YEREL HABERLER - 27 Mayıs 2014 Salı 11:17

Gümüşhaneli Dağcılar Altınpınar Gölü'nde Kamp Kurdu

A
A
A
Gümüşhaneli Dağcılar Altınpınar Gölü'nde Kamp Kurdu

Zengin flora ve faunasının oluşturduğu doğal güzellikleriyle adeta büyülü bir görüntü oluşturan göl kenarında çadırlarını kurarak bir gece konaklayan toplam 16 sporcu, yemyeşil doğası ve güzellikleriyle eşsiz bir görünüm sunan bölgede gece yürüyüşü de gerçekleştirdi.
Önceki yıllarda da aynı bölgede kamp kuran GÜDAK üyesi sporculara eşlik eden Gümüşhane Sanayici ve İşadamları Şube Başkanı Murat Akçay, bölgedeki turizm potansiyelinin hala fark edilemediğimi bir kez daha yerinde müşahede ettiklerini söyledi.
Orman içinden ilerleyerek gidilen gölün doğa tutkunu ve şehrin stresli ortamından uzaklaşmak isteyenler için çok önemli bir dinlenme merkezi olduğunu kaydeden Akçay, Gümüşhane’ye 37, Torul ilçesine 15 kilometre mesafedeki bu bölgenin B tipi Mesire Yeri olarak yıllar önce ilan edilip gelişim planlarının hazırlandığını fakat bugüne kadar tek bir çivi bile çakılmadığını gördüklerini belirtti.
Etrafı tamamen sarıçam ormanları ile çevrili gölün bin 880 metre rakımda yer aldığını tespit ettiklerini dile getiren Akçay, ayrıca gölün etrafında çok sayıda otantik yayla bulunduğunu da belirterek, bölgenin doğal güzellikleriyle görenleri büyülediğini dile getirdi.
Gölün bulunduğu alandaki dağda meydana gelen heyelan sonucu oluştuğuna dair köy halkının bilgi verdiğini ifade eden Akçay, bölge için hazırlanan gelişim planında kır gazinosu, basketbol ve voleybol sahası, çocuk oyun parkı, kameriyeler, seyir terasları, otopark ve piknik masaları gibi materyaller olmasına rağmen bugüne kadar hiçbirşey yapılmadığını üzülerek tespit ettiklerini söyledi,
Altınpınar köyüne kadar yolun oldukça güzel olmasına rağmen köyle göl arasında orman içinden geçen yolun oldukça tehlikeli olduğunu, en ufak bir yağmurda balçıklı yapısı nedeniyle hem araç geçişinde çok zorlanıldığını hem de yürümekte zorlanıldığını ifade eden Akçay, yayla turizminin revaçta olduğu günümüzde yöreyi turizme kazandırmak için geç kalınmamasını, öncelikle yolundan başlanarak 35 hektarlık alanda gerekli çalışmaların yapılmasını istedi.
