- 12 Şubat 2022 Cumartesi 10:20

Her gün 120 kilometre kat edip 8 köye ekmek dağıtıyor

A
A
A
Her gün 120 kilometre kat edip 8 köye ekmek dağıtıyor

Gümüşhane’de bir ekmek fırınında çalışan Alaattin Öztürk, 2 yıldır kent merkezine ve Torul ilçesine bağlı 8 köye kar kış demeden her gün 120 kilometre yol yaparak ekmek götürüp satıyor.

Gümüşhane’de bir ekmek fırınında çalışan Alaattin Öztürk, 2 yıldır kent merkezine ve Torul ilçesine bağlı 8 köye kar kış demeden her gün 120 kilometre yol yaparak ekmek götürüp satıyor.


Gümüşhane kent merkezindeki bir ekmek fırını çalışanı 37 yaşındaki Alaattin Öztürk, 2 yıldır köy köy dolaşıp ekmek satıyor. Gülaçar, Karamustafa, Boyluca, Hasköy, İnkılap, Dörtkonak, Yaydemir ve Kocadal köyünde bulunan vatandaşlara ekmek ulaştırmak için her gün 120 kilometre yol kat eden Öztürk, kış aylarında 250, yaz aylarında ise 600 ekmeği köyde yaşayan vatandaşlara ulaştırıyor.


Haftanın 7 günü köylere giden ve telefonla farklı siparişler de alan Öztürk, köy yollarının kapalı olması durumunda ekmekleri ve diğer ihtiyaçları köylerde özel olarak hazırlanan kutulara bırakıyor.


Köylerde yaşayan vatandaşlar her sabah 9.30’da yola çıkan ve 120 kilometre boyunca ekmek dağıtan Öztürk’ü kapılarda bekliyor.


Gün boyunca yanına aldığı bütün ekmekleri satan Öztürk, özellikle aracın yanına gelemeyen veya yoldan uzaktaki yaşlı vatandaşların evlerine kadar ekmeklerini götürerek hayır duasını alıyor.


Türkiye’de geçmişte en çok izlenen dizilerden birisi olan ‘Ekmek Teknesi’nin müziğini açarak köylere giden ve bu sesten hem insanların hem de artık sokak hayvanlarının da tanıdığı Öztürk, köylerde bulunan sokak hayvanlarını da beslemeyi ihmal etmiyor.



“İnsanların bana Allah razı olsun demeleri yetiyor”


Köydeki vatandaşların ve özellikle yaşlıların hayır duasının kendisine yettiğini söyleyen Alaattin Öztürk, “Gümüşhane merkezde oturuyorum. İki yıldır Karaca ekmek fırınında çalışıyorum. Köylere servis işine bakıyorum. Madenlerin ve taş ocaklarının ekmeklerini verdikten sonra köy bakkallarına, bakkal olmayan köylerde de insanların mağdur olmamaları için kapılarına ekmek götürüyoruz. Karda kışta hiç engel tanımadan zorlu şartlarda ekmeklerini bir şekilde ulaştırıyorum. Gerekirse zincir sarıyoruz çıkamadığımız yerlere ve bir şekilde çıkıyoruz. Tabi ki çok güzel bir hizmet herkes Allah razı olsun diyor. Aracın müziği var. Gençler duyduklarında gelip ekmeklerini alıyorlar ama yaşlı olanlar çıkamıyorlar kış dolayısıyla. Bizzat evin içine kadar ekmeği götürüyorum, taşıyorum ekmeklerini. Allah razı olsun demeleri yetiyor bize sağ olsunlar” dedi.



