GÜNDEM
Muğla’nın genç yetenekleri Türkiye şampiyonu oldu
28 Nisan 2026 Salı - 11:35 Muğla’nın genç yetenekleri Türkiye şampiyonu oldu Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen "Su Verimliliği Seferberliği Yarışması"nda, Muğla Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri hazırladıkları eserle müzik kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak ve su kaynaklarının verimli kullanımı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen "Su Verimliliği Seferberliği Yarışması" sonuçlandı. Türkiye genelinde büyük yankı uyandıran yarışmada Muğla, sanatın gücüyle zirveye yerleşti. 68 bin eser arasından zirveye Türkiye’nin 81 ilinden toplam 68 bin 616 eserin başvurduğu dev organizasyonda, titiz bir değerlendirme sürecinin ardından 1215 eser finale kalmayı başardı. Muğla Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri Arda Savran, Feyyaz Yiğit Civan ve Poyraz Şimşek, "Bir Damlası Yeter" adlı özgün çalışmalarıyla müzik kategorisinde tüm rakiplerini geride bırakarak Türkiye Birinciliği derecesini elde etti. Başarılı öğrencilere ödülleri, 27 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen görkemli bir törenle takdim edildi. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törende Muğlalı gençler, ödüllerini Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Muhammet Bilal Macit’in elinden aldı. Programa çok sayıda eğitim yöneticisi, akademisyen ve veli katılarak gençlerin sevincine ortak oldu.
DPÜ’nün ’Engelsiz Üniversite’ başarısı
28 Nisan 2026 Salı - 11:30 DPÜ’nün ’Engelsiz Üniversite’ başarısı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde, Süleyman Kızıltoprak’ın katılımıyla düzenlenen törende, YÖK Engelsiz Üniversite Ödülleri kapsamında Mavi Bayrak Ödülü adaylığı kazanan fakültelere belgeleri takdim edildi. 2025 Engelsiz Üniversite Ödülleri çerçevesinde kazanılan Mavi Bayrak Adaylığı için düzenlenen tören, üniversitenin Senato Toplantı Odası’nda gerçekleştirildi. Programa Rektör Kızıltoprak’ın yanı sıra dekanlar ve Engelsiz Öğrenci Birimi Koordinatörü Nilüfer Dalkılıç katıldı. Törende konuşan Rektör Kızıltoprak, elde edilen başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek üniversitenin her alanda erişilebilir olması için yürütülen çalışmaların önemine vurgu yaptı. Kızıltoprak, "Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendiren ve engelleri ortadan kaldıran bu anlamlı belgeleri üniversitemize kazandıran Engelsiz Öğrenci Koordinatörlüğümüzü ve ilgili dekanlıklarımızı yürekten kutluyorum. Daha erişilebilir bir yerleşke vizyonumuzla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İnşallah önümüzdeki dönemde Mavi Bayrakları resmî olarak üniversitemize kazandıracağız" ifadelerini kullandı. Yükseköğretim Kurulu tarafından verilen adaylık ödülleri kapsamında, üniversite sosyokültürel faaliyetlerde erişim alanındaki başarılı çalışmalarıyla toplam 6 Mavi Bayrak Aday Ödülü almaya hak kazandı. Ödül alan birimler arasında Evliya Çelebi Yerleşkesi ile Eğitim, Fen-Edebiyat, İlahiyat, Kütahya Uygulamalı Bilimler ve Mühendislik fakülteleri yer aldı. Tören, Rektör Kızıltoprak tarafından Mavi Bayrak adaylığı kazanan birimlerin dekanlarına teşekkür belgelerinin sunulmasıyla sona erdi.
Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Kilis’te Üniversitelilerle buluştu
28 Nisan 2026 Salı - 11:27 Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Kilis’te Üniversitelilerle buluştu Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde düzenlenen "Kariyer Yolu" etkinliğinde öğrencilerle bir araya gelerek iş hayatına dair tecrübelerini paylaştı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde gerçekleşen söyleşinin moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Seher Maşkaraoğlu yaptı. Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zekeriya Akman, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, "Tecrübe kolay kazanılmıyor. Bu nedenle üniversite olarak başarılı insanları öğrencilerimizle buluşturarak tecrübelerinden faydalanmayı önemsiyoruz. Bugün de Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu’nu aramızda görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Kendisine bizleri kırmayarak etkinliğimize katıldığı için teşekkür ediyoruz" dedi. Kilis’te doğan ve ilkokulu Kilis’te tamamlayan Mustafa Topçuoğlu, üniversiteli gençlerin büyük ilgi gösterdiği etkinlikteki konuşmasına, "Bizimki kişisel başarı hikayesi olmaktan çok bir ailenin başarı hikayesidir" diyerek başladı. Topçuoğlu ailesinin ticari hayatının temellerinin 1940’lı yıllarda dedesinin mütevazı bir başlangıcıyla atıldığını belirten Mustafa Topçuoğlu, "Bizim hikâyemiz 1940’lı yılların başında Kilis’te başladı. Dedem Mustafa Hilmi Topçuoğlu, 3 tonluk bir kamyonun bir tekerine ortak olarak işe başlamış. Daha sonra açtığı dükkanla ticarete atılmış. Ticaret hacmimiz genişleyince 1967 yılında Gaziantep’te kamyon ve traktör bayiliği ile yeni bir aşamaya geçtik" ifadelerini kullandı. "Risk almadan başarı gelmiyor" Ticarette önemli bir noktaya gelen Topçuoğlu ailesinin hedefinde hep sanayi yatırımının olduğunu hatırlatan Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, 1976 yılında sünger yatak üretimiyle sanayiye adım attıklarını, 1983’te ise çuval üretimine başladıklarını söyledi. 1983 Yılında üniversiteyi bitirdikten sonra ailenin çuval üretim tesisinde çalışma hayatına devam ettiğini belirten Topçuoğlu, Irak hükümetinin düzenlediği bir ihalenin ailenin ticari hayatında belirleyici bir rol üstlendiğini anlatarak, "90 çalışanla çuval üretimine başladık. Bir yıl sonra rahmetli Başbakan Turgut Özal ihracat seferberliği başlattı. Irak ile petrol karşılığı ihracat anlaşması yapıldı. Ben 24 yaşında Irak hükümetinin açtığı çuval ihalesine girmek için Basra’ya gittim. Daha doğrusu önce Ürdün’e, sonra taksi ile Basra’ya gittim. Geceyi askerî sığınakta geçirdim. İhaleye katılan tek kişi bendim. Çünkü savaş ortamında kimse ihaleye gelmemişti. Numunelerimiz de beğenildiği için ihale bizde kaldı. O gün orada o riskleri aldığımız için 1989’a kadar Irak’ın çuval ihtiyacını karşıladık" dedi. Gülsan’ın yatırımı halı sektörünü değiştirdi Aile birliği ve cesur yatırım kararlarının başarıda belirleyici olduğunu ifade eden Topçuoğlu, 1990’lı yıllarda polipropilen halı ipliği üretimine geçiş sürecini de anlattı. Gülsan Holding’in 1994 yılında yaptığı BCF halı ipliği yatırımının Gaziantep’in makine halısında dünyanın en büyük üretim merkezi olmasına öncülük ettiğini hatırlatan Topçuoğlu, "1990’lı yılların başıydı. Amcam rahmetli Naci Topçuoğlu Gaziantep Sanayi Odası’nın meclis başkanı idi. Gaziantep’ten bir grup makine imalatçısı, Sanayi Odası’nın organizasyonu ile İtalya’da bir fuara gidiyor. İtalya’ya giden amcam orada polipropülen (PP) halı ipliğini görüyor. Bu iplikle yapılan halıların Avrupa’da büyük rağbet gördüğünü, trend olduğunu görüyor. Gaziantep’e dönünce de halı sektörüne yönelik iplik yatırımı kararı alınıyor. Halı üreticilerinin olumsuz görüşlerine rağmen 1994 yılında BCF halı ipliği tesisi kuruluyor. O dönemde halıların geneli akrilik iplikle üretiliyor. Polipropülen akriliğe göre çok daha avantajlı. Leke tutmuyor, kolay temizleniyor, tüylenmiyor ve renk değiştirmiyor. Ancak bunlara rağmen halı sektörü yeniliklere