Gerekli alt yapı çalışmalarının biran önce bitirilerek bölgenin Gümüşhane turizmine ve ekonomisine hızlı bir şekilde kazandırılması gerektiğini ve bu durumun kaçınılmaz olduğunu kaydeden Akçay, GÜSİAD olarak daha önceki açıklamalarında Gümüşhane’nin turizm konusunda elindeki zenginleri fark ederek bu yöne ivmelenmesi gerektiğini sık sık dillendirdiklerini, Doğu Karadeniz bölgesinde yükselen turizm pastasından Gümüşhane’nin hak ettiği payı alması için bu tür uyarıları sık sık yapmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa "Kökten Hayata" etkinliğinde 116 kişi umut oldu Manisa’nın Alaşehir ilçesinde lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen Bilge Altan’ın anısına düzenlenen ’Kökten Hayata Şenliği’nde iki günde 116 kök hücre ve 116 kan bağışı toplandı. Etkinlikte hem farkındalık oluşturuldu hem de vatandaşlara bağışın hayati önemi anlatıldı. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen ve eski belediye meclis üyesi Bilge Altan’ın anısına kök hücre ve kan bağışı farkındalığı oluşturmak amacıyla "Kökten Hayata Şenliği" düzenlendi. İki gün süren etkinlikte vatandaşlar hem sosyal etkinliklere katıldı hem de kan ve kök hücre bağışında bulundu. Alaşehir Belediyesi, Türk Kızılay Alaşehir Şubesi ve Altan ailesi iş birliğiyle Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinliğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Meydanda kurulan stantlarda bağış hakkında bilgilendirme yapılırken, çocuk oyun alanları, atölyeler, ikram stantları, çekilişler ve halk oyunları gösterileri düzenlendi. 9-10 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen şenlikte kök hücre ve kan bağışının önemine dikkat çekildi. Etkinliğe Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak, lösemi nedeniyle geçen yıl hayatını kaybeden Bilge Altan’ın kızı Avukat İpek Altan Paker, Altan ailesi ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Başka aileler aynı süreci yaşamasın" Etkinlikte konuşan Avukat İpek Altan Paker, annesinin hastalığı sürecinde kök hücre bağışının önemini yakından yaşadıklarını belirterek, "Geçen sene lösemiden kaybetmiş olduğumuz annemizin anısına Kökten Hayata Şenliği’ni düzenledik. Projemiz ‘Kökten Hayata’ adını annemden bana hatıra kalan yaşam ağacı kolyesinden alıyor. Annemin hastalığı sürecinde kök hücre bağışının önemini ve donör bulmanın ne kadar zor olduğunu bizzat yaşadık. Bu yüzden kök hücre ile alakalı doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve kök hücre bağışı sayısını artırmak için bu etkinliği düzenledik. İki gün içinde gerçekleştirmiş olduğumuz etkinliklerin tamamında kök hücre bağışının koldan yapılan bir işlem olduğunu, cerrahi bir müdahale gerektirmediğini ve verilen kök hücrelerin 3-4 hafta içerisinde yenilenebildiğini herkese anlatmaya çalıştık. Lösemili hastalar için çoğunlukla tek seçenek olan kök hücre naklinde bağışçı sayısını artırmak çok önemlidir. Bu nedenle 18-35 yaş aralığındaki herkesi kök hücre bağışçısı olarak davet ediyoruz. Bu etkinlikle şehrimizde güzel bir farkındalık oluşturarak kök hücre bağışçı sayısını artırdık. Annesiz geçirdiğim ilk Anneler Günü’nde anneme çok güzel ve anlamlı bir hediye verdiğimi düşünüyorum" dedi. Annesiz geçirdiği ilk Anneler Günü’nde anlamlı bir farkındalık çalışmasına imza attıklarını ifade eden Paker, 18-35 yaş arasındaki sağlıklı bireyleri kök hücre bağışçısı olmaya davet etti. Öküzcüoğlu’ndan bağış çağrısı Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise yaptığı konuşmada vatandaşlara bağış çağrısında bulunarak, "Üç tüp kan deyip geçmeyeceğiz. Vereceğimiz üç tüp kan bir gün bir insanın hayatını kurtarabilir. Birisinin nefesine nefes olmak için herkesi bağış yapmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. İki günde 116 kök hücre bağışı Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak da etkinliğe yoğun katılım olduğunu belirterek, "Türk Kızılay Alaşehir Şubesi olarak 9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlemiş olduğumuz Kökten Hayata Şenliğimize vatandaşlarımız çok büyük bir ilgi gösterdi. Yapmış olduğumuz bu etkinlikte kök hücre bağışının ve kan bağışının ne kadar önemli olduğunu vatandaşlarımıza anlattık. Etkinlikte farkındalık oluşturarak iki gün boyunca vatandaşlarımızdan 116 kök hücre bağışı ve 116 kan bağışı almış bulunuyoruz. Vatandaşlarımıza göstermiş oldukları ilgiden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Bu tür etkinliklerimizi yıl boyunca yapmaya devam edeceğiz. Alaşehir halkımızı bağışta bulunmaya davet ediyoruz. Bilge öğretmenimizin adına düzenlemiş olduğumuz bu etkinlikte kan bağışının yanında 18-35 yaş arasındaki tüm vatandaşlarımızı kök hücre bağışına da davet ediyoruz" diye konuştu. Alaşehir’de iki gün boyu süren etkinliklerde vatandaşlar hem eğlenceli aktivitelerle vakit geçirdi hem de bağış hakkında detaylı bilgi aldı. Çok sayıda kişi kan ve kök hücre bağışında bulunarak farkındalık çalışmalarına destek verdi. Yetkililer, kök hücre bağışının ameliyat olmadığını, genelde koldan alınan kan yoluyla gerçekleştirilen güvenli bir işlem olduğunu belirterek uygun yaş aralığındaki vatandaşları bağışçı olmaya davet etti.