“Yazın gidip kışın gitmemek olmaz”


Bazı köylerdeki vatandaşların da sokaklardaki elektrik veya telefon direklerine yaptıkları kutuya ekmeklerini bıraktığını anlatan Öztürk, “Kaç tane ekmek bırakılacağını söylüyorlar ben de belirli bir saatim var zaten gittiğim saati biliyorlar. Gelip ekmeklerini oradan alıyorlar. İnsanlar bekliyorlar beni. Yazın gidip kışın gitmemek olmaz. İnsanların bir şekilde ihtiyaçlarını gidermemiz gerekiyor. Bunu da dediğim gibi gerekirse zincir sarıyoruz gerekirse elimizde götürüyoruz ama bir şekilde ulaştırıyoruz ekmeklerini evlerine. 100-120 kilometre yol yapıyoruz şuan. Zor oluyor tabi üşüyorsun ama sonuç olarak işimiz gereği yapmamız gerekiyor. Günde ortalama 200-250 ekmek dağıtıyoruz kışın. Yazın bu rakam köy nüfusunun artışıyla değişiyor tabii” diye konuştu.


Eskiden köylerde vatandaşların kendi ekmeğini kendisinin yaptığını fakat şimdilerde bu işin sonlandığını ifade eden Öztürk, “Artık köylerde ekmek yapılmıyor. Evin temel ihtiyacının ekmek olması nedeniyle de her evde bulunması gerekiyor. İnsanlar gidemiyor şu dağ başında aracın olmayanlar var gidip ekmek alma şansı olmuyor. Biz de görevimiz gereği geliyoruz veriyoruz ekmeklerini. Herkes memnun. Beni etkileyen yaşlı insanların bana Allah razı olsun demeleri. Bizzat kapılarına kadar götürüyorum, evlerinin içine kadar götürüyorum ekmeklerini ve mutlu oluyorum. Bir engel olmadığı sürece bu mesleğe devam etmeyi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.



“Şehirden ekmek almıyorum köyüme geliyor zaten”


Sağlanan bu hizmetin köylerde yaşayanlar için bulunmaz bir nimet olduğunu ifade eden Kemal Öztürk ise “Kocaeli’de yaşıyordum. Eşim burada vefat etti ve bende gitmek istemedim buradan. Ama gördüm ki burada da ekmek sıkıntısı var. Olanlar fırın yakar ekmek yapar. Bizde bu yok tabi Gümüşhane’den buraya gelip ekmek satıyorlar ekmek getiriyorlar sağ olsunlar bu bizim içim için büyük bir hizmet, bulunmaz bir velinimet, köyün başında bu karda kışta buraya ekmek getirmek. Gümüşhane’ye gittiğimde ekmek almıyorum çünkü köyüme ekmek geliyor oradan alırım diyorum. Eğer ben köyde yoksam Alaattin’i arar ‘Ben evde yokum ekmeği kapıya bırak’ derim sonra giderim ki ekmek kapının önünde asılı. Herkese karşı da böyledir. Her yerde her köyde olmasını isterim. Çünkü sabah kalktığın zaman sıcak ekmek kapımın önüne gelmiş. Bu karda kışta buraya gelmek buraya ekmek getirmek, buraya hizmet vermek kolay bir iş değil. Allah razı olsun getirenlerden de götürenlerden de” dedi.



“Ekmeğimizi kapımıza kadar getiriyorlar”


Hizmetten çok memnun olduklarını söyleyen İnci Serzel de “Allah bin kere razı olsun ekmek getirenlerden çok memnunuz. Burada ekmeğimizi kapımıza kadar getiriyorlar alıyoruz çok memnunuz Allah razı olsun” diye konuştu.



“Amme hizmeti yapıyor bize”