karşı direnerek bu ipliği kullanmak istemiyor. Bunun üzerine biz bir halı tezgahını kiralayarak PP iplikle halı üretimi yapmak için kolları sıvadık. Tam 50 gün sonra büyük zorlukları aşarak istediğimiz kalitede halıyı ürettik. İnsanların karar vermesi için görmeleri dokunmaları gerekiyordu. Biz bunu yaptık. Halı imalatında PP ipliğin kullanılmaya başlanması ile sektörde yeni bir sayfa açıldı. Yatırım, üretim ve ihracat hızlı bir şekilde artmaya başladı. Gaziantep böylece makine halısı üretiminde dünyanın en önemli merkezi haline geldi" şeklinde konuştu. "Dünyadaki 10 büyük üreticiden biriyiz" Uluslararası fuarları ve sektörlerdeki yenilikleri yakından takip ettiklerini vurgulayan Mustafa Topçuoğlu, büyük ilgi gören söyleşide, "Araştırmayı hiçbir zaman bırakmadık. 1998 yılında yine bir fuarda bebek bezi üretimini gördük. O zaman bebek bezi kullanımı çok yeni idi. Sektörün önünün açık olduğunu keşfettik. Bebek bezinde ve hijenik pedlerde kullanılan kumaşları üretelim dedik. 2002 yılında bu ürünün üretimine başladık. Şu anda dünyadaki 10 büyük üreticiden biriyiz. Kaliteye ve insana yatırım yaptık. Doğru düzgün çalıştık. 20 kişi ile başladığımız bu yolda 2 bin 500 civarında çalışanla Türkiye’nin en büyük 130 firmasından birisi haline geldik" şeklinde konuştu. "Çalışacağınız şirketi iyi inceleyin" Üniversite öğrencilerine, çalışma hayatında başarıya giden yoldaki tecrübelerini aktaran Mustafa Topçuoğlu, "Başarıya giden yolda sabır, istikrar ve çalışkanlık çok önemlidir. Öncelikle çalışmak için başvurduğunuz firmayı iyi inceleyin, tanıyın. Şirket dinamik, yenilikçi ve istikrarlı şekilde büyüyen bir şirket mi? İhracatı var mı? Etik değerlere önem veriyor mu? Bu soruların cevabı ‘evet’ ise çalışmak için o şirketi tercih edin. Sık sık işyeri değiştirmeyin. Kısa sürede terfi beklemeyin. Tez canlı olmayın. Mesela bizde çalışmak için birisi başvuruyor. CV’sine bakıyoruz. 5 yıllık tecrübesi var, ama 4 işyeri değiştirmiş. Bu kişiden kesinlikle bize bir fayda gelmeyecektir. Sabır önemli. İstikrarlı olun. İşinizi sevin ve heyecanla çalışın. Parayı değil başarıyı hedefleyin. Başarı olursa para da gelecektir. Hayatta her zaman zorluklar, engeller olacaktır. Sorunsuz bir hayat yok. Siz sorunlara karşı mücadele edin, işinizi doğru ve kaliteli yapın. Ama en önemlisi de olayların detaylarına inerek fark oluşturun. Sadece verileni yapmayı değil, oraya ne katabilirsiniz bunu hedefleyin. İşiniz tutkunuz olsun. İşinizi sadece mesai saatlerinde yaşamayın. Bir ağabeyimiz, ‘Eğer işin ya muhtacı ya da aşığı değilseniz başarılı olamazsınız’ derdi. Çok doğru bir söz. Hayallerinizi yüksek tutun, asla vazgeçmeyin. Hepimizin ailemize, şehrimize ve ülkemize karşı sorumlulukları var. Onun için paylaşmayı bilmeliyiz. İmkanlarımız ölçüsünde sosyal sorumluluk projeleri ile yaşadığımız topluma katkı sağlamalıyız. Zor günlerde, zorda olan insanların yanında olun. Sivil toplum kurumlarında görev alın. Hayatın içinde olun. Kibir ve gururlanmak dünyanın en kötü davranışıdır. Mütevazı ve saygılı olun, karşınızdakine güven verin. Hiçbir zaman hayata olumsuz bakmayın. Olaylara pozitif bakın. Olumsuz düşünen kişilerle arkadaş olmayın. Yoksa sorunları çözemezsiniz. Türkiye kolay bir ülke değil. Kolay bir coğrafyada değiliz. Bunları bileceğiz ama hiçbir zaman umutsuz olmayacağız. Vatanı, evi olmayan insanlar var. Depremi hatırlarsınız. Hep yukarı bakarak mutsuz olmayın. Suriye ortada. Irak 1989 yılından beri huzur bulmadı. Bizim ülkemiz çok şükür güçlü. Bir duruşu var. Bu nedenle şanslıyız. Diploma tek başına yetmez. Heyecanınız, azminiz sizi bir yere taşır. Sadece teorik bilgi de başarıya götürmez. Yüzde 50 eğitimli, yüzde 50 de sokak çocuğu olmalısınız. Sokak çocuğu derken sokağın yani hayatın gerçeklerini bilmelisiniz. Mücadeleci olun. Kolay pes etmeyin ama olmayacak hayale kapılmayalım. Hırsınız, hiçbir zaman aklınızın önüne geçmesin. Günümüzde yabancı dil çok önemli. Mutlaka ve mutlaka İngilizce’yi çok iyi öğrenin. Artık imkanlar çok geniş. Yurt dışına