Manisa Köse’den Manisa için çarpıcı değerlendirme Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’nın yıllardır ekonomik olarak büyümesine rağmen sosyal, kültürel ve şehirleşme anlamında aynı ivmeyi yakalayamadığını belirterek, "Manisa üretiyor ama şehirleşemiyor. İnsanlar çalışıyor ama şehir yaşamını hissedemiyor" dedi. Türkiye’nin en güçlü sanayi ve tarım kentlerinden biri olan Ege Bölgesinde İzmir’den sonra en büyük ikinci şehir Manisa, ihracat rakamları ve üretim kapasitesiyle öne çıkmasına rağmen sosyal yaşam, kent kültürü ve şehir vizyonu açısından çevre illerin gerisinde kalıyor. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’nın ekonomik gücünü sosyal kalkınmaya dönüştüremediğini söyledi. Köse, Manisa’nın yıllardır "İzmir’in arka bahçesi" gibi konumlandırıldığını belirterek, "Uşak, Afyonkarahisar, Balıkesir ve Aydın son yıllarda şehir kimliği oluşturma konusunda ciddi adımlar attı. Kafeler, sosyal yaşam alanları, kültür merkezleri, üniversite hayatı, marka caddeler ve yaşam projeleriyle kendi şehir aidiyetlerini güçlendirdiler. Manisa ise hâlâ organize sanayi ile mahalle kültürü arasında sıkışmış durumda" ifadelerini kullandı. Manisa’nın üretim gücünün çok yüksek olmasına rağmen kentleşme refleksinin aynı hızda gelişmediğini kaydeden Köse, "Manisa bugün milyarlarca dolarlık ihracat yapan bir şehir. Elektronikten otomotive, beyaz eşyadan tarıma kadar dev üretim gücüne sahip. Ancak şehir merkezine baktığınızda gençlerin vakit geçireceği alanların sınırlı olduğunu, gece hayatının zayıf kaldığını, kültür-sanat yatırımlarının yetersiz olduğunu görüyorsunuz. İnsanlar çalışmak için Manisa’ya geliyor ama yaşamak için İzmir’e kaçıyor" diye konuştu. Akademik çalışmalarda da Manisa’daki sanayi büyümesinin kentleşme ve sosyal dönüşümle paralel ilerlemediğine dikkat çekildiğini belirten Köse, plansız büyümenin şehir kimliğini zayıflattığını ifade etti. Köse, Manisa’nın en büyük problemlerinden birinin vizyon eksikliği olduğunu savunarak şunları söyledi: "Manisa’da uzun yıllardır ekonomik başarıya odaklanıldı ama yaşam kalitesi ikinci planda bırakıldı. Şehir, sanayi yatırımı aldı fakat aynı ölçüde meydanlar, kültür aksları, sosyal yaşam merkezleri ve marka şehir projeleri üretilemedi. Üniversite şehre tam entegre edilemedi. Genç nüfus kendisini bu şehirde geleceğe ait hissedemiyor." Özellikle İzmir yakınlığının hem avantaj hem dezavantaj oluşturduğunu ifade eden Köse, "İnsanlar konser için İzmir’e gidiyor, sosyal etkinlik için İzmir’e gidiyor, kaliteli yaşam algısını İzmir’de görüyor. Bu durum Manisa’nın kendi merkezini büyütmesini engelledi. Şehir kendi cazibe merkezini oluşturamadı" dedi. Manisa’daki şehirleşme tartışmalarının vatandaşlar arasında da yoğun şekilde yapıldığına dikkat çeken Köse, sosyal medya platformlarında yapılan yorumlarda da "İzmir’in gölgesinde kalmış şehir", "emekli şehri", "çarpık büyüme", "Büyük köy" ve "kentsel dönüşüm ihtiyacı" gibi değerlendirmelerin öne