GÜNDEM
Osmangazi Belediyesi’nden Türkiye’ye örnek Kadın Çalıştayı 29 Mart 2026 Pazar - 22:25:07 Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen "Bursa Kadın Çalıştayı: Şehirde Eşit Adımlar" kadınların kent yaşamına dair taleplerini somut çözüm önerilerine dönüştürürken, kapsayıcı yerel politikalar için güçlü bir yol haritası ortaya koydu. Osmangazi Belediyesi, kadınların toplumsal yaşamın her alanında güçlenmesini önceleyen vizyoner yaklaşımıyla önemli bir organizasyona daha ev sahipliği yaptı. Kadınlara yönelik sosyal, ekonomik ve kültürel projeleriyle örnek olan Osmangazi Belediyesi, eşitlikçi ve kapsayıcı bir kent hedefi doğrultusunda Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi, Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi, Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi ve YEİP iş birliğiyle "Bursa Kadın Çalıştayı: Şehirde Eşit Adımlar" programını gerçekleştirdi. İki gün süren çalıştay, 20 moderatör, 20 raportör, 110 katılımcı ve organizasyon ekibinin de dahil olduğu yaklaşık 200 kişilik geniş bir buluşmayı sağladı. Kadınların kent yaşamındaki haklarını, ihtiyaçlarını ve taleplerini görünür kılan çalıştay, eşitlikçi ve kapsayıcı yerel politikaların inşası için güçlü bir zemin oluşturdu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’in de katıldığı sonuç oturumunda somut, uygulanabilir ve dönüştürücü çözüm önerileri paylaşıldı. Çalıştay boyunca 5 ana masa ve 15 alt masa olmak üzere toplam 20 masada yürütülen yoğun tartışmalar ve atölye çalışmaları ile birçok başlıkta kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Kadın girişimciliği ve kooperatifçilik alanında; finansman ve destek mekanizmaları, kooperatif yönetimi ve sürdürülebilirlik ile eğitim ve mentorluk konularında önemli öneriler geliştirildi. Yerel yönetimlerde kadın politikaları kapsamında kadın dostu şehir tasarımı, kadın temsili ve liderlik ile sosyal hizmetlerin güçlendirilmesine yönelik somut adımlar ele alındı. Eğitim ve teknoloji başlığında dijital okuryazarlığın artırılması, teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, STEM alanlarında kadınların güçlendirilmesi ve eğitim fırsatlarının yaygınlaştırılması konuları öne çıktı. Kadınların sosyal güvenliği ve sağlığı alanında şiddetle mücadele ve rehabilitasyon, sağlık hizmetlerine erişim, önleyici sağlık uygulamaları ile psikolojik destek mekanizmaları detaylı şekilde değerlendirildi. Kadın istihdamı ve çalışma hayatı başlığında ise kadın istihdamının artırılması, sosyal destekler, kadın dostu iş yerleri ve kurumsal politikalar ile kadınların emek ve meslek örgütlerindeki hakları ve temsiliyeti üzerine kapsamlı öneriler ortaya kondu. Çalıştay kitaplaştırılarak rehber niteliği taşıyacak Çalıştay çıktıları, kadınların yalnızca hizmetlerden yararlanan bireyler değil, karar alma süreçlerinde aktif rol üstlenen, kenti dönüştüren güçlü aktörler olması gerektiğini ortaya koydu. Sonuç oturumunda kadın dostu kent politikalarının hayata geçirilmesinin ancak katılımcı, şeffaf ve eşitliği esas alan bir yerel yönetim anlayışıyla mümkün olduğu vurgulandı. Çalıştayın en önemli kazanımlarından biri ise farklı temalar altında geliştirilen önerilerin ortak bir strateji çerçevesinde bir araya getirilerek, bütüncül bir yol haritasına dönüştürülmesi oldu. Bu kapsamda elde edilen içerik, "Bursa Kadın Odaklı Yerel Yönetim Strateji Belgesi" için güçlü bir temel oluşturdu. Düzenleme kurulu, çalıştay süresince üretilen tüm çıktıları derleyerek kapsamlı bir kitap hazırlayacak. Hazırlanacak bu eser, kadınların taleplerini, ihtiyaçlarını ve çözüm önerilerini doğrudan yerel yönetimlere aktaran önemli bir rehber niteliği taşıyacak. "Çalıştay kollektif kadın çalışmasının ürünüdür" Çalıştaya katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kadınlara yönelik çalışmalara destek verdiklerini ifade ederek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Sonuçların çok başarılı olacağına inandıklarını belirten Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal ise, "Bu çalıştayın sonuçları bir kitaba dönüştürülecek ve o kitabın bir yerel politika strateji belgesi olmasını bekliyoruz. Sadece Osmangazi Belediyemiz için değil, bütün Bursa’nın kamu kurumları için ve yerel yönetim temsilcileri için. Kadın girişimciliği ve kooperatifçilik, yerel yönetimlerde kadın politikaları, eğitim ve teknoloji, kadınların sosyal güvenliği ve sağlığı, kadın istihdamı ve çalışma hayatı konularında ve bunların alt masalarında derinlemesine iki gün boyunca çalışmalar yapıldı. Yaklaşık 75 kurumun temsilcisi vardı. Bu elde edilen çıktılar, daha sonra bir ürün olarak ortaya konacaktır. Bu, kollektif kadın çalışmasının ürünüdür. Sürecin Bursa’ya hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Çalıştayda ayrıca plan ve projelere emek veren kadınlar, sonuç oturumunda da söz alarak fikir alışverişinde bulundu. Güçlü ortak akıl ve dayanışma zeminiyle şekillenen çalıştayın Bursa’da kadın odaklı yerel yönetim anlayışının gelişmesine önemli katkılar sunması bekleniyor.