gitmeden de yabancı dil öğrenebilirsiniz. Başarıda aile çok önemlidir. Aileye zaman ayırmak gerek. Biz yoğun iş hayatı dolayısıyla çocukların büyüdüğünü görmedik. Sağ olsun eşim bu konudaki yükü omuzladı. Ben bir yılda 180 gün şehir dışında kaldığım zamanlar oldu. Yakın zamana kadar günde ortalama 13-14 saat çalıştım. Bu arada eşinizi iyi seçin. Kültürümüze, ailenize uygun birini seçin. Evinizde mutlu iseniz hayatta da mutlu olursunuz. Ülkenin size ihtiyacı var. Sizler geleceğimizsiniz, sizlere güveniyoruz" diye konuştu. "Kariyer Yolu" isimli etkinliğin sonunda Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zekeriya Akman tarafından Mustafa Topçuoğlu’na teşekkür plaketi verildi.
Dünya Anestezi Kongresi’nde BEUN’u gururlandıran temsil
28 Nisan 2026 Salı - 11:26 Dünya Anestezi Kongresi’nde BEUN’u gururlandıran temsil Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) uluslararası bilim camiasında önemli bir başarıya daha imza attı. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hilal Ayoğlu, Dünya Anestezi Dernekleri Federasyonu nezdinde yürüttüğü görev kapsamında katıldığı küresel kongrede hem Türkiye’yi hem de BEUN’u başarıyla temsil etti. Küresel Bilim Platformunda Etkin Rol 14-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Fas’ın Marakeş ilçesinde düzenlenen WFSA Dünya Anestezi Kongresi, dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını bir araya getirdi. 132 ülkeden 3705 katılımcı ve 307 davetli konuşmacının yer aldığı bu prestijli organizasyonda Prof. Dr. Hilal Ayoğlu; gerçekleştirdiği sunumlar, yönettiği oturumlar, katıldığı workshoplar ve bilimsel toplantılarla dikkat çekti. Ayoğlu’nun kongrede üstlendiği rol; akademik bir katılımın ötesine geçerek Türkiye’nin tıp alanındaki bilimsel birikimini uluslararası platformda güçlü bir şekilde ortaya koydu. Özellikle probleme dayalı eğitim oturumları ve komite çalışmalarıyla bilimsel iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sundu. BEUN Akademisyenleri Uluslararası Camiada Önemli Görevler Üstlenmeye Devam Ediyor 2024 yılından bu yana Dünya Anestezi Dernekleri Federasyonu Avrupa Bölge Temsilciliği görevini yürüten Prof. Dr. Ayoğlu, kongre sonrasında bu görevini devretti. Ancak WFSA bünyesindeki etkili rolü devam ediyor. Ayoğlu; hâlen "Disaster Planning Working Group" Başkanlığı ile "Safety & Quality Komitesi" Başkan Yardımcılığı görevlerini sürdürerek küresel sağlık politikalarına katkı sunmaya devam ediyor. Rektör Özölçer: "Alanında Yetkin Akademisyenlerimiz, Uluslararası Camiada Üniversitemizi En İyi Şekilde Temsil Ediyor" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, akademisyenlerin uluslararası akademik camiada önemli çalışmalara imza atmalarından duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: "102 yıllık köklü bir geçmişe sahip Üniversitemiz, bilimsel üretkenliği ve uluslararası akademik temsiliyetiyle her geçen gün daha güçlü bir konuma ulaşmaktadır. Tıp Fakültemizin kıymetli akademisyenlerinden Prof. Dr. Hilal Ayoğlu Hocamızın, dünyanın en saygın bilimsel organizasyonlarından biri olan WFSA Dünya Anestezi Kongresi’nde ülkemizi ve üniversitemizi başarıyla temsil etmesi bizler için büyük bir gurur vesilesidir. Hocamızın yalnızca katılımcı değil; aynı zamanda yön veren, katkı sunan ve uluslararası bilim camiasında aktif rol üstlenen bir akademisyen olarak öne çıkması, Üniversitemizin nitelikli insan kaynağının ve yenilikçi bilimsel vizyonunun en somut göstergelerinden biridir. Ayrıca WFSA bünyesinde yürüttüğü görevlerle küresel sağlık politikalarına katkı sunmaya devam etmesi, ülkemizin bilimsel saygınlığı açısından son derece kıymetlidir. Bu başarı; üniversitemizin araştırma odaklı yaklaşımının, akademisyenlerimizin özverili çalışmalarının ve uluslararası iş birliklerine verdiğimiz önemin güçlü bir yansımasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle değerli hocamız Prof. Dr. Hilal Ayoğlu’nu canı gönülden tebrik ediyor; ulusal ve uluslararası alanda başarılı çalışmalarının devamını diliyorum."
