EKONOMİ - 30 Eylül 2025 Salı 10:25

Gümüşhane’de genç muhtarın Türkiye’ye ilham veren başarı hikayesi

A
A
A

Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinin zorlu coğrafyaya sahip Akçal köyündeki genç girişimci Said Tüfekçi ve ailesinin yazdığı başarı hikayesi herkese ilham veriyor.

Bursa’da doğan ve üniversite eğitimini Gümüşhane Üniversitesi’nde tamamlayan Said Tüfekçi (35) büyük şehir imkanlarını bir kenara bırakarak 2016 yılında memleketi Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Akçal köyüne geri döndü. Veteriner Sağlık Teknikerliği bölümü mezunu olan Tüfekçi, eşi Aslı Tüfekçi ve emekli olduktan sonra köye dönüş yapan anne ve babasının büyük desteğiyle tarım ve hayvancılık sektörüne adım attı.

Gümüşhane’de genç muhtarın Türkiye’ye ilham veren başarı hikayesi

Köyünde 2 büyükbaş hayvanla başladığı yolculuğunu devlet desteğiyle zaman zaman 50 hayvana kadar çıkaran ve daha sonra yoğun talep üzerine süt sığırcılığına geçen Tüfekçi, ailesiyle birlikte süt ürünleri üreterek ülkenin dört bir yanına gönderiyor. Çalışma azmi ve kararlılığıyla bölgede veteriner teknikeri olarak vatandaşlara da hizmet veren Tüfekçi, 2024 yılı yerel seçimlerinde de köyüne muhtar seçildi. "Başarımızın tek kaynağı aile ve inanmak" diyerek zorlukları nasıl aştıklarını anlatan Tüfekçi, devlet desteklerinin bu başarıdaki kilit rolünü vurguladı. Karadeniz’in en zorlu coğrafyalarından birine sahip köyünde "Traktör kullanacak arazimiz yok" sözleriyle bölgenin çetin şartlarını özetleyen Tüfekçi, aldığı veterinerlik eğitimi sayesinde hayvan sağlığı ve verimliliği konusunda bilimsel yaklaşımları hem kendi hayvanlarında hem de vadideki diğer köylerde uyguluyor.

Gümüşhane’de genç muhtarın Türkiye’ye ilham veren başarı hikayesi

Bir çiftçi olmanın ötesine geçerek bir girişimci kimliği sergileyen Tüfekçi, "Bursa’da doğdum. 2010 yılına kadar Bursa’da yaşadım. Eğitim öğretimi orada tamamladım. Daha sonra Gümüşhane Üniversitesi Laborant ve Veteriner Sağlık Bölümünü 2010 ve 2012 yıllar arasında bitirdim. Bayburt, Gümüşhane, Giresun ve Kastamonu illerinde çalıştım, kendimi geliştirdim. 2016 yılında memlekete dönüş yaptım. Burada anne, baba, kız kardeşim, eşimle beraber tarım ve hayvancılık sektörüne başladık" dedi.

"Zor coğrafyada ailemizle bir olarak başarılara imza atıyoruz"

"Aileyle beraber hareket ettiğimizden dolayı istediğimiz hedeflere ulaştık ve ulaşmaya da devam ediyoruz" diyerek birlik ve beraberliğin önemini vurgulayan Tüfekçi, devletin bu konudaki desteklerine özel bir parantez açarak, "2024 yerel seçimlerinde muhtar olarak köyümüze seçildim. Ve muhtar olduktan sonra köyümüze de güzel işler yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Devletimizin desteğiyle beraber bu noktalara geldik. Zor coğrafyada başarılara imza atıyoruz. Teknoloji zor bizim bölgelerde. Traktör gitmiyor. Küçük makine ekipmanlarla idare ediyoruz. Burada başarılı olabilmek için en uygun, en sağlıklı ekipmanları seçerek, zamanı satın almak için uğraşıyoruz" diye konuştu.