Tortum Belediyesi’nden 2 bin aileye ramazan desteği
12 Mart 2026 Perşembe - 11:05 Tortum Belediyesi’nden 2 bin aileye ramazan desteği Paylaşma ve dayanışma geleneğini 8 yıldır sürdüren Tortum Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla 2 bin aileye yardım kolisi dağıtırken, Belediye Başkanı Muammer Yiğider, 160 yaşlı hasta evine sıcak aş yemeği dağıtımı yaptı. 2 bin ailenin kapısını çalarak ramazan sevincini paylaşıyor Temel yaşam malzemelerinin yer aldığı gıda paketlerinin, belediye personeli ve mahalle muhtarları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını ifade eden Tortum Belediye Başkanı Muammer Yiğider, "Sosyal belediyecilik çerçevesinde ihtiyaç sahibi ailelere destek olmayı görev sayıyoruz. Ramazan ayı, paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşlik duygularının pekiştiği ve iftar sofralarında birlik beraberliğin en güzel örneklerinin sergilendiği mübarek bir zaman dilimini hep birlikte yaşıyoruz. Tortum Belediyesi olarak Mübarek Ramazan ayı sebebiyle diğer hizmetlerimizin yanında dayanışmayı ön plana çıkarıyoruz. Bu doğrultuda yıl içerisinde sunduğumuz desteği Ramazan ayında bir nebzede olsa arttırıyoruz. Çalışmalarımız kapsamında bu yıl Ramazan Ayı’nda 2 bin ailemize Ramazan kumanyası dağıttık. Yardım paketlerimizi hazırlarken titizlikle davrandık. Paketlerimizde kahvaltı ürünleri ve muhtelif türle gıda malzemesi yer alıyor. Büyük bir özentiyle hazırlanan kumanyalar, ihtiyaç sahibi ailelerimize ulaştırıldı. Hiç bir vatandaşımızı rencide etmeden, ’veren elin alan eli görmediği biçimde’ vatandaşlarımızla dayanışma içindeyiz. Her kolide dört kişilik bir ailenin aylık temel ihtiyacını karşılayacak kadar gıda maddesi bulunuyor. İlçemizde 160 yaşlı hane evimize de iftar öncesi mutfağımızda hazırlanan sıcak aş yemeği desteğinde bulunduk. Ramazan’ın bereketini güzide ilçemizde hep birlikte paylaşıyoruz. Allah kabul etsin’’ diye konuştu. Yardım kolilerini kapılarında teslim alan vatandaşlar, zor günlerinde yanlarında olan Tortum Belediyesi personeline, Belediye Başkanı Muammer Yiğider’e teşekkürlerini ileterek memnuniyetlerini dile getirdiler.
Cinayete kurban giden kadınlar anısına fidan dikildi
12 Mart 2026 Perşembe - 11:03 Cinayete kurban giden kadınlar anısına fidan dikildi Şehzadeler Belediyesi ve Kent Konseyi tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla cinayet sonucu hayatını kaybeden kadınlar anısına fidan dikildi. Şehzadeler Belediyesi ile Şehzadeler Kent Konseyi iş birliğiyle, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında cinayete kurban giden kadınların anısına fidan dikim etkinliği düzenlendi. Hamalın Kırı Mesire Alanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, hayatını kaybeden kadınların anısı yaşatılırken toplumsal farkındalığa da dikkat çekildi. Etkinlikte katılımcılar, katledilen kadınların yarım kalan hayallerini simgeleyen fidanları toprakla buluşturdu. Etkinliğe Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcısı Emre Halil Esenkaya da katılarak destek verdi. Şehzadeler Kent Konseyi Başkanı Ayşe Çevik, kadın cinayetlerinin toplumun en büyük yaralarından biri olduğunu belirterek "Bugün burada sadece fidan dikmiyoruz. Katledilen kadınların yarım kalan düşlerini, umutlarını ve hayatlarını simgeleyen fidanları toprağa emanet ediyoruz. Her bir fidan, bir kadının hatırasını yaşatacak ve büyüdükçe bize bu acıyı unutmamamız gerektiğini hatırlatacaktır. Kadınların güvenle yaşayabildiği bir toplum oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Etkinlikte katılımcılar hep birlikte fidan dikerek anma gerçekleştirdi. Programın sonunda dikilen fidanların zamanla büyüyerek katledilen kadınların anısını yaşatan bir hatıra alanına dönüşmesi temennisinde bulunuldu.