BEUN’da AIRQUEST Uluslararası Sempozyumu gerçekleştirildi
28 Nisan 2026 Salı - 11:25 BEUN’da AIRQUEST Uluslararası Sempozyumu gerçekleştirildi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), Avrupa Birliği tarafından Interreg NEXT Black Sea Basin Programı kapsamında desteklenen ve yürütücü partnerleri arasında yer aldığı "BSB00168-Know What You Breathe: Mobilizing Communities for Air Quality in the Black Sea Basin (AIRQUEST)" Projesi çerçevesinde düzenlenen Uluslararası AIRQUEST Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı. 27-29 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen sempozyumun açılış programı, BEUN Sezai Karakoç Kültür Merkezi fuaye alanında düzenlenen lansman ile gerçekleştirildi. Farklı ülkelerden akademisyenler, uzmanlar, kamu kurum temsilcileri, yerel yönetimler ve özel sektör paydaşlarının katılımıyla başladı. Sempozyumun açılış programına BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ile BEUN Rektör Yardımcısı ve Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Servet Karasu’nun yanı sıra Zonguldak Belediyesi, Kozlu Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü temsilcileri ile özel sektör çalışanları katılım sağladı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Proje Koordinatörü, BEUN Mühendislik Fakültesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Gökhan Gürbüz, AIRQUEST Projesi’nin Karadeniz Havzası’nda hava kalitesine yönelik farkındalığı artırmayı, toplumları çevresel karar alma süreçlerine dâhil etmeyi ve ortak veri temelli çözümler geliştirmeyi amaçladığını ifade etti. Gürbüz ayrıca proje kapsamında geliştirilen çalışmaların, bölgesel çevre politikalarına katkı sunacak nitelikte önemli çıktılar ortaya koyduğunu belirtti. Doç. Dr. Gürbüz’ün ardından konuşmak üzere kürsüye gelen BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ise Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin yalnızca akademik alanda değil, toplumsal sorunlara çözüm üreten ulusal ve uluslararası projelerde de etkin rol üstlendiğini belirterek çevre ve sürdürülebilirlik odaklı bilimsel çalışmaları desteklemeye devam edeceklerini ifade etti. Program kapsamında AIRQUEST Projesi çıktıları arasında yer alan CleanAir Analiz Merkezi ile BSB AIRQUEST mobil uygulamasının tanıtımı da yapıldı. Hava kalitesinin izlenmesi, analiz edilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sunması amaçlanan proje çıktıları, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Ayrıca çevre bilincinin genç nesillere aktarılması amacıyla ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen öykü ve STEM yarışmalarının sonuçları da katılımcılarla paylaşıldı. Böylece proje kapsamında bilimsel ve teknolojik çalışmaların yanı sıra çocuklarda çevre farkındalığı oluşturulmasına yönelik eğitim temelli faaliyetler de ön plana çıktı. Rektör Özölçer "Çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" AIRQUEST Uluslararası Sempozyumu kapsamında değerlendirmede bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversitenin çevre alanında yürüttüğü uluslararası projelerle hem akademik görünürlüğünü artırdığını hem de toplumsal fayda üretmeye devam ettiğini belirterek şu sözleri ifade etti: "Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak 2024 yılında Avrupa Birliği tarafından kabul edilen projemizin bir çıktısı olan bu anlamlı sempozyumu düzenlemenin gururunu yaşıyoruz. Çevre sorunlarına yönelik bilimsel çözümler geliştiren, uluslararası iş birliklerini güçlendiren ve toplumsal farkındalığı önceleyen projelerde yer almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. AIRQUEST Projesi kapsamında Üniversitemiz ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu anlamlı sempozyum, yalnızca bilimsel bilgi paylaşımı açısından değil, sürdürülebilir bir gelecek