Gümüşhane’de genç muhtarın Türkiye’ye ilham veren başarı hikayesi

"Devlet desteğiyle işleri büyüttük, şimdi süt hayvancılığına geçtik"

Süt ve besi hayvancılığıyla başladığını ve son dönemde süt hayvancılığına döndüğünü anlatan Tüfekçi, "Büyükşehirlerdeki eşim, dostum ve arkadaşlarım sürekli benden tereyağı, peynir istedi. Baktım daha çok talep var şu an 20 büyükbaş simental hayvana çevirdim hayvanlarımızı. Önceki dönemlerde 40 büyükbaş hayvana kadar çıktık. Yaşam koşulları günden güne artıyor. Zorluklarla uğraşıyoruz. Özellikle pandemiden dolayı ekonomi bayağı bir sıkıntı yaşadı. Yeni bina yaptık, yaşam alanı oluşturduk, ahırı büyüttük. Bu şekil olunca 2 büyükbaştan 40 büyükbaşa kadar bazen 50 bazen 30 oldu. İnişli çıkışlı dönemlerimiz oldu. Devletimizin bu konuda çok büyük destekleri oldu. Tarım ve Orman Bakanlığından destek aldık. Ziraat Bankası da özellikle devletimizin desteği de bu konuda eksik olmadı. Hepsine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Gümüşhane’de genç muhtarın Türkiye’ye ilham veren başarı hikayesi

"Zorluklarla başarılı olabilmek için inanmak gerekiyor"

Küçüklükten beri köy hayatı istediğini ve 2016 yılında evlendikleri eşinin de kendisine destek verdiğini aktaran Tüfekçi, "Zorluklarla başarılı olabilmek için inanmak gerekiyor. İnandığın yoldan vazgeçmeyeceksin. Merdivenleri sağlam bir şekilde yavaş yavaş, adım adım, emin adımlarla çıkarak bu noktaya geldik. Ve bu noktadan da devam ederek yaşamımızı bu şekilde insanlara sağlıklı organik ürünler elde ederek yaşamımızı bu şekilde sürdürüyoruz. Annem Fadime, babam Salih, kız kardeşim Merve Tüfekçi ile hareket ediyoruz. Bazen ben yaylada olmadığım zaman annem ve babam gidiyor hayvanlara yardımcı oluyor. Ben dışarı işlerini götürüyorum. Köye gelmemin en büyük sebebi, beni köye teşvik eden annem ve babamdır. Karadeniz insanının emekli olunca en büyük hayali köye ev yapmaktır. O hayalinin peşinden giderek biz de onların yolundan devam ettik. Ve beraber mutlu mesut bir yaşam sürdürüyoruz" dedi.

"Aile olarak bu yolda çok güzel bir şekilde ilerliyoruz"

Muhtar Said Tüfekçi’nin Samsun’un Çarşamba ilçesinden olan eşi Aslı Tüfekçi ise üniversite okurken Şiran’da tanıştıklarını belirterek, "Yollarımız burada kesişti. Eşimin bana teklifiydi bu aslında. Beraber el ele versek köye gitsek hayvancılıkla uğraşsak bu sektöre atılsak benimle bu yolda ilerler misin diye. Ben de kabul ettim. Zaten yabancı değilim. Kendi ailem de bu sektörün içerisinde. Benim bu yolda yürümemin, çaba göstermemin büyük sebebi de kayınvalidem. Çok destek oluyor bize. Aile olarak bu yolda çok güzel bir şekilde ilerliyoruz. Yani evet coğrafya biraz yorucu, biraz zor ama el ele verdikten sonra yapılmayacak hiçbir iş yok. Severek yapmanız lazım. Sevmezsen seni burada zorla kimse tutamaz. Bu yolda bir şeyleri başarabilmen için önce hedefini koyman lazım daha sonra bu yolda yürümen lazım. Çok şükür biz onu atlatıyoruz, yolumuza devam ediyoruz" diye konuştu.