Tarih Derneği Başkanı Özden: "Milletimizin o gün verdiği mücadeleyi asla unutmamalıyız"
12 Mart 2026 Perşembe - 11:01 Tarih Derneği Başkanı Özden: "Milletimizin o gün verdiği mücadeleyi asla unutmamalıyız" Erzurum Tarih Derneği Başkanı Ömer Özden, 12 Mart Erzurum’un kurtuluş yıldönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayınladı. Erzurum’un Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 108’nci yıl dönümünde, Erzurum’un Anadolu topraklarının adeta sigortası olduğunu ifade eden Erzurum Tarih Derneği Başkanı Ömer Özden, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Erzurum Selçuklular tarafından fethedildiği tarihten itibaren Anadolu’nun kapısı olarak düşmanlara geçit vermeyen bir kale görevi görmüştür. Kurtuluş Savaşı’na kadar olan dönemde zaman zaman işgallere maruz kalan Dadaşlar diyarı Erzurum, yiğit evlatlarının canlarını ortaya koyarak verdikleri mücadelelerle her seferinde düşmandan temizlenmiştir. Milletimizin o gün verdiği mücadeleyi asla unutmamalıyız. Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Erzurum, bu mücadelelerin en acılarından birini vermek zorunda kalmıştır. Eli silah tutan erkekleri, cepheden cepheye koşan Dadaşlar diyarında geride yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştı. Erzurum’u işgal eden Rusların gözü önünde Ermeni çeteleri kadın, erkek demeden büyük bir katliam yapmaya başlamışlar. Vatan ve millet’ kavramları Erzurumlular için asla bir hamaset örneği olmamıştır; vatan ve millet konusu Erzurumlular için bir iman meselesidir, büyük bir mefkûredir. Bu ruhun bir tezahürü olarak Erzurumluların, kurtuluştan bir yıl sonra, şehrin enkazı üzerinde, Erzurum Kongresini toplayarak, parçalanmak ve yok edilmek istenen vatanın kurtarılması, milletin birlik ve dirliği için verdikleri mücadele, hakikaten emsalsizdir. Çok büyük kıyım ve katliamlara maruz kalan ve Birinci Dünya Savaşı’nın en dehşetli şekilde yaşandığı Erzurum, 2 yıllık esaretten sonra, 12 Mart 1918’de Kazım Karabekir Paşa’nın komutasındaki Birinci Kafkas Kolordusu ve kahraman Erzurum halkının mücadelesiyle yeniden bağımsızlığını elde etmiş ve burçlarına ay-yıldızlı bayrağı dikmiştir. Öyle kolay kolay yok olacak, yapılan zulümleri, katliamları sineye çekecek bir şehir değildir. Burası, erkekleri 7 cephede savaşırken Nene Hatunların düşman karşısına çıkıp, göğsünü vatanına, milletine ve bayrağına siper ederek destan yazdığı dadaşlar diyarıdır. Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşuyla, 12 Mart Anadolu’nun yeniden şahlanışa geçtiği bir tarih olmuştur. 12 Mart Zaferi, kahramanlığın ve vatan sevdasının adıdır. 12 Mart Zaferi, Nene Hatun’un ve daha nice analarımızın yavrularını bir kenara bırakıp, düşmanın üzerine yürüdüğü, Allah Allah nidalarıyla yükselen ses, iman dolu yürekleri ve çelik bilekleriyle Dadaşların, vatan toprağını düşman çizmeleri altında ezdirmeyeceklerini tüm dünyaya haykırışı olmuştur. Anadolu’nun kahraman evlatları Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Önderliğinde önce 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’ni toplamış ve "kurtuluştan kuruluşa" giden Milli Mücadelenin temellerini Erzurum’da atmıştır. Bu temel ilk meyvesini 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla vermiştir." İstiklâl Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kabul edilmesinin 105’nci yılını da kutlayan Başkan Ömer Özden, İstiklâl Marşı’nın bir şiir olmaktan öte bir destan olduğunu ifade ederek,"12 Mart, bizim için Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı’nın, Milli Marş olarak kabul edildiği tarih olarak ta önemlidir. Mehmet Akif Ersoy, şiirinde kahraman Türk evlatlarının 7 düvele karşı verdiği insanüstü mücadeleyi anlatırken, dünyalara karşılık bu vatanın verilemeyecek kadar kıymetli olduğuna ve her karış toprağının şehitlerimizin aziz kanlarıyla yoğrulduğuna dikkat çekmiştir. Milli Şairimizin, şiirinde anlattığı durum ne yabana atılabilir, ne de unutulabilir bir durumdur. Bugün halen tazeliğini koruyan ve okunduğunda bizleri duygulandıran İstiklâl Marşı, sıradan bir şiir değil, bir milletin tüm yokluğa ve yalnızlığına rağmen, imanı ile tarihin akışını değiştirdiği önemli hadiselerin anlatıldığı bir destandır. Bu vesileyle Erzurum Tarih Derneği olarak, Erzurumlu hemşerilerimizin, tüm milletimizin, 108’nci kurtuluş yıl dönümünü ve İstiklal Marşı’mızın kabul edilmesinin 105’nci yıldönümünü en kalbi duygularımızla kutluyor, bu vesile ile; toprağı sıksan kanları fışkıracak olan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun" diye konuştu.