Kış şartlarında ekmek pişiremediğini söyleyen 69 yaşındaki Cevat Özbayrak ise “Ben Konya’da yaşıyordum. Bu kış burada kalmak icap etti. Kış şartlarında ekmek de pişiremiyoruz. Allah razı olsun ondan ki ekmeğimizi getiriyor gönderenden de çalıştığı fırından da. Bir amme hizmeti yapıyor bize. Ara sıra acil bir ihtiyacımız olduğunda da alıp getiriyor. Bu kış vakti birkaç hane kaldık burada. Buna rağmen Alaattin her gün geliyor. Ramazan’da her gün geliyor diğer günlerde gün aşırı geliyor memnunuz” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanmalarına imkan tanıdık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı’nda artması beklenen yolcu yoğunluğuna karşı şehirler arası otobüs firmalarının turizm taşımacılığı için yetkilendirilmiş araçlarını da seferlerde kullanabileceğini açıkladı. Bakan Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatili sebebiyle şehirler arası otobüs taşımacılığına yönelik uygulanacak düzenlemeyi duyurdu. Bayram dönemlerinde yolcu talebinin olağan sefer kapasitesinin çok üzerine çıktığını hatırlatan Uraloğlu, vatandaşların mağdur olmaması için ek sefer imkanının genişletildiğini söyledi. "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz" Uraloğlu, bayram tatilinde şehirler arası yolcu taşımacılığında ciddi bir yoğunluk yaşanmasını beklediklerini belirterek, "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz. Mevcut tarifeli seferlerin bu talebi karşılayabilmesi için biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanabilmelerine imkan tanıdık" diye konuştu. "Firmalar, araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" Ek Seferler, 29 Mart gün sonuna kadar sürdürülebileceğini ifade eden Uraloğlu, "Biletli yolcu taşımacılığı yapan B1 ve D1 yetki belgesi sahibi firmalar; tarifeli hatlar dışına çıkmama, ücret tarifelerine uyma ve yapılan taşımadaki tüm sorumluluğu üstlenme şartıyla, ayrıca Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) bildirimde bulunmaları kaydıyla, B2 ve D2 yetki belgesi sahiplerinin 25 ve üzeri koltuk kapasitesine sahip taşıtlarını da kullanarak ek sefer yapabilecek. Firmalar, bu araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" dedi.
Antalya Manavgat Belediyesi’nden kırsal mahallelerde bayram öncesi ücretsiz kuaför hizmeti Manavgat Belediyesi, Ramazan Bayramı öncesinde kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlara yönelik ücretsiz kuaför hizmeti sundu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Manavgat Belediyesi, bayram öncesi vatandaşların kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla harekete geçti. Bu kapsamda oluşturulan dört ayrı ekip, ilçeye bağlı kırsal mahalleleri ziyaret ederek özellikle yaşlılar ve çocuklara ücretsiz saç kesimi hizmeti verdi. Kuaför ekipleri vatandaşlarla birebir ilgilenerek bayrama daha bakımlı ve mutlu girmelerine katkı sağladı. Gün boyu süren kuaför hizmetinden çok sayıda vatandaş faydalandı. Gerçekleştirilen ziyaretlere Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek de katıldı. Vatandaşlarla bir araya gelen Çiçek, mahalle sakinleriyle sohbet ederek, "Manavgat Belediyesi olarak özellikle kırsal mahallelerimizde yaşayan vatandaşlarımızın bayrama daha mutlu girmeleri için bu hizmeti hayata geçirdik. Büyüklerimizin hayır dualarını almak, çocuklarımızın yüzündeki tebessüme vesile olmak bizim için en büyük mutluluk. Sosyal belediyecilik anlayışıyla her zaman vatandaşlarımızın yanındayız" ifadelerini kullandı. Manavgat Belediyesi, Ramazan ayı boyunca ilçenin farklı mahallelerinde vatandaşlarla bir araya gelmeye ve sosyal belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.
