POLİTİKA - 14 Ağustos 2022 Pazar 17:59

Yeniden Refah Partili Çolak: "LGBT’lileri serbest bırakmak Allah’a savaş açmaktır"

A
A
A
Yeniden Refah Partili Çolak: "LGBT’lileri serbest bırakmak Allah’a savaş açmaktır"

Gümüşhane’de, Yeniden Refah Partisi Gümüşhane İl Başkanlığı 2.

Gümüşhane’de, Yeniden Refah Partisi Gümüşhane İl Başkanlığı 2. Olağan Kongresi’ne katılan Genel Başkan Yardımcısı Cemil Çolak, “Allah Lut Kavmi’ni yerle bir etti. Sen diyorsun ki ben serbest bırakıyorum, bu düpedüz Allah’a savaş açmaktır” dedi.



Yeniden Refah Partisi Gümüşhane İl Başkanlığı 2. Olağan Kongresi, Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongreye, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemil Çolak, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ünlü şarkıcı Davut Güloğlu, İl Başkanı Ziya Nas, ilçe başkanları, teşkilat üyeleri ve partililer katıldı. Kongrede konuşma yapan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemil Çolak, Türkiye’de LGBT’lilere özgürlük verildiğini söyleyerek, “LGBT’lilere özgürlük verildi bu ülkede. Yetmedi müslüman eşcinseller derneği kuruldu. Ben bunu kabul edemem. Ben çoluğuma çocuğuma bunu örnek veremem. Allah bir kavmi bu fiiliyattan dolayı yerle bir etti. Allah Lut Kavmi’ni yerle bir etti. Sen diyorsun ki ben serbest bırakıyorum, bu düpedüz Allah’a savaş açmaktır” dedi.



“LGBT’lileri serbest bırakmak Allah’a savaş açmaktır”


Türkiye’de Müslüman eşcinseller derneği kurulduğunu ve bunu kabul etmediğini ifade eden Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemil Çolak, “Bir ülkenin aslının dibine bomba koyuluyor. Bir ülkenin GDO’su ile oynanıyor. Bir ülkenin koordinatlarıyla oynanıyor, asil milletin koordinatlarıyla, ahlakıyla oynanıyor, maneviyatıyla oynanıyor. Domuz eti serbest bırakıldı soframıza kadar girdi, zina suç olmaktan çıktı sokaklara kadar döküldü. LGBT’lilere özgürlük verildi bu ülkede. Yetmedi müslüman eşcinseller derneği kuruldu. Ben bunu kabul edemem. Ben çoluğuma çocuğuma bunu örnek veremem. Allah bir kavmi bu fiiliyattan dolayı yerle bir etti. Allah Lut Kavmi’ni yerle bir etti. Sen diyorsun ki ben serbest bırakıyorum, bu düpedüz Allah’a savaş açmaktır. Bu milletle oynamayın Allah aşkına. Televizyonlara bir bakın her dizide bir travesti, her dizide bir travesti. İnsanlara algı yapıyorlar, olamaz. RTÜK ne iş yapıyor. Yeniden Refah Partisi olarak RTÜK’e bu noktada 3 tane yazı yazdık. Çok Güzel Hareketler Bunlar denilen bir oyun var tiyatro. Geçen sene son bölümde açın izleyin, olmaz böyle bir şey ya. Bir erkek öğrenci yurdu, içerisine bayanlar giriyor, bir tane de travesti rolünde biri giriyor. Orada diyor ki nedir hocam bunlar bayanlar falan, artık karar aldık yurtta erkeklerle kızlar bir yatacaklar. Bu bir algıdır arkadaşlar, oyuna gelmeyelim” diye konuştu.



“Bana ‘Çok Allah diyorsun, kesmek zorunda kalıyoruz’ dediler”