ESOB Başkanı Fırat’tan 12 Mart mesajı
12 Mart 2026 Perşembe - 10:54 ESOB Başkanı Fırat’tan 12 Mart mesajı Erzurum Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (ESOB) Başkanı Rasim Fırat 12 Mart Erzurum’un Düşman İşgalinden Kurutuluşunun 108. yıl dönümü nedeniyle bir kutlama mesajı yayımladı. ESOB Başkanı Fırat, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Bugün Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıç noktası, İstiklal mücadelemizin yıkılmaz kalesi Erzurum’umuzun düşman işgalinden kurtuluşunun 108’nci yıl dönümünü kutluyoruz. Kurtuluş Savaşı’nda ortaya koyduğu mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda bir mihenk taşı olan Erzurum, 6000 yıllık tarihiyle yıkıcı bütün faaliyetlere karşı durmuş; barışın, huzurun, inancın, azmin, ilmin ve irfanın merkezi olmuştur. Tarih boyunca birçok saldırıya maruz kalan Erzurum, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda gösterdiği kahramanlığın rastlantı olmadığını, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği mücadeleyle bir kez daha ortaya koymuştur. Tarihi, şan ve şerefle dolu olan dadaşlarımız; yıllarca çektikleri acılara kurtuluş mücadelesiyle son vermiş ve 12 Mart 1918’de tekrar al bayrağımıza kavuşmuştur. I. Dünya Savaşı sonucunda Ruslar ve Ermenler tarafından işgal edilen Erzurum’da, ağır şartlara mahkûm edilen atalarımız istiklal ve istikballerinden ödün vermemiş, tarihe geçen kahramanlıklarıyla emperyalizm heveslilerini yurdumuzdan def etmiş, Erzurum Kongresi’nde Millî Mücadele’mizin meşalesini yakmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ilk tohumları şehrimizde atılmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yol da yine Erzurum’dan geçmiştir. Anadolu’nun işgalden kurtulmasında büyük rol oynayan kahramanların torunları olarak bizler onların bize emanet ettiği bu serhat şehri en değerli yadigâr gibi korumaya devam edeceğiz. Erzurum’un kurtuluşu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna da bir zemin oluşturmuştur. Aziz Erzurum’umuzun kurtuluş gününde bir kez daha bu vatanı bize aziz kılan, geriye baktığımızda bizlere şerefli bir miras bırakan ve her daim hatıralarıyla onurlandığımız milli şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’u da, 108’nci yılında minnet ve şükranla yad ediyor, Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy olmak üzere, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyoruz. Ecdat yadigârı, tarihin emaneti Erzurum; şehitlerimizin toprağa sızmış kanları ve havaya karışmış nefesleriyle bizimdir ve ebediyen bizim kalacaktır. Erzurumlu hemşerilerimizin "Kurtuluş Bayramını" tebrik ediyorum. Bugün 12 Mart, okunduğu her zaman gönlümüzü titreten, ruhumuzu coşturan İstiklal Marşı’mızın millî marş olarak kabulünün 108’nci yıl dönümü. Karanlık günlerin şimal yıldızı gibi ortaya çıkan, sözleriyle milletimize millî benliğini hatırlatan, İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un duasını hatırlatmak istiyorum: "Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın! "Allah bizlere, İstiklal Marşı’nın ilk sözünden aldığımız ilhamla yola devam etmeyi nasip etsin. İstiklal Marşı’ndan yansıyan inanç ve umut ışığı bizleri her zaman aydınlatsın. 12 Mart 1921"de TBMM’de millî marş olarak kabul edilen ve gözyaşlarıyla tekrar tekrar dinlenilen İstiklal Marşı’nı, aynı ruh, aynı heyecan ve aynı ülküyle seslendiriyoruz. Göğsündeki iman ile vatan sevgisini yoğuran ve bize ebediyete namzet bir kahramanlık destanı hediye eden Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve şükranla anıyorum."