"Onda küçüklükten beri hayvanlara karşı ilgi vardı"

Tüfekçi ailesinin annesi Fadime Tüfekçi de oğlunun isteği üzerine eşinin emekli olması sonucu Bursa’dan köye dönüş yaptıklarını kaydederek, "10 yıl önce geldim. Çocuğum buraya gelmek istedi, oralarda durmak istemedi, büyük şehirde durmadı. Çok sevmedi yani orayı. Vatanımız olunca da kendi memleketimize geldik. Onda küçüklükten beri hayvanlara karşı ilgi vardı. Buraya geldik 2 tane ineğimiz vardı. Ondan sonra Allah’a hamdolsun büyüttük. Ben de çocuğumun yanına gelmek istedim. Beni Bursa’da bağlayan bir şey yoktu. Benim bir oğlum, iki kızım var. Çekirdek aile olarak hep beraber ben de oğluma yardımcı oluyorum. Bazı zorluklar oluyor. Kolay bir şey yok. Nereye gidersen git çalışmadan ekmek yok. Burada kendi işimiz, kendi malımız. Çocuğuma yardımcı oluyorum. Hep birlikte bir hayat sürüyoruz" ifadelerini kullandı.

Recep Ergin 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Aliağa limanları 2026’nın ilk çeyreğinde net tonda liderliğini korudu İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Aliağa Şubesi nisan ayı olağan meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, Aliağa limanlarının 2026 yılının ilk çeyreğinde yaşanan düşüşlere rağmen net ton elleçlemede Türkiye genelindeki liderliğini sürdürdüğünü açıkladı. Toplantı, Meclis Başkanı İsmail Önal başkanlığında ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda 2026 yılının ilk çeyreğine ait Aliağa limanları yük ve konteyner istatistikleri hakkında bilgi veren DTO Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, limanların performansının genel olarak istikrarlı olduğunu ancak bazı kalemlerde gerileme yaşandığını belirtti. İlk çeyrekte TEU bazında elleçlenen konteyner trafiğinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,14 azalarak 362 bin 810 adet olarak gerçekleştiğini ifade eden Şimşek, "Limanlarımız bu performansla beşinci sırada yer almaktadır. İlk çeyrekte limanlarımıza uğrak yapan gemi sayısı ise 1.409 adet olmuştur. Bu rakamlarla gemi uğrak sayısında yüzde 8,56 oranında azalış gerçekleşmiş ve Kocaeli’nin ardından ikinci sıradaki yerimizi korumuş bulunuyoruz." dedi. Net tonda liderliğini sürdürüyor Aliağa limanlarında gross ton bazında elleçlenen yük miktarının 28 milyon 899 bin 509 ton olduğunu kaydeden Şimşek, "Bu rakamla Aliağa limanlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,77 oranında azalış yaşandı. Buna rağmen Aliağa limanları, gross ton elleçlemede Kocaeli’nin ardından Türkiye genelinde ikinci sıradaki yerini korudu. Aynı dönemde net ton bazında elleçlenen yük miktarı ise 21 milyon 910 bin 607 ton olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde 22 milyon 907 bin 125 ton olan net ton elleçleme miktarına kıyasla ilk çeyrekte yüzde 4,35 oranında azalış gerçekleşmiştir. Buna rağmen Aliağa limanları net tonda liderliğini sürdürmüştür." ifadelerini kullandı. Boşaltma işleminde birinci sırada Limanlarda gerçekleşen yükleme ve boşaltma oranlarına da değinen Adem Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: "2026 yılının ilk çeyreğinde limanlarımızda gerçekleşen yükleme net ton miktarı 8 milyon 201 bin 355 ton olmuştur. Geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında yüzde 4,67 oranında düşüş yaşanmış ve Aliağa limanları bu alanda Ceyhan’dan sonra ikinci sırada yer almıştır. Öte yandan, boşaltma net ton miktarı 13 milyon 709 bin 252 ton olarak kaydedilmiştir. Bu rakamla Aliağa, en fazla boşaltma işlemi gerçekleştirilen birinci liman konumundadır. Boşaltma tonajında ise geçen yıla göre yüzde 4,15 oranında azalış yaşanmıştır."
