KÜLTÜR SANAT - 22 Nisan 2021 Perşembe 09:47

Yüzyıllardır anadan kıza öğretilerek yaşatılan gelenek: Dölek Güveci

A
A
A
Yüzyıllardır anadan kıza öğretilerek yaşatılan gelenek: Dölek Güveci

Gümüşhane’nin Dölek köyünde yüzlerce yıldır kadınların topraktan yaptığı ve yörede “Gudu” olarak adlandırılan coğrafi işaretli ürünü Dölek Güveci Ramazan ayının gelmesiyle birlikte yoğun ilgi görüyor.

Gümüşhane’nin Dölek köyünde yüzlerce yıldır kadınların topraktan yaptığı ve yörede “Gudu” olarak adlandırılan coğrafi işaretli ürünü Dölek Güveci Ramazan ayının gelmesiyle birlikte yoğun ilgi görüyor.


Geçtiğimiz günlerde Gümüşhane’de ilk kez bir köyün kendi imkanları ile ürettiği bir ürünü yine kendi imkanları ile coğrafi işaretli ürün olarak tescil ettirmesiyle birlikte Gümüşhane’nin 10. coğrafi işaretli ürünü Dölek Güveci oldu. Güvecin yapımı ise yüzyıllardır geleneksel yöntemlerle analardan kızlarına öğretilerek yaşatılıyor.


Köyün farklı noktalarından getirilen toprağın hiçbir makine kullanılmadan karıştırılıp, çamur haline dönüştürüldükten sonra kadınların elinde güveç, sütlaç kabı, testi, vazo ve sürahi gibi ürünlere dönüştürülürken, toprak kaplar Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor.


Kent merkezine 32 kilometre mesafede bulunan ve geçmişte hemen hemen tüm köy sakinlerinin geçimini sağladığı dölek güveci yapımı bugünlerde 20 haneye kadar düştü. Sağlıklı olması ve içerisinde pişirilen yemeğe ayrı bir lezzet katması nedeniyle yoğun ilgi gören Dölek Güvecini köydeki 5-6 farklı noktadan toplanan toprakları evlere taşıyarak başladıkları zorlu süreci anlatan kadınlardan Şamizer Çolak, kendini bildi bileli annesinden öğrendiği şekilde bu kapları yaptığını söyledi.



“Eskiden bunları satar evimize buğday, un, bulgur alırdık”


Eskiden tüm Dölek köylülerinin geçimini bu güveçlerle sağladığını kaydeden Çolak, “Yapılan bu kapları götürür satar buğday, un, mısır, yarma, bulgur alır gelirlerdi. Kış mevsiminde bile yapıp soba yakıp kurutup götürür satarlardı. Şimdi Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim aylarında yapılıyor ve buraya gelip alıp gidiyorlar” dedi.



“Bu kaplarda yemek daha lezzetli olur, daha sağlıklı olur”


Dölek Güveçlerinin yapıldığı çamurun köydeki 5-6 farklı noktadan toplanan topraklardan yapıldığını ifade eden Çolak, “Eskiden bazı yerlerde araç yolu olmadığı için sırtımızda getirirdik toprağı hayvanlar bile gidemezdi o yollardan. Bahar aylarında toprak nemli olduğu için alıp depoluyoruz. Ben annemden, o da annesinden öğrendi. Atalarımızdan gelen bir gelenek bu bize. Bu kaplarda yemek daha lezzetli olur, daha sağlıklı olur. Özellikle ramazan ayında insanlar çok fazla kullanıyor bunu” diye konuştu.


Dölek Güvecinin yapılışını da anlatan Çolak, “Toprağı getirdikten sonra suyla karıştırıp ayaklarla çiğniyoruz. Çamur haline geldikten sonra taşlarını ayıklayıp şekil veriyoruz. Kuruduktan sonra kulpları takılacak ve gogoç adını verdiğimiz taşla cilalayacağız. Tandırda pişirdikten sonra içerisinde sütle zirliyoruz” şeklinde konuştu.


Güveç yapan kadınlardan Ayşe Arı da güveç yapmayı köye gelin geldikten sonra öğrendiğini belirterek, “Sonradan öğrendim. 2-3 yıldır sürekli yapıyorum. Toprağını 5-6 yerden daha iyi olsun diye alıyoruz. Bunda pişen yemek çok lezzetli olur. Gelirimiz yok, bunu satıp ekmeğimizi alıyoruz” ifadelerini kullandı.