Şef Tahir Tekin Öztan: "Yuvalama sadece bir yemek değil, bir sosyalleşme geleneğidir"
12 Mart 2026 Perşembe - 10:54 Şef Tahir Tekin Öztan: "Yuvalama sadece bir yemek değil, bir sosyalleşme geleneğidir" Gaziantep mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olan yuvalama, geçmişten bugüne uzanan güçlü bir kültürel miras olarak öne çıkıyor. Şef Tahir Tekin Öztan, eski bayramların ve geleneksel mutfak kültürünün unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Öztan, yuvalamanın sadece bir yemek değil, aynı zamanda insanları bir araya getiren bir sosyalleşme geleneği olduğunu ifade etti. Eski bayramların günler öncesinden başlayan bir heyecanı olduğunu anlatan Öztan, çocukların bayram için yeni ayakkabı ve elbiseler almanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Bayram hazırlıklarının mutfaklarda başladığını belirten Öztan, özellikle Gaziantep’te yuvalamanın bayram sofralarının vazgeçilmez yemeklerinden biri olduğunu söyledi. Yuvalamanın oldukça zahmetli ve emek isteyen bir yemek olduğuna dikkat çeken Öztan, bu nedenle hazırlıkların çoğu zaman komşuların bir araya gelmesiyle yapıldığını anlattı. Eskiden pirincin havanda dövüldüğünü, etin hazırlandığını ve yuvalamanın komşularla birlikte yapıldığını aktardı. Yuvalama hazırlanırken sadece yemek yapılmadığını, aynı zamanda insanların sohbet ettiğini ve birbirlerinin halini hatırını sorduğunu vurguladı. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden birinin de lezzetinin yanında insanları bir araya getirmesi olduğunu ifade etti. Yuvalamanın eskiden genellikle yılda bir kez, bayramlarda yapıldığını belirten Öztan, bayram sabahlarının kendine özgü bir atmosferi olduğunu söyledi. Bayram namazından dönen aile büyüklerini evde sade yağ ve nane kokusunun karşıladığını, sofrada şehriyeli pirinç pilavı, sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemeklerinin yer aldığını anlattı. Bütün ailenin aynı sofrada buluştuğunu ve gurbette olan akrabaların da bayram için memlekete geldiğini ifade etti. "Yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir" Eski bayramları anlatan şef Öztan, "Biz aslında çocukluğumuzun bayramlarını anlatıyoruz ki geleceğe bir ışık olsun. Bu hatıralar kayıt altında kalsın istiyoruz. Bazen gençler bu konuya kızabiliyor. ’Eski bayramlar’ denildiğinde bunu gereksiz bulanlar oluyor. Oysa eski bayramları bilmeden yenisini anlamak mümkün değildir. Eskiden bayram heyecanı günler öncesinden başlardı. Küçükler için bayram demek yeni ayakkabı ve yeni elbiseler demekti. Bu heyecan evlerde günler öncesinden hissedilirdi. Mutfaklarda ise annelerimizin bayram hazırlıkları başlardı. Özellikle Gaziantep’te bayram denildiğinde akla ilk gelen yemeklerden biri yuvalamadır. Yuvalama hazırlanırken büyük bir emek verilirdi. Önceden pirinç alınır, havanda dövülerek un haline getirilirdi. Et alınırdı ve bu hazırlıklar çoğu zaman komşularla birlikte yapılırdı. Çünkü yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir. Öyle birkaç saatte hazırlanacak bir yemek değildir. Hem masraflıdır hem de ciddi bir emek ister. Bu yüzden komşular bir araya gelir, birlikte yuvalama hazırlamaya başlarlardı" dedi. "İnsanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi" Yuvalamanın önceden sosyalleşme aracı olduğunu söyleyen şef Öztan, "Yuvalama yapılırken sadece yemek hazırlanmazdı, aynı zamanda sohbet edilirdi. Komşunun hali hatrı sorulur, kimin oğlu askerde, kimin kızı gelin olmuş, kimin bir sıkıntısı var. Bunlar konuşulurdu. Yani insanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden biri de sadece lezzetli olmaları değil, aynı zamanda insanları bir araya getirmeleridir. Yuvalama da bu yemeklerin en güzel örneklerinden biridir. Eskiden yuvalama yılda genellikle bir kez, bayramlarda yapılırdı. Bayram sabahı babamız bayram namazından eve geldiğinde evin içi sade yağ ve nane kokardı. Sofrada yeni yapılmış şehriyeli pirinç pilavı, aslan sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemekleri hazır olurdu. Bütün aile bir araya gelir, aynı sofrada bayram yemeğimizi yerdik. Bayram aynı zamanda akrabaların bir araya geldiği özel bir zamandı. Gurbette okuyan bir talebe varsa o gelirdi, başka şehirde çalışan varsa o da bayram için memlekete dönerdi. Herkes bir araya gelir, bayram birlikte yaşanırdı" ifadelerini kullandı. "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir" Yuvalamanın Gaziantepliler için önemine dikkat çeken Öztan, "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir. Adeta bizim milli yemeğimiz gibidir. Yuvalama yapılırken önce pirinç dövülerek un haline getirilir. Bunun içine çiğ köftelik et, biraz soğan, karabiber ve tuz eklenir. Bu karışım güzelce yoğrulur. Daha sonra hamurdan çok küçük parçalar alınarak yuvarlanır. Bu yuvarlaklar nohuttan bile küçük olur. Hatta eskiler ’bir kaşığa kırk tane sığacak kadar küçük olacak’ derlerdi. Daha sonra kemikli et ayrı bir yerde pişirilir. Nohut haşlanır. Süzme yoğurt hazırlanır. Köfteler piştikten sonra yoğurt, et ve nohutla buluşturulur. Üzerine de sade yağda kızdırılmış nane eklenir. Böylece yuvalama hazır olur. Yanında mutlaka şehriyeli pirinç pilavı ve aslan sütlaç bulunur. Günümüzde ise fabrikasyon ürünler çoğaldı. Hazır yemekler arttı ve eski tatların bir kısmı kayboldu. Bunun en büyük sebebi de eski bayramların yaşanmıyor olmasıdır. Eskiden bayram denildiğinde insanlar bir araya gelirdi. Şimdi ise çoğu kişi bayram tatilini seyahat planı olarak görüyor" şeklinde konuştu. "Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir" Bayram tatilinin insanların bir araya gelmesi için olduğunu söyleyen Öztan, "Biz ise bu zamanı gezmek için kullanıyoruz. Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir. Yuvalama da böyledir. Ne yazık ki bayramlarımız gibi yuvalamamız da zamanla yozlaşmaya başladı. Ancak yine de umudumuz var. Eğer bizler ve bizim gibi bu kültürü anlatan insanlar her bayram bu gelenekleri hatırlatmaya devam edersek, en azından bu değerler unutulmaz. Belki herkes yapmaz ama en azından hatıralarımızda ve kültürümüzde yaşamaya devam eder" diye konuştu.