Sivas Sivas’ta dağ keçileri muhtarın cep telefonu kamerasına yakalandı Sivas’ta köylüler tarafından yaz kış sık sık görülen yaban keçileri muhtar tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Güzelyurt köyünde doğal yaşamın dikkat çeken misafirleri dağ keçileri, köy muhtarı Bayram Şirinyurt tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Genellikle köyün belirli bölgelerinde yaz kış dolaşan dağ keçileri, köy sakinlerine de uzun yıllardır komşuluk ediyorlar. Özellikle köyün dağlık alanlara yakın noktalarda gezen keçiler, zaman zaman köyün üst kesimlerine kadar iniyor. Köy halkının yaban hayatına karşı duyarlı davrandığını belirten muhtar Şirinyurt, dağ keçilerine zarar verilmediğini ve köylülerinde onların doğal yaşam alanlarının korunmasına özen gösterdiklerini ifade etti. Doğal yaşamın önemli bir parçası olan dağ keçilerinin varlığı, bölgenin biyolojik çeşitliliğini gözler önüne sererken, köy halkının gösterdiği hassasiyet de takdir topluyor. "Yaban keçilerinin burada daha rahat hareket ettiklerini görüyoruz" Köylülerin yaban keçilerini korudukların belirten Muhtar Şirinyurt, "Bu bölgemiz genellikle yaban keçilerini mesken tuttuğu kayalık araziler. Yaban keçileri için burası biraz daha elverişli. Bu bölgenin halkı da onları içten sevdikleri ve ilgilendikleri için genellikle bu bölgede yaşıyorlar. Kış yaz burada rastladığımız yaban keçilerinin burada daha rahat hareket ettiklerini görüyoruz. Bu bölgeden başka bir yere gitmiyorlar. Bölge halkımız da sağ olsunlar dışarıdan onlara gelebilecek zararlı bir etkiye karşı oldukça duyarlılar" dedi.
Aksaray Küçük barakada 62 yıllık emekle 4 çocuğunu evlendirip, evini, arabasını aldı Aksaray’da çocukken başladığı ve 62 yıldır sürdürdüğü ayakkabı tamirciliğiyle 4 çocuğu yetiştiren, okutan ve evlendiren, sonra da ev ile arabasını alan 77 yaşındaki ayakkabı tamircisi Ahmet Kaş, küçük barakasında halen ilk günkü azmiyle çalışmaya devam ediyor. Aksaray’ın Yenikent beldesinde 15 yaşında ayakkabı tamirciliği mesleğine başlayan Ahmet Kaş, kendi kendine öğrendiği mesleğiyle 62 yıldır geçimini sağlıyor. 77 yaşında olmasına rağmen ilk günkü azminden hiçbir şey kaybetmeyen Ahmet Kaş, 20 yıl süreyle Yenikent beldesinde, daha sonra da taşındığı Aksaray merkezdeki küçük barakasında çalışmasını sürdürüyor. Ahmet Kaş, evlendikten sonra ayakkabı tamirciliğiyle 4 çocuğunu yetiştirip okutan ve ardından da evlendiren Ahmet Kaş, mesleğinden kazandığı parayla evini ve arabasını da alarak yaşına rağmen çalışma azminden hiçbir şey kaybetmedi. Halen küçük barakasında çalışarak geçimini sağlayan Ahmet Kaş’ın azmi örnek oluyor. "Mesleğim çok güzel bir meslek" Çocukluğundan bugüne yaşadıklarını anlatan Ahmet Kaş, "Bu mesleğe başlayalı 62 sene oldu. İlk önce köyde başladım. Kerpeten, çekiç aldık. Kendi kendime bir şeyler yapmaya başladım, sonra öyle devam ettim. Köyde benim tarlam falan da yoktu. 