YEREL HABERLER - 01 Haziran 2013 Cumartesi 12:30

GÜMÜŞHANE`DE ŞİİR DOLU GECE

A
A
A
GÜMÜŞHANE`DE ŞİİR DOLU GECE

Gümüşhane Belediyesi ve Herfene Dergisinin ortaklığında düzenlenen, Dilaver Cebeci Şiir Ödülü yarışmasında dereceye giren şairler ödüllerine kavuşurken, programda şiir okuyan 20 şair, Gümüşhane`ye şiir dolu bir gece yaşattı.
Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen programa Gümüşhane Valisi Dr. Yusuf Mayda, Belediye Başkanı Mustafa Canlı, Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu Başkanı Avukat İsmail Taştan, merhum Cebeci`nin eşi Ayla Cebeci ve çocukları, yarışmanın bazı jüri üyeleri, dereceye giren eserlerin sahipleri ve Gümüşhaneliler katıldı.
Manas Yayıncılık tarafından hazırlanan, Fırat Üniversitesi stüdyolarında seslendirilen Dilaver Cebeci belgeseli ile başlayan programda, salona giren tüm konuklara Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanan ve içerisinde Cebeci`nin biyografisi ve eserlerinin yer aldığı kitaplar hediye edildi.
Programda daha sonra Türkiye`nin çeşitli illerinden program için gelen şairler Ahmet Tevfik Ozan, Bekir Temur, Bestami Yazgan, Emel Demirezen, Fazıl Ahmet Bahadır, Fehmi Yakut, Gani Özcan, Günerkan Aydoğmuş, Hasan Özçam, Hava Köseoğlu, Mahmut Hasgül, Nuray Alper, Osman Nebioğlu, Ozan Taşdemir, Özcan Ünlü, Recep Yılmaz, Saniye Öztürk, Sevim Yakıcı, Tacettin Şimşek ve Tuncer Sönmez`den oluşan 20 şair şiirlerinden birer bukle seslendirirken, aynı zamanda merhum şair Dilaver Cebeci için duygularını aktardı.
Gümüşhanelilerin şiire doyduğu programda daha sonra Nurullah Genç, Bestami Yazgan, Günerkan Aydoğan, Ömer Faruk Beyceoğlu, Tacettin Şimşek, Özcan Ünlü ve Turan Tuğlu`dan oluşan seçici kurulun değerlendirmesi sonucu Ateş-i Aşk ve Ölüm isimli şiiri ile birinci olan Sevim Yakıcı`ya, Sessiz İnfilâk isimli şiiriyle ikinci olan Nuray Alper`e, İksir ve Cezbe isimli şiiriyle üçüncü olan Yaşar Bayar`a ve mansiyon ödülüne layık görülen Ozan Taşdemir, Mahmut Nacar, Hakan İlhan Kurt`a ödülleri ve plaketleri Vali Dr. Yusuf Mayda, Belediye Başkanı Mustafa Canlı ve Dilaver Cebeci`nin eşi Ayla Cebeci tarafından verildi.
``SADECE EKONOMİK VE TEKNOLOJİK ALANDA GELİŞME OLMAZ, SANAT, EDEBİYAT VE KÜLTÜRDE DE LİDER OLMAK GEREK``
Cebeci aile fertlerine de şilt verilen programda konuşan Gümüşhane Valisi Dr. Yusuf Mayda, ülkelerin gelişiminin sadece ekonomik ve teknolojik alanlarda olmadığını, sanatta da, edebiyatta da, kültürde de lider olmak gerektiğine vurgu yaptı.