Giresun Değirmen taşının dilinden anlayan son usta Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde yaşayan 61 yaşındaki Bayram Karaman, bölgede değirmen taşı yapan son usta olarak mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Bir dönem altın çağını yaşayan taş ustalığının bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Karaman, çırak bulamadığı için mesleğin kendisiyle birlikte bitebileceğini ifade etti. Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde yaşayan 61 yaşındaki Bayram Karaman, babasından ve atalarından öğrendiği taş ustalığını yıllardır sürdürüyor. Bölgede değirmen taşı yapan son usta olarak bilinen Karaman, gurbete gitmeden yıllarca emeğiyle "ekmeğini taştan çıkaran" ustalardan biri olarak dikkat çekiyor. Taş ustalığının geçmişte bölgede oldukça yaygın bir meslek olduğunu belirten Karaman, bugün ise bu işi yapan kimsenin kalmadığını söyledi. Mesleğin yok olma noktasına geldiğini dile getiren Karaman, "Dışarıda bir gurbet hayatım olmadı. Bu taş işçiliği babadan, atadan kalma bir meslek. Biz de devralıp devam ettirdik. Ama artık bu taş işçiliği bitme noktasına geldi. Halkın hala buna ihtiyacı var ama bu işi yapan kimse kalmadı" dedi. "Taş ne hızlı, ne yavaş, sadece sabırla işlenmeli" Mesleğin en önemli özelliğinin sabır olduğunu vurgulayan Karaman, değirmen taşının işlenmesinin büyük bir ustalık istediğini belirterek, "Bu işin en büyük inceliği sabırdır. Taşa hızlı vurursan kırılır, çok yavaş vurursan iş ilerlemez. Onun için sabırla, yavaş yavaş çalışmak gerekir. Taşın dili vardır, onu dinlemek gerekir. Değirmen taşı da her taştan yapılmaz. Taş tek parça ve çatlak olmaması gerekir. Taşın yiv dediğimiz çatlağı olmayacak, tek parça olacak. Suya dayanıklı olacak. Bizim yöredeki taşlar bu özellikleri taşıdığı için çok tercih edilir. Yapıldıktan sonra da değirmen çalıştıkça taş yavaş yavaş aşınarak görevini tamamlar. Eskiden değirmenler çok işlek olduğu için en fazla 20 yıl dayanırken, şimdi çok çalışmadığı için 50-100 yıl da dayanabilir" diye konuştu. Mesleğin en büyük sorunu, çırak yetişmemesi Bugün ise mesleğin en büyük sorununun çırak bulamamak olduğunu belirten Karaman, gençlerin bu işe ilgi göstermediğini belirterek, "Bugünkü gençlik bu işe pek önem vermiyor. Parasıyla da olsa bir çırak bulamıyorum. Hatta kendi çocuklarımdan bile bu işi öğrenmek isteyen olmadı. Benden sonra ne olur ben de bilmiyorum. Belki birileri görür, merak eder de devam ettirir diye umut ediyorum" ifadelerini kullandı. Bölgede değirmen taşı yapan tek usta olduğunu söyleyen Karaman, mesleğin kendisiyle birlikte yok olmasından endişe ettiğini sözlerine ekledi.
Ankara Uzmanından uyarı: "Her adet ağrısı normal değildir; ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir" Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir; özellikle şiddetliyse, yaşam kalitesini bozuyorsa ve ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir" dedi. Güven Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, endometriozisin yalnızca adet sancısıyla sınırlı bir tablo olmadığını; ağrı, inflamasyon, yapışıklıklar ve doğurganlıkla ilgili sorunlara kadar uzanabilen çok yönlü bir hastalık olduğunu vurguladı. Yılmaz, endometriozisi, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında; rahmin dış yüzeyinde, tüplerde, yumurtalıklarda, karın zarında, bağırsak veya mesane gibi organların üzerinde yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımladı. Bu dokuların her adet döngüsünde hormonal olarak etkilenmeye devam ettiğini belirten Yılmaz, karın içinde gerçekleşen bu sürecin inflamasyona, yapışıklıklara ve yoğun ağrıya yol açtığını ifade etti. "Her adet ağrısı normal değildir" Endometriozisin en sık gözden kaçan yönlerinden birinin, ağrının normal adet sancısı sanılması olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, özellikle genç yaşlarda başlayan ve yıllar içinde artan şiddetli adet ağrılarının önemsenmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir. Kişiyi