vizyonunun güçlendirilmesi bakımından da son derece kıymetlidir. Proje kapsamında geliştirilen CleanAir Analiz Merkezi ve BSB AirQuest mobil uygulaması gibi çıktılar, Üniversitemizin araştırma kapasitesinin ve çözüm odaklı yaklaşımının somut göstergeleridir. Bu vesileyle başta proje koordinatörümüz Doç. Dr. Gökhan Gürbüz olmak üzere emeği geçen tüm akademik ve idari personelimize, proje ortaklarımıza ve katılım sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, sempozyumun hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum." Üç gün sürecek etkinlik kapsamında hava kalitesi, çevre politikaları, sürdürülebilir kalkınma, çevresel veri yönetimi ve toplumsal farkındalık konularında çeşitli oturumlar gerçekleştirilecek. Bölgesel ve küresel ölçekte çevresel sorunlara yönelik çözüm önerilerinin ele alındığı sempozyumda, uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi ve bilimsel bilgi paylaşımının artırılması hedefleniyor.
Toroslar’da Yörük göçü başladı: Sarıkeçililer yayla yolunda
28 Nisan 2026 Salı - 11:25 Toroslar’da Yörük göçü başladı: Sarıkeçililer yayla yolunda Bin yıllık Orta Asya geleneğini Anadolu’nun sarp coğrafyasında yaşatmayı sürdüren Sarıkeçili Yörükleri, baharın gelişiyle birlikte yayla göçüne başladı. Kışı, Mersin’in Aydıncık ve Bozyazı ilçelerindeki sahil kesimlerinde geçiren Yörük aileleri, develerine yükledikleri çadır ve yaşam malzemeleriyle Toroslar’ın serin yaylalarına doğru yola çıktı. Nesilden nesile aktarılan göçer kültürünü yaşatmaya çalışan Sarıkeçili aileler, haftalar süren zorlu yolculukta sürülerini önlerine katarak ilerliyor. Göç kervanları, doğayla iç içe sürdürülen hayatın önemli bir parçası olarak dikkat çekiyor. "Aslımızı neslimizi kaybetmemek için yollardayız" Bölgede ’Kuş Ali’ lakabıyla tanınan Ali Uçar, atalarından miras kalan bu hayat biçimini sürdürmeye kararlı olduklarını belirterek, "Bu dağlar bizim evimiz. Doğma büyüme bu işin içindeyiz. Aslımızı, neslimizi kaybetmemek için bu hayatı sürdürüyoruz" dedi. "Zarar haramdır" Göç hayatının zorluklarına rağmen kimseye zarar vermemeyi ilke edindiklerini ifade eden Uçar, "Allah’ın kuluna zarar vermek haramdır, biz bundan sakınırız. Bu yolun yolcusuyuz" diye konuştu. Göç sürecinde ibadetlerini imkanlar ölçüsünde yerine getirdiklerini de dile getiren Uçar, samimiyet ve niyetin önemli olduğunu vurguladı. Müftülük ziyareti memnuniyetle karşılandı Öte yandan Anamur İlçe Müftülüğü ekipleri, göç güzergahında mola veren Sarıkeçili aileleri ziyaret etti. Obasında Anamur Diyanet Haber ve Diyanet TV temsilcisi Ahmet Tokdemir ile İlçe Gençlik Koordinatörü İbrahim Sağır’ı ağırlayan Uçar, atalarından miras kalan konargöçer kültürü yaşatmaya çalıştıklarını belirterek, "Bu dağlar bizim evimiz. Doğma büyüme bu işin içindeyiz. Aslımızı, neslimizi kaybetmemek için bu hayatı sürdürüyoruz. Devletimizin ve müftülüğümüzün buralara kadar gelip halimizi, hatrımızı sorması bize güç veriyor" ifadelerini kullandı. Ziyarette ailelerin ihtiyaç ve talepleri dinlenirken, çeşitli kitap ve dergiler de hediye edildi. Saha çalışması ve manevi hizmet incelemesi Anamur İlçe Müftülüğü koordinesinde, İlçe Gençlik Koordinatörü İbrahim Sağır rehberliğinde yürütülen saha çalışmasında, göçer ailelerin dini hizmetlere erişimi yerinde gözlemleniyor. Çalışma kapsamında elde edilecek verilerin, göçerlere yönelik planlanacak hizmetlere katkı sağlaması hedefleniyor. Yolculuk dron ile görüntülendi Deve sırtında sürdürülen göç yolculuğu dron ile de görüntülenirken, Toroslar’ın doğal dokusu içinde ilerleyen kervan ve keçi sürüleri görsel şölen oluşturdu. Daralan mera alanları ve değişen hayat şartlarına rağmen Sarıkeçili Yörükleri, konargöçer kültürünü yaşatmayı sürdürüyor. Bu kadim hayat tarzı, Anadolu’nun kültürel mirasının önemli unsurları arasında yer alıyor.