Kongrede yaptığı konuşmada siyasete girmesinin sebeplerini açıklayan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Başdanışmanı Davut Güloğlu, “Ben neden siyasetin içerisine girdim? Bak konserlerimi kaybettim. Her yıl 50-60’a yakın konser yapardım. Konserlerim 10’a 5’e düştü. Umurumda mı zannediyorsunuz. Benim umurumda olan bu millet, bu toprakların üzerinde yaşayan tüm ümmet ve tüm dünyada ezilen ümmettir benim umurumda olan, hangi dinden hangi ırktan olursa olsun ezilenin yanında olmak için buradayım. Bir sanatçı bu cesarette bunu konuşamaz, söyleyemez arkadaşlar. Çünkü sanatçıların içinden geliyorum en tepeden en dibindekileri bilirim. İş adamlarıyla da oturdum, bakanlarla da oturdum, siyasetçi arkadaşlarım da var hepsiyle oturdum kalktım. Ben size bir şey söylüyorum, Milli Görüş davası bu ülkeyi kurtarabilecek davadır. Çünkü hakkın davasıdır. Bu bizim şahsi davamız değil, hepimizin davasıdır. Allah demekten korkan millet var ya ben bunu yaşadım. Televizyonda ilk çıktığım zamanlarda çıkardığım albümden sonra magazinler peşimizde, şimdi gelseler de zaten bulamıyorlar beni Allah’a şükürler olsun. Televizyonlara çağırsalar da çıkmıyorum, hepsini reddediyorum. Ben albümüm çıktığından beri bir içkili barda yada bir restorantta program bile yapmadım. Her yıl 15-20 milyonu elimin tersiyle ittim. Ya Allah derken korkuyorlar. Geldi kameralar bana soruyor ya nasıl başardınız diye, dedim ki Allah-ü Teala nasip etti, beni bu halka sevdirdi biz de albümümüzle beraber Allah’a şükürler olsun başarılı olduk dedim. Bana oradan magazincilerden birkaç tanesi yanıma gelip ne dedi biliyor musunuz? Çok Allah diyorsun, kesmek zorunda kalıyoruz dediler” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri AK Parti Kayseri İl Başkanlığı Ramazan’da sahada AK Parti Kayseri İl Başkanlığı, Ramazan ayının manevi atmosferini programlarla ve sahadaki yoğun çalışmalarıyla taçlandırıyor. İl Başkanı Hüseyin Okandan öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında teşkilat mensupları, Ramazan’ın ilk üç gününde Kayseri’nin çalışmalarını sürdürüyor. Milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe başkanları, ilçe belediye başkanları, gençlik ve kadın kolları teşkilatları, AK Parti Kayseri İl ve İlçe Teşkilat mensupları; gündüz vatandaşlarla buluşurken, akşam iftar sofralarında ve teravih sonrası programlarda hemşehrileriyle aynı manevi iklimi paylaşıyor. Ziyaret, dayanışma, paylaşma ve gönül köprüleri kurma hedefiyle gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında Sarıoğlan, Akkışla, Felahiye ve Özvatan ilçelerinde kapsamlı saha programları icra edildi. Ramazanın ilk üç gününde yoğun saha programlarının yanı sıra 2 bin hane ziyaret edilerek, vatandaşların talep ve önerileri yerinde dinlendi. 108 farklı camide teravih namazı sonrası ikram dağıtımı yapıldı. 450 haneye iftar yemeği ulaştırılırken, 120 engelli, hasta ve şehit ailesi ziyaret edilerek yanlarında bulunuldu. ‘İftara 5 kala’ ve ‘sahura 5 kala’ programlarıyla trafikte ve sahada vatandaşlara ikramlarda bulunulurken, ihtiyaç sahiplerine yönelik iaşe dağıtımları da titizlikle sürdürüldü. İl Başkanı Hüseyin Okandan yaptığı açıklamada, Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhuna vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayı boyunca hemşehrilerimizle bir araya gelmeye devam edeceğiz. İlk üç günde binlerce hemşehrimizle buluştuk. Bu kutlu ayın ruhuna uygun şekilde, paylaşmayı ve dayanışmayı büyütmeye kararlıyız. Özveriyle sahada çalışan tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum." Ramazan ayı boyunca Kayseri genelinde sürecek programlarla, hem gönüllere dokunulması hem de sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi hedefleniyor.
Eskişehir Metruk evde yalnız yaşayan yaşlı adam yaşam mücadelesi veriyor Eskişehir’de sol ayağı sakat olan ve metruk haldeki evde yalnız başına yaşam mücadelesi veren 64 yaşındaki Celal Ağır için komşularının yardım talebi sonuçsuz kaldı. Yaşlı adam evinin önünde çaresizce yardım bekliyor. Tepebaşı İlçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Asuman Sokak’ta ikamet eden Celal Ağır, geçtiğimiz aylarda damacana su alırken dengesini kaybedip yere düştü. Ambulansla hastaneye kaldırılan Ağır’ın sol ayağında sakatlık meydana geldi. Şu anda çatısı içeriye doğru çökük, metruk haldeki bir müstakil evde tek başına yaşam mücadelesi veren yaşlı adam, sakatlığı sebebiyle kendi ihtiyaçlarını göremez hale geldi. Komşuları ve hayırseverlerin destek olmaya çalıştığı Ağır, hem evi hem de tedavisi için yetkililerden yardım istedi. Öte yandan komşularının yetkililere Celal amcanın durumunu ilettiği ancak hiçbir yetkilinin gelmediği iddia edildi. "Ayağım yüzünden bakkala bile gidemiyorum" Emekli olmadan önce elektrikçilik yaptığını söyleyen Celal Ağır, "5-6 tane kardeş var ama fayda yok. ’Para var’ desen geliyorlar, parasızsan yok. Benim aylığım var, yetiyordu. Sağlamken hem yürüyerek hem de bisikletle istediğim yere gidiyordum. Şu anda yürüyemiyorum, evim kötü durumda. Şimdilerde bakkala bile gidemiyorum. Ayağım düzelse yürüsem, yardıma da gerek yok. Evin dağınık durumu düzeltirse iyi olur. Bir de tedavi olmak istiyorum. Hiçbir yere derdimi anlatamadım" dedi. Öte yandan, Ağır, evinin camlarının birkaç kez taş atılması suretiyle kırıldığını, televizyonu ve elektrikli motosikletinin çalındığını ancak sakatlığı sebebiyle hiçbir şey yapamadığını belirtti.