çıktığını söyledi. Çözüm önerilerini de sıralayan Köse, Manisa’nın artık sadece üretim değil yaşam şehri olması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: "Manisa’nın yeni bir şehir vizyonuna ihtiyacı var. Öncelikle kent estetiği güçlendirilmeli. Büyük meydanlar, kültür sanat merkezleri, gençlik yaşam alanları kurulmalı. Şehir merkezinde akşam hayatını canlandıracak yatırımlar teşvik edilmeli. Üniversite ile şehir bütünleşmeli. Spil Dağı, tarihi alanlar ve gastronomi turizmi doğru kullanılmalı. Manisa artık sadece çalışan insanların değil, yaşamak isteyen insanların da tercihi olmalı." Köse ayrıca şehirde nitelikli göçü tutacak sosyal projelerin artırılması gerektiğini belirterek, "Sanayi tek başına şehir olmayı sağlamıyor. Şehir olmak için kültür, estetik, aidiyet ve sosyal hayat gerekiyor. Manisa artık bunu konuşmalı" dedi. Manisa’nın güçlü sanayi altyapısı, ihracat kapasitesi ve yatırım potansiyeline rağmen sosyal yaşam ve şehir kimliği konusunda dönüşüm ihtiyacı bulunduğu, akademik çalışmalarda da vurgulanıyor.
İzmir Geniz eti büyümesi çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor Çocuklarda sık görülen geniz eti büyümesine dikkat çeken Uzm. Dr. Cüneyt Altunay, "Geniz eti büyümesi, sık enfeksiyon, büyüme ve gelişme geriliği, tekrarlayan kulak iltihabı ve işitme kaybı, uykuda nefes durması ve uyku bozukluğu, sabah zor uyanma gündüz yorgunluğu performans düşüklüğü gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Ebeveynlerin belirtiler konusunda dikkatli olması gerekir" dedi. Anne babalara seslenen Acıbadem Kent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cüneyt Altunay, çocukların uyku sırasında ağızdan nefes alıp horlamasının geniz eti büyümesinin önemli bir işareti olabileceğini söyledi. Kreş çağındaki her 3 çocuktan 1’inde geniz eti büyümesi görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Altunay, erken teşhisin önemine vurgu yaptı. Geniz etinin, burun arkasında yer alan lenfoid bir doku olduğunu belirten Uzm. Dr. Altunay, hacmen büyümesi ve burun ve kulak kanalını tıkaması durumunda solunum problemleri, horlama, uyku apnesi ve tekrarlayan kulak ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabildiğini kaydetti. Altunay, bu tür durumlarda Adenoidektomi olarak bilinen geniz eti ameliyatının gerekebileceğini dile getirdi. Geniz eti büyümesinde zaman kaybetmeden hekime başvurmanın büyük önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Altunay bu çocuklarda sık boğaz enfeksiyonu, sinüzit, alt hava yolu enfeksiyonları, alerji öncesi hassas hava yolu belirtileri ve geçmeyen öksürük görülebildiğini söyleyerek şöyle konuştu: "Ayrıca uykuda horlama ve apne denilen nefes durması, diş sıkma ve gıcırdatma, baş-boyun terlemesi ve gece idrar kaçırma gibi uyku problemleri de sık görülür. Hava yolunun tıkalı olması nedeniyle yeterli oksijen alamayan ve uyku evrelerini sağlıklı bir şekilde yaşayamayan bu nedenle bürmonu salınımında düzensizlik olan