GÜNDEM - 20 Eylül 2025 Cumartesi 09:15

Gümüşhaneli 9 yaşındaki Buğlem her törende İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuyor

A
A
A
Gümüşhaneli 9 yaşındaki Buğlem her törende İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuyor

Gümüşhane’de 9 yaşındaki ilkokul öğrencisi Buğlem Köksalan, okul törenlerinde İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuyarak arkadaşlarına örnek oluyor ve işitme engelli bireylere yönelik duyarlılığı artırıyor.


Gümüşhane’de Aysın Rafet Ataç İlkokulu 4. sınıf öğrencisi olan Buğlem, annesinden ilham alarak başladığı işaret dilini sosyal medya videolarıyla geliştirdi.


Özellikle İstiklal Marşı’nın işaret dili ile ifadesi üzerine çalışan Buğlem, her pazartesi ve cuma günü düzenlenen törenlerde İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuyarak işitme engelli bireylere yönelik farkındalık oluşturuyor.


Okulunda işitme engelli öğrenci bulunmamasına rağmen, okul çıkışlarında aileler arasında işitme engelli bireyler olabileceğini düşünerek işaret dilini kullanan 9 yaşındaki Buğlem, bu davranışıyla arkadaşlarına da örnek oluyor.


Öğretmenleri, Buğlem’in işaret diline olan ilgisinin diğer öğrenciler üzerinde de etkili olduğunu belirterek, bu davranışın hem öğrenciler arasında duyarlılığı artırdığını hem de toplumsal farkındalığa katkı sağladığını ifade etti.


Ailesi ise kızlarının engellilere yönelik hassasiyetinden gurur duyduklarını söyledi.


"Her pazartesi ve cuma bayrak törenlerinde İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuyor"


Öğrencisinin bu davranışının sınıftaki arkadaşlarını da olumlu yönde etkilediğini söyleyen sınıf öğretmeni Eser Someren, "Öğrencim bir gün geldi öğretmenim ben sosyal medyada İstiklal Marşı’nın işaret diliyle söyleneceğini gördüm. Ben de çalıştım artık söyleyebiliyorum, okul idaresiyle görüşseniz de artık pazartesi ve cuma bayrak törenlerinde bu İstiklal Marşı’nı işaret diliyle söylesem olur mu dedi. Ben de bunu idareyle paylaştım. İdareci arkadaşlarımız sağ olsunlar onlar da olumlu yaklaştılar. Ondan sonra Buğlem öğrencimiz her pazartesi sabah her cuma akşam bayrak törenlerinde işaret diliyle İstiklal Marşı’nı söylemeye başladı. Bu da bize çok gurur ve mutluluk veriyor" dedi.


Aysın Rafet Ataç İlkokulu Okul Müdürü Şinasi Çalışkan ise, "Buğlem öğrencimizin bu yapmış olduğu faaliyet diğer öğrenciler için de örnek olması noktasında çok güzel bunu önemsiyoruz. Üçüncü sınıfta bize geldiğinde bana bir bayrak töreninde öğretmenim ben bu programda işaret diliyle İstiklal Marşı’mızı söyleyebilir miyim dediğinde biz de kabul ettik. O günden sonra bugüne kadar bütün programlarımızda Buğlem öğrencimizi burada bizim arkamızda, bizim yanımızda İstiklal Marşı’nı işaret diliyle arkadaşlarına aktarıyor. Herkes bir engelli adayı Buğlem öğrencimizin yapmış olduğu bu çalışmayı takdir ediyoruz. Kendisini tebrik ediyoruz" diye konuştu.


"Arkadaşlarımın işitme engelli yakınları da gelir diye düşünerek yapmaya başladım"


İşaret diline merakının annesi ile başladığını ifade eden Buğlem Köksalan (9), "Benim annem hemşire, onların da hastalarla iletişim kurabilmek için işaret dilini bilmeleri lazım çünkü işitme engelli hastalar olabiliyor. Ben de annemden gördüm, heves ettim, öğrendim. Bir ara bir hocayla tanıştık. Hocamla devam ettim. Ondan sonra müdürüme ‘Ben işaret dilinde İstiklal Marşı’nı biliyorum, burada yapabilir miyim?’ dedim. Müdürüm de tabii ki iyi bir insan olduğu için izin verdi. Sonra burada yaptığım her törende İstiklal Marşı okunduğunda, bu okulda bir yıldır yapıyorum. Ben burada düşünürken, çocukların duymayan akrabaları gelir diye düşündüm. Onlar da İstiklal Marşı’nı sonuçta duymadıkları için anlayamazlar. Ben de bunun için ‘Belki bana bakarlar, belki anlarlar’ diye düşündüm. Yani sınıftayken bana soruyorlar, ‘Şu kelime nasıl yapılır?’ diye. Ben de bildiklerimi söylüyorum, bilmediklerimi söylemiyorum. Bazen İstiklal Marşı’nı yaparken de, yapmaya çalışanları görüyorum. Çünkü ben karşıya baktığım için yapmaya çalışanlar oluyor. Yani meraklı olduklarını da biliyorum. Bu da benim için çok güzel bir duygu" ifadelerini kullandı.


Buğlem’in annesi Ayşegül Köksalan da, "Öncelikle ben hastanede bizim işaret dili eğitimimiz vardı. Evde çalışırken Buğlem de görüyordu. Benden görerek heves etti. Bir iki harekete başladık. Daha sonrasında düşündük neden İstiklal Marşı olmasın dedik. Önce internetten bir araştırdık, baktık, videolar izledik, onlar üzerinde bir çalıştık. Daha sonra kendi işaret dili öğretmenimle birebir iletişime geçtik. Müdürleriyle kendisi görüştü, kendisi izinlerini aldı ve bu şekilde kendi yoluna kendisi devam etti. Biz sadece arka planda onun destekçisi olduk. Tabii ki bu benim için çok gurur verici. Hani bu şekilde evet okulumuzda biliyoruz ki işitme engelli bir öğrencimiz yok ama bu çevre açısından bir duyarlılık oluşturuyor. Diğer çocuklar meraklı gözlerle bakıyor ve İstiklal Marşı’nda en önde çıkan bir öğrenci var. Bu diğer çocuklar içinde heves kaynağı oluyor. Çocuklar bunu gördükçe heveslenip çaba gösteriyorlar, öğrendiklerini de çevrelerine aktarmaya çalışıyorlar. Bu bizim için çok önemli. İstediğimiz zaten asıl bu. Çevremize bu duyarlılığı aktarmak, duyarlı çocuklar yetiştirmek. Bunun için çabalıyoruz. İşaret dilini herkesin öğrenmesi gerekiyor. Çünkü çevremizde işitme engelli kişiler çok fazla ve biz onlarla iletişim kuramıyoruz. Sadece işaret etmeye çalışıyoruz ama bu onlar için de yeterli olmuyor. Bir şekilde bir iletişim kurma yöntemimiz oluyor ve onlar da bundan çok mutlu oluyorlar" dedi.



Gümüşhaneli 9 yaşındaki Buğlem her törende İstiklal Marşı’nı işaret diliyle okuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.