Bunu sağlamanın yolunun da nesiller arasında köprü kurulması ve kurumsal hafızanın eski nesilden yeni nesillere taşınması, intikal ettirilmesi olduğunu belirten Vali Mayda, ``Bu gece de bu vesile ile hazırlandı. Gümüşhane Değerlerini Tanıyor çalışması doğrultusunda bizler de güzel ilimizin yetiştirdiği fikir ve ilim adamlarını anmaya, tanımaya çalışıyoruz. Bunu gerçekleştirmek bir taraftan halen yaşayan şairlerimizin, yazarlarımızın, mütefekkirlerimizin takdir edilmeleri ve desteklenmeleri yoluyla oluyor. Bir taraftan da vefat edenlere kadirşinaslık göstermek ve vefa duygusunu intikal ettirmekle oluyor. Bu gece onu da sağlamıştır. Merhum Cebeci Türkiye çapında bilinen bir şairimiz ama Gümüşhane`nin evladıdır. Bunu Gümüşhanelilerin de bu suretle tanımaları, biraz daha ileri düzeyde şiirlerini dinlemeleri ve dışardan gelen gönül dostlarımızın da yeni şiirler yazması ve bu suretle edebiyat ve kültürümüze destek olması sağlanmıştır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.`` dedi.
``DEОERLERİMİZİ ÇOK GEÇ ANLAYAN, ONLARIN KIYMETİNİ BİLMEYEN BİREYLERİZ``
Belediye Başkanı Mustafa Canlı da konuşmasında Türk milletinin hafızası zayıf olan bir millet olduğunu belirterek, şunları söyledi: ``Maalesef değerlerimizi çok geç anlayan ve onların kıymetini çok iyi bilmeyen bireyleriz. Çok etkinliğe katılıyor, çok işler yapıyoruz ama bu tür manevi programlar bize daha çok haz veriyor. Bu çok geç kalınmış ve olay. Temenni ederiz ki bu sürekli bir hale gelsin ve devamı olsun. Çünkü devamı olmazsa bir anlam ifade etmez. Bundan sonra inanıyoruz ki Gümüşhanemizde gelecekte çok daha katılımcı bir anlayışla bu programlar devam edecek.``
Merhum şair Dilaver Cebeci`nin eşi Ayla Cebeci de yarışmada birinci olan kadın şair Sevim Yakıcı`ya ödülünü verdikten sonra yaptığı konuşmada kadınların şiir alanında daha çok ilerlemelerini dileyerek, program için emeği geçen herkese teşekkür etti.
Tören toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali" düzenlendi Diyarbakır Maya Okulları öğrencileri, ekmeğin yolculuğunu "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali"nde uygulamalı olarak gerçekleştirdi. Diyarbakır Maya Okulları’nda okulun geleneksel hale gelen ve her yıl kutlanan ’Mayalı Ekmek Şenliği’, bu sene de kapılarını rengarenk atölyeler ve Anadolu kokan etkinliklerle açtı. Festival kapsamında okul bahçesinin dört bir yanı birer yaşam alanına dönüştürüldü. Veliler ve çocuklarla beraber geleneksel oyunlarla burada el ele vererek unutulmaz anılar biriktirdi. Ata tohumunun ekmeğe dönüşme hikayesi kapsamında çocuklar ve veliler çeşit çeşit etkinlikler yaptılar. İngilizce ve kodlama atölyelerinde çocuklar geleceğin dünyasına hazırlanırken, ebru sanatı ve el baskısı atölyelerinde renklerin suyla dansını keşfedip, parmak boyalarıyla hayallerini tuvale döktürdü. Mayalı ekmeğin hikayesi standında ise çocuklara toprağın ve emeğin değeri aşılandı. Şenlikte öğrenciler, geleneksel oyunlarla keyifli vakit geçirdi. Maya Okulları Müdürü Erdi Akyıldız, bugün Mayalı Ekmek Günü’nü kutladıklarını ve Türkiye genelindeki Maya Okulları’nda kutlanan geleneksel bir gün olduğunu söyledi. Akyıldız, "Maya Okulları olarak Türkiye geneli 24 yıldır bugünü kutluyoruz. Diyarbakır olarak yöresel lezzetlerimizi, yöresel oyunlarımızı hem oynamak hem tattırmak ve daha da önemlisi çocuklarımızı ekrandan uzaklaştırarak aileleriyle beraber kaliteli zaman