yatağa düşüren, günlük yaşamını aksatan, iş gücü kaybına yol açan, ağrı kesicilere rağmen geçmeyen ağrılar varsa bunun altında endometriozis olabilir" diye konuştu. Erken tanı çevre dokuları korur Hastalığın ilerleyici bir karakter taşıdığına dikkat çeken Yılmaz, erken tanının çevre dokuların korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Endometriozisin tanısında 3 ile 10 yıl arasında gecikmeler yaşanabildiğini ifade eden Yılmaz, bunun en önemli nedenlerinden birinin hastalığın farklı formlarda ortaya çıkabilmesi olduğunu belirtti. Noktasal odaklar, yumurtalıkta oluşan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen kistler ya da daha derin yerleşimli nodüller nedeniyle bazı hastalarda tanının daha erken, bazılarında ise daha geç konabildiğini söyledi. Kadınların doğurganlığını da etkiliyor Yılmaz, endometriozisin yalnızca ağrıya neden olmadığını, aynı zamanda kadınların doğurganlığını da etkileyebildiğini kaydetti. Tüplerde yapışıklık ve tıkanıklıklara yol açabileceğini, yumurtalık rezervi ile yumurta kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, rahim iç ortamını bozarak gebelik sürecini zorlaştırabileceğini anlatan Yılmaz, "Bu hastalık infertiliteye yol açabilir; ancak bu, her endometriozisi olan kadının kısırlık yaşayacağı anlamına gelmez. Hastalığın şiddeti, yerleşim yeri ve dokulara verdiği hasar burada belirleyicidir" şeklinde konuştu. İlişki sırasında derin ağrı, yoğun adet kanamaları, bağırsak ve mesane şikayetleri, bel ve bacağa vuran ağrılar gibi belirtilerin de endometriozise işaret edebileceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, hastalığın bazı olgularda karın dışındaki alanlarda da görülebildiğini aktardı. Göğüs kafesi, sezaryen kesi hattı ya da daha önce yapılan ameliyat giriş yerlerinde bile endometriozis odaklarına rastlanabildiğini vurguladı. Öncelik ağrı mı doğurganlığın korunması mı? Tanı sürecinde en önemli unsurlardan birinin ayrıntılı hasta öyküsü olduğunu vurgulayan Yılmaz, muayene, ultrason, MR ve bazı kan testlerinden yararlanılsa da hiçbir tek yöntemin tek başına yeterli olmadığını belirtti. Özellikle hastanın şikayetlerinin döngüsel yapısı, yani adet dönemleriyle ilişkili artış göstermesi, tanıya giden yolda önemli ipuçları sunuyor. Tedavinin ise hastaya özel planlandığını söyleyen Yılmaz, burada temel sorunun hastanın önceliğinin ağrı mı yoksa doğurganlık mı olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İlaç tedavilerinin adet döngüsünü baskılayarak alevlenmeleri azaltabildiğini; yanıt alınamayan veya ileri evre hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme gelebildiğini ifade etti. Cerrahi planlanan ve ileride çocuk sahibi olmayı düşünen hastalarda ise doğurganlığın korunmasına yönelik bilgilendirmenin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yumurta ya da embriyo dondurma seçeneklerinin de bu süreçte değerlendirildiğini aktardı. Endometriozis tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine de dikkat çeken Yılmaz, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının yanı sıra radyoloji, gastroenteroloji, genel cerrahi, üroloji ve gerektiğinde fizik tedavi uzmanlarının birlikte çalışmasının tedavi başarısını artırdığını belirtti.