Bursa Marmara’nın denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki göstererek, Marmara’da denizkestanesi avcılığının küçük balıkçıyı değil birkaç ihracatçıyı ihya edeceğini vurguladı. Sarı, Marmara Denizi’nde 13 Şubat 2026-15 Nisan 2026 arasında denizkestanesi avcılığının serbest bırakılmasının yanlış olduğunu belirterek, bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini aktardı. Marmara’da denizkestanesi avcılığının küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak satan birkaç ihracatçıyı ihya edeceğine dikkati çeken Sarı, şunları kaydetti: "Marmara Denizi’nde 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketi sonrasında yanlış bir kararla tam üreme zamanında, yani denizkestanesi yumurtaları olgunlaşmışken denizkestanesi avcılığı serbest bırakılmıştı. Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu’nun hazırladığı rapor ve kamuoyunda yükselen tepkiler sonrasında üreme dönemi biterken, yani ihracatçılar gerekli ürünü Marmara’dan topladıktan sonra durdurulmuştu. Anlaşılan aynı lobi işbaşında. Marmara Denizi, 15 Nisan 2026’ya kadar denizkestanesi avcılığına açıldı. Tarihe dikkat edilirse avcılığın tam da denizkestanelerinin havyarının olgunlaştığı döneme denk geldiği görülecektir." "Çare aşırı avcılığı azaltmaktır" Marmara Denizi kıyılarında aşırı denizkestanesi artışına ilişkin bilimsel bir bulgu olmadığını vurgulayan Sarı, "Tam tersine 2022 yılında Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu tarafından hazırlanarak ilgili birimlerle paylaşılan bilimsel raporda kıyısal alanda müsilaj sonrası artış gösteren makro alg artışının kontrolü için denizkestanelerinin hayati önemde olduğu ve avlanmaması gerektiği belirtilmektedir." ifadesini kullandı. Denizkestanesi popülasyonunun deniz ekosisteminin bütünsel bir yaklaşımla yönetilip yönetilmediğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirten Sarı, şöyle devam etti: "Eğer ortamda kirlilik varsa algler artarak ortamdaki azot ve fosforu tüketmeye çalışır. Alg artışı, onların üzerinden beslenen denizkestanesi gibi türlerin çoğalmasına neden olur. Denizkestanesinin popülasyonunu kontrol eden mırmır, karagöz, çipura gibi türler aşırı avlanıyorsa bu sefer denizkestaneleri artış göstererek ortamda baskın olur ve bütün makro algleri tüketerek kıyısal alanı çöle döndürür. Bu durumda çare denizkestanesi avcılığını artırmak değil, aşırı avcılığı azaltmak, denizi ekosistem esaslı olarak yönetmektir." "Denizkestanesi birkaç kişiyi ihya edecektir" Prof. Dr. Sarı,  Marmara Denizi’nde neredeyse bütün balık türleri üzerinde aşırı avcılık yapıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Müsilaj ve aşırı avcılık yüzünden küçük ölçekli balıkçılık can çekişmektedir. Yoğun müsilaj yaşanan 2021-2022 ve 2024-2025 avcılık sezonlarında Marmara Denizi’ndeki küçük ölçekli balıkçıların av kaybı yüzde 90’ları bulmuştur. Eğer gerekçe bu kayıpların telafisi ise denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak çoğunlukla Japonya, Fransa gibi ülkelere ihraç eden birkaç kişiyi ihya edecektir. Balıkçılık yönetimi bir bilim dalıdır. Günübirlik talepler, siyasi baskılar veya çıkarlar düşünülerek alınacak her karar deniz ekosisteminde geri dönüşü zor sonuçlar doğurur." "Deniz deneme-yanılma veya oyun alanı değildir" Denizkestanesi avcılığını Marmara’da serbest bırakan karar alınırken yıllardır bu alanda çalışan bilim insanlarına sorulmadığını, görüş alınmadığını aktaran Sarı, şöyle devam etti: "Bilim araç değil, yol göstericidir. İşinize geldiğinde bilime başvururken, işinize gelmediğinde bilim yokmuş gibi davranmak ancak günü kurtarmaya yarar. Deniz, birilerinin deneme-yanılma veya oyun alanı, çıkar gruplarının sömürü odağı, balıkçıların malı-mülkü değildir. Deniz, insanın da içinde bulunduğu biyosferin kalbidir. Ona uygun, bütünsel olarak yönetilmelidir. Marmara’da denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması yanlıştır ve derhal bu karar geri alınmalıdır. Deniz ekosisteminin sağlıklı işlemesi isteniyorsa çare ekosistem esaslı, bilim temelli balıkçılık yönetimidir. Marmara’nın şırı avcılığın önlenmesine, endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılmasına ve acilen kritik bölgelerde deniz koruma alanları oluşturulmasına ihtiyacı vardır."