geçirmek için böyle bir etkinlik planladık. Yaklaşık bin 5 ile 2 bin arası katılım var. Velilerimiz de bunu merakla bekliyordu. Her yıl geleneksel olarak bunu sürdürmeyi planlıyoruz. Bu şekilde devam edeceğiz. Biliyorsunuz artık evlerimizde ekmek yapılmıyor, maya kullanılmıyor. Hem bunu özendirmek hem de burada tattırmak istiyoruz. Eski annelerimizin, ninelerimizin yapmış olduğu mayalı ekmekleri tattırmak istiyoruz. Yine reyhan şerbetimiz bölgemizin, ilimizin çok güzel bir içeceği. Bunun yanında ayran, limonata gibi içeceklerle gazlı içeceklerden uzaklaştırmayı, sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Geleneksel olduğu için burada yedinci yıldır Mayalı Ekmek Günleri’ni kutluyoruz. Artık velilerimiz de işi biliyorlar. Herkes gelirken sandalyesini, masasını alıp burada güzel bir gün geçiriyor. Biz de hepsine teşekkür ediyoruz" dedi. Velilerden Sultan Aktaş, Maya Okulu’nun yapmış olduğu Mayalı Ekmek Etkinliği için çocuğuyla birlikte geldiğini ifade etti. Aktaş, "Burada çocuklarımıza aslında Maya Okulu’nun temel ana yapısı olan kültürel değerlerimizi hatırlatmak, geçmişten gelen ata tohumlarımızı ve ailesel kültürlerimizi yeniden yaşatmak amacıyla bulunuyoruz. Çocuklarımıza bu duygunun temelini tekrar hissettirmek istiyoruz. Okulun da burada çocuklarımız üzerinde büyük bir desteği var. Burada buğdayın, ekmeğin nereden oluştuğunu, nereden geldiğini, ana kaynağının buğday olduğunu ve nasıl öğütüldüğünü çocuklara anlatarak kültürümüzün başlangıç noktasına dair farkındalık oluşturmak amacıyla güzel bir etkinlik çerçevesinde çocuklarımızı toplamış bulunmaktalar. Bunun için kendilerine çok teşekkür ederiz. 2 yıldır bu atmosferin içerisindeyiz. Her şey çok güzel. Çocuklarımız gerçekten verimli bir şekilde tüm etkinliklere katılarak güzel vakit geçiriyor. Bu bizler için de, veliler için de büyük bir mutluluk. Her şey için okulumuza teşekkür ederiz. Biz tabii ki çocukluğumuzu hatırlıyoruz. Annelerimiz bize hamuru mayalayıp hamurdan ekmekler, çörekler yapardı. Açıkçası çocukluğumuza döndük diyebiliriz. Çocuklarımızın da burada bu duyguyu hissetmesi bizler adına güzel bir duygu oldu. O yüzden gerçekten güzel bir etkinlik altında toplanmış bulunmaktayız burada" ifadelerini kullandı. Bir diğer veli Rıdvan Çelik ise, 4 yıldır düzenlenen Mayalı Ekmek Günleri’ne katılım sağladıklarını aktardı. Çelik, "Özellikle ekmeğin hikâyesi kısmında, çocuklarımızın bizim eskiden yaşadığımız deneyimleri görememesi nedeniyle en azından geçmişe bir yolculuk yaparak o eski deneyimleri yaşamalarını istiyoruz. Bu şekilde okulun bütün velileri ve çocukları bir araya geliyor, herkes okulla bütünleşiyor. Yılda bir kez gerçekleştirilen bu etkinlikte çocuklarımız da bizler de gayet mutlu bir şekilde eğleniyoruz" şeklinde konuştu. Çok eğlendiğini söyleyen öğrencilerden Mina Sırımsı, "Mayalı ekmek yapmayı öğrendim. Mayanın nasıl yapıldığını ne işe yaradığını öğrendim. Çok hoşuma gitti etkinlik" dedi. Başka bir öğrenci Beril Akbulut da etkinlikte eğlendiklerini aktardı. Akbulut, "Oyunlar oynadık. Yiyecekler yedik çok keyifliydi. Buğdayı una, unu da ekmeğe çevirmeyi öğrendik" dedi. Öğrencilerden Jinda Deniz Alver ise çok güzel bir gün olduğunu özellikle bugünü sabırsızlıkla beklediğini ve Mayalı Ekmek Günleri’ni çok sevdiğini söyledi. Öğrencilerden Masal Ecrin Özsoy da, Mayalı Ekmek Günü etkinliğine katıldığı için çok mutlu olduğunu aktardı.