çocuklarda büyüme ve gelişme yaşıtlarına göre geri kalabilir. Orta kulak havalanmasının bozulması ise kulakta sıvı birikimine, orta kulak enfeksiyonlarına ve işitme kaybına yol açabilir." Çocuğun yüz yapısında değişiklikler olabilir Öte yandan, geniz eti büyümesine bağlı olarak çocukların yüz yapısında da değişiklikler oluşabileceğini belirten Uzm. Dr. Altunay, kubbe damak, geride duran çene, belirgin ön dişler, diş çürükleri ve dişlerde çarpık gelişimin görülebileceğini söyledi. Tedavide temel hedefin çocuğun sağlıklı şekilde burundan nefes alabilmesi ve kulak boşluğunu havalandıran östaki borusunun ağzındaki tıkanıklığı temizlemek olduğunu vurgulayan Altunay, "Geniz eti büyümesinin boyutu ve neden olduğu klinik sonuçlar dikkate alınarak alerji ve reflü gibi etmenlerin varlığında bile mekanik tıkanıklığı ortadan kaldırmak, tedavi edici ajanların başarısı arttırmak için cerrahi planlanmalıdır." dedi. Uzm. Dr. Altunay, geniz eti ameliyatının genellikle genel anestezi altında, ağız yoluyla gerçekleştirildiğini, işlemin kısa sürdüğünü ve çocukların çoğunlukla aynı gün taburcu edildiğini söyledi. Ameliyat sonrası birkaç gün hafif ağrı ve burun tıkanıklığı görülebileceğini belirten Altunay, tedavi edilmediği takdirde geniz eti büyümesinin sebep olduğu ciddi sorunlar nedeniyle ailelerin uygun ve önerilen durumlarda ameliyattan kaçınmamaları ve ertelememeleri gerektiğinin önemini vurguladı.
Erzincan Erzincan’da İl Müftülüğü ile İlahiyat Fakültesinden iş birliği toplantısı Erzincan İl Müftülüğü ile Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İlahiyat Fakültesi arasında yürütülen iş birliği çalışmaları kapsamında istişare toplantısı düzenlendi. Gülabibey Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsak Emin Aktepe ve öğretim üyeleri katıldı. Toplantıda manevi danışmanlık hizmetlerinin mevcut durumu ile Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde yürütülen sosyal sorumluluk projeleri ele alındı. Katılımcılar, toplumun farklı kesimlerine ulaştırılan din hizmetlerinin niteliğinin artırılması amacıyla akademik birikim ile saha tecrübesinin bir araya getirilmesinin önemine dikkati çekti. Görüşmelerde özellikle gençlere yönelik kültürel projeler, aile yapısının korunmasına ilişkin rehberlik faaliyetleri ve çocuklara yönelik eğitsel çalışmalar üzerinde duruldu. İl Müftüsü Fakirullahoğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, gençlerin milli ve manevi değerlerle yetiştirilmesinin önem taşıdığını belirterek, İlahiyat Fakültesinin akademik katkılarının yürütülen çalışmalara önemli destek sunduğunu ifade etti. Dekan Aktepe ve beraberindeki heyet de manevi rehberlik çalışmalarının toplumsal huzura katkı sağladığını belirterek, yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan projelere ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı. Toplantının ardından Fakirullahoğlu, katılımcılara teşekkür ederek kurumlar arasındaki koordinasyonun artarak süreceğini kaydetti.