“Gümüşhane’nin 10.coğrafi işaretli ürünü Dölek Güveci oldu”


Köy muhtarı İlhan Çolak ise tarihten beri köyün geçim kaynağının güveç yapımı olduğunu belirterek, “Yıllardır tescil etmek için uğraşıyorduk. Geçtiğimiz günlerde tescil işlemleri tamamlanarak Gümüşhane Dölek Güveci adı altında coğrafi işaret belgesini de aldık. İstanbul, Gebze, Almanya derneklerimizle el ele vererek bu işi başardık. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz” dedi.



“Dölek köyü ben kendimi bildim bileli bununla geçimini sağlıyor”


Bu işin devam etmesi için gençlerin teşvik alarak bu işi yapması gerektiğinin altını çizen Muhtar Çolak, “Teşvik almayınca bu işler olmuyor. Makineden ziyade elde yapılan Dölek Güveci daha kaliteli oluyor. Eskiden her evde güveç yapılırdı ama şuanda en az 20 evde güveç yapılıyor. Dölek köyü ben kendimi bildim bileli bununla geçimini sağlıyor. Ben bile gençliğimde Hakkari’ye, Van’a, Yüksekova’ya, Erzincan’a, Trabzon’a, Giresun’a kadar gidip güveç sattım. Bu güveci bilenler zaten ısrarla alıyor. Tarihten bugüne güveç yapımı köyümüzde devam eder. Trabzon’a göç eden insanlarımız bile orada yapıp sattılar. Yılın her döneminde satılır ama en fazla satış Ramazan ayında yapılır. Fiyatı güvecin büyüklüğüne göre değişiyor” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Boluspor - Bandırmaspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 32. haftasında oynanan Boluspor-Bandırmaspor maçının ardından iki takımın teknik direktörleri açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 32. haftasında Boluspor, konuk ettiği Bandırmaspor ile golsüz berabere kaldı. Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında teknik direktörler maçı değerlendirdi. Suat Kaya: "Muhakkak bir seri yakalamamız lazım" Müsabaka genelinde Bandırmaspor’un gole daha yakın ekip olduğunu belirten Boluspor Teknik Direktörü Suat Kaya, "Bizim için ne kadar önemliyse, rakip için de o kadar önemli bir maçtı. Onlar yukarıya tutunmak, biz de onları yakalamak için çalıştık. Sakat oyuncularımızdan bir tanesi döndü. İlk yarı dengeli bir oyun geçti. Kapılan toplarla kontra oynamaya çalıştık. Onlar da öyle yaptı. Gol pozisyonlarına onlar daha fazla girdi. İkinci yarıda ise daha istekli olan, hücumun sağ tarafını iyi kullanmaya çalışan bizdik. Doğruları yaptık, bir gol eksikti, bir şut direkten döndü. Karşı karşıya Barış’ın kaçırdığı bir pozisyon var. Şimdi bu iki haftalık arada diğer sakat oyuncular da takıma katılacak. Çok önemli maçlar arifesindeyiz. Muhakkak bir seri yakalamamız lazım. Sağlam olunca değerlendiriyoruz. Eksik olunca da sorunları zaten siz biliyorsunuz" şeklinde konuştu. Mustafa Gürsel: "Tam bir beraberlik maçıydı" İki takımın oyuncularının da maça konsantre olamadığını aktaran Bandırmaspor Teknik Direktörü Mustafa Gürsel, "Tam bir beraberlik maçıydı. Ramazan boyunca biraz sık maç oynadık. İki takımın da oyuncularına baktığımızda maça tam konsantre değil gibiydiler. İki takım da beraberliğe razı bir oyun oynadı. Golü bulan, 1-0’da galip gelebilirdi, öyle bir maç oynandı. Bolu deplasmanı kolay bir deplasman değil. Bir puan bizim için moral puanı. Tabii hedefimize gitmek istiyorsak yeterli mi? Değil. Oyuncuların dinlenmesi açısından bu arayı iyi bir şekilde değerlendirmemiz lazım. Son düzlükte altı maç kaldı. Bu maçta play-off’a girer miyiz, hedefimizi yakalar mıyız? Bunlarla ilgili çalışmaları yapacağız. İyi bir şekilde hazırlanıp son bir ayı güzel değerlendirmek istiyoruz. Oyuncularıma verdikleri mücadele için teşekkür ediyorum" dedi.