Gaziantep Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Bayraktar’dan zarar gören çiftçilere ziyaret Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te yaşanan dolu ve fırtınadan etkilenen bölgeleri ziyaret ederek çiftçilere geçmiş olsun temennisinde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te iki hafta önce meydana gelen sağanak, dolu ve şiddetli rüzgarın aynı anda etkili olduğu "süper hücre" fırtınasının çiftçilere verdiği zararı yerinde incelemek üzere kente geldi. Bayraktar, bölgedeki ziraat odası başkanları ve ilgililerle Çaybeyi Mahallesi’ndeki fıstık bahçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, Gaziantep’te etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle 380 bin dekar alanın zarar gördüğünü, hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerin etkilendiğini ifade etti. Bayraktar, "Türkiye’de etkili olan yağışlar neticesinde yer altı sularımız beslendi. Bunun sonucunda Türkiye’de kuraklık tehdidi kalkmış durumda. Hububat başta olmak üzere olumlu etkileyecek. Bu sene buğdayda üretimin 22-23 milyon tona çıkmasını bekliyoruz" dedi. Olumsuz hava şartlarının tarımsal alanlara zarar verdiğini ifade eden Bayraktar, "Sadece Gaziantep’te değil, 65 ilimizde don etkili oldu. Bu durum tarımsal üretime büyük zarar verdi. Kuraklık afetiyle karşı karşıya kaldık ve birçok ilimizde üretim olumsuz etkilendi. Sel ve su baskınları sonucu birçok ürünümüz zarar gördü. Binlerce dekar arazi sular altında kaldı. Sadece sel değil, don felaketinden etkilenen illerimizi de gezdim. Son günlerde dolu afeti de üretime zarar vermeye başladı. Dolu dışında hortumla da karşı karşıya kaldık. Gaziantep’te hem dolu hem hortum yaşandı" şeklinde konuştu. "9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçi etkilendi" Gaziantep’in 9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçinin yaşanan afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, "380 bin dekar alan zarar görmüş durumda. Hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerimiz etkilendi. Kesin hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Gaziantep’te tarım sigortası oranının düşük olduğunu görüyoruz, şu an yaklaşık yüzde 18 seviyesinde. Ürünlerin zarar görmesi nedeniyle önümüzdeki 2-3 yıl verim kaybı yaşanabilir. Bu kayıpların karşılanmasını talep ediyoruz. Üreticimize sahip çıkma ve sahada kalmasını sağlama zamanıdır" ifadelerini kullandı. Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun ise, Bayraktar’a teşekkür ederek çiftçilerin zarar gördüğünü ve yetkililerin çiftçilere destek vermesini istedi.