İkiz kardeşler baba mesleğini yaşatıyor
28 Nisan 2026 Salı - 11:08 İkiz kardeşler baba mesleğini yaşatıyor Gaziantep’te unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin başında gelen kalaycılık mesleği, aile ocağında ikiz kardeşler tarafından sürdürülüyor. Kalaycı ustası olan babalarından öğrendikleri kalaycılığı aynı dükkanda çalışarak sürdürmeye devam eden 33 yaşındaki Ökkeş ve Ramazan Toprak, baba mesleğini sürdürmenin gururunu yaşıyor. Babalarından miras kalan ocakta, zamanın aşındıramadığı el emeğiyle bakır mutfak eşyalarını bin bir emek ve zahmetle kalaylayan kardeşler, baba mesleğini yaşatmaya çalışıyor. Günümüzün teknolojisine rağmen kalaycılık mesleğini omuz omuza vererek sürdüren kardeşler, 26 yıldır sürdürdükleri baba mesleği sayesinde her birinin aylığı 80 bin TL’ye geliyor. Ailelerinin geçimini baba mesleğiyle sağlayan kardeşlerden Ramazan Toprak 2 çocuk babası, Ökkeş Toprak ise 3 çocuk babası olarak ekmek mücadelesi veriyor. Kalaycılık yapan babalarının yanında 7 yaşında mesleği öğrenmeye başlayan ve zamanla kendilerini geliştiren kardeşler, kentin aranan ustalarından oldu. Müşterilerinin getirdikleri mutfak eşyalarını geleneksel yöntemlerle kalaylayarak yeni görünüme kavuşturan kardeşler, mesleklerini severek yapıyor. Sabahın erken saatlerinde tarihi Gaziantep Kalesinin karşısında bulunan iş yerini açan ve gün boyunca yoğun tempoyla mesai yapan kardeşler, unutulmaya yüz tutmuş baba yadigarı meslekte yetiştirecek çırak bulamamaktan yakınıyor. Henüz 7 yaşındayken mesleğe babasının yanında başladığını söyleyen Ökkeş Toprak, "Kalaycılık baba mesleği ve ikiz kardeşimle birlikte küçükken babamın yanında çalışmaya başladık. Kardeşimle birlikte babamın yanında çalışırdık. Babamın mesleğine heves ettik ve mesleği öğrendik. 7 yaşından beri baba mesleğini sürdürüyoruz. Şu anda 33 yaşındayız. Baba mesleğini canlandırmaya çalışıyoruz. Çok şükür mesleğimiz güzel, müşterilerimizin işlerini yetiştirmeye çalışıyoruz. Kardeşimle birlikte omuz omuza vererek baba mesleğini sürdürüyoruz. Babamızın bize miras olarak bıraktığı mesleği göğüslemeye çalışıyoruz" dedi. 26 yıldır ikiz kardeşiyle birlikte kalaycılık mesleğini yaptıklarını belirten Ramazan Toprak ise, "İkiz kardeşiz. Baba mesleğinin birlikte sürdürüyoruz. 7 yaşından beri birlikteyiz. Hep birlikte çalıştık, hiçbir zaman birbirimizden ayrılmadık. Şu anda 33 yaşındayız ve halen mesleğimizi sürdürüyoruz. Allah’a şükürler olsun geçimimizi sağlıyoruz" diye konuştu.
Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz
28 Nisan 2026 Salı - 10:57 Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz Samsun’un İlkadım Belediyesi, dar gelirli ve emekli ailelerin çocuklarına düğün salonu, ikramlar, orkestra, gelinlik ve damatlık dahil ücretsiz evlilik desteği sunarken, yeni doğan bebekler için de "Hoş Geldin Bebek" projesi kapsamında ailelere hediye paketleri ulaştırıyor. İlkadım Belediyesi, gittikçe azalan genç nüfus ve doğurganlık hızını tersine çevirmek amacıyla evlenecek gençlerin düğünlerini ertelememesi için çeşitli projeler yürütüyor. Belediye tarafından yürütülen proje kapsamında düğün salonu tahsisi, yaş pasta, kuru pasta, ikramlıklar ve orkestra hizmetleri ücretsiz sunulurken, gelinlik ve damatlık desteği ise Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanıyor. Ayrıca yeni evlenen çiftlerin bebek sahibi olması durumunda "Hoş Geldin Bebek" projesi kapsamında hediye paketleri de ailelere ulaştırılıyor. "Bugüne kadar 105 çiftimizi ücretsiz şekilde evlendirdik" Kısa bir sürede 105 çiftin düğününü ücretsiz olarak gerçekleştirdiklerini ifade eden İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Bu projemizi 2024 yılında başlattık. 2024 Haziran’dan itibaren çocuklarımızı ücretsiz evlendiriyoruz. Düğün salonu ve içindeki tüm ikramlar ücretsiz. Yaş pasta, kuru pasta, orkestra dahil her şey ücretsiz. Buna gelinlik ve damatlığı da ekledik. Onları da Samsun Büyükşehir Belediyesi, Başkan Halit Doğan öncülüğünde veriyor. Bu kardeşlerimiz bizden ücretsiz düğün yapsın ya da yapmasın, bebekleri olduğunda da ‘Hoş Geldin Bebek’ seti hazırladık. Belediye çalışanlarımız yeni doğan çiftleri ziyaret edip setimizi hediye ediyorlar. Bu şekilde dar gelirli aileler ve emeklilerimizin çocuklarını ücretsiz evlendirmeye devam ediyoruz. Bugüne kadar 105 çiftimizi bu şekilde evlendirdik. 2026 yılı için de bugüne kadar 80 evladımız bize müracaat etti. Randevularını verdik. O çiftlerimizi de evlendireceğiz ama bu süreç devam ediyor. 2026 yılında da 150’ye yakın çiftimizi ücretsiz bir şekilde evlendireceğiz diye düşünüyorum" dedi. "Hoş Geldin Bebek’ ve ‘Ücretsiz Düğün Salonu’ projelerimiz aynı kararlılıkla sürecek" Gençlerin maddi imkânsızlıklar nedeniyle düğünlerini ertelememesi ve düğün salonu gibi yüksek maliyetli giderlerin başka ihtiyaçlara yönlendirilebilmesi amacıyla projeye önem verdiklerini belirten Başkan Kurnaz, "Amacımız hem nüfus artışına katkı sağlamak hem de evlenmek isteyen gençlerimizin ekonomik nedenlerle evliliklerini ertelemelerinin önüne geçmek. Bir an önce yuva kurmalarını istiyoruz. 2024 yılında İlkadım’ın nüfusu 322 bindi. 2025 yılı sonunda bu sayı 330 bine yükseldi. Nüfusumuzda 8 bin kişilik artış söz konusu. Bu artışın yeni doğumlar mı yoksa adres değişikliklerinden mi kaynaklandığına yönelik çalışmalar sürüyor. Son iki yılda ilçemizin nüfusu 8 bin kişi arttı. Bu artışın yeni doğan bebeklerle daha da desteklenmesini arzu ediyoruz. İlkadım, emekli nüfusun yoğun olduğu bir ilçe görünümünde. Emeklilerimiz başımızın tacı ancak genç nüfusu artıracak adımları da atmaya devam edeceğiz. ‘Hoş Geldin Bebek’ ve ‘Ücretsiz Düğün Salonu’ projelerimiz aynı kararlılıkla sürecek" diye konuştu. Bu yıl şu ana kadar 80 ücretsiz düğün randevusu alan belediyeye başvuruların, düğün sezonunun yoğunlaşmasıyla birlikte artması bekleniyor.