Başkan Kahveci: "Kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem veriyoruz"
12 Mart 2026 Perşembe - 10:52 Başkan Kahveci: "Kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem veriyoruz" Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Kütahya İl Koordinatörü Dr. Birsen Karaaslan’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarete Belediye Başkan Yardımcısı Osman Ortaclı ile Su ve Kanalizasyon Müdürü Murat Yenidoğan da katıldı. Görüşmede Kütahya’da tarım ve kırsal kalkınma alanında yürütülen çalışmalar ile IPARD programı kapsamında sağlanan hibe destekleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette konuşan Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, tarım ve kırsal kalkınmanın sürdürülebilir gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, üreticilerin ve girişimcilerin destek programlarından en verimli şekilde yararlanmasının önemine dikkat çekti. Kahveci, Kütahya’da üretimi güçlendirecek ve kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem verdiklerini ifade etti. TKDK Kütahya İl Koordinatörü Dr. Birsen Karaaslan ise kurum tarafından Kütahya’da gerçekleştirilen yatırımlar ve sağlanan hibeler hakkında bilgi verdi. Karaaslan, tarım, hayvancılık ve kırsal ekonomik faaliyetlerin gelişmesine katkı sağlayacak projelerin desteklenmeye devam edeceğini belirtti. Karşılıklı iyi dileklerin paylaşıldığı ziyaret, iş birliği imkanlarının değerlendirilmesi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kayseri’ de kadın çiftçiler sürdürülebilir gelecek için buluştu
12 Mart 2026 Perşembe - 10:52 Kayseri’ de kadın çiftçiler sürdürülebilir gelecek için buluştu Kayseri Ticaret Odası (KTO) Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Desteği ile ’2026 Kadın Çiftçiler Yılı ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ dolayısıyla ‘Kadın Çiftçiler Gelecek İçin Buluşuyor’ iftar programı düzenlendi. Düzenlenen program, iftar yemeğinin ardından panel ile devam etti. Programa Vali Yardımcısı Erkan Kaçmaz, Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, KTO Başkanı Ömer Gülsoy, TOBB Kayseri Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Tuğba İlgü, TKDK Nevşehir İl Koordinatörü İbrahim Sertaç, protokol üyeleri ve 260 kooperatif üyesi kadın çiftçi katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, "Kadın elinin değdiği yerde bereket vardır ama en önemlisi disiplin vardır. Kadınlarımızın titizliği, işine gösterdiği sadakat ve o disiplinli çalışma ruhu; sadece bir aileyi değil, koca bir şehri, koca bir ülkeyi kalkındıracak güçtedir. Bugün Kayseri tarımda, üretimde Türkiye’nin parlayan yıldızıysa; bu başarının sessiz ama en güçlü kahramanları sizlersiniz. Tarlada izi olanın harmanda yüzü olurmuş. Sizlerin hem tarlada izi var, hem de bu şehrin geleceğinde çok büyük emeği var. Kayseri Ticaret Odası olarak bizler; kadın emeğinin güçlenmesini sadece sosyal bir sorumluluk değil, en temel stratejik önceliğimiz olarak görüyoruz. Kadın üretimde ne kadar görünür olursa, ekonomimiz de o kadar güçlü olur. Bakınız, Avrupa Birliği de bugün tarım ve kırsal kalkınmanın merkezine kadınları koyuyor. Biz de Odamız bünyesindeki 1996’dan beri faaliyet gösteren AB Bilgi Merkezimiz aracılığıyla yürüttüğümüz çalışmalarla; kadın girişimcilerimizin ve kadın çiftçilerimizin bilgiye, iyi uygulamalara ve destek mekanizmalarına erişimini artırmayı hedefliyoruz. Buradan özellikle altını çizmek isterim ki; IPARD Programı ve TKDK destekleri, kırsalda üretim yapan siz değerli kadınlarımız için devasa birer fırsat kapısıdır. Bugün burada gerçekleştireceğimiz sunum, bu desteklerden nasıl faydalanacağınız konusunda sizlere ışık tutacak. Kayserili kadın girişimcimiz dünyadaki iyi uygulamaları bilsin, en modern teknikleri kullansın ve hak ettiği desteği sonuna kadar alsın. Siz yeter ki üretin, siz yeter ki o disiplinli elinizi topraktan, tezgâhtan çekmeyin; biz sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz" İfadelerini kullandı. "Kadın elinin değdiği, kadın emeğinin değdiği her şey kutsaldır" Vali Yardımcısı Erkan Kaçmaz da, kadın çiftçilere desteklerinin devam edeceğini belirterek, "Kadın elinin değdiği, kadın emeğinin değdiği her şey kutsaldır. Bu hususta hepimizin malumu sayın valimizin himayelerinde kadın emeğinin taçlanması, bereketlenmesi, artması adına tüm Türkiye’ye örnek olan kadın kooperatiflerinin koordine edilmesi, desteklenmesi, her türlü imkanı seferber edilmesi adına canla başla bir rol model, bir Kayseri modeli ortaya koymaya da çalışıyoruz. 