Bolu Bu çayın fiyatını içen belirliyor Bolu’nun Yeniçağa ilçesinde 85 yıldır hizmet veren tarihi kahvehanede tüp, elektrikli ısıtıcı ve deterjan kullanılmıyor. Çayın sadece odun ateşinde demlenip, bardakların elenmiş odun külüyle yıkandığı işletmede müşteriler içtikleri çayın ücretini kendileri belirliyor. Yeniçağa ilçesine bağlı Eskiçağa köyünde, Zonguldak-Ankara kara yolu üzerinde bulunan çay ocağı, yarım asrı aşan süredir aynı geleneksel yöntemlerle hizmet veriyor. Emekli şoför İsmail Demir, 1980 yılında babasından devraldığı mesleği yaşatmaya devam ediyor. Ormandan topladığı çam, meşe ve köknar odunlarıyla sabahın erken saatlerinde ocağı yakan Demir, köy halkının yanı sıra güzergahı kullanan sürücülere de hizmet sunuyor. 85 yıllık işletmede kurulduğu günden bu yana tüp veya elektrikli ısıtıcı kullanılmıyor. "Çay parası sorulmaz" Kurulduğu günden bu yana kimyasal deterjanın girmediği dükkanda çay bardakları, ocaktan alınan ve ince elenen kül ile yıkanıyor. Mesleği babasından devraldığını belirten İsmail Demir, "Burası babamın yeri. 85 yıldır bu işi yapıyoruz. Sabahleyin ateş yanar, akşama kadar odun ateşinde çay ayarlanır. Zonguldak, Bartın, Kurucaşile, Cide, Ankara illerine gitmek isteyen müşterimiz hiç eksik olmaz. Bizde çay fiyatı aranmaz. İster alırız, ister almayız; isteyen verir, isteyen vermez. Burada kimseye çay parası sorulmaz. 5 lira veren de olur, 10 lira, 15 lira, hatta 50 lira veren de olur; biz onu geri çevirmeyiz. Temizlikte de deterjan kullanmayız. Ocak külü çok temizdir; elediğimiz o toz külle bardakları ovaladığımızda pırıl pırıl parlar" dedi. "Bu tadı ve samimiyeti başka yerde bulamazsınız" Mekanın 67 yaşındaki daimi müşterilerinden köyün eski muhtarı Ramazan Karaduman, "Burası önemli bir yol üstü. Zonguldak, Bartın, Amasra gibi turistik beldelere gidenlerin uğrak noktası. Ben annemden doğdum doğalı bu kahvehanede odun ateşinde çay yapılır. Başka yerlerde, Karadeniz sahillerinde de odun ateşinde çay içtim ama buradaki tadı alamazsınız. Bu nostaljik havayı, kahveci arkadaşımızın insanları sıcak karşılamasını, candan ve samimi davranmasını başka hiçbir kahvehanede görmedim" ifadelerini kullandı.
Ankara Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Genç: "Türkiye’nin Afrika’da tercih edilmesinin nedeni yaklaşımının ortak çıkara dayanması" Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, "Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri, Türkiye’nin karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli işbirliğine dayanan yaklaşımı" dedi. Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, Türkiye Afrika küresel ekonomik iş birliğini değerlendirdi. Türkiye’nin, Afrika Boynuzu’nda sadece bir yardım koridoru değil, küresel sistemin kurallarını belirleyen bir güç haline geldiğini aktaran Genç, Türkiye’nin, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan bir ülke olduğuna dikkati çekti. Afrika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin artık klasik ticaret ilişkilerinin çok ötesine geçtiğinin altını çizen Genç, "Bugün Afrika ülkeleri yalnızca ürün satın alan ya da ham madde ihraç eden ekonomiler olmak istemiyor. Sanayileşmek, üretmek, teknoloji geliştirmek ve küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir yer edinmek istiyorlar. Türkiye’nin yaklaşımı da tam olarak bu noktada Afrika’da karşılık buluyor. Çünkü Türkiye, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan, ortak kalkınma vizyonu sunan güvenilir bir ortak olarak görülüyor" diye konuştu. "Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil" Cezayir ile Türkiye arasında gelişen ilişkilerin bu yeni dönemin en önemli örneklerinden biri olduğunu savunan Genç, "Cezayir sadece enerji kaynakları