20 sene boyunca köyde bu işi devam ettirdim. 20 sene sonra Aksaray’a geldik ve 42 senedir de buradayım. Mesleğim çok güzel bir meslek. Şimdi çalışana iş çok. Dürüst çalış, sabah gel akşam git kafanı kaldıramazsın. Parası da iyi işi de iyi. Ama bazıları bilmiyor. Şimdi ayakkabıcılığı yanlış görüyor. Ben 4 çocuğu büyüttüm, everdim. Evim de var arabam da var, her şeyim var. Sadece bu işi yaptım. Başka en ufak bir gelirim yok" dedi. Ayakkabı tamirine olan ilginin arttığından bahseden Ahmet Kaş, eskiden tamir işinin daha az olduğunu, şimdilerde ise hemen herkesin ayakkabıyı tamir ettirmeye getirdiğini belirterek, "Hayat pahalılığından şimdi ayakkabı tamir ettiren, ufakları kalıba koyup da genişleten çoğaldı. Eskiden atarlardı, şimdi tamir ediyorlar. Altını üstünü tamir edip giyiyorlar" dedi.
Tekirdağ Diplomasi değil, vefa: 136 yıl geçti Japonlar unutmadı Japonya İstanbul Başkonsolosu Iwama Ryoji, Tekirdağ’da gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında hem resmi temaslarda bulundu hem de Ertuğrul Fırkateyni şehitlerini anarak Türk-Japon dostluğuna dikkat çekti. Japonya İstanbul Başkonsolosu Iwama Ryoji, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk’ü makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından Başkonsolos Ryoji, İl Müdürü Ömer Faruk Karaküçük refakatinde Osmanlı Devleti döneminde Japonya’dan dönüş yolunda batan Ertuğrul Fırkateyni Faciası şehitlerini anmak amacıyla inşa edilen Yarbay Ali Bey Anıtı’nı ziyaret etti. Anıtta düzenlenen programda, Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden asker ve mürettebat adına çelenk sunan Başkonsolos Ryoji, saygı duruşunda bulundu. Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han 1889 yılında Japon İmparatoru Meiji’ye iade-i ziyaret ve dostluk mesajlarını iletmek üzere Ertuğrul Fırkateyni’ni Japonya’ya göndermişti. Japonya’da üç ay kalan fırkateyn, 15 Eylül 1890’da dönüş yoluna çıktı. Ancak gemi, Japonya açıklarında şiddetli bir kasırgaya yakalanarak 16 Eylül 1890 gecesi kayalıklara çarpıp ikiye bölündü ve battı. Kazada 527 mürettebat şehit olurken, 69 kişi Japon balıkçılar tarafından kurtarıldı. Facianın ardından Japon halkının Osmanlı denizcilerine gösterdiği yardım ve ilgi, Türk-Japon dostluğunun en önemli sembollerinden biri olarak tarihe geçti. Japonya’da şehitler için anıtlar dikilirken, her yıl düzenlenen törenlerle anma programları sürdürülüyor. Tekirdağlı Ertuğrul Fırkateyni süvarisi Yarbay Ali Bey ve diğer şehit denizciler anısına da kentte anıt yapılırken, bir mahalleye de fırkateynin adı verildi.
Ankara Tarihi Çerkeş Sokağı eski günlerini arıyor Ankara’da alışverişin kalbi Ulus semtinde bulunan tarihi ticaret merkezi Çerkeş Sokak esnafı, eski günlerini mumla arıyor. Ankara’nın köklü ticaret noktalarından biri olan ve Altındağ ilçesi Hacı Bayram Mahallesinde bulunan Çerkeş Sokak, geçmişteki yoğun olan ticari önemini kaybetti. Zaman içerisinde işlek ticari hareketliliğini durgunluğa bırakan sokakta esnaf sayısı da bu oranda azaldı. Ucuz tekstil ürünlerinden, tuhafiye ürünlerine, manav ürünlerinden zücaciyecilere kadar pek çok ürünün merkezi olan sokak esnafı, azalan müşteri potansiyeli nedeniyle zor günler geçiriyor. Sokakta 50 yıldır esnaflık yapan Menderes Benlier, Sokağın tarihi değerine dikkati çekerek, Çerkeş Sokağı’nın bir dönem Ankara’nın en önemli alışveriş merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Benlier, "Bütün Ankara’nın boncuk, Mevlüt şekeri, gelinlik, damatlık ve sünnet eşyaları burada satılırdı. Burası orta direk pazarıydı. 