41 kadın kooperatifimiz olana kadar 200 milyondan fazla ciro elde ederek 600’den fazla kadınımıza istihdam sağlayan bir yapıya dönüşmüş durumda çok kısa bir sürede. Bu da önümüzdeki günlerde artarak bereketlenerek devam ediyor. Tabi bunun en önemli sebebi de kadınlarımızın emeği ve gayretidir. Tüm kadınlarımıza şükranlarımı sunuyorum" dedi. "32 tane coğrafi işaret ürünümüz var, daha önce 26 taneydi" İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise, "Kayseri’miz tarımsal üretimde ton bakımından Türkiye’de 5’inci sırada. 2022 yılında 11’inci sıradaydı. Şu anda 5’inci sıraya geldi. Yani üretilen ürünlerin toplam miktarında 15’inci sırada yer alıyor. Toplam işlenen tarım alanının, yani Türk toprağa düşen tohum alanı miktarında da Türkiye’de şu anda yine 5’inci sırada. 2022 yılında 10’uncu sırada yer alıyordu. Bu da bizim en önemli gurur tablomuz. Kayseri’mizin Türkiye’de ilk 10 içerisinde 24 tane ürünü var. Bunlardan 4 tanesi de 1’inci sırada. Aspir üretiminde 1’inci sırada, çavdarda 1’inci, çerezlik kabak 1’inci, kimyon 1’inci, çerezlik ayçiçeği 2’nci, patates üretimi 2’inci bu şekilde devam ediyor. 24 ürün de Türkiye’de ilk 10 içerisinde yer alıyor. Tabi coğrafi işaret ürünlerimiz var. 32 tane coğrafi işaret ürünümüz var, daha önce 26 taneydi. Kayseri’de hayvan varlığına baktığımızda Tükiye’ de ilk 10 içerisindeyiz. Büyükbaşta 9. Sırada, küçükbaşta 14. Sırada, Mandada 4. Sırada, kanatlı hayvanda 9. Sıradayız" diye konuştu. "Tarımda üretimin bel kemiği kadın emeğidir" TOBB Kayseri Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Tuğba İlgü da, "Bugün burada aslında hepimizin çok iyi bildiği bir gerçeği bir kez daha vurguluyoruz: Tarımda üretimin bel kemiği kadın emeğidir. Kayseri’de tarlada, serada, üretimde ve pazarlamada kadınlarımız var; Alın teri var, sabır var, emek var. Bizler her zaman söylüyoruz: Sanayide kadın eli, ticarette kadın eli, tarımda kadın eli. Kadınların emeğiyle Türkiye’nin üretim gücü her geçen gün daha da büyüyor. Bugün kadınlarımızın fedakârlıkları sayesinde tarımsal üretim ve hayvancılık güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde devam ediyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kadın Girişimciler Kurulu olarak sahada çok net görüyoruz ki kadınlar üretmek istiyor, büyümek istiyor ve birlikte güçlenmek istiyor. Kooperatiflerimiz de bu noktada kadın emeğinin değer kazanmasında ve üretimin daha güçlü hale gelmesinde çok kıymetli bir rol üstleniyor. Öte yandan Avrupa Birliği de kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasını öncelikli alanlardan biri olarak görüyor. Bugün burada paylaşılacak destek mekanizmalarının özellikle kadın çiftçilerimiz için önemli fırsatlar sunacağına inanıyorum. Bizler de Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadınların üretimde daha görünür olması, daha fazla değer üretmesi ve ekonomiye daha güçlü katılması için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Antep fıstıklı kurabiye bayramda damakları tatlandıracak