açısından değil, Avrupa ile Afrika arasında stratejik bir geçiş noktası olması nedeniyle de çok kritik bir ülke. Bugün Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil. Ortak sanayi bölgeleri, enerji yatırımları, altyapı projeleri ve üretim işbirlikleri üzerinden daha derin ve uzun vadeli bir ortaklık modeli inşa ediliyor" değerlendirmesine bulundu. "Türkiye enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke" Genç, enerji alanındaki iş birliğinin gelecek dönemin en stratejik başlıklarından biri olacağını belirterek, "Dünya artık enerji güvenliğini yeniden tanımlıyor. Cezayir doğal gaz ve LNG kapasitesiyle önemli bir enerji üreticisi konumunda. Türkiye ise enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke. Bu nedenle iki taraf arasındaki iş birliği sadece enerji ticareti değil; petrokimya, yenilenebilir enerji ve hatta yeşil hidrojen gibi alanlara doğru genişliyor" ifadelerine yer verdi. Afrika ülkelerinin güvenlik alanında da yeni ortaklık modelleri aradığı sözlerine ekleyen Genç, "Türkiye burada sadece savunma ürünü satan bir aktör olarak değil; eğitim veren, teknoloji paylaşan ve kapasite geliştiren bir ortak olarak öne çıkıyor. Özellikle sınır güvenliği, terörle mücadele, deniz güvenliği ve savunma sanayi alanındaki iş birlikleri önümüzdeki dönemde daha da derinleşecektir" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir" Genç, Afrika dünyanın en genç nüfusuna sahip kıtası olduğuna vurgu yaparak, "Bu çok büyük bir potansiyel anlamına geliyor. Türkiye’nin üretim kapasitesi ve sanayi deneyimi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir. Tekstil, tarım teknolojileri, gıda işleme, sağlık sanayisi ve lojistik gibi alanlarda ortak üretim modellerinin yaygınlaşacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak" Afrika ülkelerinin küresel sistemde tek bir merkeze bağımlı olmak istemediğinin altını çizen Genç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Daha dengeli, daha eşitlikçi ve karşılıklı kazanca dayalı ortaklıklar arıyorlar. Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur. Türkiye’nin yaklaşımı karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli iş birliğine dayanıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak. Enerji güvenliği, teknoloji transferi, ortak üretim, lojistik koridorları ve bölgesel istikrar gibi çok daha stratejik alanlarda yeni bir döneme giriyoruz. Bu ilişki artık sadece ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir ortaklık niteliği taşımaya başlamıştır."
Diyarbakır Diyarbakır’da "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali" düzenlendi Diyarbakır Maya Okulları öğrencileri, ekmeğin yolculuğunu "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali"nde uygulamalı olarak gerçekleştirdi. Diyarbakır Maya Okulları’nda okulun geleneksel hale gelen ve her yıl kutlanan ’Mayalı Ekmek Şenliği’, bu sene de kapılarını rengarenk atölyeler ve Anadolu kokan etkinliklerle açtı. Festival kapsamında okul bahçesinin dört bir yanı birer yaşam alanına dönüştürüldü. Veliler ve çocuklarla beraber geleneksel oyunlarla burada el ele vererek unutulmaz anılar biriktirdi. Ata tohumunun ekmeğe dönüşme hikayesi kapsamında çocuklar ve veliler çeşit çeşit etkinlikler yaptılar. İngilizce ve kodlama atölyelerinde çocuklar geleceğin dünyasına hazırlanırken, ebru sanatı ve el baskısı atölyelerinde renklerin suyla dansını keşfedip, parmak boyalarıyla hayallerini tuvale döktürdü. Mayalı ekmeğin hikayesi standında ise çocuklara toprağın ve emeğin değeri aşılandı. Şenlikte öğrenciler, geleneksel oyunlarla keyifli vakit geçirdi. Maya Okulları Müdürü Erdi Akyıldız, bugün Mayalı Ekmek Günü’nü kutladıklarını ve Türkiye genelindeki Maya Okullarında