1990 ve 2001 krizlerinde herkes buraya gelirdi" dedi. Günümüzde tüketim alışkanlıklarının değiştiğini belirten Benlier, "Şimdi insanlar lükse yöneliyor. Burada eşofman 100-150 liraya satılan bir ürün, Kızılay’da 300-400 liraya olsa bile orayı tercih ediyorlar" diye konuştu. Mahallenin geçmişte farklı kültürlere ev sahipliği yaptığını ifade eden Benlier, eski yapıların da büyük ölçüde ortadan kalktığını dile getirdi. "En ucuz yerlerden biri" Bir dönem Suriyeli müşterilerin bölgeye hareketlilik kattığını belirten Benlier, "Onlar gidince işler yine düştü ama şükür çalışıyoruz. Vatandaş buranın ucuz olduğunu biliyor. Giyimden gıdaya kadar Ankara’nın en uygun yerlerinden biri burası" ifadelerini kullandı. Bayram dönemlerinde yoğunluğun arttığını da sözlerine ekleyen Benlier, "Bayramlarda bütün Ankara buraya iner, her şey ucuz burada ayakkabıcısı da ucuz, giyimde de ucuz, gıdada da ucuz. Yani burada geçemezsin bayramlarda" diye konuştu. Sokakta 1998 yılından bu yana bölgede esnaflık yaptığını söyleyen İsmail Sülün ise Çerkeş Sokağı’nda sektör değişiminin yaşandığını belirterek "Aşağı yukarı 17 tane kasap vardı burada. 100 tane manav vardı. Bakkal desem 30 taneydi. Elbiseci azınlıktaydı burada. Ama şimdi tamamı elbiseye döndü. Bizim gıda sektörü bitti" dedi. Satışların düştüğünü vurgulayan Sülün, sokağın yeterince tanıtılmadığını, terk edildiğini ve gençlerin de bölgeye ilgisinin az olduğunu söyleyerek, "Gençler buraya sıcak bakmıyor, ancak elbiseye geliyor" diye konuştu. "Düzenleme şart" Sokağın yeniden canlanması için düzenleme yapılması gerektiğini ifade eden Sülün, "Çadırların kalkması, esnafların düzelmesi bunlar çok önemli. Müşteri onun için gelmiyor, sadece şahıs meselesi konuşmuyorum. Aşağı girişten başlayacak, yukarı merdivenlerden çatılar ve esnafların güzel bir düzenli olması için aynı haldeki gibi ve çıkışlar yokuştaki gibi, Bentderesi gibi olmasını istiyoruz" ifadelerine yer verdi. Ankara da oturan, alışveriş ve hanları gezmek için zaman zaman Çerkeş Sokağa giden Hakan Deniz, "Daha çok tabii etraftaki hanları ziyaret etmeyi çok seviyorum. Anafartalar çarşısından tutun işte yukarıya kaleye kadar. Doğrusu bu çarşı unutulan bir çarşı. Gençler pek bilmiyor burayı. Keşke herkes bir ziyaret etse. Hem uygun alışveriş yapma yeri anlamında hem de geleneksel alışveriş yapma anlamında Gerçekten çok güzel bir çarşı. Gezmesi çok keyifli" diye konuştu. Aile üyelerinin tavsiyesi üzerine Çerkeş Sokağı öğrendiğini belirten Deniz, "Ankara’ya göç ettim 30 yıl önce, o şekilde öğrendim. Uzun yıllardan beri de biliyorum burayı. Gençlerin buraya gelmesini tavsiye ederim. Unutulmamasını dilerim buraların. Gerçekten hal ve arka tarafındaki çarşılar çok değerli" şeklinde konuştu.