Zonguldak BEUN’da Geleceğin Hekimleri Kariyer Günleri’nde buluştu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ev sahipliğinde, Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği tarafından düzenlenen Türk Tıp Öğrencileri Birliği (TurkMSIC) 11. Tıpta Kariyer Günleri, iki gün süren bilimsel ve mesleki paylaşımların ardından sona erdi. Sezai Karakoç Kültür Merkezinde düzenlenen etkinliğin açılış programına BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir ve Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği Topluluk Danışmanı Prof. Dr. Suat Hayri Uğurbaş, akademik ve idari personel ile tıp fakültesi öğrencileri katıldı. Türkiye genelindeki tüm tıp fakültesi öğrencilerine açık olarak düzenlenen etkinlikte; Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Temel Bilimler başta olmak üzere pek çok farklı alanda kariyer planlamasına yönelik oturumlar gerçekleştirildi. Alanında uzman akademisyenlerin deneyimlerini paylaştığı programda tıp fakültesi öğrencileri, oturum aralarında akademisyenlerle birebir görüşme fırsatı bularak mesleki gelişimleri hakkında önemli bilgiler edindi. Etkinliğin ilk gününde; BEUN Genel Cerrahi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak, BEUN İmmünoloji Ana Bilim Dalından Doç. Dr. İshak Özel Tekin, Karabük Üniversitesi Pediatrik Gastroenteroloji Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Eylem Sevinç, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Anatomi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Ferruh Yücel ile Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Kemal Uğurlu, mesleki tecrübelerini paylaşarak kariyer yolculuklarını anlattı ve öğrencilerin sorularını yanıtladı. Program kapsamında ayrıca 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla aynı gün bir Tıp Balosu düzenlendi. Etkinliğin ikinci gününde ise Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Kenan Karbeyaz, BEUN Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Hilal Ayoğlu ile Pediatrik Kardiyoloji Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Haşim Hüsrevşahi’nin katılımıyla gerçekleştirilen oturumlarda tıp öğrencileri, alanında uzman akademisyenlerle bir araya gelerek kariyer planlamalarına yönelik önemli bilgiler edindi. Programda ayrıca akran eğitimleri de gerçekleştirildi. Kapanış oturumunda Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği, Ulusal Tıp Eğitimi Takımı ve 11. Tıpta Kariyer Günleri Proje Takımı tarafından etkinliğe verdikleri desteklerden dolayı başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen tüm kişi ve kurumlara teşekkür edildi. TurkMSIC 11. Tıpta Kariyer Günleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, tıp öğrencilerinin mesleki gelişimlerine katkı sağlayan bu tür organizasyonların büyük önem taşıdığını belirterek şu sözleri dile getirdi: "Üniversitemiz ev sahipliğinde gerçekleştirilen TurkMSIC 11. Tıpta Kariyer Günleri gibi nitelikli programlar, genç hekim adaylarımızın mesleki ufuklarını genişletmeleri ve kariyer planlamalarını daha bilinçli bir şekilde yapmaları açısından son derece kıymetlidir. Alanında uzman akademisyenlerimizin bilgi ve tecrübelerini öğrencilerimizle paylaşmaları, geleceğin hekimlerinin meslek hayatlarına daha güçlü ve donanımlı bir şekilde hazırlanmalarına önemli katkı sağlamaktadır. Bu anlamlı etkinliğin düzenlenmesinde büyük emek ve gayret gösteren Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği başta olmak üzere organizasyonda görev alan tüm öğrencilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Üniversitemizin bilimsel, akademik ve sosyal yaşamına değer katan bu tür çalışmalar, öğrencilerimizin yalnızca akademik açıdan değil, aynı zamanda mesleki vizyon ve sorumluluk bilinci açısından da gelişimlerine önemli katkılar sunmaktadır. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak öğrencilerimizin bilimsel üretim, akademik gelişim ve mesleki kariyer yolculuklarında her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle etkinliğe katkı sunan tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyor, tıp fakültesi öğrencilerimize eğitim hayatlarında ve meslek yaşamlarında üstün başarılar diliyorum." Bilimsel paylaşımın ve mesleki deneyim aktarımının ön plana çıktığı TurkMSIC 11. Tıpta Kariyer Günleri, iki gün boyunca gerçekleştirilen oturumlar ve kapanış programının ardından sona erdi.