınırlı olmadığını vurgulayan Gürsoy, "Amacımız denizlerimizin güvenliğini sağlamak, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini korumak ve acil durumlarda hızlı şekilde müdahale etmektir. Bu kapsamda şüpheli tekneleri kontrol ediyor, kaçakçılık ve yasa dışı faaliyetlerle mücadele ediyoruz. Liman ve kıyı bölgelerinin güvenliğini sağlarken aynı zamanda arama kurtarma çalışmalarına da katılıyoruz" ifadelerini kullandı. "Güvenli bölgeler aşıldığında vatandaşlarımızın geri dönmekte zorluk yaşadığını görüyoruz" Antalya’nın turizm kenti olduğuna ve yaz sezonunda yoğunluk yaşandığına dikkati çeken Gürsoy, "Yerli ve yabancı milyonlarca turisti ağırlıyoruz. Yoğunluk arttıkça vaka sayılarında da artış gözleniyor. Vatandaşlarımızdan ricamız denize açılmadan önce hava şartlarını kontrol etmeleri, yüzme bilmeyenlerin can yeleği gibi ekipmanları yanlarında bulundurmaları ve ilgili mevzuata uygun hareket etmeleridir" diye konuştu. Gürsoy, denizde güvenli alanlara da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Duba ve iplerle belirlenen alanlar güvenli yüzme bölgeleridir. Yüzme ne kadar iyi bilinirse bilinsin bu sınırların aşılmaması gerekiyor. Aksi halde kramp veya kalp krizi gibi durumlarda vatandaşlarımızın geri dönmekte zorluk yaşadığını görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Kişiyi canlı olarak kurtarmak bizim için büyük önem taşıyor" Antalya Emniyeti Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nde görevli dalgıç Volkan Uyguner de, su altı operasyonlarının yalnızca olaylarla sınırlı olmadığını belirterek, "Sadece su altındaki olaylarla değil, aynı zamanda boğulma vakalarında da hızlı şekilde müdahale edip kişiyi canlı olarak kurtarmak bizim için büyük önem taşıyor. Bunun yanında su altında delil toplama ve kritik operasyonlara destek verme görevini de yürütüyoruz" dedi. "En son teknolojik sistemlere kadar tüm imkanları kullanıyoruz" Kullanılan teknik ve ekipmanlara ilişkin bilgi veren Uyguner, "Eski yöntemlerden en son teknolojik sistemlere kadar tüm imkanları kullanıyoruz. Su altında en kısa sürede en geniş alanı taramak bizim için çok önemli. Su altı skuterleri sayesinde bir noktadan diğerine hızlı şekilde ulaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Denizdeki diğer canlılara karşı da sorumluyuz" Deniz canlılarına yönelik çalışmalara da değinen Uyguner, "Sadece insanlara değil, denizdeki diğer canlılara karşı da sorumluyuz. Caretta carettalar ve foklar gibi canlıların ağ ya da misinalara takılması durumunda en kısa sürede müdahale ederek kurtarıyor ve doğal yaşam alanlarına bırakıyoruz" diye konuştu.