kutlanan geleneksel bir gün olduğunu söyledi. Akyıldız, "Maya Okulları olarak Türkiye geneli 24 yıldır bu günü kutluyoruz. Diyarbakır olarak yöresel lezzetlerimizi, yöresel oyunlarımızı hem oynamak hem tattırmak ve daha da önemlisi çocuklarımızı ekrandan uzaklaştırarak aileleriyle beraber kaliteli zaman geçirmek için böyle bir etkinlik planladık. Yaklaşık bin 5 ile 2 bin arası katılım var. Velilerimiz de bunu merakla bekliyordu. Her yıl geleneksel olarak bunu sürdürmeyi planlıyoruz. Bu şekilde devam edeceğiz. Biliyorsunuz artık evlerimizde ekmek yapılmıyor, maya kullanılmıyor. Hem bunu özendirmek hem de burada tattırmak istiyoruz. Eski annelerimizin, ninelerimizin yapmış olduğu mayalı ekmekleri tattırmak istiyoruz. Yine reyhan şerbetimiz bölgemizin, ilimizin çok güzel bir içeceği. Bunun yanında ayran, limonata gibi içeceklerle gazlı içeceklerden uzaklaştırmayı, sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Geleneksel olduğu için burada yedinci yıldır Mayalı Ekmek Günleri’ni kutluyoruz. Artık velilerimiz de işi biliyorlar. Herkes gelirken sandalyesini, masasını alıp burada güzel bir gün geçiriyor. Biz de hepsine teşekkür ediyoruz" dedi. Velilerden Sultan Aktaş, Maya Okulu’nun yapmış olduğu Mayalı Ekmek Etkinliği için çocuğuyla birlikte geldiğini ifade etti. Aktaş, "Burada çocuklarımıza aslında Maya Okulu’nun temel ana yapısı olan kültürel değerlerimizi hatırlatmak, geçmişten gelen ata tohumlarımızı ve ailesel kültürlerimizi yeniden yaşatmak amacıyla bulunuyoruz. Çocuklarımıza bu duygunun temelini tekrar hissettirmek istiyoruz. Okulun da burada çocuklarımız üzerinde büyük bir desteği var. Burada buğdayın, ekmeğin nereden oluştuğunu, nereden geldiğini, ana kaynağının buğday olduğunu ve nasıl öğütüldüğünü çocuklara anlatarak kültürümüzün başlangıç noktasına dair farkındalık oluşturmak amacıyla güzel bir etkinlik çerçevesinde çocuklarımızı toplamış bulunmaktalar. Bunun için kendilerine çok teşekkür ederiz. 2 yıldır bu atmosferin içerisindeyiz. Her şey çok güzel. Çocuklarımız gerçekten verimli bir şekilde tüm etkinliklere katılarak güzel vakit geçiriyor. Bu bizler için de, veliler için de büyük bir mutluluk. Her şey için okulumuza teşekkür ederiz. Biz tabii ki çocukluğumuzu hatırlıyoruz. Annelerimiz bize hamuru mayalayıp hamurdan ekmekler, çörekler yapardı. Açıkçası çocukluğumuza döndük diyebiliriz. Çocuklarımızın da burada bu duyguyu hissetmesi bizler adına güzel bir duygu oldu. O yüzden gerçekten güzel bir etkinlik altında toplanmış bulunmaktayız burada" ifadelerini kullandı. Bir diğer veli Rıdvan Çelik ise, 4 yıldır düzenlenen Mayalı Ekmek Günleri’ne katılım sağladıklarını aktardı. Çelik, "Özellikle ekmeğin hikâyesi kısmında, çocuklarımızın bizim eskiden yaşadığımız deneyimleri görememesi nedeniyle en azından geçmişe bir yolculuk yaparak o eski deneyimleri yaşamalarını istiyoruz. Bu şekilde okulun bütün velileri ve çocukları bir araya geliyor, herkes okulla bütünleşiyor. Yılda bir kez gerçekleştirilen bu etkinlikte çocuklarımız da bizler de gayet mutlu bir şekilde eğleniyoruz" şeklinde konuştu. Öğrencilerden Mina Sırımsı, çok eğlendiğini söyledi. Sırımsı, "Mayalı ekmek yapmayı öğrendim. Mayanın nasıl yapıldığını ne işe yaradığını öğrendim. Çok hoşuma gitti etkinlik" dedi. Başka bir öğrenci Beril Akbulut ise, etkinlikte eğlendiklerini aktardı. Akbulut, "Oyunlar oynadık. Yiyecekler yedik çok keyifliydi. Buğdayı una, unu da ekmeğe çevirmeyi öğrendik" dedi. Öğrencilerden Jinda Deniz Alver de, çok güzel bir gün olduğunu özellikle bugünü sabırsızlıkla beklediğini ve Mayalı Ekmek Günlerini çok sevdiğini söyledi. Öğrencilerden Masal Ecrin Özsoy da, bugün Mayalı Ekmek Günü etkinliğine katıldığını için çok mutlu olduğunu aktardı.