12 Mart 2026 Perşembe - 10:50 Antep fıstıklı kurabiye bayramda damakları tatlandıracak Bayrama sayılı günler kala Gaziantep’in tescilli Antep kurabiyesi için ev ve fırınlarda mesai başladı. UNESCO tarafından dünyanın 8’inci mutfağı olarak tescillenen ve 108 tescilli lezzetiyle Türkiye’de en fazla coğrafi işaretli ürüne sahip şehirler arasında yer alan Gaziantep’in eşsiz lezzetleri bayramlarda damakları tatlandırıyor. Antep kurabiyesi için mesai başladı Gaziantep’in eşsiz lezzetlerinden olan ve kentte özellikle Ramazan bayramlarına özel olarak hazırlanan coğrafi işaret tescilli Antep kurabiyesi için ev ve fırınlarda mesai başladı. Osmanlı döneminden bu yana Gaziantep’te bayram için üretilen fıstıklı kurabiye, hafifliği, doğallığı ve sindirim kolaylığıyla Ramazan Bayramı’nda şeker, çikolata ve baklavaya alternatif lezzet sunuyor. Kurabiyeye yoğun talep var 2019 yılında coğrafi işaretle tescillenen ve Ramazan Bayramı’nda da misafirlere ikram edilecek olan Antep fıstıklı kurabiye siparişlerini almaya başlayan işletmeler, sahur saatinde başladıkları mesailerini günü ilk ışıklarına kadar sürdürüyor. Ustalar yoğun mesai harcıyor Gaziantep’i dünyanın en önemli mutfak duraklarından biri haline getiren lezzetlerden birisi olan, sade ve Antep fıstıklı olarak üretilen, aynı zamanda "Bayram Kurabiyesi" olarak da bilinen kurabiye yapımı için ustalar, yoğun mesai harcıyor. Sadeyağ, irmik, un, şeker ve fıstık ile yapılan Antep kurabiyesi, bayramlarda hem göze hem de mideye hitap ediyor. Bayramın yaklaşmasıyla Antep fıstıklı kurabiye siparişlerinin de arttığını belirten katmer ve simit işletmecisi Furkan Yıldırım, "Bizim için Ramazan Bayramı mutluluk ayı diyebiliriz. Ramazan’ın bereketli bir ay olması bize de bol kazanç olarak yansıyor" dedi. "Kurabiye bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" Kurabiyenin çok hafif ve ağızda dağılmasıyla yemesi keyif veren bir lezzet olduğunu belirten Yıldırım, "Gaziantep gastronomi şehridir. Gaziantep’in birçok lezzeti var ve Gaziantep’te sadece bayrama has olan lezzetler de var. Bu lezzetlerden bir tanesi de fıstıklı Antep kurabiyesidir. Kurabiye ve diğer pasta çeşitleri bayramda eve gelen misafirlere ikram edilir" şeklinde konuştu. "Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir" Bayram yaklaştıkça siparişlerin arttığını belirten Yıldırım, "Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı ve Ramazan Bayramı yaklaştıkça bizimde tatlı telaşımız başladı. Şu an da yoğun bir şekilde başta fıstıklı Antep kurabiyesi olmak üzere diğer pasta çeşitlerinin siparişini almaktayız. Vatandaşlarımız şimdiden siparişlerini veriyorlar. Siparişler geldikçe bizim de yoğunluğumuz artıyor ve vatandaşlarımızın verdiği siparişleri gününde teslim etmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Kurabiye bayramların olmazsa olmaz lezzetidir. Bu lezzetin bayram sofraların da yer alması için bayram sabahına kadar yoğun bir şekilde çalışacağız" diye konuştu.
Madırlı’dan TİM Başkanı Gültepe’ye nezaket ziyareti
12 Mart 2026 Perşembe - 10:50 Madırlı’dan TİM Başkanı Gültepe’ye nezaket ziyareti Doğu Anadolu İhracatçı Birliği (DAİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve DAİB Başkan Adayı, Erzurumlu iş insanı Ömer Madırlı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe’ye nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatın gelişimine büyük önem verdiklerini belirterek sanayinin planlı bir şekilde Anadolu’ya yayılması gerektiğini ifade etti. Gültepe, "Küresel koşulların ihracatımızın önüne yeni engeller çıkardığı bir dönemde, en azından rekabetçiliğimizi destekleyecek önlemleri mutlaka alabilmeliyiz. Bölgenin üretim ve ihracatını Türkiye ekonomisinde sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin lokomotifi olarak görüyoruz. Arzu ettiğimiz oranlarda olmasa da 2025 yılında ihracatımızı artırdık. Artırmaya da devam edeceğiz." dedi. DAİB Yönetim Kurulu Üyesi ve DAİB Başkan Adayı Ömer Madırlı ise TİM Başkanı Mustafa Gültepe’ye sıcak misafirperverliğinden dolayı teşekkür etti. Madırlı, "DAİB Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Ethem Tanrıver Başkanlığı’nda Ülkemizin ihracatının gelişimi, bölgemizin üretim gücünün artırılması ve ihracatçılarımızın beklentilerinin karşılanması için her geçen yıl daha fazla çaba gösterdik. Kararlılıkla göstermeye devam edeceğiz. DAİB olarak Doğu Anadolu’nun sahip olduğu potansiyelin daha güçlü şekilde değerlendirilmesi ve ihracatçılarımızın küresel pazarlarda daha etkin rol alması için yapılacak çalışmaları önemli görüyoruz. Birlikte ülkemizi büyütmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.