Ankara BBP Genel Başkanı Destici, partililer ve vatandaşlar ile bayramlaştı ANKARA (İHA) – Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde partililer ve aileleri ile bir araya geldi. BBP Genel Başkanı Destici, Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde Genel Merkez’de partililer, aileleri ve vatandaşlarla bir araya gelerek bayramlaştı. Aynı zamanda Destici, çocuklara harçlık vererek hediye verdi. Bayramlaşmanın ardından Destici, bayram ve gündeme dair açıklamada bulundu. Mustafa Destici, bayramlaşma programına Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret ederek başladıklarını belirtti. Bayramların birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini ifade eden Destici, siyasi görüş farklılıklarına rağmen bu tür günlerde bir araya gelmenin ve bayramlaşmanın önemine dikkat çekti. Destici, partilerinin bayramlaşma programı kapsamında hem kendilerine gelen heyetleri ağırladıklarını hem de oluşturdukları heyetle diğer partileri ziyaret ettiklerini belirtti. Partiler arası bayramlaşmaların olumlu bir atmosferde gerçekleştiğini de bildirdi. "Bölücülük yapmadan, terör unsurlarını barındırmadan herkes Nevruz’u kutlayabilir" BBP olarak Türk milletinin ve coğrafyada yaşayan herkesin Nevruz Bayramını kutladıklarını söyleyen Destici, "Bu bayramın birliğe, beraberliğe, kardeşliğe vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum. Yıllarca bu ülkede Nevruz bayramı kutlamaları adı altında devlete başkaldırıldı. Millet bölünmeye çalışıldı. Terör örgütü açıkça desteklendi. Terör örgütü propagandaları yapıldı ve dolayısıyla da bölücülük yapıldı. Onun için bizim işaret etmeye çalıştığımız nokta budur. Bölücülük yapmadan, terör unsurlarını barındırmadan, terör örgütlerine zemin hazırlamadan elbette ki herkes Nevruz’u kutlayabilir. Dediğim gibi bir ayrılıkçı hareket olarak, bölücülüğe hizmet olarak terör örgütünün propagandasını yapmak için kullananların gerçek niyetinin Nevruz değil terör örgütünün sözcülüğü olduğunu da hepimiz açıkça biliyoruz. Onları da bir kez daha kınıyorum" diye konuştu. "168 kız çocuğunu ve onlar içinde bulunan öğretmenlerimizi asla unutmayacağız" İsrail’in yaptığı saldırılara dair konuşan Destici, "İsrail her gün Filistinlilerin, Müslümanların, mazlumların kanını dökmeye devam ediyor. Lübnan’ı gece gündüz bombalıyor. Binden fazla insan hayatını kaybetti. Çeşitli bahaneler ileri sürerek bunu yapıyor. Amerika Birleşik Devletleri’yle birlikte İran’a karşı savaş açtılar. Yine binlerce insanı öldürdüler. Asla unutmayacağız. O 168 kız çocuğunu ve onlar içinde bulunan öğretmenlerimizi asla unutmayacağız. Onlar bizim de bütün İslam dünyasının da kalbinde vicdanın kırıntısı bulunan herkes, dünyadaki hangi dine, hangi etnik kökene mensup olursa olsun hiç kimse o kız çocuklarını unutmayacak" ifadelerini kullandı. İslam ülkeleri dışişleri bakanlarının geçen hafta Riyad’da bir toplantı gerçekleştirdiğini belirten Destici, "Bir sonuç beyannamesi açıklandı. Ne bekliyoruz biz sonuç beyannamesinde? Önce Amerika’ya ve İsrail’e bir lanetleme, bir kınama var mı? Açıkça bunu göremiyoruz. Tam tersine İran’a bir takım uyarılar yapılıyor. Komşu ülkelere saldırmaması ve bu saldırılardan dolayı bir kınama var. İran durup dururken mi körfez ülkelerine füze attı? Neresine attı füzeyi? Yerleşim yerlerine mi? Hayır. Amerikan üslerine attı. ABD’ye tek kelime edemiyorsunuz. İsrail’e tek kelime edemiyorsunuz ama İran’a, Amerikan üslerinin bulunduğu noktalara füze attığı için eleştiri getiriyorsunuz. Azerbaycan topraklarına ya da Türkiye topraklarına düşen füzeleri biz de kınadık. Biz de lanetledik. Biz de bu konuda hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin duruşunun doğru olduğunu söyledik. Bu gerçekten İran tarafından ateşlenmişse bilinçli olarak bunun da bir karşılığı olması gerektiğini de ifade ettik. Bu sözümüzün de arkasındayız ama bu ayrı bir noktadır. İslam ülkeleri dışişleri bakanlarının ortak bildirisi gerçekten İslam dünyasında büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştır" şeklinde konuştu.